Kredi kartları ile borçlanma yine son günlerin konusu olmayı sürdürüyor. Geçinememe ile baş başa kalanların ilk olarak sarıldıkları kredi kartı ile ilgili ne kadar önlem alınırsa alınsın, yine de kredi kartı ile borçlananların sayısında önemli denilecek ölçüde artışların olduğu belirtiliyor.
Gerek yetkililer, gerekse bankalar kredi kartı kullanımı konusunda bugüne kadar çok önemli ve çeşitli kararlar aldı. Kart kullanımına sınırlama getirildi. Borçlanma koşulları değiştirildi. Ancak, bugüne baktığımızda alınan tüm bu önlemlere rağmen değişen pek fazla bir şey olmadı.
Hemen şunu da ekleyelim:
Kredi kartı ile borçlanan ve borçlarını ödeyemeyenlerin ilgili bankalarla olan davalardaki artış, borç batağının ne denli derinleştiğini de açık biçimde gözler önüne seriyor. Son yapılan açıklamalarda 5 milyona yakın kredi kartı borçlanmasının ödenmediği, ya da davalı olduğuna vurgu yapılıyor. Rakamın büyüklüğü ürküntücü verici değil mi?
Kredi kartı denilince, dünyada İngiltere’den sonra en çok kredi kartına sahip ikinci ülkenin Türkiye olduğunu da söyleyelim. Yapılan açıklamalarda Türkiye’de kişi başına 2.12 kredi ya da banka kartı ile rekora doğru yol aldığı da vurgulanıyor.
Tüketimimizin yüzde 24’ü kredi kartı olmak üzere yüzde 38’inin kartlı sistemleri kullanarak gerçekleştiriyoruz. Son verilere göre Türkiye’de kart sayısı 162 milyonu geçmiş bulunuyor.
Yaşar Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Serpil Kahraman Akdoğu, konu ile ilgili uyarı niteliği taşıyan bir açıklama yaptı. Akdoğu “Ödeyemeyeceğin parayı borçlanmayacaksın” diyor. Kendisini dinleyelim:
“Artan borçluluğun sebeplerinin başında, borcun tamamını kapatmadan, hatta yalnızca asgari ödeme yoluyla kart kullanımına devam edilmesi geliyor. Kart limiti yetersiz kaldığında kişi bu kez farklı bankaların kredi kartlarını temin etme yoluna başvuruyor. Kredi kartı alternatifi tükendiğinde ise tüketici kredileri devreye giriyor. Kredi kartlarında yaşanan döngü burada da devam ediyor. Süreç, borcun artık sürdürülemez hale geldiği noktada kaçınılmaz olarak idari takibe kadar uzanıyor. Maalesef ülkemizde temel finansal araçların kullanımı konusunda bilinç düzeyi oldukça yetersiz. Biz, her zaman söylediğimizi tüketicilerimize burada yinelemek isteriz. Cebinde olmayan parayı kesinlikle harcama.”
Aslında yapılması gerekenler bunlar. Ancak, konuyu tüketici açıdan değerlendirdiğimizde ise karşımıza çok daha değişik tablolar çıkıyor. Çünkü tüketici “Geçinemiyoruz, sıkıntı içine girdiğimizde ilk başvurduğumuz da kredi kartları oluyor” diyor.
Çokları da “Ödemeyemeceğimizi bildiğimiz halde kredi kartı ile borçlanmak zorunda kalıyoruz” açıklamasını yapıyor.
Konuya nereden bakacak olursak olalım, kredi kartı borçlanmalarının geçinememe sıkıntısından kaynaklandığını görüyoruz. Özetle, bizdeki kredi kartı kullanımı gelişmiş ülkelerdekinden çok farklı bir boyut kazanmış durumda.
Bütün bunlara rağmen, uzmanlar “Ne yapılmalıdır?” sorusuna yanıt arıyorlar. Bu konuda da tüketicilere şu önerilerde bulunuyorlar:
1.- Öncelikle kredi kartı sayısı teke indirilip limiti kısıtlamalı.
2.- Kart kullanımı aylık gelirimizle paralellik göstermeli.
3.- Hesap kesim dönemlerinde borcun tamamı kapatılmalı.
4.- Kredi kartından nakit çekimden özellikle kaçınılmalı.
5.- Kısa vadeli ve düşük tutarlı nakit ihtiyaç için tüketici kredileri tercih edilmeli.
6.- Kredi kartına yapılan ödemeler sırasıyla, varsa önce nakit işlem, geçmiş dönem borcu ve güncel tutarı kapatmak olmalı.
7.- Yüksek tutarlı nakit ihtiyaçlar için destek kredisine başvurulmalı ve olabildiğince vadeyi kısa tutmak amaçlanmalı.
Şimdi, bu öneriler güzel olmasına güzel de, cebinde paran yoksa geçinememe sıkıntısı ile baş başa isen, bunlar neye yarayacak? Zaten cebinde parası olan, rahat geçinebilen boşuna borçlanıp, bu batağa girer mi? Yapılan araştırmalar, kredi kartları ile borçlananların zaten bunu parasızlıktan ve istemeye istemeye yaptıklarını gösteriyor.
Bir de dikkat ediniz, hemen herkes, bir önceki aydan borçlu durumda bulunuyor.
Gelir seviyesindeki düşüklük, pahalılık, geçinememe konumunda olmak, borçlanma için en önemli nedenler olarak gösteriliyor. Büyük bir kesimde de bu sayılanlar olduğuna göre kart borçlanmalarının nereden kaynaklandığını da açık biçimde görmüş oluyoruz.