Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 19 Ocak’ta Bakanlar Kurulu’nu Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda toplayacağını açıklamasından sonra, siyasette fırtınalar da kopmaya başladı. Daha önce 5 Ocak’ta toplanacak olan Bakanlar Kurulu’na başkanlık edeceği açıklanan Erdoğan, bu tarihi daha sonraya çekmiş oldu.

Aslına bakılacak olursa, Başbakan Davutoğlu ve ekibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmesine sıcak bakmıyor. Geriye baktığımızda bunu açık şekilde görebiliyoruz. 

Binali Yıldırım, İzmir’de seçmenlerine yönelik yaptığı bir toplantıda şunları söylemişti:

“Cumhurbaşkanı 5 Ocak’ta toplanacak olan Bakanlar Kurulu’na Başkanlık edecek.”

Daha sonra Başbakan Davutoğlu, “Böyle bir toplantı yok” dedi. Ardından Bülent Arınç “Binali Yıldırım, partimizin sadece bir üyesi ve milletvekilidir” açıklamasında bulundu. Meclis Başkanı Cemil Çiçek ise, “Kimin ne yapacağını Anayasa belirlemiştir” diyerek Cumhurbaşkanı’nın Anayasa çerçevesinde hareket etmesi gerektiğini anımsatmaya çalışmıştı.

Şimdi, bu açıklamaları alt alta koyduğumuzda AK Parti Hükümeti’ni yönetenlerin ve parti yönetiminin Cumhurbaşkanı’nın Bakanlar Kurulu’na Başkanlık etmesine sıcak bakmadığı izlenimini edindik. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine karşı sıcak bakmayanlara karşı çıkışını da önemsemeliyiz. Bakınız Erdoğan ne diyor:

“Bundan kimse rahatsız olmasın ve kimse de Cumhurbaşkanı üzerinde vesayet kurmaya kalkmasın. Konuyu Başbakan ile de görüştük. Seçim öncesi alışılmış bir Cumhurbaşkanı olmayacağımız açıklamıştım.”

Erdoğan’ın Bakanlar Kurulu’na Başkanlık etmesi ile Başbakan Davutoğlu’nun işini elinden almış oluyor ve doğrudan da yürütmenin başı konumuna geliyor. Belki bu duruma ses çıkarılmayacak ama partinin içten içe kaynamaya başlamasının da önüne geçilemeyecek gibi görünüyor.

Kim ne derse desin ortada bir kriz vardır ve bu kriz Cumhurbaşkanı ile Hükümet arasında bir başlangıçtır. Bu krizin daha da büyüyebileceğini düşünüyoruz. Bugünkü tabloya bakacak olursak, Erdoğan-Davutoğlu ikilisinin arasında bazı güçlerin var olduğunu ve bu güçlerin Davutoğlu’nu da baskı altında tuttuğunu görüyoruz. 

Cumhurbaşkanı’nın bu çıkışlarına muhalefet cephesinden de tepkilerin oluşmasına neden oldu. Sadece muhalefet değil, sivil toplum örgütleri ve bazı çevreler de durumun Anayasa’ya aykırı olduğunu, yapılan bu işin devamı halinde sıkıntıların boyutunun daha da artabileceğini dile getiriyorlar.

Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu çıkışının Anayasa’ya aykırı olduğu, bunun siyaseten yarı başkanlık sisteminin alameti olduğunu söyleyenler bulunuyor. Bunun sürekli olması halinde mevcut parlamenter sistemin yarı başkanlığa dönüşmesi sağlanmış olur. Buna da tepki vermesi gereken ilk olarak Hükümet, aynı zamanda da muhalefet olacaktır. 

MHP Genel Başkan Yardımcısı Emin Haluk Ayhan, "AKP içindeki çatlak her geçen gün biraz daha su yüzüne çıkıyor. Yolsuzluklar, çözüm süreci ve ekonomi üzerindeki yaklaşım farkları Türkiye'de bir değil, birkaç paralel hükümet olduğu algısını yaratıyor. Yıkım süreci ve yolsuzluklar, AKP'yi her geçen gün biraz daha törpülüyor" ifadelerini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, "Devlet Güneydoğu'da artık ricacıdır; rica ederek otorite sağlamaya çalışıyor.  Böyle ciddi bir tablo da hükümet birbirine girmiş vaziyette. 'Seni biz seçtik, diyetini'öde. Öteki 'Senin bir sıfatın yok, sen karışma'diyor. Cumhuriyet tarihinde devlet böyle acz içine düşmemişti. Devlet tüm otoritesi kaybetmiştir" şeklinde görüşlerini dile getiriyor.

Siyasi çevreler “Erdoğan Davutoğlu ve Arınç’ı sıfırladı” yorumları yapıyor. Bazı AK Partili milletvekilleri şu an içinde bulundukları durumdan son derece rahatsızlar ama bunu dışa vuramıyorlar. 

Şimdi yandaş medya, Cumhurbaşkanı ile Başbakan Davutoğlu arasında hiçbir sorunun olmadığını, bazı kirli ellerin sorun yaratma çabası içinde olduklarını savunuyor. AK Parti içinde de çatlak seslere karşı kampanya yürütülüyor. Hatta tehdide varan açıklamalar ve yorumlar da havalarda uçuşuyor.

Demek ki, ortada gerçekten bir çatlak ve sıkıntı var. İlerleyen zaman içinde bunun boyutlarını da göreceğiz. Bugünkü sıkıntıları konunun başlangıcı olarak değerlendiriyoruz. 

Özellikle seçimin yaklaştığı günlerde AK Parti içindeki sıkıntıların ve çatlakların daha da su yüzüne çıkacağı görülecek. Siyasi çevreler ve hatta AK Parti tabanı bile, partinin eskisi gibi güçlü olmadığını ve seçimden de oy kaybı ile çıkacağını ifade eden açıklamalar yapıyor.

Daha önce ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet iddialarının da AK Parti üzerine yıkılmaya çalışıldığını ifade eden milletvekilleri de bulunuyor. Milletvekilleri arasındaki bu rahatsızlıkların, Cumhurbaşkanı’nın Hükümeti de kendi ekseni altına almaya çalışması ile arttığı iddiaları da var. 

Ancak, tam tersini söyleyenler ve Erdoğan’ı sahiplenen milletvekilleri de “Eğer Erdoğan olmazsa, elini parti üzerinden çekerse seçimde yıkılırız” endişesini taşıyorlar. Bütün bunlar parti içinde cepheleşmenin de büyüyebileceğini gösteriyor.

Konu ile ilgili fazla yazmak ve yorum yapmak istemiyoruz. Herkes gibi olayları ve boyutlarını biz de bekleyerek göreceğiz.