Yeni bir göç dalgası mı?...

Abone Ol

Suriye’deki iç çatışmaların faturasının bize ağır olduğunu biliyoruz.

Sayıları 1,5 milyonu bulan Suriyeli sığınmacılar şu anda Türkiye için büyük bir sorun olarak görülüyor. Çünkü bunların barınması, yemesi içmesi, hastanesi, okul ve diğer ihtiyaçları için harcanan paraların hesabı yapılamıyor. Kaldı ki, sığınmacıların çoğu da büyük kentlere yayılarak huzur bozan hareketler içinde olmaları da bir başka yaşanan sorun olarak görülüyor.

Şimdi ise Türkiye için yeni bir tehlike ortaya çıktı. IŞİD ile Kürt grupların Suriye ve Kuzey Irak topraklarındaki çatışmaları bölgede yayılıyor. Irak Şam İslam Devleti militanlarının Mahmur Kampı’nın kapısına dayanması, PKK ve yandaşlarını da hareketlendirdi. Erbil’e 80 kilometre uzaklıktaki Mahmur Kampı’nda 11 bin kişi yaşıyor.

Peşmergeler tarafından korunan kamp şimdi boşaltılıyor.

Konuyu daha yakından takip etmek ve daha iyi anlayabilmek için öncelikle şu gelişmeyi aktaralım:

IŞİD’ın silahlı güçleri Duhok ile Sincar arasında bulunan Tilkef kasabasını ele geçirmişti. 6 bin kişinin yaşandığı Tilkef yanında Duhok’a bağlı bazı köyler de IŞİD’ın eline geçti. Burada yaşayanlar şimdi sınıra doğru göç ediyor. Çünkü katliamdan korkuyorlar.

IŞİD’ın son derece modern ve ağır silahlarla donatılmış olması bu örgüte üstünlük sağlıyor. Kafa kesen, terör estiren ve hiçbir kural tanımayan örgütün bu silahları nereden elde ettiği de sorgulanıyor.

İşte bu noktada bizim de söylememiz gerekenler var:

Türkiye, bölgede barışa hizmet veren, tarafsız bir politika izlemek durumundadır. Ancak, Suriye’deki iç çatışmalarla taraf duruma gelmiş olmamızı, şimdi de IŞİD denilen terörist gruplara destek verdiğimiz iddiaları Türkiye’yi köşeye sıkıştırmıştır. Bu iddialar ve söylentiler tarafsızlığımızı yitirdiğimiz ortaya koyuyor. Yukarıda sözünü ettiğimiz “IŞİD bu silahları nereden alıyor?” sorusu sanıyoruz böylece yanıtını da bulmaktadır.

Açık biçimde ifade edelim:

Terör örgütlerini Türkiye siyasi malzeme olarak görmemeli ve kullanmaya da kalkmalıdır. Eğer böyle bir düşünce varsa ve adım atılıyorsa bunu çok büyük bir hata ve çılgınlık olarak görüyoruz.

Temennimiz, bu konuda Türkiye için söylenen ve iddia edilenlerin asılsız olmasıdır.

Bölgemiz çok sıkıntılı ve öyle görünüyor ki daha da sıkıntılı hale gelecektir. PKK’dan sonra şimdi de IŞİD belası ile uğraşacağız. Bunun da bir Amerikan ve Batı projesi olduğundan artık şüphe etmiyoruz. Bu terör örgütünün yaptıkları karşısında dış güçlerin sergilediği tavır da bunu açıkça gösteriyor.

Daha önce bu konuda yazmıştık. IŞİD gibi acımasız bir örgüt, bölgede bu kadar rahat hareket edebiliyorsa, bunun arkasında dış güçlerin olduğu kesindir. Her türlü teknolojiye sahip Amerika’dan habersiz bu örgüt böylesine gövde gösterisi yapabilir mi? IŞİD’ın arkasındaki gizli desteğin de İsrail olduğu söyleniyor. Eğer iddia edildiği gibi Türkiye IŞİD’a her türlü desteği sağlıyorsa, bu İsrail’e hizmet anlamına gelmez mi?

Bölgeyi karıştırarak yaşanmaz hale getirip, Türkiye’yi sıkıntı içine düşürüp, istediklerini yaptırarak elde etmek, tarihler boyunda dış güçlerin hedefi olmuştur. Geçmişte çeşitli yasa dışı örgütleri kullananlar, PKK’dan sonra şimdi de IŞİD denilen örgütü kullanmaya başlamışlardır.

Bazı dış basın yayın organları, bizim de endişe duyduğumuz konuyu gündeme taşıyor ve “Türkiye Suriye’den sonra büyük bir sığınmacı göçü ile karşı karşıya kalabilir” diyor.

Hedef, Türkiye’nin yıpratılması, zayıf düşürülmesidir. Yıpranmış, yorgun ve zayıf düşen Türkiye için pusuda bekleyen tehlike uyanır, ayağa kalkar ve saldırıya da geçebilir. Buna fırsat vermemek gerekiyor. Biz, o nedenle bölgemizde olup bitenleri bu açıdan değerlendirdiğimizde kuşkumuz da artmaktadır.

Suriye’den gelen ve sayıları 1,5 milyonu bulan sığınmacılardan sonra şimdi sınırımıza yeni sığınmacı dalgaları yayılabilir. Türkmenlere kapıları kapatanlar, bundan sonra gelebilecek sığınmacılara bu kapıları açacak mı? Yeri geldiğinde “İnsani yardım için varız” nedense Türkmenleri bu sınıf içine sokmamakta direniyorlar. Türkmenler’in de bulundukları yerlerde çok zor koşullarda ayakta kalma mücadelesi verdikleri ve yeni bir katliamla baş başa kalabilecekleri de biliniyor.

Şimdi, Suriye ve Kuzey Irak’ta meydana gelen olaylara baktığımızda bölgede en sıkıntılı ülkenin Türkiye olduğunu görüyoruz. İçeride ve dışarıda tehditler artabilir. Yeni dalga sığınmacılar kapımıza dayanabilir. Nitekim bu satırların yazıldığı saatlerde Suriye sınırında yeni dalga sığınmacıların gelmekte olduğu haberlerini alıyorduk. Türkiye’nin yeni sığınmacıları kaldırabilecek gücünün olmadığını da vurgulayalım.

Kaldı ki, eğer IŞİD, belirlediği hedefleri ele geçirirse kapı komşumuz olacak ve bizim için daha da tehlikeli bir durum ortaya çıkacaktır.

Zaman zaman IŞİD’dan Türkiye’ye de tehditlerin gelmesi bu endişeleri artırıyor. Gelecekte iddia edildiği gibi ellerimizle beslediğimiz bir canavar ile karşı karşıya kalmak istemiyorsak, bunun önlemini de şimdiden almamız gerekiyor.