Ayşenur DEMİRTAŞ/ANKARA, (DHA)- ÇEVRE, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 'Üniversitelerimizin bilgi birikimini, araştırma gücünü ve yetişmiş insan kaynağını COP31'e kadar teknoloji, proje ve uygulama süreçleriyle buluşturmak istiyoruz. Üniversiteler olmazsa, bilim olmazsa bu işte bir süreklilik sağlayamayız' dedi.
Bakan Kurum, Ankara'da Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından düzenlenen 'COP31 Yolunda Bilim Diplomasisi: Akademi Lansmanı' programına katıldı. Programa; Bakan Kurum'un yanı sıra YÖK Başkanı Erol Özvar, üniversite rektörleri ile akademisyenler katıldı. Burada konuşan Bakan Kurum, COP31 hazırlıklarını kapsamlı bir istişare süreciyle yürüttüklerini vurgulayarak, 'Başkanlığı üstlendiğimiz ilk günden itibaren de gerçekten bu istişareyi diğer ülkelerle, toplumun bütün bileşenleriyle yürütüyoruz ve yol haritamızı da 3 temel değer üzerine inşa ettik; diyalog, uzlaşı ve aksiyon. Diyalogla aslında ülkelerin, toplumların, iş dünyasının, gençlerimizin, yine bilim insanlarımızın beklentilerini dinliyoruz. Uzlaşıyla da farklı şartlara ve önceliklere sahip ülkeleri ortak hedeflerde buluşturuyoruz ki anlaşmanın özü aslında bu. Aksiyonla da aslında bugüne kadar alınmış kararları; hedeflere, projelere, yatırımlara ve sahadaki uygulamalara dönüştürüyoruz. Hedefimiz; COP31'i artık söylemden uygulamaya, icraata geçirmek ve COP'u 'Uygulama COP'u' haline getirmektir' diye konuştu.
'SOMUT SONUÇLAR ÜRETMEK İSTİYORUZ'
Tüm deprem bölgesinde yapılmış olan binalarda, enerji tüketiminin geçmişe nazaran yüzde 39 azaltıldığını belirten Kurum, 'İşte bu başlıklarla Türkiye'nin icraattaki, eserdeki kabiliyetini, becerisini tüm dünyaya anlatmak ve COP31 başlığı altında da somut sonuçlar, neticeler üretmek istiyoruz. Bu kapsamda hemen bunun ardından Londra İklim Eylem Haftası'nda yine dünya ülkeleriyle bir araya geldik ve burada da önceliklerimizi yatırımcılarla, finans kuruluşlarıyla, özel sektör temsilcileriyle, bilim insanlarıyla ve uluslararası kuruluşlarla paylaştık. Yeni ortaklıkları ve uygulamaya dönük iş birliği zeminini yine burada hazırlamış olduk. Bugün de üniversitelerimizin bilgi birikimini, araştırma gücünü ve yetişmiş insan kaynağını COP31'e kadar teknoloji, proje ve uygulama süreçleriyle buluşturmak istiyoruz. Üniversiteler olmazsa, bilim olmazsa bu işte bir süreklilik sağlayamayız' değerlendirmesinde bulundu.
'ÖNÜMÜZDE ÖNEMLİ BİR DÖNÜŞÜM VAR'
Türkiye'nin, Sanayi Devrimi'ni kısmen kaçırmış bir ülke olduğunu söyleyen Bakan Kurum, 'Önümüzde çok önemli bir dönüşüm var. Bunun adına 'yeşil dönüşüm' diyebilirsiniz, 'sürdürülebilirlik' diyebilirsiniz. Bu dönüşümü hocalarımızla, üniversitelerimizle, toplumun tüm kesimleriyle birlikte yakalamak mecburiyetindeyiz. Bu işe liderlik etmek zorundayız. Bu kapsamda COP31 Başkanlığının Türkiye'de olması, Türkiye'nin ev sahipliği yapıyor olması ülkemiz ve milletimiz için, üniversitelerimiz için büyük bir imkandır. Kalkınma ile iklim adaleti arasında daha hakkaniyetli bir denge arayan insanlık için de önemli bir şanstır. Sayın Cumhurbaşkanımızın bugün dış politikadaki, diplomasideki duruşu, tavrı; Türkiye'nin işte Rusya-Ukrayna krizindeki tahıl koridorunu açması, Türkiye'nin bölgemizdeki savaşlarda barışın, huzurun, güvenliğin bir limanı haline gelmesi ve bu duruşu aslında gerek Birleşmiş Milletler'de gerek dünyanın yaşadığı bütün krizlerde ortaya koyması dünya adına da bir şanstır. Türkiye gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında köprüyü kurabilecek ve farklılıkları ortak çözüm gücüne dönüştürebilecek, kimsenin geride bırakılmadığı bir anlayışa öncülük edebilecek bir tecrübeye, birikime sahiptir' dedi.
'BİRLİKTE HAREKET ETMEK ZORUNDAYIZ'
Üniversitelerin COP31'in doğal paydaşı olduğunu belirten Kurum, 'Bilim diplomasisi, klasik diplomasiyi tamamlayan aslında stratejik bir güçtür. Bilim olmadan aslında o stratejiyi de ortaya koyamazsınız. Üniversiteler arasında kurulan araştırma ağları, laboratuvarlar ve yine genç araştırmacılar arasındaki bağlar siyasi şartlar değişse bile varlığını ve etkisini korumaya devam eder. İşte bu nedenle üniversitelerimizin COP31'e katkısını, Türkiye'nin uluslararası gücünü büyütecek bir istikbal yatırımı olarak biz de görüyoruz, değerlendiriyoruz. Profesör Doktor Aziz Sancar'ın ifade ettiği gibi; 'Dünyada söz sahibi olmanın yegane yolu, en yüksek standartlarda bilim yapmak ve bilimde kuvvetli olmaktır.' Üniversitelerimizin birikimini, gençlerimizin enerjisini ve yine burada COP31 Başkanlığımızın, ülkemizin imkanlarını aynı hedef etrafında buluşturmak istiyoruz. Burada nasıl deprem bölgesinde birlikte hareket ettik, hepimiz elimizi taşın altına koyduysak COP31 sürecinde de ülkemizin bu değişim, dönüşüm sürecinde de hep birlikte hareket etmek zorundayız, mecburiyetindeyiz. İklim değişikliğini bütün boyutlarıyla birlikte analiz edebilir; bilimsel bilgiyi teknolojiye, toplumsal kaynağa ve kamu politikasına dönüştürebiliriz' diye konuştu.
YÖK BAŞKANI ÖZVAR: COP31 SÜRECİNE 208 ÜNİVERSİTENİN TAMAMI DAHİL EDİLDİ
YÖK Başkanı Erol Özvar ise COP31 hazırlıkları kapsamında Türkiye'deki 208 üniversitenin tamamının sürece dahil edildiğini belirterek, 'Bugün Türkiye'de COP31 sürecinin dışında kalan hiçbir üniversitemiz bulunmadığını büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim. Her üniversitemizde bir rektör yardımcısı, koordinatör olarak görevlendirilmiş bulunuyor. Böylece proje ve etkinlik önerilerini üniversitelerimizin öncelikleri, yetkinlikleri ve araştırma altyapılarıyla ilişkilendiren bir yapı kurmuş olduk. Üniversitelerimizden, devam eden veya tamamlanmış araştırma projeleri ile teknolojik çözümlerini kurumsal olarak bildirmelerini bekliyoruz. Bu kapsamda üniversite-sanayi iş birliklerini, girişimcilik çalışmalarını, uluslararası ortaklıkları ve COP31 öncesinde gerçekleştirecekleri akademik faaliyetleri de sürece dahil ediyoruz. Hedefimiz, üniversitelerimizin geniş katılımını nitelikli çalışmalarla buluşturarak kalıcı bir bilimsel ve toplumsal etki üretmektir' dedi.
'COP-SCIENCE PLATFORMUNU OLUŞTURDUK'
Özvar, COP31'in aynı zamanda bir bilim diplomasisi süreci olarak yürütüleceğini ifade ederek, 'Bu amaçla COP-SCIENCE platformunu oluşturduk. Farklı ülkelerden üniversitelerin, araştırma merkezlerinin, akademik ağların ve bilim insanlarının katkılarını İngilizce başvuru sayfamız üzerinden almaya başladık. Nitelikli ve COP31 öncelikleriyle uyumlu çalışmaları yeni ortaklıklara ve COP31 akademik programına taşımayı hedefliyoruz. Gerek Yükseköğretim Kurulu olarak bizim imzaladığımız protokollerle gerek üniversitelerimizin gerçekleştirdiği ikili anlaşmalarla Balkanlardan Türk dünyasına, Afrika'dan İslam dünyasına, Avrupa'dan Asya-Pasifik'e çok sayıda ülkeyle güçlü bir ilişki ağına sahip bulunuyoruz. Ayrıca bugün üniversitelerimiz 198 ülkeden yaklaşık 380 bin uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapmakta; Türkiye, uluslararası öğrenci sayısı bakımından dünyada altıncı sırada yer almaktadır' diye konuştu. (DHA)





