Aybala MELEK/ ANKARA, (DHA)- CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, 'Terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye'ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete, hamdolsun, fazlasıyla sahiptir' dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başkent Millet Bahçesi'nde düzenlenen '10'uncu Yılında 15 Temmuz: İrade Bizim Zafer Bizim' programına katıldı. Burada konuşan Erdoğan, 253 şehidin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yad ederek, 'Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şahsım ve milletim adına tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal eden 72 gazimize Yüce Allah'tan gani gani rahmet diliyorum' dedi.
'BU MİLLETİN ÖNÜNDE HİÇBİR GÜCÜN DURAMAYACAĞINI BİR KEZ DAHA İLAN ETTİK'
Erdoğan, 'O şehit ve gaziler ki cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye, canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal gökte gururla, heybetle dalgalansın diye, kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammedi'ler özgürce yankılansın, devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye; anadan, yardan, serden geçtiler. Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar; gözü yaşlı analar, yüreği mahzun babalar bıraktılar ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı, helikopter ve F-16'lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar. Onlar 'İman varsa imkan da vardır' dediler, 'Biz seferle mükellefiz, zafer Allah'tandır' dediler, 'Bu ülkeyi, ruhunu bir dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz', dediler. Hani şair diyor ya, 'Tarihin dilinden düşmez bu destan, nehirler gazidir, dağlar kahraman, her taşı yakut olan bu vatan can verme sırrına erenlerindir.' İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler. Vatanımızın 'ebedi varlık mühürleri' olan bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun, diyorum. Yine burada 15 Temmuz gecesi, üniformasına ihanet eden teröristler karşısında, milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına jandarması, polisi, özel harekatçısıyla tüm güvenlik kuvvetlerimize, ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek, darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi arz ediyorum. O gece, İstiklal Savaşı'nda şaha kalkan ruhun tekrar hayata ve harekete geçtiğini gördük. O gece, asil ve aziz milletimizin nasıl büyük bir millet olduğuna bir kez daha şahit olduk. O gece, göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik. O gece, emperyalizme uşaklık eden Haşhaşi çetesine karşı bir asır önce olduğu gibi yine: 'Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım, hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım, yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım' dedik. Tüm yaşadıklarımıza rağmen darbecilere teslim olmadık, bu ülkeyi kökü dışarda bir güruhun esir almasına izin vermedik. Buradan aziz milletimi bir kez daha tebrik ediyor, bu yüce milletin bir ferdi olmakla onur duyduğumu, kıvanç duyduğumu tekrar ifade ediyorum' diye konuştu.
'ŞEHİTLERİMİZİN HEPSİNİN AYRI BİR DESTANI VAR'
Erdoğan, ihanetin sirayet ettiği bünyeyi, tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüs olduğunu vurgulayarak, 'Bu virüs, ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa, bunların tamamını bir çırpıda silip atar. Tarih boyunca bu millete, bu devlete ihanet edenlere baktığınızda, karşınızda ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünü görürsünüz. Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında milli ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti olmaz. Bunlar, millet ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir. FETÖ'cüler, Ankara'da, 10 yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genel Kurmay Başkanlığımızı, Özel Harekat Başkanlığımızı Havacılık Dairemizi, MİT Başkanlığımızı, TRT ve TÜRKSAT'ımızı hedef aldılar. İstanbul'da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar. Marmaris'te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler. Milletin namuslarına emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara'da 149 kardeşimizi şehit verdik, bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi. Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız; tankların, helikopterlerin, F-16'ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın, gaddarlığın her türlüsüne milletçe tanıklık ettik. O gece, telsizin ucundaki hain, pilot üniforması giymiş teröristlere 'Emniyet binasını vurun' diye komut veriyordu. İşte bu saldırılarda 7'si emniyet mensubu, 6'sı sivil olmak üzere, toplam 13 kahraman, Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu. Şehitlerimizin hepsinin ayrı bir destanı var. O gece şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikayesi var' dedi.
'253 ŞEHİDİMİZİN TAMAMININ NİCE HATIRASI VAR'
Erdoğan, gençlere seslenerek, 'O gece, burada şehit düşen vatan evlatlarından biri, polis memuru Varol Tosun kardeşimizdi. Varol Tosun, devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu, 'Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?' Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi, eşine şöyle cevap veriyordu, 'Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam' Bir diğer şehidimiz, Ömer İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına 'Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum' demişti. Annesine, 'devleti bu çapulculara mı bırakacağız' demişti. Babasına, 'Ben şehit olmaya gidiyorum, çocuklarım size emanet' diyerek evden fırlamıştı. Yolda 'nereye gidiyorsun?' diye soranlara, 'Benim safım belli. Ben hakk'ın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum' diyordu. Polis memurumuz Hüseyin Kalkan yine burada vurularak şehit edildi. Arkadaşlarının anlattığına göre, şehadet şerbetini içerken elleri kulağında ve kamet konumundaydı; yüzünde ise huzurla dolu bir gülümseme vardı. Volkan Canöz kardeşimiz 29 yaşında, henüz hayatının baharındayken yine burada FETÖ'cüler tarafından katledildi. Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü; babası da emniyet teşkilatı mensubu olan, polis memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken, burada şehit düştü. Şehit Emniyet Amirimiz Cüneyt Bursa 37 yaşındaydı. 253 şehidimizin tamamının, 2 bin 737 gazimizin her birinin daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak, inanın yüreğimiz dayanmaz. Rabbim; askeri, polisi ve siviliyle tüm şehitlerimizi cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyor; bizleri Livaü'l-Hamd sancağı altında kendileriyle haşr-u cem eylesin, diyorum'
'ELİF GİBİ DİMDİK DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ'
Genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle, 15 Temmuz gecesinde milletin muazzam bir destan yazdığını kaydeden Erdoğan, 'Davetimize icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden; tarlasındaki hasadını ateşe veren; iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkan tüm kardeşlerimden Allah razı olsun. Çok acı çektik, çok canımız yandı; yakın dostlarımız dahil, çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındaki körpe delikanlılarımızı toprağa verdik. Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duası ve desteğinden; Cenab-ı Allah'ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız, o gece Türkiye için seferber oldular; ellerini açıp bizim için Yüce Allah'a niyazda bulundular. O gece 'Türkiye'ye zeval gelmesin' diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı, muhabbetlerimi gönderiyorum. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği, dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum: Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum, 'İnsan, bir kere ölür ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür.' Şunu herkes bilsin ki; biz İstiklal Marşı 'Korkma' ile başlayan bir milletiz. Şu yeryüzünde, korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegane millet biziz. Asırladır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz; inşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Gazze'den Lübnan'a, Somali'den Suriye'ye, Arakan'dan Sudan'a nerede bir mazlum varsa, nerede bir gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa, kol-kanat germeye inşallah devam edeceğiz. 'Müslüman Türk'ün yolunu gözleyenlere' tüm imkanlarımızla destek olmaya devam edeceğiz' ifadelerini kullandı.
'REHAVETE KAPILMA LÜKSÜNE ASLA SAHİP DEĞİLİZ'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
'10 sene önce olduğu gibi, bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizde. Bugün de dünya bize bakıyor, Türk milletine bakıyor, sizlere bakıyor. Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus, Trablusşam, Saraybosna bizi takip ediyor. Gazze'nin, Batı Şeria'nın, Kudüs'ün masum çocukları bizi izliyor. Ortadoğu'dan Balkanlara, Kafkasya'dan Afrika'ya mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye'ye bakıyor. Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara, Allah'ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz. Bir olacağız, beraber olacağız, tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız; birbirimizi sadece Allah için sevecek; her karışında barışın, huzurun, refahın olduğu 'büyük ve güçlü Türkiye'yi' hep birlikte inşa edeceğiz. Nasıl 10 yıl önce bu ülkeyi kardeşlikle esaretin pençesinden kurtardıysak inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde beraberce taşıyacağız. Bu milletin hafızası güçlüdür, bu milletin hafızası bin yıllara saridir. Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi, yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren terörist başlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir. Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim, her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ'nün gardı inmiş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz. FETÖ olduğu sürece, FETÖ'YLE mücadele de olacaktır. Onun için yaşananlardan dersler çıkararak, FETÖ'yle mücadeleyi hukuk zemininde, tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz. FETÖ'nün bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden; dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz. Nitekim emniyetimiz ve yargımız, aynı şekilde istihbarat birimlerimiz, tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ediyor. Bu süreçte suçlu ve suçsuz arasındaki ayrıma azami dikkat gösteriliyor. Yurt dışında, örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerimiz devam ediyor. Türkiye Maarif Vakfımız, dünyanın 66 ülkesinde, 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza atıyor. Örgütün ülkemiz içinde meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tırnak tutturmasına müsaade etmiyoruz. FETÖ'nün bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ediyoruz.'
'TÜRKİYE'NİN YOLUNU KİMSE KESEMEYECEK'
Yurt dışındaki firari örgüt militanlarının Türkiye'ye iadesi için de yoğun çaba harcadıklarını belirten Erdoğan, 'En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana dek mücadeleye devam edeceğiz. Öte yandan Türkiye'ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara, devletimiz, hukuk içinde gerekeni zaten yapmaktadır ama her kim illegaliteye bulaşırsa, her kim bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, her kim Türkiye'nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse, çok net söylüyorum, bunun hesabını adalete verir. Gelinen noktada herkes şunu görmelidir: Terör örgütleri için artık deniz tükenmiştir. Türkiye'ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur. Devletimiz kendine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıracak hainlerin başını ezecek kudrete, hamdolsun, fazlasıyla sahiptir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Ben inanıyorum ki, Allah'ın izniyle, Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe, Türkiye artık karanlık dönemler yaşamayacak. '15 Temmuz Ruhu, Yenikapı Ruhu' diri olduğu sürece, evelallah Türkiye'nin yolunu kimse kesemeyecek. Bu millete uyanık olduğu, birbirine kenetlendiği, birlik ve beraberliğine sahip çıktığı sürece, iradesine kimse zincir vuramayacak. İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacak. Demokrasimize kastedenler, milli iradeye, Gazi Meclisimize, seçilmiş hükümete kastedenler; bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bilecek, bu millete kötülük yapmayı akıllarından bile geçiremeyecek. Rabbim, her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun, diyorum. Rabbim, bu millete, bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı tekrar yaşatmasın, diyorum. 15 Temmuz'da ebedi aleme uğurladığımız 253 şehidimizi bir kere daha kemal-i hürmetle yad ediyor, gazilerimize bereketli ömürler diliyorum' diye konuştu. (DHA)
FOTOĞRAFLI




