Atatürk'ün ölüm günü olan 10 kasım'da onu bir kez daha özlemle andık ulusca.

Daha dün gibi.

"Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz. Ulusumuzu bağımsizlığına kavuşturacağız "diyor gibi belleklerimizde sözleri.

Kemikleri sızlıyordur şimdi diyorlar ülkedeki yapılanlara bakıpta ama keşke kemikleri sızlasa.

"Kurtardığım ülke bu mu"diye hayıflanıyordur muhakkak.

Atatürk öldüğü gün 33 ton altınımız vardı. Komşu ülkelerle sorunlarımız en aza indirilmiş hatta iç yoktu. Osmanlı'nın borçları ödenmişti bir bir. Dünyada Birleşmiş Milletler'e yazılı olarak davet edilen tek ülkeydik. Bu kadar yoksulluk ve olanaksızlıklar içinde 4 bin 833 km demiryolu yapılmıştı. O yoksulluk ve olanaksızlıklar içinde kurulan fabrikaları, insanlarımızın yaşam alanlarında yapılanları unutmayalım.

Halkımız dini ve milli bayramlarını aynı coşku ile kutluyordu. Beyinde olması gereken bilim olmalı. İnancımız da yüreğimizde olmalı değil midir?

Ama şimdi öyle mi?

Kendimize bir soralım bakalım. Sanki bu günleri görmüş yaşamışcasına 1920 Mayıs ayında şunları söylemiştir Yüce Atatürk; "Muhafaza ve müdafayla meşgul olduğumuz millet tek bir unzsurdan ibaret değildir. Muhtelif islam unsurlardan meydana gelmektedir.Bu toplumu teşkil eden herbir islam unsuru, bizim kardeşimiz ve tamamıyla ortak olan vatandaşımızdır ve yine kabul ettiğimiz esasların ilk satırlarında muhtelif islamı unsurlarki, vatandaştırlar, yekdiğerine karşılıklı riayetkardırlar ve yekdiğerinin  hertürlü hukukuna; ırki ,toplumsal, coğrafi hukukuna daima riayetkar olduğunu tekrar teyit ettik. Ve ve hepimiz bugün samimiyetle kabul ettik.Dolayısı ile menfaatlerimiz ortaktır.Kutarılmasına azmettiğimiz birlik, yalnız çerkes değil, hepsinin karışımı  bir islam unsurudur.Bunun böyle kabul edilmesini, yanlış anlaşmaya meydan verilmemesini rica ediyorum." (Atatürk'ün bütün eserleri, 8/157)

O bu ulusun ortak özelliklerini inacını ve bağımsızlıgını korumasını canı pahasına istediğini, mücadele edeceğinı biliyordu. Onu sağlamak için ömrünü verdi bu uğurda.

Mustafa Kemal Atatürk; "Ordular ilk hedefefiniz akdeniz ileri" demiştir. Aslında onun hedefi " Hakiki mürşit ilimdir" sözleriydi. Savaşa girelim. Heryeri kırıp geçirelim diye bir düşünceside yoktu.

" Yurta sulh, dünyada sulh " diyerek savaşmanın değil barışın yanında olduğunu dile ve söze yansıtıyordu. Siz bakmayınız  dil ucuylada olsa bizde onu anıyoruz. Ona karşı değiliz diyenlere. Onların gerçek beyinlerindekini herkes görüyorda sesini çıkarmıyor.

Bu ülkenin bu günlere gelmesinde emeği olan yüce kurtarıcımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü aryor ve özlemle, hasretle anıyoruz.

O ne denirse densin yüce Türk milletinin gönlünde taht kurmuştur. Sökülüp atılamaz, atılmamalıdır.

Onu ölümünün bu yıldönümünde anıyor rühu şad olsun diyorum. Mekanı cennet olsun diyorum.

- - - - -