Avrupa Birliği üye devletleri, AB-Mercosur Serbest Ticaret Anlaşması’nın imzalanması için Avrupa Komisyonu’na siyasi yetki verdi.
Türkiye için önemli karar: AB-Mercosur Anlaşması’nda AB ülkelerinden siyasi onay çıktı. Bugün Avrupa Birliği üye devletleri, AB-Mercosur Serbest Ticaret Anlaşması’nın imzalanması için Avrupa Komisyonu’na siyasi yetki verdi. Bu karar, Avrupa Komisyonu’nun imzaya gitmesinin önündeki en kritik siyasi engeli açmış durumda. Dosya, son aylarda tarım lobilerinin baskısı karşısında AB bürokrasisi tarafından bilinçli biçimde yavaşlatılmıştı. Bu yavaşlama bir geri çekilme değildi; tarım alanında ek koruma önlemleri ile gerektiğinde devreye girecek safeguard mekanizmalarının pazarlık konusu edilmesiydi. Bugünkü onay, bu denge bazı ince ayarlar yeniden yapılarak alındı. Bu aşamada Konsey’de oybirliği gerekmiyor; İtalya’nın da onay vermesiyle Fransa yalnız kaldı ve dosya AB Ortak Ticaret Politikası kapsamında nitelikli çoğunlukla ilerledi.
Bu noktada, Türkiye’nin birinci ticaret ortağı olan Avrupa Birliği’nin ne kadar karmaşık bir sistem olduğunu anlamak açısından küçük ama öğretici bir parantez açmak gerekiyor.
Birkaç ay önce bu konu, Türkiye’de bazı ekonomi çevrelerinde ve basında bu dosyanın bir tarım anlaşması olarak okunmasına, hatta sanki tamamen ertelenmiş, 2027 sonrasına kalmış ya da rafa kaldırılmış gibi yorumlanmasına şaşırarak şahit oldum. Oysa zaten uzun süredir müzakere edilen bu anlaşma, AB sistemi içinde son aşamaya gelmiş bir dosya ve ilerliyordu; yalnızca iç siyasi maliyet yönetiliyordu.
Asıl mesele değişmedi. Bu anlaşma bir tarım anlaşması değildir. Tarım en medyatik ama AB açısından tali başlıktır. Esas eksen; kritik hammaddelere erişim, sanayi tedarik zinciri güvenliği, Çin bağımlılığının azaltılması ve küresel jeoekonomik güç dengeleridir. Bu nedenle tarım üzerinden yükselen itirazlar dosyayı öldürmedi; yalnızca siyasi maliyetini yeniden fiyatladı. Türkiye açısından ise bu gelişme teknik bir ticaret başlığı olarak okunamaz. Gümrük Birliği nedeniyle AB’nin her büyük serbest ticaret hamlesi Türkiye’yi doğrudan etkiler. AB-Mercosur Serbest Ticaret Anlaşması dosyası, sanayi rekabeti, pazar erişimi ve jeopolitik konumlanma açısından stratejik bir meseledir.
Türkiye, güncellenmeyen Gümrük Birliği kıskacına sıkışmış olarak, AB’nin üçüncü ülkelerle giderek daha yoğun biçimde hayata geçirdiği serbest ticaret anlaşmalarından zarar görmeyi sürdürüyor. Bu etki giderek artacak çünkü AB ile stratejik gündemi yöneten, yön veren aktörler yok sahada. O gündemlere maruz kalan ve gündemin arkasından gelen, sonradan uyum sağlamaya çalışan bir Türkiye var. Artık pro-aktif bir vizyon zamanıdır.
Kader Sevinç
Brüksel
