İSTANBUL, (DHA)- GEBELİKTE bazı gıdaların enfeksiyon veya toksin riski nedeniyle dikkatli tüketilmesi gerektiğine değinen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ezgi Oktay, 'Çiğ veya az pişmiş et ve yumurta, çiğ süt ve pastörize edilmemiş süt ürünleri, çiğ balık ve sushi gibi gıdalar gebelikte risk oluşturabilir. İyi yıkanmamış sebzeler de bazı enfeksiyonlara yol açabilir. Yüksek cıva içerebilen bazı büyük balıklar da gebelikte sınırlı tüketilmelidir' dedi.
Gebelik sürecinde beslenme düzeninin anne ve bebek sağlığı üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyleyen Medical Park TEM Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ezgi Oktay, bu dönemde alınan besinlerin bebeğin gelişiminde önemli rol oynadığını belirtti.
Gebeliğin anne vücudunun hem kendi ihtiyaçlarını hem de gelişmekte olan bebeğin gereksinimlerini karşılamak zorunda olduğu özel bir dönem olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Oktay, 'Bu süreçte alınan besinler bebeğin organ gelişimi, beyin gelişimi, kemik yapısı ve bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkilidir' diye konuştu.
Yeterli ve dengeli beslenmenin gebelik sürecinde ortaya çıkabilecek bazı risklerin azaltılmasına yardımcı olduğunu belirten Op. Dr. Oktay, 'Dengeli beslenme düşük doğum ağırlığı, erken doğum ve bazı doğumsal anomalilerin görülme riskini azaltabilir. Aynı zamanda anne adayında gelişebilecek kansızlık gibi sorunların önlenmesine de katkı sağlar' diye konuştu.
'EN SIK YAPILAN HATA İKİ KİŞİLİK YEMEK DÜŞÜNCESİ'
Gebelikte en sık yapılan beslenme hatalarından birinin 'iki kişilik yemek' anlayışı olduğunu belirten Op. Dr. Ezgi Oktay, 'Gebelikte en sık karşılaştığımız hatalardan biri daha fazla yemek ile daha doğru beslenmek arasındaki farkın gözden kaçmasıdır. İki kişilik yemek düşüncesiyle gereğinden fazla kalori almak, protein ve sebze tüketiminin yetersiz olması, şekerli ve paketli gıdaların sık tüketilmesi, demir ve folat açısından zengin gıdaların ihmal edilmesi, öğün atlamak veya uzun süre aç kalmak ve yetersiz sıvı tüketimi en sık karşılaştığımız hatalar arasındadır' ifadelerini kullandı.
Enerji ihtiyacının gebeliğin dönemlerine göre farklılık gösterdiğini ifade eden Op. Dr. Oktay, 'İlk trimesterde genellikle ek kalori ihtiyacı yoktur ya da çok azdır. İkinci trimesterde günlük yaklaşık 300-350 kilokalori, üçüncü trimesterde ise yaklaşık 450 kilokalori ek enerji gereksinimi oluşur. Bu artış büyük bir öğün anlamına gelmez. Küçük ve dengeli ek besinlerle bu ihtiyacın karşılanabilir' dedi.
'BAZI BESİN ÖĞELERİ GEBELİKTE KRİTİK ÖNEME SAHİPTİR'
Gebelik döneminde bazı besin öğelerinin özellikle önemli olduğunu vurgulayan Op. Dr. Oktay, şu bilgileri paylaştı:
'Protein, demir, kalsiyum ve folik asit gebelikte kritik öneme sahip besin öğeleridir. Protein tüketimi bebeğin doku, kas ve organ gelişimi için gereklidir. Protein aynı zamanda plasenta ve amniyon sıvısının oluşumunda da rol oynar. Demir ihtiyacı gebelikte artabilir. Yetersiz demir alımı annede kansızlığa ve bebeğe giden oksijen miktarında azalmaya yol açabilir. Bazı durumlarda erken doğum riskini de artırabilir. Kalsiyum ise bebeğin kemik ve diş gelişimi için önemlidir. Yeterli kalsiyum alınmadığında bebek ihtiyacını annenin kemiklerinden karşılayabilir. Folik asit özellikle gebeliğin erken döneminde bebeğin sinir sistemi gelişimi için kritiktir. Folik asit eksikliği bazı nöral tüp defektleri ile ilişkilendirilir.'
'BAZI GIDALARA DİKKAT EDİLMELİ'
Gebelikte bazı gıdaların enfeksiyon veya toksin riski nedeniyle dikkatli tüketilmesi gerektiğini söyleyen Op. Dr. Ezgi Oktay, 'Çiğ veya az pişmiş et ve yumurta, çiğ süt ve pastörize edilmemiş süt ürünleri, çiğ balık ve sushi gibi gıdalar gebelikte risk oluşturabilir. İyi yıkanmamış sebzeler de bazı enfeksiyonlara yol açabilir. Yüksek cıva içerebilen bazı büyük balıklar da gebelikte sınırlı tüketilmelidir' dedi.
'ŞEKERLİ VE PAKETLİ GIDALAR RİSK OLUŞTURABİLİR'
Şekerli ve ultra işlenmiş gıdaların genellikle yüksek kalori içerdiğini ancak besin değerlerinin düşük olduğunu belirten Op. Dr. Oktay, 'Bu tür gıdaların aşırı tüketimi gereğinden fazla kilo alımına, kan şekerinde ani yükselmelere ve gebelik diyabeti riskinde artışa yol açabilir' dedi. Ayrıca bu durumun bebeğin normalden büyük doğması olarak tanımlanan makrozomi riskini de artırabileceğini belirten Op. Dr. Oktay, mümkün olduğunca doğal ve işlenmemiş gıdaların tercih edilmesini önerdi.
'KAFEİN TAMAMEN YASAK DEĞİL'
Gebelikte kafein tüketiminin tamamen yasak olmadığını ancak sınırlı olması gerektiğini kaydeden Op. Dr. Oktay, 'Genellikle güvenli kabul edilen sınır günlük yaklaşık 200 miligram kafeindir. Bu miktar yaklaşık olarak bir ila iki fincan filtre kahveye veya iki üç fincan Türk kahvesine karşılık gelebilir. Çay, çikolata ve bazı içeceklerin de kafein içerdiğinin unutulmamalıdır' açıklamasında bulundu.
'TAKVİYELER HEKİM ÖNERİSİYLE KULLANILMALI'
Gebelikte bazı vitamin ve mineral ihtiyaçlarının yalnızca beslenmeyle karşılanamayabileceğini dile getiren Op. Dr. Oktay, 'Bu nedenle çoğu gebelikte hekim önerisiyle bazı takviyeler kullanılabilir. Folik asit, demir, D vitamini ve bazı durumlarda iyot veya omega-3 takviyeleri önerilir. Ancak her takviye herkes için gerekli değildir. Takviye kullanımı mutlaka hekim önerisiyle ve bireysel ihtiyaçlara göre planlanmalıdır' dedi.
'BESLENME BEBEĞİN GELİŞİMİNİ DOĞRUDAN ETKİLER'
Yetersiz veya dengesiz beslenmenin bebeğin büyüme ve gelişimini doğrudan etkileyebileceğini belirten Op. Dr. Oktay, 'Yetersiz beslenme düşük doğum ağırlığı, gelişme geriliği, bazı doğumsal anomaliler ve erken doğum riskinde artış gibi sorunlara yol açabilir. Bazı çalışmalar gebelik dönemindeki beslenme alışkanlıklarının çocuğun ilerleyen yaşlardaki metabolik hastalık riskleri üzerinde de etkili olabileceğini göstermektedir' ifadelerini kullandı.
'SAĞLIKLI GEBELİK İÇİN DENGELİ BESLENME ŞART'
Anne adaylarına beslenme konusunda önerilerde bulunan Op. Dr. Ezgi Oktay, 'Sağlıklı bir gebelik için beslenmede temel prensip çeşitlilik ve dengedir. Gün içinde düzenli ve dengeli öğünler tüketmek, protein kaynaklarına her öğünde yer vermek, bol sebze ve meyve tüketmek ve yeterli su içmek önemlidir. Unutulmamalıdır ki gebelikte beslenme yalnızca kilo kontrolü için değil, anne ve bebeğin uzun vadeli sağlığı için önemli bir yatırımdır' dedi.