30 Mart'ta yapılan yerel seçimlerin üzerinden günler geçmesine rağmen, tartışmalar bitmedi, biteceğe de benzemiyor. Ortaya çıkan sonuçlara Türkiye'nin hemen her yerinde itirazlar yapılıyor, oylar yeniden sayılıyor. Yeniden yapılan değerlendirmelerde belediye başkanlıklarının çoğunun da el değiştirmesi, seçimlere "hile" karıştırıldığı, ya da sayım işlemlerinde büyük hataların olduğunu ortaya koyuyor.
Bu satırlar yazılırken, daha birçok yerde yapılan itirazlar değerlendiriliyordu. Bunlardan biri de Başkent Ankara olarak öne çıkıyor. Ankara'da seçimi halen hangi partinin kazandığı resmi olarak açıklanmadı. Bir oldu-bittiye getirilerek AK Parti adayı Melih Gökçek'in seçimi kazandığı açıklanmasına rağmen, oylarına sahip çıkan Ankara'lıların YSK'nın önünde sabahlara kadar nöbet tutmaları, işte sözünü ettiğimiz "güven ortamı"nın tartışılmakta olduğu gerçeğini ortaya koyuyor.
İŞİN İÇİNE "HİLE" GİRERSE
İşin ilginç bir başka yönüne de bakalım:
Adana'yı kaybeden AK Parti, seçim sonuçlarına itiraz etti. MHP Adayı Hüseyin Sözlü seçimi 19.bin oy farkı ile kazanmıştı. İtiraz sonrası yapılan sayımda Sözlü bu kez farkı 29 bine çıkardı. Buna ne denir? Demek ki Adana 10 bin oy nasıl olmuşsa olmuş ortadan yok edilmiş. Diğer yerlerde kim bilir neler oldu, neler bitti bunu bilemiyoruz.
Özetle söylemek istediğimiz
şudur:
Seçimin galibi AK Parti olmuştur ama ülkeye huzur ortamı getirilebilmiş midir? Güven ortamı var mıdır? Asıl bunların tartışılması gerekiyor. Seçim öncesi olduğu gibi, seçim sonrası ortaya çıkan kargaşa da, bekleyiş ve endişe de bunu gösteriyor. Eğer bir ülkede huzur, güven yoksa bu sağlanamamışsa, oradaki insanların yüzü güler mi, mutluluğu olur mu? Bu huzursuzluk ve güvensizlik toplumsal barışı tehdit etmez mi? Ayrışma daha da derinleşmez mi?
TÜRKİYE'YE YAKIŞMIYOR
Dünya'nın her tarafında seçim yapılıyor. Biz, çoğu seçimlerde gözlemci olarak da görev aldık.
Ortadoğu ülkelerinde bile seçim ortamı bizdeki kadar şaibeli, tartışmalı, hileli olmuyor. Sandık güvenliği, sayım işlemleri daha sağlıklı yapılıyor. Bizdeki kadar itirazlar da olmuyor. Bir Amerika'da, Uzakdoğu'da, Avrupa'da seçimlerin bizdeki kadar tartışmalı, hileli, güvensizlik ortamında yapıldığını hiç gördünüz mü, duydunuz mu? Bu görüntüler Türkiye'yi adeta bir Ortadoğu ülkesi sınıfına koyuyor. Biz, aşiret devleti miyiz? Böylesine bir seçim sistemi ve ortamı Türkiye'ye yakışıyor mu? Hiç kuşkusuz bu olaylar dışarıda da Türkiye'nin imajına gölge düşürmektedir.
Her seçimden sonra oy sayımlarına geçilmeden elektriklerin kesilmesi, sandıkların ve oy torbalarının kaçırılması, şaibeleri ve hileyi güçlendiriyor. Devlet, bu konuda önlemini almak durumundadır. Enerji Bakanı Taner Yıldız'ın da bu elektrik kesintilerini trafoyu patlatan kediye bağlaması da her tarafta alay konusu haline geldi. Kaldı ki, seçim öncesi bazı yerlerde "evet" damgalı oy pusulalarının da ele geçirilmesi seçimlerin üzerindeki gölgeyi güçlendiriyor.
Evlere dağıtılan kumanyalardan, kolilerden, altın ve benzeri malzemelerden söz etmek istemiyoruz. Oy alabilmek için bu tür girişimlerde hangi siyasi parti bulunmuşsa bu tam anlamı ile oy avcılığı, hile ve milleti kandırma ve yanıltmadır.
Oylara ipotek koymadır. Buna biz başka bir ad bulamıyoruz. Bütün bunlar da seçimlerin kuralına göre işlemediğini gösteriyor.
HER SANDIĞA İTİRAZ VAR
Bugün, yerel seçimler sonrası Türkiye'de yaşananlar demokrasi adına bir yüz karasıdır. Eğer bir ülkede, hemen her sandığa itiraz edilebiliyorsa burada çok büyük sakatlık var demektir. Nitekim yeniden sayılan bazı sandıklarda da yukarıda da değindiğimiz gibi başkanlıklar el değiştirmiştir. İşte, bütün bu yaşananlar da huzursuzluğu artırıyor, güven ortamını yok ediyor. Devletin hiçbir kurumuna artık güvenilemiyorsa orada huzur arayabilir misiniz?
"Seçimi kazanayım da nasıl kazanırsam kazanayım" anlayışı, ortamı gerer. Kutuplaşmayı hızlandırır. Huzur ortamın yok eder. Herkes birbirine şüphe ile bakar.
Korku ve endişe artar. Bize göre Türkiye şimdi bu noktaya doğru sürükleniyor. Bunu önleyecek olanlar da ülkeyi yönetenlerdir. Bu konuda herkesin dikkatli ve duyarlı olması gerekmektedir.
Millet iradesine her zaman saygılı olduk, saygılı olmak zorunda olduğumuzun da bilincindeyiz.
Seçimin galibi AK Parti, kendilerine oy veren ya da vermeyen herkesi kucaklamak ve bütünleştirmek durumundadır. Huzur ve güven ortamını sağlamalıdır. Bu yapılmadığı takdirde seçimin kazanılmış olması hiçbir şey ifade etmez. Seçimi kazananların bile huzurlu, rahat ve mutlu olduklarını söyleyemeyiz.