Genel

Şiddete meyilli öğrenciye antişiddet görevi, okulda şiddeti yüzde 50 düşürdü

Abone Ol

Aliekber METE/ANKARA, (DHA)- TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu'nda sunum yapan Cumhurbaşkanlığı Eğitim- Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şule Alan, ergenlik dönemindeki çocuklara nasıl yaklaşılması gerektiğiyle ilgili Diyarbakır'da pilot bir çalışma yaptıklarını, problemli, şiddete meyilli çocuklara antişiddet görevi verdiklerini söyledi. Alan, '5 ve 6'ncı sınıftaki küçük arkadaşlarına 'Zorba kimdir? Zorbayla nasıl baş edilir?' öğretmelerini istedik. Sonuçlar; okul içi şiddette yüzde 50 düşüş, okul içi davranış normlarında ciddi düzelme, akıl sağlığında, zihin sağlığında, özellikle bu lider çocuklarda inanılmaz düzelme, kendine güvende, öz değerde yükselme' dedi.

Aynı zamanda ABD'de Cornell Üniversitesi ile Bilkent Üniversitesi'nde ders veren Cumhurbaşkanlığı Eğitim- Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi İktisat ve Davranış Bilimleri Profesörü Şule Alan, komisyonda sunum yaptı. Prof. Dr. Alan, Türkiye'de son 20 yıldır okullarda sahada araştırma yaptığını söyleyerek, 'Türkiye'de son dönemde yaşadığımız bu olaylar yalnızca bir güvenlik meselesi değildir, bu şekilde de ele alınmamalıdır. Güvenlik tabii ki olayın içerisindedir ama konu bundan çok uzak, çok daha derin bir konu. Biz sadece olan olaylardan dolayı gördük, aslında benim 20 yıldır sahada çalışmalarımla görmekte olduğum bir konuydu bu. Okul şiddeti olayları, bu tip olayların gençlerimizin, yükselmekte olan neslimizin ruh sağlığı ve sosyal, duygusal kırgınlıklarıyla yakından ilişkili olduğunu unutmamamız gerekiyor' dedi.

'ERGENLİK ÖZEL BİR DÖNEM'

Prof. Dr. Alan, ilkokul ve ortaokulu ayırmak ve bu öğrencileri ayrı değerlendirmek gerektiğini kaydederek, 'Ortaokula geçtiğimizde her şeyin rengi değişiyor. Ortaokul özel bir dönem. Hani 'ergenlik zor' falan deniyor ya, ergen çocuk zor olduğundan değil, ergen çocuğun beyni bizim yetişkin beyninden farklı olduğu için ergen çocuğun beyni çocuğun beyninden de farklı olduğu için zor. Ergenlik çok özel bir dönem. Ergenlik beynimizdeki yürütücü işlev bölgesinin ön frontal lobtaki bölgenin henüz gelişmediği; ama özerklik isteğinin tavan yaptığı bir dönem. İlkokul dönemi böyle değil, çocuğun özerklik gibi bir derdi yok, onun yürütücü işlevi gelişmiş değil. O çocuğa o yüzden yukarıdan aşağı bir öğretim sistemi geliştirebiliyorsunuz. Yürütücü işlev bölgesi ne yapar? Hareket etmeden önce hareketin sonuçlarını hesaplattırır, size zaman makinası sunar insan beyni. 'Bunu yapacağım ama bunu yaparsam şu olur mu acaba, bu olur mu acaba'yı size öğretir ve yaklaşık 20 yaşlarında falan tam olgunlaşır bu bölge. Onun öncesinde hala sağa sola çarpar' diye konuştu.

'SOSYAL STATÜ ARAYIŞI İÇİNDELER'

Prof. Dr. Alan, 13-14 yaşında ergen çocukların bu bölge gelişmediği halde, bu bölge gelişmişçesine hareket ettiklerini söyleyerek, 'Çünkü onun baskısı altındalar. Sosyal statü arayışı, akrandan saygı arayışı, yetişkinden özerklik arayışı içerisindedirler. Yani bu dünyada sosyal olarak yerlerini bulma savaşı içindedirler. Okul, onlar için vahşi bir ormandır, o ormanda kendilerini bulmaya çalışırlar bu öğrenciler, bu çocuklar, hepimizin çocukları. Ortaokul travmatik bir dönemdir her genç için. Aileyle konuşulmaz, öğretmenle konuşulmaz, yerinizi bulmaya çalışırsınız, bayağı bir sözel ve fiziksel şiddet vardır zaten akranlardan. O şiddeti uygulayanlar da zaten bir sosyal statü arayışı içerisindedir. Bu statüyü o şekilde aradıkları için öyledirler. Biz, bu çocukları çekersek ilkokula, ilkokulda o dürtü kontrolü olan ya da yapayalnız kalmış çocuklar arasında buluruz zaten o çocukları. Ergenler özeldir, ergene yapılacak müdahale de özel olmalıdır. Ergene 'Sigara içme' demeniz mantıklı değildir. 'Madde kullanma' demeniz mantıklı değildir. 'Şöyle davran, böyle davran' demeniz mantıklı değildir. Ergen bunu dinleyecek durumda değildir. Ergenin derdi başkadır çünkü' dedi.

'PROBLEMLİ ÖĞRENCİLEİR SEÇTİK'

Prof. Dr. Alan, ergenlik dönemindeki çocuklara nasıl müdahale edileceğine ilişkin Diyarbakır'da hayata geçirdikleri projenin sonuçlarını paylaştı. Alan, 'Ergene nasıl yaklaşılmalı? Ergenin şiddet yaratmasına nasıl yaklaşılmalı?' projesini pilot olarak uyguladıklarını aktararak, 'Problemli, şiddete meyilli çocuklara antişiddet görevi verdik, okullarında antişiddet yaymaları görevini verdik. Öncelikle öğrencileri seçtik, bunlara 'lider öğrenci' dedik. Sosyal ağlarda öne çıkan, herkesin peşinden gittiği problemli öğrenciler vardır ortaokulda. Herkes bunları kovalar, herkes bunlarla arkadaş olmak ister. Bunları çeteleşme gibi düşünebilirsiniz. İlkokulda bunu görmezsiniz, ilkokulda çalışkan çocuğun arkasından giderler. Ortaokulda 'cool' çocuğun arkasından giderler. O da genellikle problemli çocuktur, ortalığı karıştıran çocuktur, onun arkasından giderler. Bu çocukları seçtik, popülaritesi yüksek ama bilişsel empatileri de yüksek, onları da ölçtük. Yani çocuk başkalarını iyi anlıyor, sadece başkalarını iyi anlamayı kötü anlamda kullanıyor, o kadar. Biz bu çocuklara 'Alın, size güzel bir ders yöntemi. 5'inci ve 6'ncı sınıftaki küçük arkadaş, çocuklarımıza, kardeşlerinize bunları öğreteceksiniz, haftada bir.' Çok basit şeyler öğrettiler; hayalimizdeki okul nasıl olmalı? Zorba kimdir? Zorbayla nasıl baş edilir? Özellikle bu çok etkili oldu. Zorba, tutup bir zorbanın belirli özelliklerini küçük çocuklara anlatmak zorunda kaldı. Zorbanın empati azlığını, zorbanın kendisine güvensizliğini, zorbanın duyguları ve öfkeyi kontrol edememesini, bütün bunları zorba olarak öbür çocuklara anlatmak durumunda kaldı ve bayağı başarılı bir şekilde de anlattılar 1 yıl boyunca' dedi.

'SONUÇLAR İNANILMAZDI'

Prof. Dr. Alan, çok iyi sonuçlar aldıklarını söyleyerek, 'Sonuçlar 2 yıl sonra, eğitim alan çocuklarla eğitim almayan çocukların karşılaştırılması inanılmaz sonuçlardı. Tabii, bunlara da plasebo kontrolü yaptık. Bazı okullar bunu yaptı, bazı okullar yapmadı. Okul içi şiddette yüzde 50 düşüş, okul içi davranış normlarında ciddi düzelme, akıl sağlığında, zihin sağlığında, özellikle bu lider çocuklarda inanılmaz düzelme, kendine güvende, öz değerde yükselme. LGS test skorlarında plaseboya göre inanılmaz bir yükselme, yüzde 10 civarında bir yükselme. Biz 'Gidin çocuklar, ders çalışın' falan demedik, bir de sorumlulukla gidip evde ders çalışmışlar. Biz bunu da net bir şekilde ölçtük ve gözledik' dedi.

'NESİLDEN ŞİKAYETİ BIRAKIP SİSTEM GELİŞTİRMELİYİZ'

Prof. Dr. Alan, 'Bütün bu çalışmaları, ulusal planının ne olması gerektiği çerçevesine bağlayacağım. Ulusal planımız ölç, analiz et, geri bildir ve müdahale et, müdahaleyi takip et düzeyinde olmalı. İşe yarayan müdahalelerimiz var. Bunların ülke düzeyine hızlı bir şekilde yayılması, tabana yayılması gerekiyor. Sistem kendi içerisinde sabit bir sistem olamaz. Nesil değişiyor, değişen nesil değişen ölçüm talep ediyor, değişen müdahale talep ediyor. Nesilden şikayeti bırakıp, yeni nesli anlayıp, onun kırılganlıklarına göre müdahale geliştirmemiz, sistem geliştirmemiz gerekiyor. Bunun için yapabileceğimiz en önemli şey de veri problemimizi hızlı bir şekilde çözmek ve akademi-devlet iş birliğini hızlı bir şekilde tahsil etmemiz gerekiyor. Akademi ve devlet kurumları iş birliği halinde veli odaklı çalışmalar yapmalılar' dedi. (DHA)