Gündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Müslümanlar olarak hak ve hukukumuzu birlikte savunmak mecburiyetindeyiz / Geniş haber

Abone Ol

Tuğçe SEZER ODABAŞI-Fırat ALKIZ/İSTANBUL,(DHA)- 'MEVLİD-İ Nebi Haftası' açılış programında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Soykırım şebekesinin kural tanımaz, hukuk tanımaz, ilke, değer, sınır tanımaz politikalarına dünyadan gerekli reaksiyon gösterilmiyor. Ne küresel yapılar ne de uluslararası toplum dün olduğu gibi bugün de katliamların önüne geçecek güçlü bir irade ortaya koyamıyor. Şu gerçeğin artık fark edilmesi gerektiğine inanıyorum. Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız. Biz, güçlü olmak, caydırıcı olmak, hak ve hukukumuzu birlikte savunmak, bölgemizde barışı ve güvenliği birlikte inşa etmek mecburiyetindeyiz' dedi.

Bu yıl 'Peygamberimiz ve Güzel Ahlak, Peygamberimizden Bize Miras Merhamet' temasıyla düzenlenen Mevlid-i Nebi Haftası'nın açılış programı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımı ile Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleşti. Programda Mehmet Hadi Duran ve ekibi tarafından tasavvuf musikisi dinletisi sunuldu. Programın devamında Çamlıca Camii İmam Hatibi Yunus Balcıoğlu, Kur'an-ı Kerim tilavetinde bulunarak Ahzab Suresi 21-22, Fussilet Suresi 30-35 ve Kalem Suresi 1-4'üncü ayetlerini okudu. Tilavetin ardından Mevlid-i Nebi Haftası'na özel olarak hazırlanan sinevizyon filmi gösterildi.

Açılış konuşmasını Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş'un yaptığı programda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katılımcılara hitap etti.

'VELADET-İ NEBİ'NİN BİN 501'NCİ YIL DÖNÜMÜNÜN HAYIRLARA VESİLE OLMASINI DİLİYORUM'

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, 'Der saadetin kalplerimizi kuşattığı manevi iklimde, Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle sizlerle bir arada olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Sözlerimin hemen başında milletimizin ve İslam aleminin Mevlid-i Nebi Haftası'nı canı gönülden tebrik ediyorum. Davetimize icabet ederek bu salonu muhabbetle dolduran tüm kardeşlerime ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Hepiniz hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Müslümanlar olarak hafta başında biliyorsunuz Mevlid-i Nebi'yi bir kez daha idrak ettik. Vesiletü'n-Necat, yani kurtuluş vesilesi olarak yeryüzünü teşrif eden Resulullah Efendimizin veladetinin bir seneidevriyesine daha erişmenin mutluluğunu yaşadık. Gerek dualarımızla gerek ibadetlerimizle o mübarek geceyi anlamına ve mehabetine uygun şekilde hissetmeye, değerlendirmeye çalıştık. Bu vesileyle Veladet-i Nebi'nin bin 501',nci yıl dönümünün ülkemiz, milletimiz, başta mazlumlar olmak üzere tüm insanlık için bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Şunu öncelikle ve özellikle ifade etmek istiyorum. Veladet-i Nebi, Yüce Allah'ın sonsuz rahmetinin bu dünyadaki en güzel tecellisidir. Efendimizin bu aleme doğuşu, insanoğlunun kainattaki yerini, yaratılış gayesini ve istikametini yeniden keşfetmesinin başlangıcı olmuştur. Hani merhum Süleyman Çelebi Mevlid-i Şerif'inde diyor ya, 'Belirince işaretleri dünyada Mustafa'nın, Tuttu cihanı baştan başa nuru Mustafa'nın.'. İşte beşeriyetin inanç ve ahlak bakımından zifiri karanlığın pençesinde olduğu bir çağda Hatamü'l-Enbiya Efendimiz, insanlığın ufkunu nebevi bir nurla doldurmuştur' diye konuştu.

'PEYGAMBER SEVGİSİ, MÜMİNLERİN GÖNLÜNDE NESİLLERDEN NESİLLERE AKTARILAN EN KIYMETLİ MİRAS OLMUŞTUR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Peygamber aşkı, Peygamber sevgisi, müminlerin gönlünde nesillerden nesillere aktarılan en kıymetli miras olmuştur. Bu sevda, İslam'la müşerref olduğu ilk günden itibaren milletimizin de kalbinde müstesna bir yer bulmuştur. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Cenab-ı Hakk'a İslam'la müşerref olduğu ilk günden itibaren milletimizin de kalbinde müstesna bir yer tutmuştur. Ecdadımız asırlar boyunca Din-i Mübin-i İslam'ın sancaktarı olmuş, Efendimize duyduğu aşk ve muhabbeti tertemiz bir imanla korumuştur. Bakınız burada merhum Nihad Sami Banarlı'nın çok anlamlı bir tespitini sizlerle paylaşmak istiyorum. Gençlerimizin, özellikle de yeni yuva kuran çiftlerimizin bu hatırayı çok iyi dinlemesini rica ediyorum. Türk edebiyatının önemli isimlerinden merhum Banarlı, kırdan kente göçün başladığı yıllara ait bir anısını bakınız nasıl anlatıyor. Anadolu'nun çeşitli bölgelerinden İstanbul'a, Ankara'ya ve başka büyükşehirlere göç eden halkımız var. Bunlar ailece gelip apartmanlarda kapıcılık, iç hizmetleri ve başka işler yapıyorlar. Bilhassa kadın adları dikkatimi çekiyor. Gül, Yazgülü, Gülşah, Gülşan, Güldalı, Güldane, Gülizar, Kırgülü, Gülbeyaz. Hatta erkek adı olarak da bazen Gülbey. Bu güllü isimlerin Anadolu'muzu gül bahçelerine çeviren güzel adların bu derece ısrarla ne için konulduklarını ben biliyorum. Ama yine de bilmezlikten gelerek soruyorum. 'Sizin oralarda gül bahçeleri çok olmalı. Köy evlerinin bahçelerinde çok mu çiçek yetiştirirsiniz?' Adı Güldalı olan hanım cevap veriyor. 'Hayır bey, bizim oralarda çiçek bahçesi ne gezer? Biz toprağı tarla diye kullanırız.' 'Peki, kızlarınıza bu kadar çok ve güzel gül adlarını güle hasret duyduğunuz için mi koyuyorsunuz?' 'Hayır bey, bizim hasret duyduğumuz başkadır. Bizim oralarda inanılır ki gül, Hazret-i Muhammed'in remzidir' ifadelerini kullandı.

'YUNUS EMRE GİBİ BİR BÜYÜK ŞAİRİN BU TOPRAKLARDAN ÇIKMASI BOŞUNA DEĞİLDİR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Evet, gül Muhammed teridir diyen Yunus Emre gibi bir büyük şairin bizim milletimizden, bu topraklardan çıkması boşuna değildir. Bizim Resul-i Ekrem'e olan sadakatimiz yalnızca milli seciyemizde değil, dilimizde, edebiyatımızda, kültür ve sanatımızda da tezahür etmiştir. Süleyman Çelebi'nin kalbinden beyitlere dökülen Mevlid-i Şerif, yüzyıllardır Efendimize duyulan hürmetin ortak sesidir. Fuzuli'nin Su Kasidesi, Resul-i Kibriya'nın bastığı toprağa ulaşma arzusuyla yanıp tutuşan bir gayenin, böyle bir gayretin ifadesidir. Şairlerimizin, ediplerimizin, hatta padişahlarımızın Efendimize ithafen yazdığı naat-ı şerifler milletimizin Hakk yolundaki adanmışlığının en veciz nişaneleridir. Gönlü Peygamber aşkıyla yanan isimlerden biri de rahmetli Mehmet Akif İnan üstadımızdı. Merhum Akif İnan, Efendimize olan bağlılığını şu muhteşem mısralarla dile getirmiştir. 'Özgürlük menşurun kanatlarından toprağım, devletim, bayrağım sensin. Maddemsin, manamsın, vatım yoğum ufkumsun, yakınım, uzağım sensin. Annem, babam, atam, kardeşim, yavrum, evim, barkım, bahçem, bağım sensin. Seslerin kalbimin dudaklarında, zamanım, dönemim ve çağım sensin. Ümidim, cihadım, şefaatim sende, hicretim, menzilim, durağım sensin. Seninle olmaktır ahdim, yeminim, ordum, emirim ve otağım sensin.' Övüncümüz, şerefimiz, sözümüz ve yegane önderimiz Resul-i Ekrem Efendimizi bugün bir kez daha kemal-i hürmetle yad ediyoruz. Rabbim bizleri adı güzel, kendi güzel Muhammed'in yolundan ayırmasın' dedi.

'AHLAK-I HAMİDEYİ, AHLAK-I HASENEYİ HAYATIMIZIN MERKEZİNE KOYMAK DURUMUNDAYIZ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Az evvel hocamızın huşu içinde okuduğu, bizim de inşirah bularak dinlediğimiz Ahzab Suresinde Rabbimiz şöyle buyurmaktadır. 'İçimizden Allah'ın lütfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar, Allah'ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki Resulullah'ta güzel bir örneklik vardır. Gönüller Sultanı, nübüvvetinden önce de ahlakı ve erdemiyle tebarüz etmişti. O, her şeyden evvel etrafındakilerin kendisinden emin olduğu Muhammedü'l-Emin'di. Duruşuyla, tavrıyla, sözü ve yaşantısıyla mütekamil ahlakın en yüksek değerlerinin tecessüm etmiş haliydi. Güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen Efendimiz bir hadis-i şerifinde kendisinin bu misyonunu şöyle ifade etmişti. 'Benim ve benden önceki peygamberlerin durumu, bir ev inşa eden kimseye benzer. O kimse evi güzelce yapıp mükemmel hale getirmiş, fakat bir köşede sadece bir tuğla yeri boş kalmıştır. İnsanlar bu evi dolaşırlar, ona hayran olurlar ve şöyle derler. Keşke şu tuğla da yerine konulmuş olsaydı. İşte ben o yeri boş bırakılan tuğlayım. Ben peygamberlerin sonuncusuyum.' Hatemü'l-Enbiya diyor ya. O tuğladaki bir toz zerresi olabilmeyi, Kur'an ve sünnetin ışığında ahlak-ı haseneyi kuşanabilmeyi Rabbim hepimize nasip eylesin niyaz ediyorum. Burada şunun altını özellikle çizmek istiyorum. Müslümanlar olarak hem şahsi yaşantımızda hem iş ve aile hayatımızda hem de toplumla ve tabiatla kurduğumuz münasebetlerde işte bu ahlakı kendimize rehber edinmek zorundayız. Kur'an ve sünnetin kılavuzluğunda ahlak-ı hamideyi, ahlak-ı haseneyi hayatımızın merkezine koymak durumundayız. Bu inancı ve bu kararlılığı her birimizin kuşanması gereklidir. Fakat bu anlayışı öncelikle kendi hayatımıza hakim kılmamız gerekir. Çocuklarımızı ve gençlerimizi Efendimizin örnek ahlakıyla tanıştırmamız, onları Resul-i Kibriya'nın temsil ettiği değerlerle buluşturmamız hayati bir meseledir. Ancak bu şekilde kalplerimizde filizlenen, ailemizde yeşeren ve milletimizde boy veren kıymet hükümlerini bütün insanlığa ulaştırabiliriz' diye konuştu.

'SONUNDA İYİLERİN GALİP GELECEĞİ TARİHİ BİR DÖNEMİ YAŞIYORUZ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Şurası da mühimdir. Aktörler ve senaryolar değişse de iyi ile kötünün mücadele ettiği ve sonunda inşallah iyilerin galip geleceği tarihi bir dönemi yaşıyoruz. Filistin'den Lübnan'a, Sudan'dan Somali'ye. Kalbimizin attığı coğrafyaların önemli bir kısmı yıllardır krizle, savaşla, istikrarsızlıkla boğuşuyor. Her şeyden habersiz masum yavrular göz göre göre hedef alınıyor. Dünyayı tanımadan, daha ne olup bittiğini anlamadan bebekler, çocuklar toprağa düşüyor. Kadınlar, yaşlılar, sağlık çalışanları, yardım görevlileri savaş ve çatışma ortamlarında değil, sivil yerleşim yerlerinde bombalarla katlediliyor. Soykırım şebekesinin dünyanın en büyük çocuk mezarlığına çevirdiği Gazze'de uçurtmalar bile tehdit olarak görülüp engelleniyor. Sadece Filistin'de milyonlarca kardeşimiz en temel ihtiyaçlardan yoksun bir şekilde çok zor şartlar altında hayatta kalmanın mücadelesini veriyor. Lübnan'da aynı şekilde 1,3 milyon kardeşimiz İsrail yönetiminin saldırıları sebebiyle evini, barkını terk etmek zorunda kaldı. 4 binden fazla insan öldürüldü, çoğu çocuk ve kadın 12 bini aşkın Lübnanlı yaralandı. İsrail'in savaş bağımlısı mevcut hükümeti komşularından başlayarak tüm bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemek için her türlü tahriki deniyor. Siyonizm denilen radikal, işgalci, soykırımcı ideoloji sadece komşularının huzuruna kastetmiyor, bölgesel barışı ve insani değerleri savunan herkesi hedef alıyor. Biz de siyonizmin yayılma emellerine dikkat çekerken bunu kendimiz için değil, hangi inanca mensup olursa olsun bölgedeki tüm halklar adına, insanlık cephesi adına yapıyoruz' ifadelerini kullandı.

'SOYKIRIM ŞEBEKESİNİN KURAL, TANIMAZ POLİTİKALARINA DÜNYADAN GEREKLİ REAKSİYON GÖSTERİLMİYOR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Daha önce de ifade ettim, bugün tekrar söylüyorum, yakın tarihte Hitler'e, Pol Pot'a ve diğer gözü dönmüş zalimlere yönelik sessizliğin bedelini maalesef sivil, siviller ödemek zorunda kaldı. Hitler'in toplama kamplarında, Pol Pot'un ölüm tarlalarında farklı kökenden, farklı inançlardan milyonlarca insan soykırıma uğradı. Ne yazık ki o dönemde insanlık olan biteni seyretmekle kaldı. Bugün aynı hata Gazze'de, Batı Şeria'da, Lübnan'da tekrarlanıyor. Soykırım şebekesinin bu kural tanımaz, hukuk tanımaz, ilke, değer, sınır tanımaz politikalarına dünyadan gerekli reaksiyon gösterilmiyor. Ne küresel yapılar ne de uluslararası toplum dün olduğu gibi bugün de katliamların önüne geçecek güçlü bir irade ortaya koyamıyor. Şu gerçeğin artık fark edilmesi gerektiğine inanıyorum. Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız. Biz, güçlü olmak, caydırıcı olmak, hak ve hukukumuzu birlikte savunmak, bölgemizde barışı ve güvenliği birlikte inşa etmek mecburiyetindeyiz. Bunun için 'İttifakta hayır vardır' diyor, hem kendi içimizde hem de İslam dünyasında ittifakları büyütmeye, ihtilafları azaltmaya çalışıyoruz' dedi.

'BÜTÜN ÇABAMIZ İTTİFAK VE İTTİHADIN SAĞLANMASI İÇİNDİR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Asırlar boyunca tarihe yön vermiş, cihana nizam vermiş Ümmet-i Muhammed'in bir duvarın tuğlaları gibi birbirine yeniden kenetlenmesini arzu ediyoruz. Müslümanlar olarak birbirimize inanarak, birbirimize dayanarak, omuz omuza, yürek yüreğe vererek istikbale hep beraber yürüyelim istiyoruz. Bütün çabamız ittifak ve ittihadın sağlanması içindir. Bütün gayretimiz coğrafyamızda huzur ve güven ikliminin inşası içindir. İnşallah gücümüzün yettiği kadar vahdet için, uhuvvetin tesisi için, İslam aleminin birlik ve bütünlük içinde hareket etmesi için elimizle birlikte tüm gövdemizi taşın altına koymaya devam edeceğiz. Sadece yakın ve uzak coğrafyalarda değil, kendi ülkemizde de esasen bu şuurla siyaset yapıyor, 86 milyonun kardeşliğini ve kaderdaşlığını daha da güçlendirmenin yollarını arıyoruz. Peygamberimiz ve Güzel Ahlak temasıyla idrak ettiğimiz Mevlid-i Nebi Haftası boyunca düzenlenen etkinliklerin, Peygamberimizin örnek şahsiyetiyle birlikte ümmetin vazettiği ittifak ve ittihat siyasetini de anlamamıza vesile olmasını diliyorum' diye konuştu. (DHA)