Ermenistan son yılların en önemli dış politika tercihlerinden birini yapıyor.
Nikol Paşinyan yönetimi Avrupa Birliği ile entegrasyonu hızlandırırken, ülkenin geleceğini Rusya merkezli güvenlik ve ekonomik sistemden daha bağımsız bir zemine taşımaya çalışıyor. Ancak bugün Erivan’ın karşı karşıya olduğu asıl soru Avrupa’ya ne kadar yaklaşabileceği değil, Rusya’dan ne kadar uzaklaşabileceği.
Son dönemde Avrupa Birliği üyeliği yönünde atılan adımlar, Fransa ve diğer Avrupa ülkeleriyle artan temaslar, vize serbestisi sürecindeki ilerleme ve Brüksel’in Ermenistan’a yönelik ekonomik destekleri, Erivan’ın stratejik yönünü büyük ölçüde belirlediğini gösteriyor. Siyasi açıdan bakıldığında Ermenistan artık yüzünü Avrupa’ya çevirmiş durumda.
Ancak bu tercih henüz Rusya ile bağların kopması anlamına gelmiyor.
Ermenistan hâlâ Avrasya Ekonomik Birliği üyesi. Ülkenin dış ticaretinde Rusya önemli bir yer tutuyor. Enerji, lojistik ve finans alanlarında Moskova’nın etkisi devam ediyor. Bu nedenle Paşinyan yönetimi Avrupa ile yakınlaşırken Rusya ile ilişkileri tamamen bozmak istemiyor. Erivan’ın izlediği politika, Moskova’dan ani kopuş değil, bağımlılığı kademeli olarak azaltma stratejisi olarak görülüyor.

Moskova da bu gerçeğin farkında. Rusya yönetimi son açıklamalarında Ermenistan’ın egemen bir devlet olarak kendi tercihlerini yapabileceğini söylese de, Avrupa Birliği ile tam entegrasyonun Avrasya Ekonomik Birliği üyeliğiyle uzun vadede bağdaşmayacağını açıkça dile getiriyor. Başka bir ifadeyle Kremlin, Erivan’ın bir gün Avrupa ile Rusya arasında net bir tercih yapmak zorunda kalacağını düşünüyor.
Brüksel cephesinde ise süreç henüz başlangıç aşamasında. Avrupa Birliği, Ermenistan’a tam üyelik perspektifinden önce reformlar, sınır güvenliği, göç yönetimi, hukuk sistemi ve kurumsal dönüşüm alanlarında kapsamlı değişiklikler talep ediyor. Bu nedenle yakın gelecekte tam üyelikten söz etmek gerçekçi görünmüyor.
Bugün için daha olası senaryo, Ermenistan’ın Avrupa ile ekonomik entegrasyonunu artırması, vize serbestisine yaklaşması ve Batı ile siyasi ilişkilerini güçlendirmesi.
Bu süreçte dikkat çeken bir başka unsur ise Güney Kafkasya’daki yeni dengeler. Ermenistan’ın Avrupa yönelimi, Azerbaycan ve Türkiye ile normalleşme süreciyle birlikte ilerlediğinde daha güçlü sonuçlar verebilir. Çünkü Erivan’ın Rusya’ya ekonomik bağımlılığını azaltmasının en hızlı yolu yalnız Avrupa pazarlarına ulaşmak değil, aynı zamanda bölgesel ulaşım ve ticaret koridorlarına entegre olmaktır.
Bu nedenle Ermenistan’ın Avrupa tercihi yalnızca Brüksel ile Moskova arasındaki bir jeopolitik mücadele olarak görülmemeli. Asıl mesele, ülkenin yeni ekonomik ve siyasi düzen içinde kendisine nasıl bir yer bulacağıdır.
Bugün gelinen noktada Ermenistan Avrupa’yı stratejik yön olarak seçmiş görünüyor. Ancak Avrupa Birliği üyeliği uzun ve belirsiz bir süreç olmaya devam ediyor. Rusya ise artık Erivan’ın tek seçeneği olmasa da, yakın gelecekte vazgeçilebilecek bir ortak da değil.

Bu nedenle önümüzdeki yıllarda Ermenistan’ın dış politikasını belirleyecek temel soru şu olacak:
Erivan Avrupa’ya ulaşmadan önce Rusya’ya olan bağımlılığını ne ölçüde azaltabilecek?
Bu sorunun cevabı yalnız Ermenistan’ın değil, Güney Kafkasya’nın geleceğini de şekillendirecek.