Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday gösterme süreci tamamlandı. Bize dayatılan 3 adayla seçimlere gidiyoruz. Cumhuriyet tarihimizde ilk defa kuruluş ideolojisini savunan bir seçenek olmadan sandığa gitmek zorunda kalıyoruz.
“Ehven-i şer” olarak oy verilmesinin istendiğini biliyorum ve böyle düşünenlere saygı duyuyorum. Bizim için her görüş ve fikir muhteremdir ama muteber olmayabilir. Ben Mustafa Kemal Atatürk gibi düşünüyorum. Ehven-i şer, şerlerin en kötüsüdür. Çünkü koruyucu reflekslerinizin ve savunma mekanizmalarınızın düşmesine neden olur ve tecavüz kolaylaşır.
Geçen gün görüşlerine çok değer verdiğim sevgili sınıf arkadaşım Ayhan Yıldızel bölgemizin (İstanbul 1.Seçim Çevresi) CHP Milletvekili olan Kadir Gökmen Ögüt’ü aramış, “siz nasıl Ekmeleddin’in aday olmasına rıza gösterir ve imza verirsiniz?” diye. Daha sonra arkadaşım beni aradı ve konuştuklarını anlattı. Sayın Kadir Öğüt benim de vatanseverliğinden, Cumhuriyetimizin kurucu ideolojisine bağlılığından ve üstün niteliklerinden şüphe etmediğim bir insan. Bu nedenle sordum “ne dedi?” diye.
CHP’ye katıldım çünkü!
“Bazı gerekçeler anlattı ama sıkıntılı olduğu her halinde belliydi” dedi Kadir Öğüt için. Telefon konuşmasının ilerleyen safhalarında Ayhan Yıldızel benle arkadaş olduğunu söyleyince, Kadir Öğüt benim için “il başkanlığına aday oldu, kazanamayınca şimdi partiye tu kaka diyor” demiş.
Sanırım Kadir Öğüt gibi düşünen başka partililer de vardır. Bu nedenle bu konuya açıklık getirmek istiyorum. Ben halen süren iç savaş nedeniyle 2010 yılında istifa ederek derhal CHP’ye girdim. Çünkü mücadele ancak siyaseten sürdürülebilirdi hukuken yapılacak bir şey yoktu. CHP’ye katıldım çünkü Atatürk’ün kuruduğu partiydi, sembolü olan 6 Ok Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesinin özetlenmiş haliydi ve 3 kuşaktan beri CHP’ye gönül veren, destekleyen, kuruluş harcında emeği olan ve hep oy veren bir aileden geliyordum.
Sadece 2 hafta çalışabildim
Bugün CHP’yi yönetenlerin birçoğunun başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere bulundukları yere operasyonla geldiklerini biliyorum. Ekmeleddin tercihi bu operasyonun sonucudur. Kılıçdaroğlu’nun Diyarbakır konuşmasında 1930’lu yıllara referans yaparak gösterdiği düşmanlık affedilemez ve operasyonun arkasındaki iradeye karşı şükran ifadesidir.
Evet, 2012’de CHP Trabzon İl Başkanlığı’na aday oldum. Trabzonluydum ama kısa bir dönemi saymazsanız Trabzon’da büyümemiştim. Trabzon insanı yüzümü tanımazdı. İl Kongresi’nden 14 gün önce Trabzon’a gittim sadece 2 hafta çalışabildim.
Trabzon’a gitmeden önce Ankara’ya Genel Merkez’e çağırdılar icazet almam için. Ben icazeti Trabzon örgütünden ve delegeden alırım dedim, reddettim ve gitmedim. Seçime girmemi engellemek için üyeliğimin İstanbul’dan Trabzon’a taşınmasını engellemek istediler, hakkımı Genel Merkezi tehdit ederek aldım.
Hepinize postal giydirir!
Seçim çalışmaları sırasında CHP’nin iyi yönetilmediğini, yeni bir kana ihtiyaç duyulduğunu, Kılıçdaroğlu ile olmayacağını böyle gidilirse daha da kan kaybedeceğimizi açıkça anlatarak seçim mücadelesi yaptım.
Kongrede karşıma 3 Genel Başkan yardımcısını çıkardılar. Bana oy verilmesin diye korkutma, baskı, sindirme, ayak oyunları yaptılar ikbal ve para dağıttılar. Trabzonlu olmadığımı, ithal olduğumu söylediler ve Nasuh Mahruki’ye yaptıkları gibi İP’li olduğum yalanını yaydılar. CHP’nin kurucusunun asker olmasına rağmen “Bu asker, seçilirse hepinize postal giydirir” dediler. Halbuki ben denizciydim hiç postal giymemiştim!
Kongre sonucunda seçimi 6 delege farkı ile kaybettim. Eğer icazet isteseydim, Genel Merkez’in himmetine sığınmaya çalışıp yalakalık etseydim ve seçim sürecinde bana tavsiye edildiği gibi gerçeklerin yerine yalan söyleseydim şimdi bana “kedi uzanamadığı ete mundar der” yaklaşımı içinde olduğumu söyleyebilir ve “tu kaka” suçlaması yapabilirdiniz.
Saygılar sunarım.