İSTANBUL, (DHA)- ÖZELLİKLE kadınlarda sık görülen lipödemde beslenme alışkanlıklarının ağrı, inflamasyon, ödem, iştah kontrolü ve yaşam kalitesi üzerinde önemli etkileri olabileceğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Gamze Ustabaş, lipödemde tek tip bir diyet olmadığını, en etkili yaklaşımın kişiye özel ve sürdürülebilir bir beslenme planı olduğunu ifade etti.
Lipödemin çoğunlukla bacaklarda, bazı kişilerde ise kollarda simetrik ve orantısız yağ dokusu artışıyla ortaya çıkan kronik bir durum olduğunu ifade eden Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Gamze Ustabaş, bu tabloya ağrı, hassasiyet, kolay morarma ve şişlik gibi belirtilerin de eşlik edebildiğini söyledi.
'SADECE KİLO PROBLEMİ OLARAK DEĞERLENDİRİLMEMELİ'
Lipödemin sıklıkla obeziteyle karıştırıldığına dikkat çeken Ustabaş, 'Lipödem yalnızca fazla kilo ya da estetik görünüm üzerinden değerlendirilmemeli. Kişinin yaşam kalitesini, hareket kapasitesini ve günlük yaşamını etkileyebilen kronik bir durumdur. Bu nedenle beslenme planı da yalnızca kilo kaybına odaklanmamalı; kişinin genel sağlık durumu, metabolik yapısı ve eşlik eden hastalıkları dikkate alınarak hazırlanmalıdır' dedi.
'BESLENMENİN TEMEL HEDEFİ İNFLAMASYONU AZALTMAK'
Dyt. Ustabaş'a göre lipödemli bireylerin beslenmesi; inflamasyonu azaltan, ödemi kontrol altına alan ve sağlıklı kilo yönetimini destekleyen bir yaklaşım üzerine kurulmalı. Düşük karbonhidratlı ve düşük glisemik yüklü beslenme tercih edilmeli; rafine şeker, işlenmiş gıdalar, trans yağlar ve katkı maddesi içeren diyet ürünlerinden mümkün olduğunca kaçınılmalı.
Günlük beslenmede kaliteli protein kaynaklarının (et, balık, yumurta), sağlıklı yağların (özellikle soğuk sıkım sızma zeytinyağı ve omega-3 kaynakları), liften zengin sebzelerin ve kontrollü miktarda düşük glisemik yüklü meyvelerin yer alması gerektiğini belirten Ustabaş, yeterli su tüketiminin de tedavi sürecinin önemli bir parçası olduğunu söyledi.
Ayrıca gazlı ve şekerli içeceklerden uzak durulması, anti-inflamatuar özellik taşıyan bitki çaylarının destekleyici olarak kullanılabileceği, aşırı sodyum tüketiminin sınırlandırılması ve bağırsak sağlığının desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Hashimoto, SIBO, IBS veya histamin intoleransı gibi eşlik eden durumların da beslenme planında mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etti.
'PROTEİN VE SAĞLIKLI YAĞLAR ÖNE ÇIKIYOR'
Lipödem yönetiminde dost besinlerin başında kaliteli protein kaynaklarının geldiğini belirten Dyt. Ustabaş, 'Yeterli protein alımı kas kütlesini koruyor, bağ dokusunun onarımını destekliyor, uzun süre tokluk sağlıyor ve sıvı dengesine katkıda bulunarak ödemin azalmasına yardımcı oluyor. Balık, yumurta, organik tavuk, kırmızı et ve kişisel toleransa göre yoğurt ile kefir iyi hayvansal protein kaynaklar arasında yer alıyor. Kinoa, karabuğday, chia tohumu, kenevir tohumu ve baklagiller de önemli bitkisel protein seçenekleri arasında yer alıyor' dedi
'Lipödemde tüm yağları kesmek doğru değildir' diyen Ustabaş, soğuk sıkım zeytinyağı, ceviz, badem, keten tohumu, chia ve omega-3 açısından zengin küçük yağlı balıkların inflamasyonu azaltmaya destek olabileceğini belirtti. Hindistan cevizi yağındaki orta zincirli yağ asitlerinin (MCT) ise enerji metabolizmasını ve lenfatik sistemi destekleyebileceğini söyledi.
'SEBZELER, BAHARATLAR VE SU TÜKETİMİ ÖNEMLİ'
Renkli sebzelerin antioksidan ve lif içerikleri sayesinde bağırsak sağlığını, hormon metabolizmasını ve kan şekeri dengesini desteklediğini ifade eden Ustabaş, ancak SIBO, IBS veya histamin intoleransı olan kişilerde sebze seçiminin bireysel toleransa göre düzenlenmesi gerektiğini belirtti.
Zerdeçal, zencefil, tarçın, kekik, biberiye ve sumak gibi baharatların antioksidan ve anti-inflamatuar özellikleriyle dolaşımı ve lenfatik sistemi destekleyebileceğini kaydeden Ustabaş, günlük yaklaşık 2,5-3 litre su tüketiminin lenfatik akışı desteklediğini, metabolik atıkların uzaklaştırılmasına yardımcı olduğunu ve ödem yönetiminde önemli rol oynadığını söyledi.
Meyve tüketiminin de kontrollü olması gerektiğini belirten Ustabaş, yaban mersini, ahududu, böğürtlen, nar, çilek, kivi ve yeşil elma gibi düşük glisemik yüklü ve antioksidan açısından zengin meyvelerin daha uygun seçenekler olduğunu ifade etti.
Dyt. Gamze Ustabaş, lipödemde beslenmede en önemli noktalardan birinin inflamasyonu ve ödemi artırabilecek gıdalardan uzak durmak olduğunu belirtti. Özellikle fast food, paketli ve işlenmiş gıdalar, rafine şeker ve beyaz un içeren ürünler, şekerli içecekler, yapay tatlandırıcılı diyet ürünleri, rafine bitkisel yağlar (ayçiçek, mısırözü, kanola vb.), aşırı tuzlu yiyecekler ve alkolün lipödem belirtilerini kötüleştirebileceğini söyledi.
Bazı bireylerde glüten, süt ürünleri ve yüksek histamin içeren besinlerin (eski peynir, domates, ıspanak, çikolata, sirke ve füme ürünler gibi) ödem, ağrı ve inflamasyonu artırabileceğini belirten Ustabaş, bu gıdaların tüketiminin kişisel toleransa göre değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Ustabaş son olarak şunları söyledi:
'Lipödemde tek tip bir beslenme modeli yoktur. En doğru yaklaşım; inflamasyonu azaltan, bağırsak sağlığını destekleyen ve kişinin toleranslarına göre planlanan kişiye özel bir beslenme programıdır.'





