Komşumuz Suriye’de yapılan seçimlerde Esad yeniden 7 yıllığına Devlet Başkanı seçildi. Danışıklı dövüş ve göstermelik olarak nitelendirilen bu seçimler nereden bakılacak olursa olsun, Esad’a bir meşruiyet kazandırmıştır. Zaten bugünkü koşullarda Suriye’de Esad dışında bir başkasının kazanması mümkün değildi. Beklenen de gerçekleşmiş oldu.

Esad’ın hala ayakta kalmış olmasında Rusya’nın desteğini utmamak gerekiyor.

 

Suriye’de iç çatışmaların başlaması ile Esad’a kısa ömür biçilmiş ve birkaç ay içinde devrileceği hesaplanmıştı. Bugün bu hesaplar ters döndü. Türkiye de hesaplarını Esad’ın kısa zaman içinde devrileceği üzerine kurulmuştu. Ters dönen bu yanlış hesaba rağmen Türkiye hala bu politikalarından vaz geçmedi. Ancak, tabloya baktığımızda Suriye faturasının giderek artmakta olduğunu da görüyoruz.

 

Suriye’de olup bitenler en çok bizi yakından ilgilendiriyor. Çünkü 3,5 yıldan bu yana süren iççatışmalarda en büyük kayıp Türkiye’nin oldu.

Suriye krizinin bugüne kadar bize olan faturasının resmi rakamlara göre 3,5 milyar dolar olarak gösteriliyor. Kaldı ki, ülkemizde Türkiye’nin her tarafına dağılmış olan 1,5 milyon Suriyeli sığınmacı ile de sıkıntılar yaşanıyor.

 

Özellikle Suriye sınırında Cihatçı ve El Kaide gibi grupların faaliyetleri, bölgede çok büyük rahatsızlık yaratıyor. Dış ülkelerin de bu gruplardan duydukları rahatsızlıklar biliniyor. Bu durum, Türkiye’nin bazı komşu ülkeler başta olmak üzere birçok ülke ile sıkıntı yaşamasına da neden oluyor. Türkiye’nin Esad muhaliflerine baştan bu yana destek vererek sorunun tarafı haline gelmesi de aynı şekilde sıkıntıları artırıyor.

 

Görünen o ki, Suriye bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da Esad’lı dönem yaşayacaktır. Rusya’nın tam desteğini alan, seçimi kazanarak güç kazanan ve dağınık muhalefeti iyice dağıtan Esad’ın seçim sonrası ülkedeki kontrolü tamamen sağlayabileceğine de dikkat çekiliyor. Çünkü Suriye’de Esad güçlerine karşı savaşan derme-çatma ve ithal güçlerin bugüne kadar kendilerinden bekleneni vermediği de görülüyor. Cihatçı güçlerin devreye girmesi ile muhaliflerin birbiri ile çatışmaya girmesi de Esad’ın işini kolaylaştırmıştır.

 

Suriye’de çözüm için Esad’sız formüller üretilmişti. Türkiye de “Esad’sız bir Suriye” istiyordu. Şimdi Suriye Devlet Başkanlığı koltuğuna 7 yıl daha oturacak olan Esad ile sorun nasıl çözülecek?

Çatışmalar sorunu çözemediğine göre, barışçıl yeni arayışlar içine girilmesi ve Türkiye’nin de bunda yer alması “Zararın neresinden dönülürse kardır” görüşünden hareket etmesi bize göre doğru bir karar olacaktır.

 

Savaş, bugüne kadar sorunu çözmedi, üstelik sürecin uzamasına da neden oldu. Özetle Suriye’de kazanan taraf olmadı. Bundan sonra Esad, elinde bulundurduğu askeri gücü kallanarak mı, yoksa barış görüşmeleri ile mi sonuç almaya çalışacak bunu önümüzdeki süreçte göreceğiz. Ancak, Suriye’nin geleceği konusunda Rusya’nın tutumunu da göz ardı etmemek gerekiyor. Esad adına Rusya, Amerika ve Batı ile görüşerek soruna bir çare bulmaya çalışacak gibi görünüyor. Putin, daha önce yaptığı açıklamada “Geçiş dönemi Esad ‘sız olmaz. “görüşünü ortaya koymuştu.

 

Zaten Esad’ın yeniden seçilmiş olması “Suriye’de çözüm Esad’sız olmaz”

görüşünü de kuvvetlendirmektedir. Seçimler düzmece ve komedi olarak nitelendirilmiş olsa bile, şu anda Suriye’de Esad seçilmiş Başkandır ve koltuğunu da korumaktadır. Esad’ı sevsek de sevmesek de ortadaki durumu hiçbir zaman gözden uzak tutmamak gerekiyor. Gelecekteki hesapları da buna göre yapmak zorundayız.

 

Şimdi bütün bu gelişmeleri alt alta koyduğumuz zaman, Türkiye’nin Suriye politikalarına yeni bir ayar vermesi gerektiğini düşünüyoruz.

Suriye’de Türkiye’nin çıkarları vardır. Bunun dışında uygulanan politikalar en büyük zararı bize vermiştir. Sınır boylarındaki kargaşa ve cihatçı gruplar bizim için de tehlikeli olmaya başlamışlardır. Bir de bunların içinde ülkemizde bize yük olan 1,5 milyonun üstünde Suriyeli sığınmacı vardır. Hatta resmi olmayan rakamlara göre bu sayının çok daha fazla olduğu da söyleniyor. Türkiye, bu yükü daha ne kadar taşıyabilir?