İSTANBUL ,(DHA) - KALP krizi, kalbi besleyen koroner damarlardan birinin tıkanması sonucunda kalp kasının yeterli oksijen alamamasıyla ortaya çıkan ve hızlı müdahale gerektiren ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirten Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Göksel Güz, 'Göğüs ağrısı her zaman aynı şekilde hissedilmiyor. Özellikle kalbin ön duvarını besleyen damarlardaki tıkanıklıklar geniş bir kalp kası alanını etkileyebildiğinden, bu tabloda erken tanı ve hızlı tedavi daha da önem kazanır. Göğüste baskı, sıkışma veya ağrının yanı sıra sırta, kola, boyna ya da çeneye yayılan ağrı, nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı ve ani halsizlik gibi belirtiler de kalp krizinin habercisi olabilir. Kalp krizinde belirtilerin hafife alınmaması gerekiyor' dedi.

610 gram doğan Rüzgar bebeğe, yoğun bakım ünitesinde yatak başında kalp ameliyatı
610 gram doğan Rüzgar bebeğe, yoğun bakım ünitesinde yatak başında kalp ameliyatı
İçeriği Görüntüle

Kalbin farklı bölgelerinin farklı koroner damarlar tarafından beslendiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Doç. Dr. Göksel Güz, 'Özellikle kalbin ön duvarını etkileyen kalp krizleri önemli bir klinik tablodur. Ön duvar miyokard enfarktüsünün, kalbin ön bölümünü besleyen damarlardaki ciddi tıkanıklıklarla ilişkilidir. Tıkanıklığın kalp kasının ne kadar geniş bir bölümü etkilediği hastalığın seyrinde çok önemlidir. Kalp krizi yalnızca 'damar tıkanıklığı' olarak değerlendirilmemelidir. Tıkanan damarın kalp kasında oluşturduğu hasarın azaltılabilmesi için mümkün olan en kısa sürede tanı ve tedavi süreci başlatılmalıdır' diye konuştu.

'GÖĞÜS AĞRISI HER ZAMAN AYNI ŞEKİLDE HİSSEDİLMİYOR'

Kalp krizinin her hastada aynı belirtilerle ortaya çıkmadığını belirten Doç. Dr. Güz, 'Göğüste baskı, sıkışma veya ağrının en sık karşılaşılan belirtilerden biridir. Ağrı sol kola, her iki kola, sırta, boyna veya çeneye yayılabilir. Bazı hastalarda ise nefes darlığı, terleme, bulantı, kusma, çarpıntı veya ani halsizlik gibi belirtilerle ön plana çıkmaktadır. Özellikle şikayetin daha önce yaşanmamış olması, birkaç dakikadan uzun sürmesi veya giderek şiddetlenmesi halinde kişi kendi kendine geçmesini beklememelidir. Kalp krizi şüphesinde belirtilerin niteliğinden bağımsız olarak acil değerlendirme yapılması önem taşıyor' ifadelerini kullandı.

'BİRAZ BEKLEYEYİM DEMEK KALP KASINI RİSKİ ALTINA SOKABİLİR'

Kalp krizinde zaman kaybının kalp kasındaki hasarın artmasına neden olabileceğini belirten Doç. Dr. Güz, belirtiler başladıktan sonra kişi evde dinlenerek ağrının geçmesini beklemesi doğru değildir. Koroner damar tamamen veya ciddi şekilde tıkandığında kalp kası o bölgeye yeterli kan ve oksijen ulaştıramamaktadır. Tıkanıklık devam ettiği her süre boyunca kalp dokusunda geri dönüşü olmayan hasar oluşma riski önemli derecede artmaktadır. Bu nedenle göğüs ağrısı veya kalp krizi düşündüren belirtiler ortaya çıktığında en kısa sürede 112 Acil Servis'in aranmasının ve hastaneye ambulansla ulaşılması gerekiyor' dedi.

'İLK DEĞERLENDİRMEDE EKG KRİTİK ROL OYNUYOR'

Kalp krizi şüphesi bulunan hastalarda ilk değerlendirmelerin hızlı şekilde yapılmasının tedavi sürecini belirlediğini belirten Doç. Dr. Güz, 'Elektrokardiyografi kalp krizi değerlendirilmesinde temel incelemelerden biridir. EKG bulgularının yanı sıra kalp kasında meydana gelen hasarı değerlendirmek için kan testlerinden, özellikle kardiyak troponin ölçümlerinden yararlanılır. Hastanın şikâyetleri, muayene bulguları ve tetkik sonuçları birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle akut damar tıkanıklığını düşündüren bulguların varlığında tanı sürecinin uzatılmadan tedavi planının oluşturulması çok önemlidir' ifadelerini kullandı.

'TIKALI DAMARIN AÇILMASI TEDAVİNİN TEMEL HEDEFLERİNDEN BİRİ'

Kalp krizinde tedavinin temel amaçlarından birinin tıkalı koroner damardaki kan akımını yeniden sağlamak olduğunu belirten Doç. Dr. Güz, 'Uygun hastalarda koroner anjiyografi ve perkütan koroner girişimin önemli tedavi seçenekleri arasındadır. Anjiyografi sırasında tıkalı damar belirlendiğinde balon anjiyoplasti ve stent uygulamasıyla damar açıklığının yeniden sağlanabilir. Böylece kalp kasına kan akımını ulaştırmak hedeflenir. Hangi tedavinin uygulanacağının ise hastanın klinik durumu, EKG ve diğer değerlendirme sonuçları ile damar yapısına göre belirlenir' dedi.

'AĞRININ ŞİDDETİ TEK BAŞINA YOL GÖSTERİCİ DEĞİL'

Kalp krizinde ağrının çok şiddetli olmasının mutlaka daha büyük bir krizi, hafif olmasının ise daha küçük bir sorunu gösterdiği düşüncesinin doğru olmadığını belirten Doç. Dr. Güz, 'Belirtilerin şiddeti ile kalp krizinin ciddiyeti arasında her zaman doğrudan bir ilişki bulunmamaktadır. Bazı hastalar göğüs ağrısını baskı veya sıkışma şeklinde tarif ederken, bazılarıda daha farklı yakınmaların olduğunu tarif eder. Özellikle diyabet hastaları, ileri yaştaki kişiler ve bazı kadın hastalarda belirtiler daha farklı seyretmektedir. Bu nedenle kişinin 'Ağrım çok şiddetli değil, önemli değildir' düşüncesiyle sağlık kuruluşuna başvuruyu ertelememesi gerekiyor' dedi.

'KALP KRİZİ SONRASINDA TAKİP İHMAL EDİLMEMELİ'

Kalp krizi tedavisinin tıkalı damarın açılmasıyla tamamlanmadığını belirten Doç. Dr. Güz, 'Hastanın sonraki dönemde yeniden kalp krizi riskini azaltmaya yönelik kapsamlı bir takip sürecine alınması gerekiyor. Kan basıncı, kolesterol ve kan şekeri gibi risk faktörlerinin kontrol altında tutulmasının yanı sıra sigara kullanımının bırakılması, hekim tarafından önerilen ilaçların düzenli kullanılması, uygun beslenme ve fiziksel aktivite düzeninin oluşturulmasının uzun dönem kalp sağlığı açısından önem taşıyor. Kalp krizi geçiren hastaların kardiyoloji kontrollerini aksatmaması tedavinin sürdürülebilirliği açısından önemlidir' dedi.

'GÖĞÜS AĞRISINDA BEKLEMEK YERİNE HAREKETE GEÇİLMELİ'

Kalp krizinde erken başvurunun hem tanı hem de tedavi açısından belirleyici olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Güz, 'Göğüste baskı veya sıkışma hissi, sırta ya da kola yayılan ağrı, nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı veya ani halsizlik gibi belirtiler dikkate alınmalıdır. Bu belirtiler kalp kriziyle ilişkili olup olmadığının evde anlaşılması mümkün değildir. Özellikle ilk kez ortaya çıkan veya alışılmadık göğüs ağrılarında vakit kaybetmeden 112 Acil Servis'in aranması gerekiyor' dedi.

Kaynak: DHA