Dağda gariban bir çoban keçi otlatır onun geliriyle geçinmeye çalışırmış. Ama onun otlak  alanlarında keçilerini otlatmasınada izin verilmezmiş. "Aaah ah şu dağ benim olsa ne güzel olurdu? Keçilerimi otlatır bir güzel geçinip giderdim " diye söylenip özlermiş o günleri.

Bir gün padişah oradan geçerken çobanı görmüş.

Ona " söyle bana ne istersin benden"  demiş. Çoban şu değneğimi yukarı atıp düşünceye kadar padişahlık isterim" demiş. Kralda " haydi at bakalım değneğini sen kıralsın" demiş.

Çoban sevinçle değneğini gökyüzüne fırlatmış. Ve Şu dağ çobanındır" demiş.

Bizlerde çobanın padişah karşısındaki durumu gibi o hallere getirildik.

Şaşkın çekingen, fikir üretemeyen, kişiliği elinden alınmış insanlara döndük.

Sizi bilmem ama benim aklıma sığmıyor düşündüklerimi söylerken birilerinden izin alınacağı ya da ceza verilece.Birilerinin icraatlerını beğenmeme lüksünüz bile yok. Her an nereden ve nedeni belli olmayan suçlar üretilerek gözaltına alınarak ceza evlerine gönderilme korkusu insanların beyinlerinde yer etti.

En ufak bir eleştiride

" Siz hala oralardamısınız? O devirler geçtti artık. Şimdi sıra bizde."

 Sizi gidi 'Ergenekoncu'lar sizi.

Sizi gidi çapulcular sizi.

Gözünüzu topraak doyursun".

Öyle durumlara getirildik ki kendilerinden birilerine birşey oldumu top yekün oradalar ama gezi olaylarında 6 tane genç öldürğldü kimse dönüp bakmadı.Marmara depreminden sonra söylenenleri hatırlayalım.Ankara'da doğalgazdan ölen 7 gencin arkasından söylenenleri hatırlayalım.

Öyle durumlara geldik ki camiye namaza giderken bile sanki onlarınmış oralar gibi yan bakmalar, küçük görmeler, laf çarpmalar. İbadetimizi bile doğru dürüst yapamadık.

İkide bir bizim Allahımız var.

Elhamdülülllah müslümanız.

Peki bizler neyiz??

Bizler yıllardır gösterişsiz, dinini çıkarı için kullanmadan ibadetlerini yapmaya çalısan gerçek müslümanlarız kardeşim.

İnsanları ayrıştırdınız.

Taraf olmayanlara hayat hakkı bile tanımadınız.

Allah' ın sopası yok.

Alma mazlumun ahını diye sözler vardır.

Ben hayatımda bir milyar lirayı bir arada görmedim.Yılllarımı devlete hizmet ederek geçirdım. Ama ayakkabı kutularından çıkan paraları görünce ağzım sulandı. Hayretler içinde kaldım. Demet demet paralar balyalar halinde. Birilerinin evindeki paraları sayamamışlarki para sayma makinesi bile getirmişler. Yatakları üzerinde, odanın duvarları dolusu kasalar içinde balyalar halinde paralar, paralar, paralar.

Hiç birşey demiyorum.

Allah gözünüzü doyursun.

İnşallah bunları yapanlar gerekli cezayı görürler. Sanki üzeri örtülür gibi geliyor bana. Sadece bana değil sokaktakı insanlarda aynı şeyı söylüyorlar.

Deniz fenerinde olduğu gibi, Yimpaş'ta olduğu gibi. Daha birsürü örnek sayılabilr.

Ne diyeyim sadece Allahım bunları gor diyorum o kadar..