Fransa'da yapılan yerel seçimleri başkent Paris'te, yerinde takip ettim.

Geçen Pazar Türkiye’de yapılan şaibe düşen yerel seçimlerin sonucunu ise hepimiz biliyoruz ! 

Demokrasinin gereği olan seçimlerde oy kullanmayı bilinçli bir yurttaş olarak herkes, Türkiye’de yerine getirdi. 

Ama Sonrası?

 Gelin once Fransa’ya gidelim. 

Geçen Pazar Paris’teydim.  

Pazar günü Paris sokakları bomboştu. 

Bir gürültü bir çıt sesi bile yoktu. 

Paris halkı seçim sonrası ve öncesi kiliselerde dua etti.

Ünlü yazar Tolstoy'un Paris'teki evinin önünde ve Louvre Müzesi civarında alışılmış kuyruk seçim günü yoktu

Paris'te seçim akşamı Eyfel Kulesi'nde kutlama ışıkları yandı. Elektirikler kesilmedi aksine Paris hiç alışık olmadım kadar ışıl ışıldı!!! 

Adeta aşk yaşıyordu Paris... 

Ünlü Eyfel Kulesi, Concorde Meydanı, Opera binası civarında bir kaç turist vardı  o kadar.

Seçimler Fransa’da sona erdi. 

Pazartesi Paris’te bir ilk yaşandı.

 ilk defa bir kadın Paris belediye başkanı oldu.

Bir seçim geçiren Paris’ten aktarabileceklerim bu kadar.

Evet bu kadar çünkü olağanüstü hiçbirşey yoktu.

Paris ve Strasbourg Belediyeleri'nde kazananlar ise iktidardaki Sosyalist Parti'ndendi. 

Buna rağmen Fransa yerel seçimleri ikinci tur oylamalarında muhalefetteki aşırı sağcı Ulusal Cephe ülke genelinde büyük başarı sağladı, iktidar hükümetinde revizyon yapıldı. 

 

Peki ya Türkiye’de ne oldu?

Türkiye’nin başkenti Ankara ve Fransa’nın başkenti Paris...

Güya dünya başkenti Ankara’da halen oylar sayılamadı. Sonuçlar belli değil ! 

Vurulanlar, dövülenler, öldürünler... Yakılan parti binaları...

Oyuna, geleceğine sahip çıkanların üstüne Toma, kolluk kuvvetleri... 

Seçim günü Türkiye’de neredeyse elektrik kesintisi olmayan şehir yok.

Bakan çıktı açıklama yaptı. 

Dünyaya rezil olduk.  

1 Nisan’a denk gelen bakanın açıklamasını BBC şaka sanarak haber yaptı. Oyse gerçekti. Tam da seçimlerde oy sayımına denk gelen saatlerde elektriklerin kesilmesini kediye bağladı Bakanımız.  

Kedidir Kedi dedi...

Şaka değil gerçek...

Demokrasi sadece oy vermek değil aynı zamanda oyuna, seçim sandığına sahip çıkmaktır.