İstanbul Güvenlik Konferansı

TASAM Başkanı Süleyman Şensoy, TASAM Milli Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından düzenlenen İstanbul Güvenlik Konferansı'nın açılışında yaptığı konuşmada, bir ülkenin siyasi hedeflerinin çok iyi anlaşılmış ve tanımlanmış olması gerektiğini söyledi.

İstanbul Güvenlik Konferansı

İSTANBUL (AA) - Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) Başkanı Süleyman Şensoy, yaklaşık 20 yıldır şekillenen "bilgi çağı" denilen bir döneme girildiğini belirterek, "Bilgi çağı da bize mikro milliyetçilik ya da mikro devletler çağını getiriyor. Bu anlamda güvenlik politikaları açısından hem güvenliği fiziksel olarak şekillendirme hem güvenliğin teknolojisini yönetme hem de sosyal ve demografik sonuçlarını anlamak açısından mikro milliyetçilik üzerinde çok fazla durmak gerekiyor." dedi.

Bu siyasi hedeflere uygun şekilde ekonomi ve sektör politikalarının tanımlanmasının önemine işaret eden Şensoy, savunma ve güvenlik politikasının ilk ikisinden sonra geldiğini belirtti.

Bu üçü arasında doğru bir korelasyon yoksa yapılan birçok çalışmanın heba olma riski bulunduğunu dile getiren Şensoy, sözlerine şöyle devam etti:

"Siyasi hedefleri ve buna uygun ekonomi politikası tanımlanmamış ülkeler, eğitim başta olmak üzere hiçbir sektörel politikada istikrar yakalayamıyorlar. Bu, birçok ülkenin henüz 100 yıldır başaramadığı bir şey.

Yaklaşık 20 yıldır şekillenen 'bilgi çağı' dediğimiz bir döneme girdik. Bu artık çok hızlı bir süreç haline geldi. Bilgi çağı da bize mikro milliyetçilik ya da mikro devletler çağını getiriyor. Bu anlamda güvenlik politikaları açısından hem güvenliği fiziksel olarak şekillendirme hem güvenliğin teknolojisini yönetme hem de sosyal ve demografik sonuçlarını anlamak açısından mikro milliyetçilik üzerinde çok fazla durmak gerekiyor. Çünkü önümüzdeki 10-20 yıl içinde 400'den 2000'e kadar ulaşan bir uluslararası devletler sistemi tartışmaları da bugün için ütopik değil."

- "Güç ve gücün mülkiyeti kavramı değişti"

Şensoy, gelişmekte olan ülkelerin büyük ölçüde fiziksel altyapıya ya da fiziksel altyapının konforuna kaynakları harcadığını, bunun hane halkı için de geçerli olduğunu belirterek, bunun, dünyada şekillenen gelecek vizyonu içinde güç ve mülkiyet kavramını ifade ettiğini aktardı.

Süleyman Şensoy, şu anda dünyada 1 trilyon dolar değerini geçen 3 şirketin veri şirketi olduğunu, böyle bir değere ulaşan doğal kaynak, gaz ve maden şirketinin de olmadığını, dolayısıyla güç ve gücün mülkiyeti kavramının değiştiğini vurguladı.

Fiziksel olandan çok fiziksel olanı yönetecek teknoloji birikimi ve teknolojinin yönetim birikiminin daha kıymetli hale geldiği bir döneme girildiğini belirten Şensoy, "Örneğin Japonya'da 300 yıl dayanabilen ve 3 bin dolara mal edilebilen köpükten yapılabilen evler başladı ve henüz seri üretime geçmiş değil. Dolayısıyla insanların biriktirdiği fiziksel ağırlıkların da varlıkların da değerinin bir 10 yıl sonra dramatik düşüşlere muhatap olabileceğini de çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Bu aynı zamanda kalabalık, ağır teknolojili ordular barındıran ülkeler açısından da geçerli. Dolayısıyla kurumsal kimliklerini, altyapılarındaki varlık anlayışını sorgulamaları gerekiyor." diye konuştu.

- "Kurumsal güç ekosisteminin haritalandırılması gerekiyor"

Şensoy, özellikle hibrit güç denilen çoklu güç sistemi içindeki unsurların neler olduğu, nasıl tanımlandığı noktasında sert güç, yumuşak güç, akıllı güç gibi tanımlamaların toplamından ele ne geldiğinin iyi analiz edilmesi gerektiğini, bunların her ülke ve uluslararası camia için gerekli olan tanımlamalar olduğunu söyledi.

Bu çerçevede yapılması gerekenin, herkesin kendi yeni güvenlik ve savunma ekosistemini tanımlaması ve bunun için de uluslararası okumaları, diğer ülkelerin deneyimlerini ve yaklaşımlarını iyi takip etmesi gerektiğini anlatan Şensoy, şunları kaydetti:

"Bütün bu saydığımız şeyleri yapabilmek açısından ulusal, kurumsal güç ekosisteminin haritalandırılması gerekiyor. Yani rakibin gücünü, rakibe karşı kim kullanacak, hangi kurumsal enstrümanla bunu örgütleyeceksiniz gibi. Bunun için hem devlet hem düşünce dünyası, özel sektör ve üniversiteler, bu haritalandırmanın, bu envanterin ana organlarını kimlerin oluşturduğunu anlamak noktasında da bir ekosistem ve haritalandırmaya ihtiyaç olduğu gözüküyor. Güvenlik mimarisinde iddiası olduğunu düşünen Türkiye gibi ülkeler başta olmak üzere her ülke de kendi ulusal ekosistemini oluşturma ve ihraç etme sürecine girecektir diye düşünüyorum."

Güncelleme Tarihi: 08 Kasım 2018, 13:25
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner13