Seçim öncesi gerek muhalefet partiler, gerekse hükümet karşıtları ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet iddiaları konusunda şunları söylemişlerdi:

                                            "Hükümet, sandıktan % 50'nin de üzerinde oy alsa, bu yolsuzluk ve rüşvet iddialarından aklanma anlamına gelmez. Bu iddiaların aklanma yeri mahkemelerdir.

Sandıktan çıkan oyla aklanılmış olmaz."

                                            Biz de bu görüşlere aynen katıldığımızı belirtelim. Çünkü seçimde millet AK Parti'ye % 44 oranında "evet" demiştir. Bunun karşısında % 56 "hayır" oyu vardır. Bu oran açıkça şunu gösteriyor: Azınlıktasın ve çoğunluğa karşı daha dikkatli ol.

                                           TAHRİKLERDEN KAÇINMAK

                                           İşin ilginç tarafına bakalım:

                                           Seçim sonrası Başbakan, balkon konuşması yaptı. Yanına da ailesini ve yakınlarını alarak adeta bir gövde gösterisi yaptı. Bu da şu demektir: Millet bizi sandıkta akladı. Hepimiz buradayız ve ayaktayız.

                                       Bu görüntü ve mesaj son derece yanlış, son derece tahrik edici ve bir yerde de millet ile alay etmedir. Başbakan hakkında çok ciddi iddialar ve ses kayıtları vardır.

Bunların montaj olduğu iddia ediliyor. Montaj ise bunları ispatlamak Başbakan'ın görevidir. Bu çok ciddi iddiaların temizlenme ve aklanma yeri kesinlikle mahkemelerdir. Eğer, hukuku bu işin dışına atıp, sandıktan çıkan oy ile "Milet beni akladı" derseniz hukuku da çiğnemiş, yok saymış ve saygınlığınızı da yitirmiş olursunuz. Kaldı ki, hakkınızdaki bu iddialar ölünceye kadar boynunuzda bir suç unsuru olarak da kalır.

                                       Bu durum ortaya gerilim getirecektir. Yolsuzluk ve rüşvet iddiaları kavgası bitmeyecektir.

Türkiye de kan kaybetmeye devam edecektir.

                                           AKLANMA YERİ SANDIK DEĞİLDİR

                                     Sandık ne demiş, onu da yorumlayalım:

                                       Eğer, milletin % 44'ü Başbakan'a "evet" demişse bunun anlamı da şudur: Arkadaş, biz yolsuzluğu, rüşveti anlamayız, bu bizi ilgilendirmiyor. Başbakan'a da güvenimiz tamdır. Benim siyasi tercihim de AK Parti'den yanadır"

                                     İşin can alıcı noktası da buradadır. AK Parti için kullanılan oylar, şaibeleri ortadan kaldırmaz. Başbakan ve yakınları hakkındaki iddiaları aklamaz. Sandığı iyi okumak gerekiyor. Hadi diyelim ki, % 44 bu konuda Başbakan'ın yanında ama ya geride kalan % 56 ne olacak?  Bu nedenle balkon konuşmasından sonra yakınlarını da yanına alıp, meydan okumak, iddiaları ve ses kayıtlarını yok saymak işte bu çoğunluğa hakarettir.

"Ben sizi de, hukuk da takmıyorum" demektir. Başbakan balkon konuşması sonrası bize göre yakınlarını da yanına alıp, elele tutuşarak ile bu mesajı vermek istemiştir.

                                       Bunu son derece tehlikeli buluyoruz. Başbakan'ın konuşmalarını da buna eklediğimizde yine bir ayrıştırma, yine milleti bölme, tehdit, sindirme ve korkutma ortaya çıkıyor. Aslına bakılacak olursa, biz daha kucaklayıcı, bütünleştirici ve barış ortamı sağlayacak bir konuşma bekliyorduk, yanıldık.

Görülüyor ki, Başbakan bundan önce olduğu gibi bundan sonra da sertlik tutumunu sürdürmeye devam edecek.

                                            BAŞBAKAN KUÇAKLAYICI OLMALI

                                               Biz, hiçbir zaman yanlışları savunmadık, savunmayız da. Başbakan "paralel yapı"dan söz ediyor. Bunlarla da mücadele edeceğini vurguluyor. Devlet içinde devlet olmaz, bu konudaki çabasını ve mücadelesini destekleriz. Ancak, "paralel yapı" diyerek 11 yıldır koltuk değneği görevini yapan cemaatle mücadele ederken, devletin yapısını da bozmaması gerekiyor.

Bu çatışma AKP ile cemaat arasındadır, bunu devlet mücadelesi şekline sokmak son derece tehlikeli ve zarar verici olacaktır.

                                      Başbakan'a oy vermiş veya vermemiş olsun, 74 milyon bu ülkenin vatandaşıdır ve hepsi aynı ölçüdedir. Herkes Başbakan'ı sevmeyebilir ama eğer bu ülkeyi yönetmeye talip ise ve yönetiyorsa Başbakan bütün vatandaşları sevmek, kucaklamak, hepsine aynı mesafede olmak durumundadır. Makamı bunu gerektiriyor. Bunun dışında atılacak adım, ortaya konulacak düşünce millet arasındaki kutuplaşmayı derinleştirir. Bundan da endişe ettiğimizin altını çizmek istiyoruz.

                                            Sandık, çok ciddi biçimde AK Parti'yi parlatmadı, muhalefeti de ufalamadı. Sandık iyi okunursa millet siyaseti az da olsa dizayn etti. Çok zor günlerden geçtik, çok sıkıntılar yaşadık. Bundan sonra Türkiye aynı sıkıntıları ve zor günleri yaşamaya kalkarsa belki bunları kaldıramayabilir. Ortaya çıkabilecek enkaz hepimizin üzerine düşer. Bu nedenle Başbakan'ın atacağı adım, belirleyeceği tavır geleceğimizi tayin etmesi bakımından önemlidir. Bunu bir kez daha belirtmek istedik. Muhalefetle ilgili görüşlerimizi de bir başka yazımızda sizlerle paylaşacağız.