Genel

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Eninde sonunda kan tüccarları kaybedecek (2)

Abone Ol

CUMHURBAŞKANLIĞI KABİNESİ, AHLAT CUMHURBAŞKANLIĞI KÜLLÜYESİNDE TOPLANDI

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Bitlis'in Ahlat ilçesinde toplandı. Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde üçüncüsü gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı saat 17.10'da başladı. Yaklaşık 1,5 saat süren kabine toplantısının sona ermesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarda bulundu.

Erdoğan, 'Ahlatlı kardeşlerimizle beraberiz. Anadolu'nun kapılarını açtığımız şanlı zaferin 955'inci sene-i devriyesinde aziz şehitlerimizin manevi huzurunda bulunmanın heyecanı içindeyiz. Şu anda üzerinde bulunduğumuz topraklarda din, devlet, vatan, dava için şehadetle ve gazilikle şereflenen, büyüklerimizi rahmetle yad ediyorum. Malazgirt mücahitlerinin izinden giderek, ilk fetihlerden istiklal harbimize, terörle mücadeleden 15 Temmuz direnişine kadar Türkiye'yi canından aziz bilen, cümle serdengeçtilere kanıyla ve canıyla milletimizi bugünlere getiren cümle kahramanlarımıza rabbimden rahmet niyaz diyorum. Sultan Alparslan ile Malazgirt'te destan yazdıktan sonra kılıçlarını Doğu Akdeniz'in, Ege'nin ve Karadeniz'in serin sularında soğutan o büyük komutanın emirlerini, beylerini, alplerini şükranla anıyorum. Yine bu vesileyle 7 yıl önce Ahlat'tan dönerken geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden. Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun hocamıza Cenab-ı Allah'tan gani gani rahmet diliyorum' dedi.

Ahlat halkına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Daha önceki yıllarda olduğu gibi bu sene de şahsımızı, kabinemizi ve heyetimizi muhabbetle bağrına basan Ahlat halkına teşekkür ediyorum. Türkiye'nin dört bir yanından gençlerimizi bu tarih okyanusunda bir araya getiren Okçular Vakfımızı aynı şekilde gönülden tebrik ediyorum. Ahlat'a her gelişimizde ilçemizin her alanda kat ettiği mesafeyi görmekten açıkçası büyük memnuniyet duyuyorum. Belediyelerimiz bir taraftan, valiliğimiz diğer taraftan, Okçular Vakfımız öbür taraftan hep birlikte Ahlat'ın hem bir tarih ve kültür merkezi hem de bir çekim merkezi olması için gayret sarf ediyor. 12'nci yüzyılda nüfusu 300 bini aşan Osmanlı padişahlarının ataşehri olarak ziyaret ettiği Ahlat'ın tarihimizdeki yeri ve önemi anlaşıldıkça milletimizin Ahlat ve Malazgirt'e yönelik ilgisi de katlanarak artıyor. Biz de Ahlat'ı hak ettiği konuma getirmek için her türlü yatırımı yapıyor, Ahlat'ın ihtiyaçlarını bizzat takip ediyoruz. Sadece Malazgirt Zaferi kutlamalarımız değil, kabine toplantılarımız da artık geleneksel hale geldi. Cumhurbaşkanı kabinesi olarak üçüncü kez bugün Ahlat'ta toplandık' dedi.

Kabine toplantısında dış politika, ticaret, güvenlik ve terörsüz Türkiye süreci başta olmak üzere ülkemizi ilgilendiren kritik başlıkları istişare ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Burada öncelikle bir hususun altını çizmek istiyorum. Hükümet olarak çevremizde yaşanan çatışmalara rağmen Türkiye'yi kalkınma ve refah rotasında tutmak için yoğun çaba harcıyoruz. Bölgemizdeki krizler ekonomik açıdan tüm dünya gibi bizi de etkiliyor olsa da istihdamdan ihracata, tarımdan turizme birçok alanda hedeflerimize bağlı kalmayı sürdürüyoruz. Şunu vatandaşlarımın bilmesini arzu ediyorum. Adeta bir kriz fırtınası yaşadığımız bu sancılı dönemi popülizme tevessül etmeden milletin ve ülkenin kaynaklarını büyük bir özenle koruyarak, dinamik bir süreçte başarıyla yönetmenin çabasındayız. Ekonomide çarkların dönmesi, insanımızın işini ve aşını muhafaza etmesi, emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların etkilerinin asgari düzeyde tutulması, savunma sanayi ve uluslararası yatırımlar başta olmak üzere ortaya çıkan fırsatların değerlendirilmesi önceliğimiz olmaya devam etmektedir. İran-Amerika geriliminin küresel ekonomide yol açtığı şok dalgası zamanla tesirini yitirdikçe inşallah bunun sokağa, çarşıya, pazara, günlük yaşama yansımalarını çok daha net görme imkanı bulacağız. Şundan hiç kimse şüphe etmesin. Türkiye Allah'ın izniyle doğru yoldadır, istikameti bellidir ve eninde sonunda menziline ulaşacaktır' dedi.

'TÜRKİYE GÜVENDEDİR'

Erdoğan, 'Bu zorlu yolculukta ülkemizin en büyük şansı, tecrübeli, liyakatli, uyum ve adanmışlık içinde çalışan kadroların görev başında olmasıdır. Türkiye güvendedir. 86 milyonun emaneti ehil ellerde, güven içindedir. Bu kutsal emanete hiçbir surette gölge düşürmeyeceğiz. Yavaşlamadan, rehavete kapılmadan, tedbiri, disiplini elden bırakmadan hep beraber hedeflerimize doğru ilerleyeceğiz. Değerli misafirler, aziz vatandaşlarım, önceki hafta Gazi Meclis'imiz tarihi bir mutabakat örneği sergileyerek 467 evet oyuyla Türkiye için hayati önemdeki bir yasayı kabul etti. Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine dair kanuna destek veren tüm milletvekillerimize bugün bir kez daha ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Türk siyasetinde bir dönüm noktası olan bu büyük uzlaşıyla terörsüz Türkiye sürecimiz güven tazeletmiş, çok ciddi güç kazanmıştır. Milletimiz, vekilleri aracılığıyla çözüm iradesini çok net ortaya koymuştur. Farklı toplum kesimlerini temsil eden siyasi partilerin ülkenin geleceğine dair bir mesafede aynı paydada buluşması her türlü takdirin üzerindedir' dedi.

'TÜRKİYE'NİN HİÇBİR SORUNU ÇÖZÜMSÜZ DEĞİL'

Bu mutabakatın aynı zamanda demokrasimizi güçlendirecek, sivil siyasetin kapasitesini artıracağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Türkiye'yi vesayet dönemi tortularından kurtaracak yeni adımların cesaretle atılmasına zemin hazırlamıştır. Şu bir gerçektir ki Türkiye'nin hiçbir sorunu çözümsüz değildir. Günlük siyasi hesaplar yerine ülkeyi ve milleti merkeze alan bir anlayışla hareket edildiğinde Türk demokrasisi her türlü düğümü çözecek kapasite ve olgunluğa ziyadesiyle sahiptir. Bunu Türkiye'miz adına çok müstesna bir kazanım olarak görüyoruz' dedi.

TÜRKİYE'Yİ YARIM ASIRLIK BİR SIKINTIDAN KURTARMA ÇABASINA GÖLGE DÜŞÜRMENİN BAHANESİ OLMAZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Tabii burada şu noktaya da dikkatlerinizi çekmek durumundayım. Son 2 yılda birçok kritik eşiği suhuletle aşmakla birlikte önümüzde halen dikkatle durulması ve yürütülmesi gereken bir yol bulunuyor. Herkesin bu süreçte çok daha özel bir dil kullanması, yük olmak yerine yük almaya odaklanması milletimizin hassasiyetlerini kaşıyacak fevri söylem ve eylemlerden uzak durması büyük önem arz ediyor. Siyaset her gün yapılır ama Türkiye'yi yarım asırlık bir sıkıntıdan kurtarma çabasına gölge düşürmenin bahanesi olmaz. Aynı durum medya kuruluşlarımız ve gazetecilerimiz için de geçerlidir. Sırf daha fazla görüntülenmek, daha fazla reyting ve etkileşim almak uğruna böyle hayati bir meseleyi enfekte etmeye kimsenin hakkı yoktur. Çünkü bu iktidar ve ittifak olarak sadece bizim meselimiz değildir. Bu mesele bir devlet meselesidir, 86 milyonun ortak meselesidir.' diye konuştu.

'HERKESİ ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI OLMAYA ÇAĞIRIYORUM'

Terörsüz Türkiye konusunda herkesi çözümün parçası olmaya davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Milletimiz de artık bu meselenin kalıcı biçimde çözülmesini istemektedir. Biz de bu sorunu çözmekte, gelecek nesillere terörsüz bir ülke ve bölge bırakmakta son derece kararlıyız. Bugün bir kez daha hangi siyasi görüşte olursa olsun herkesi çözümün bir parçası olmaya çağırıyorum. Gelin, Türkiye'yi terörden kurtararak şehitlerimize ve gazilerimize olan şükran borcumuzu layıkıyla ödeyelim. Gelin sizler de bir ucundan tutun ve bu ağırlığı Türkiye'mizin üstünden hep beraber kaldıralım. Gelin tarih boyunca diz kırıp aynı sofraya oturmuş, aynı türküyü beraberce söylemiş, vatanı savunmak için aynı cephede şehit düşmüş insanlarımızın kardeşliğini daha da güçlendirelim. Bu samimi çağrımız önce milletim, önce memleketim anlayışına sahip herkesindir. Türkiye artık bedel ödemesin diyen, gencecik fidanlarımızı gözyaşlarıyla toprağa vermeyelim. Anaların ipekten yüreği yeni acılarla kavrulmasın diyen herkesi sürece omuz vermeye, sürece destek olmaya davet ediyorum' dedi.

'SÜRECE KATKI SUNAN HERKES TARİHİN YENİDEN İNŞASINDA ROL SAHİBİ OLACAKTIR'

Özellikle bölgedeki sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin sürece daha fazla katkı sunmalarını beklediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Şunu hatırlatmak isterim ki bir miladi yaşamakta olduğumuz bu günlerde sürece katkı sunan herkes tarihin yeniden inşasında rol sahibi olacaktır. Aynı şekilde süreci zora sokan, süreci dinamitleyen, tahrik eden, sürecin karşısında yer alan her türlü girişim de tarih karşısında mesul olacaktır. Sorumluluk mevkiinde olanların bilhassa günübirlik hesaplarla siyaset yapan kimi partilerin mecliste 467 kabul oyuyla tecessüm eden iradeyi iyi okumalarını, oradan gerekli mesajı çıkartmalarını temenni ediyorum' dedi.

Erdoğan, 'Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge vizyonumuzun yanı sıra ülkemizin bölgesel barışı ve istikrarı önceleyen aktif dış politikasının istikrarsızlıktan ve kaostan nemalanan malum çevreleri rahatsız ettiği görülüyor. Türkiye kendi vatandaşlarıyla birlikte hiçbir ayrım yapmadan bölgesindeki herkes için barış, herkes için kalkınma istedikçe cinayet şebekelerinin kan ve çatışma üzerine kurulu planları bozuluyor. Son dönemde Cumhurbaşkanı olarak şahsımızı ve Türkiye'yi hedef alan kirli kampanyaları bütünüyle bozulan bu planların yol açtığı hırçınlığın ve çaresizliğin birer tezahürü olarak değerlendiriyoruz. Şunu bir defa burada açık açık söylemek isterim. Siyasi olarak can çekişen, kendini bilmez kifayetsizlerin bizim üzerimizden prim devşirmesine fırsat vermeyeceğiz. Biz kime, neyi, nerede ve nasıl söyleyeceğimizi gayet iyi biliriz. Her zaman altını çiziyorum, biz bakkal dükkanı değil, dünyanın en büyük ülkelerinden birini, Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetiyoruz. Biz 86 milyon vatandaşımızın emanetiyle birlikte dünyanın dört bir yanındaki yüz milyonlarca mazlumun da umudunu, mesuliyetini taşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti öyle birilerinin lütfuyla kurulmuş, küresel güç odakları tarafından şımartılmış, hafızası olmayan nevzuhur bir devlet değildir. Binlerce yıllık köklü geleneğiyle, zaferlerle dolu şanlı tarihiyle dünyanın en güçlü, en kudretli devletlerinden biridir. Bakınız biz sadece Malazgirt gibi insanlık tarihine geçen muhteşem askeri başarılarımızla değil, bilim tarihine, sanat tarihine, siyaset ve idare tarihine kattıklarımızla da büyük bir devletiz. Biz tarihinde gönüller fethetmekle, mazlumların çağrısına kulak vermekle Musevi, Hristiyan, Müslüman fark etmeksizin ihtiyaç sahiplerinin imdadına koşmakla bilinen büyük bir devletiz' ifadelerini kullandı.

Türkiye Cumhuriyeti'nin küçük hesaplar, küçük kurnazlıklar karşısında boyun eğecek, bunlara prim verecek sıradan bir devlet olmadığını belirten Erdoğan, 'Onurlu, gururlu, tarihiyle ve ecdadıyla şerefli bir devletin nasıl davranması gerekiyorsa işte biz de iç siyasette ve dış politikada öyle davranıyoruz. Kimin ne yapmaya çalıştığının tabi ki farkındayız. Bölgemizde ilgili hangi kanlı senaryoların yazılmaya çalışıldığını görüyoruz. Allah'ın izniyle bunların hayata geçirilmesine müsaade etmeyeceğiz. Herkes emin olsun, rahat olsun. Türkiye Cumhuriyeti ne ilkelerinden ne de ulusal çıkarlarından taviz verir. Biz bize güvenen hiçbir dostumuzu, kardeşimizi yarı yolda bırakmayız. Birileri istemiyor, biri endişe duyuyor, birilerinin planları bozuluyor diye bölgemizde barışın tesisi için mücadele etmekten geri duracak değiliz. Biz elinde masumların kanı olan cinayet şebekeleri rahatsız oluyor diye komşularımızın toparlanmasına destek olmaktan vazgeçecek de değiliz. Bu ülkenin dış politikasını sadece ve sadece Türk Milleti belirler. Milletten başka hiçbir aktör Türkiye'ye ve Türk dış politikasına rota ve sınır çizemez' dedi.

Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da milletin belirlediği istikamette Türkiye'nin çıkarlarını korumak için çalışmaya devam edeceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Türkiye olarak bizim bölgemizin tamamında barıştan, adaletten, istikrar ve huzurdan öte, hiçbir amacımız hedefimiz gayemiz yok. Birilerinin iddia ettiği gibi gizli bir ajandamız gizli bir niyetimiz de yok. Bizim amacımız etrafımızda sulh ikliminin egemen olmasıdır. Bizim gayemiz bizim bölgemizin her karışında adalet, güvenlik ve refahın tesis edilmesidir. Coğrafyamız şu anda su gibi, hava gibi barışa ihtiyaç duyuyor. Buna kavuşacağı günlerin hasretini çekiyor. Bizde Türkiye Cumhuriyeti olarak Suriye'den Irak'a Lübnan'dan Filistin'e Körfez'den Afrika'ya, Balkanlardan Kafkasya'ya kadar gönül ve kültür coğrafyamızın tamamında tarih bizi birbirimize kardeş eyledi diyor bu ebedi kardeşliği yüceltmenin mücadelesini veriyoruz. İnşallah bu mücadeleyi zaferle taçlandırana dek elimizin ulaştığı her yerde çalışmaya devam edeceğiz. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum' diye konuştu. (DHA)