Meclis Araştırma Komisyonu’nda 9 AK Partili üyenin isteği ile 4 Bakan hakkında Yüce Divan’a gönderilmesinin önünü kesilmesinden sonra tapelerin imha edileceği açıklandı. Komisyon Başkanı Hakkı Köylüoğlu, tapelerin CMK’nın “Tanıklıktan çekinebilecek kişilerin iletişimi kayda alınamaz” maddesince imha edileceğini açıklaması tartışmaları da beraberinde getirdi.

Muhalefet ve hukuk çevreleri “Tapelerin imha edilmesi ile suç işlenmiş olur” diyor. Yargıyat’ın “Suç şüphesi altındaki iki kişinin konuşmaları delil sayılmazsa himaye edildikleri sonucu çıkar” dediği anımsatılıyor.

Rüşvet suçunun zaman aşımının 15 yıl olduğu söyleniyor. Bu süre içinde de tapelerin muhafaza edilmesi gerektiğine vurgu yapılıyor. Tapelerin imha edilmesinin 7,5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması da söyleniyor. Muhalefet ve hukuk çevreleri “Ne oluyor,yangından mal mı kaçırılıyor?” diye soruyor.

CHP’nin hukukçu milletvekili İlhan Cihaner, tapelerin imha edilmesi konusunda şu görüşleri ortaya atıyor:

“Yargıtay’a göre tanıklıktan çekinme hakkı olanlar arasındaki konuşmalar her ikisi de suç şüphesi altında ise delil olarak kullanılabilecektir. Olayımızda da hem bakanlar hem de çocukları şuç şüphesi altında olup sıfatları şüphelidir. Genel Kurul Yüce Divan’a sevk kararı vermeyip Yüce Divan’daki yargılama sonucu beraat etseler bile imha işlemine karar verenler için “suç delilini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçu varlığını koruyacaktır. İmha işlemine karşı mühürlü zarf olmalıdır. Mühürlü zarf içerisinde muhafaza edilirse hem kötüye kullanma önlenmiş olur, hem de geri dönüşü mümkün tedbirler alınabilir.”

 Eski hukukçulardan Kerim Yılmaz, Meclis Komisyonu’nda 4 eski Bakanın aklanması ile ilgili görüşlerini de şu şekilde paylaşıyor:

 

“AKP li üyelerin yolsuzluk yaptıklarından emin oldukları bakanları talimatla aklamış olmaları hukuki sonuçları ağır olacak siyasi bir tercihtir..

 

Ancak tapelerin imhası açıkça yasaya aykırı ve komisyon başkanı ve AKP li üyeler için suç delillerini yok etme suçudur! Birden çok suçu aklama telaşıyla açıkça suç işlemişlerdir!

Eski bir C.Savcısı olan Komisyon başkanı aculca bir gerekçeyle aldırdığı imha kararı ileride başlarına iş açacaktır!

 

Bilinmelidir ki o tapelerin birden çok örnekleri mutlaka alınmıştır ve asla kaybolmaz!

CMK’nın 135/3. maddesinin “Tanıklıktan çekinebilecek kişiler arasındaki iletişim kayda alınamaz” 

Hükmünü gerekçe göstererek tapelerin imhası skandaldır!

 

O hüküm birinin asla suç şüphesi altında olmaması haline münhasırdır!

 

Oysa her ikisi de aynı suçtan şüphe altındaysa hukuken çekinme hakkı olacak tanıklık değil bizzat şüpheli/sanıklık durumu vardır!

 

Örneğin baba,oğul,amca dayı(3.dereceye kadar akraba yani çekinme hakkı olanlar) örgütlü biçimde uyuşturucu ticareti yapsalar ne olacak?

 

Akraba bunlar aralarındaki suçla ilgili konuşmaları dinelemeyelim izlemeyeli ayıp olur yahu, hem çekinme hakları var mı diyeceğiz?

 

Hukukun ırzına hukukçularca geçildiği bir ülkedir artık YeniTürkiye!

 

Kaldı ki bu konu çok net biçimde tartışılıp Yüksek mahkemece daha önce karara bağlanmış bir konudur! Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19 Şubat 2013 ve 3 Haziran 2014 tarihli kararlarında “tanıklıktan çekinme hakkı olanlar arasındaki konuşmalar, her ikisi de suç şüphesi altında ise bu konuşmaların delil” niteliği taşıdığı belirtilmiştir!

 

AKP iktidarı üst yönetim kademeleri ve yasamadaki başkanları eliyle işlenen suçlarda örgütlü suç makinasına dönmüştür!

 

Siyaseten aklamalar işe yaramaz. Bu soruşturma mutlaka yenilenecek ve gereği yapılacaktır! Örnek, yakın tarihte vardır, Çiller-Yılmaz!”

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise yaptığı açıklamada “Tapeler imha edilmezse asıl bu suçtur” diyor.

Başbakan Davutoğlu’nun daha önce yolsuzluk ve vurgunla ilgili “Yolsuzluk yapan kardeşimiz de olsa kolunu keseriz” sözleri kamuoyunda bir rahatlama yaratmıştı. Ancak, Meclis komisyonu’ndaki oylamada 4 Eski Bakan hakkında AK Partili üyelerce verilen karar, Başbakan’ın bu sözlerini ortada bırakmış gibi görünüyor.

Çünkü, 4 Bakan hakkında verilen karar kamuoyunu tatmin etmedi, vicdanları rahatlatmadı.Konu ile ilgili yapılan açıklamalarda da bu açıkça ortaya konuluyor. Öyle sanıyoruz ki bu konu daha uzun süre gündemde kalacaktır.