Yine yoksulluk konusu

Abone Ol

Türkiye’de gündemden düşmeyen konulardan biri de yoksulluk olarak öne çıkıyor. Her ay yapılan araştırmalar sonunda yoksulluk sınırı rakamlarla ortaya konuluyor. Ne var ki, her geçen ay yoksulluğun daha da artmakta olduğunu görmekteyiz.

Özellikle emeklilerin maaşlarının yetmediği, geçinemedikleri, pahalılık ve enflasyon nedeni ile de maaşlara yapılan zamların şimdiden eridiğine dikkat çekiliyor. Bu nedenle de emekli maaşlarına ek zam yapılması öneriliyor.

Emekliler arasındaki maaş uçurumu ise ayrıca tartışılan bir başka konu. Bizi yönetenler “Emekliler arasındaki maaş farkları giderilecek” diyorlar ama bugüne kadar bu konuda da somut bir adı atılmadı.

Türkiye Kamu-Sen'in araştırmasına göre, 2019'un aralık ayında dört kişilik ailenin asgari geçim haddi 6 bin 897 lira 69 kuruş, tek kişinin yoksulluk sınırı ise 3 bin 408 lira 93 kuruş oldu.

Konfederasyonun Ar-Ge Merkezi'nce hazırlanan asgari geçim endeksinin aralık ayı sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre, dört kişilik ailenin asgari geçim haddi aralık ayında6 bin 897 lira 69 kuruş olarak hesaplandı. Bu rakam, bir önceki aya göre yüzde 0.56 artış gösterdi.

Çalışan tek kişinin açlık sınırı bir önceki aya göre yüzde 0.41 artarak 2 bin 636 lira 64 kuruş, yoksulluk sınırı ise 3 bin 408 lira 93 kuruş oldu.

Araştırmada, dört kişilik ailenin ortalama gıda ve barınma harcamaları toplamı 2 bin 560 lira 66 kuruş, sağlık kuruluşlarının belirlediği gibi sağlıklı biçimde beslenebilmesi için gerekli harcama tutarı ise günlük 51 lira olarak hesapladı.

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, araştırmayla ilgili değerlendirmesinde, birçok üründe zamların hız kesmeden devam ettiğini kaydetti.

Yıllık enflasyondaki gerileme verilerine karşın vatandaşın enflasyonun yüksek olduğunu vurgulayan Kahveci, "TÜİK verilerinden yararlanarak yaptığımız araştırma da bu gerçeği gözler önüne seriyor. Vatandaşın mutfak masrafları artmaya devam ediyor. Dolayısıyla vatandaşın bütçesindeki açık her geçen ay biraz daha büyüyor ve kapatılamaz bir hal alıyor" ifadelerini kullandı.

Memurlara enflasyon farkı verilmesine rağmen maaşların önemli biçimde eridiğini belirten Kahveci, şu değerlendirmelerde bulunuyor:

"Zaten enflasyon farkı demek en iyi ihtimalle sıfır zam demektir. Bugün dört kişilik bir ailenin aylık zorunlu harcamaları ortalama memur maaşının neredeyse iki katına yükselmiştir. Dolayısıyla, her ay memur bir maaşı tutarında içeriye girmektedir. Hazine ve Maliye Bakanı ülke ekonomisinin yüzde 5 büyüyeceğini ifade etti. Herkes küçülme beklerken ekonominin büyüdüğü görüldü. Ekonomi büyürken pastadan memurun, işçinin, asgari ücretlinin aldığı pay küçülüyorsa ya da aynı kalıyorsa burada gelir dağılımı bozuluyor demektir. Bu bağlamda, sıfır zam doğuran enflasyon endeksli artışlardan bir an önce vazgeçilmesi zorunluluk haline geldi. Memur ve emekliye ek zam verilerek piyasalara can suyu sağlanmalıdır. Bu bir dilek değil, zarurettir."

Emekliler konusunda dünya çapında yapılan bir araştırmanın sonuçlarını da sizlerle paylaşalım:

Türkiye, 37 ülkeyi kapsayan "en iyi emeklilik" araştırmasında en kötü notu alan 3'üncü ülke oldu. Türkiye aldığı notla sadece Arjantin ve Tayland'ın üstünde yer alabildi. "En iyi emeklilik" notunu ise Hollanda aldı.

Bu yıl 11'inci kez yapılan araştırma yeterlilik, sürdürülebilirlik ve bütünlük olmak üzere üç alt endeksi kullanarak her bir emeklilik gelir sistemini 40'tan fazla göstergeyi baz alarak ölçümlüyor.

Her endeks değeri sıfır ile 100 arasında bir skoru temsil ediyor. Geçen yıl ikinci sırada yer alan Hollanda 81 puanla Danimarka'nın yerini alarak zirveye yerleşirken, Danimarka (80.3) az farkla ikinci sırada kendine yer buldu. Bu ülkeleri Avustralya (75.3), Finlandiya (73.6) ve İsveç (72.3) takip etti. Listenin sonunda ise 39.4 puan ile Tayland yer aldı. Sondan ikinci sırada 39.5 puan ile Arjantin bulunurken Türkiye ise 42.2 puan ile sondan üçüncü oldu.

Türkiye'nin hemen üstünde Filipinler (43.7) ve Meksika (45.3) yer aldı. 37 ülkenin ortalaması ise 59.3 oldu.

Araştırmada, ülkelerin büyüme oranlarından emeklilerin çalışmaya devam edip etmediklerine, 55-64 yaş arası ve 65 yaş üstü iş gücüne katılım oranından, çalışan kesim arasında emeklilik planları yapanların oranına kadar farklı göstergeler incelendi.

Başka şeyler söylemeye gerek var mı?