İsrail’in bütün hedefi öldürme, korkutma ve işgal üzerine kurulmuştur.

1950 yılından bu yana, Filistin topraklarında ölüm kusan, korkutarak ve tehditle yerleşim birimlerini terke zorlayan İsrail, günümüze kadar işgal ettiği topraklarda giderek büyümüştür. Bugün de aynı taktiği uyguluyor. Dikkat edilecek olursa bir bahane ile Filistinlilere bomba yağdırıyor, korkutuyor, kaçırtıyor ve buraları işgal ederek büyümeyi sürdürüyor.

 

Birkaç yılda bir tekrarlanan bu İsrail zulmü, devreye girenlerce ateşkes ile sonuçlanıyor. Ancak, geriye yüzlerce sivil ölüm, viraneye dönmüş binalar, aç ve sefil durumdaki insanların yaşam mücadelesi kalıyor. Ne acıdır ki, Filistinlilerin yok edilmesini bütün dünya sadece seyredebiliyor. Protestolar, bayrak yakmalar, yapılan çağrılar ve açıklamalar da hiçbir şey ifade etmiyor.

 

İsrail, Filistin sorununda hiç kimseyi dinlemiyor. Her zaman bildiğini okuyor. Yakmaktan, yıkmaktan, öldürmekten adeta zevk alıyor. İçinde bulunduğumuz Ramazan ayında da Gazze’ye fırlattığı füzelerle yüzlerce insanın ölümüne neden olmuştur.

 

İsrail’i dizginleyip, durdurabilecek tek devlet olarak Amerika vardır.

Ancak, bazen İsrail yöneticilerinin Amerika’yı bile dinlemediğini görüyoruz. Dünyaya meydan okuyan ve giderek hem bölgede, hem de dünyada tehlikeli olmaya başlayan İsrail’in yanı başımızda gelecekte bizim de sorunlar yaşayabileceğimiz bir konuma geleceğini görüyoruz.

 

ABD Başkanı Obama, İsrail ile ilgili olarak yaptığı açıklamalarda “Bölgede İsrail’in güvenliği, bütün müttefiklerimizin güvenliğinden bizim için çok daha önemlidir” diyor. Çünkü Amerika’daki İsrail lobisi hem siyasi, hem ekonomik yönden öylesine güçlü ki, Amerika’yı bile yönetebilmektedir. İsrail lobisi istemese, ABD Başkanı Obama olmayabilirdi. Bugün, Obama, İsrail için bu şekilde konuşuyorsa bunun nedenleri vardır. Kendisini o koltuğa getirenleri korumak, kollamak durumundadır. Kaldı ki, Amerika’yı yöneten danışman kadrosunun da Yahudi ağırlıklı olduğunu bilmeyen mi var?

 

O zaman ne oluyor, İsrail bölgede küçük Amerika oluyor. Bugün İsrail ile dalaşan, savaşan Amerika ile dalaşmış, savaşmış oluyor. Herkesin bunu böyle bilmesi gerekir.

Körfez ülkelerinin Filistinlilerin ezilmesine, öldürülmesine, yerlerinden yurtlarından edilmesine seyirci kalmasının da hiç kuşkusuz nedenleri vardır. Bugün, Suudi Arabistan başta olmak üzere, birçok Körfez ülkesi Amerika’ya muhtaçtır. Yahudi sermayesi ile ayakta kalanlar vardır. Koltuklarından olmamak için her söyleneni yerine getirenler vardır.

 

Bakınız, İsrail’e kafa tutan Saddam ve Kaddafi’nin sonu ne oldu? Yine İsrail’in en dişli düşmanı Suriye Devlet Başkanı Esad ne duruma getirildi. İsrail düşmanlarının nasıl sinsice planlarla yok edildiklerini gördük ve izledik. İsrail’e düşman olmak, yayılmacılığının önünde bulunmaya kalkmanın faturasının nasıl ağır olduğu görülüyor.

 

İşte, Arap ülkeleri, bu nedenle İsrail’e karşı birlik ve bütünlük içine girip, bir güç oluşturamıyorlar. “Arap Baharı” ile de birçok ülkede Amerikan yanlısı yönetimlerin başa gelmesi ile ufak tefek çatlaklar da giderilmiş oluyor. Birçokları da zaten hiç şüpheniz olmasın İsrail lehine çalışıyor.

 

Bütün bunların yanı sıra, İslam ülkelerini mezhep çatışmaları ile vurup, yıkmaya yönelik planlarla zayıflatıyorlar. IŞİD gibi taşeron örgütlerle bu işi çok rahat biçimde sürdürmenin keyfini yaşıyorlar.

IŞİD yaptığı açıklamada İsrail ile savaşmayacaklarını açık bir dille duyurmadı mı? İşin düşündürücü yanı da, Türkiye gibi bazı ülkelerin de bunlara hizmet yarışı içinde olmalarıdır. “One minute” gibi çıkışlarla İsrail’in durdurulamayacağı, Filistin sorununa çözüm bulunamayacağını bazılarının görmesi gerekiyor. Tribünlere oynama ile sadece havanda su dövülüyor.

 

Geçenlerde de yazdık ve anımsattık. Başbakan Erdoğan’ın İsrail’e en sert çıkışları yapan lider olduğunu söyleyenler var. Peki, sonuç ne?

Bugün Türkiye’yi arabulucu olarak bile kabul etmiyorlar. Mavi Marmara olayında 9 vatandaşımızı katlettiler ne yapabildik? Gazze saldırısında Filistinliler ölürken “Durun yapmayın, öldürmeyin” dedik de sesimizi mi duyurabildik, İsrail’i mi engelleyebildik? Erdoğan, Gazze’ye yapmayı planladığı geziyi bile yapamadı. Kürecik’e kurulan tesislerle İsrail’in güvenliğini sağlıyoruz. Bugüne kadar İsrail ile askeri ve ticarette rekor kıran bir hükümet haline geldik. Kendimizi kandırmayalım.