Aylardır Irak ve Suriye’deki Türkmenler üzerine dikkatleri çekiyoruz.
Çünkü Türkmen kardeşlerimiz, IŞİD’ın kucağına itilmiş, katliamlarla karşı karşıya kalmışlardır. Sahipsiz bırakılmışlardır.
Katledilmelerine bütün dünya gibi Türkiye’nin de seyirci kalması Türkmen katliamını adeta vahşete düşürmektedir. Özetle, bu kardeşlerimiz bugün Türk olmanın bedelini çok ağır biçimde ödüyorlar.
IŞİD, önüne geleni kurşuna diziyor, kafalarını koparıyor. Çocuklar sıcaktan, açlık, susuzluk ve ilaçsızlıktan ölüyor. Türkmen kızlarını IŞİD’ın tecavüzünden kurtarmak isteyen babaların, kız çocuklarını öldürmek zorunda kaldıkları da belirtiliyor. Göç etseler sığınacak bir güvenli limanları bulunmuyor. Türkiye bile kardeşlerimize sınırı açmıyor, kaderleri ile baş başa bırakıyor.
Şimdi bize Irak’a Özgürlük Operasyonu ve Kerkük Kitabı’nın yazarı Ali Kerküklü, konu ile ilgili bir yazı gönderdi. Yazıda “Türkmenler sessiz biçimde ölün” diyor. “Bu yazıyı yazarken içim acıyor, çünkü Türkmenler etnik temizlik ve soykırımla karşı karşıyadır. Türkmenler ölüm kalım savaşı veriyor” diye de ekliyor.
Biz, Ali Kerküklü’nün gönderdiği bu çığlık yazısını özetleyip yayınlayarak, bizi yönetenlerin bu konuya dikkatlerini bir kez daha çekmek istiyoruz:
“Bugün Irak Türkleri, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ve peşmerge arasında kültürel soykırım ve kitlesel soykırım tercihleri arasında bırakılmış, yüz binlerce Irak Türk’ü, ölüm ve zorunlu göç arasında kalmıştır. Irak Türklerinin can ve mal güvenliği yok, Türkmeneli’nin şeref, namus ve iffeti hedef alınıyor. Türkmenleri dünyanın gözü önünde bölgeden arandırılıyor. Türkmenlerin yüz yüze kaldığı olaylar açıkça kıyımdır ve etnik temizliktir ama kimse ses çıkarmıyor. Gazze, Suriye, Rabia için hüngür hüngür ağlayanların, katledilen Türkmen’ler için neden gözlerinin yaşı bile akmaz? İşte böyle iki yüzlü bir dünyada yaşıyoruz!
ABD ve AB (Avrupa Birliği), IŞİD’ın Yezidi ve Kürtlere dokunduğu anda dünya ayağa kalktı. ABD Yezidi ve Kürtlere yardım etmek amacıyla Irak'a hava saldırısı düzenledi ve onlara havadan insani yardım desteği sağladı, korunmaya alındı ve yaraları anında sarıldı. Kürtleri IŞİD’tan korumak için, hemen silah yardımına koşan ABD, İsrail, Almanya, Fransa…, Söz konusu Türkmenler olunca Batı’nın Türkmen katliamlarına sesi çıkmıyor. İran bile Kürtlere silah yardımında bulundu.
IŞİD’in saldırıları Türkmenleri bu bölgede iki defa göçe maruz bıraktı. IŞİD’in Musul ve Telafer’e saldırılarından sonra buralardan canını kurtaran on binlerce Türkmen Yezidilerin yoğun yaşadığı Sincar kasabasına sığınmıştı. IŞİD’in Sincar’ı işgal etmesinden sonra Türkmenler Yezidiler ile bir kez daha zorunlu göçe maruz kaldı. Göçün nereye kadar süreceği, ne zaman biteceği ya da bitip bitmeyeceği belli değil.
Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Erşat Salihi: “Dünyada bir tek Yezidilerden konuşuluyor. Sanki orada bir tek Yezidi var, Türkmen dramı yaşanmamış. Bu da bilinçli olarak yapılan bir meseledir. 300 bin Türkmen göçe maruz kaldı. Coğrafyası elinden alındı. Filistinlilerin konumuna düştüler. BM Güvenlik Konseyi aldığı kararlarda sadece Hıristiyanlar, Yezidiler ve Şebekler’den bahsettiler. Bir tek Türkmenleri söylemediler. Bu konu bilinçlidir tabii ki. Bunun ardında tabii ki farklı güçler vardır. Türkmenleri bilinçli olarak göz ardı etme politikası yürütülüyor. Kesinlikle bu da dünya siyasetinin bir parçasıydı. Herkesten fazla zararı gören Türkmenlerdir.” dedi Bölgede silahsız ve korumasız olan tek toplum Türkmenlerdir.
Türkmenler hariç her kesimin silahlı gücü var. Bu coğrafyada güçlü olan hayatta kalıyor. Çünkü burası İsviçre veya Norveç değil. Bugün Türkmenlerin insani yardımdan çok acil olarak silaha ve korunmaya ihtiyacı var. Diğer kesimler gibi Türkmenler de Emniyetleri ve kendilerini korumak için silahlanmalıdır. Bu topraklarda var olmak isteniyorsa buna ihtiyaç var.
Türkmenler: “Bize de Kürtler veya diğerleri gibi silah yardımı yapılsın kendimizi korumak istiyoruz yoksa yok olacağız. Kimseye karşı değiliz, sadece saldırılara karşı kendimizi korumak istiyoruz.
Bağdat’tan destek istediğimizde size Ankara yardım etsin diyorlar”
demektedir.
Ama resmi açıklamalara bakarsanız AKP Hükümeti Türkmenlere “çok büyük yardımlar” gönderiyor. Adana’da TIR’lar durdururulunca da hükümet “Türkmen kardeşlerimize giden yardımlardı onlar” diye savunmaya geçmişti. Ama o TIR’lar Irak’a değil, Suriye’ye gidiyordu, ama gerçekte o TIR’lar Türkmenlere gitmiyordu, o zaman kime gidiyordu?
Onu da lütfen siz bilin! Irak Türkmenlerinin silahlanmak için girişimlerde bulunduğu bir sırada Türkiye Başbakan Yardımcısı Bülent
Arınç: “ITC (Irak Türkmen Cephesi) Türkiye'den silah istemeyeceğini bilir” diyerek, Türkmenleri Türkiye'nin korumayacağını bütün dünyaya duyurmuş oluyordu. Bunun anlamı da, Türkmenler sessiz bir şekilde ölün!
Türk Hükümeti, El-Nusra Cephesi, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ve Müslüman Kardeşler gibi radikal İslamcı örgütlere silah, eğitim, lojistik destek, para ve istihbarat yardımı yapmıyor mu, bu radikal İslamcı örgütlerin yaralıları Türk hastanelerinde tedavi görmüyor mu?
Türkmenler, ölüm kalım mücadelesinde şeref, namus ve kendilerini korumak için anavatanından destek ve yardım istemesinden daha doğal ne olabilir? Kürtler gibi Türkmenler de, destek ve yardımı İsrail’den mi istesinler? Diğer etnik gruplar çeşitli güçler tarafından korunurken, yani herkesin sahibi varken, Türk Hükümeti, Türkmenlerin yaşadığı bu insanlık dramı ve felaketi karşısında Türkmenleri korudu mu, siyasi destek verdi mi? Türkmenler yalnızlığa ve çaresizliğe mahkûm edildi.
2 Ağustos 2012 Türkmen şehri Kerkük’ü ziyaret eden Türkiye'nin eski Dışişleri Bakanı ve yeni Başbakanı Ahmet Davutoğlu Türkmenlere seslenerek (Bende o salonda bulunuyordum); "Sizin burada tırnağınıza küçük bir diken batsa, onun acısını 75 milyon Türk Anadolu'da hisseder.” demişti. Hani Musul ve Kerkük Türkiye'nin milli meselesi ve kırmızı çizgisiydi. Hani “Kerkük'e ve Telafer'e dokunan Türkiye'ye dokunur” sözü nerde kaldı? Türkmenleri, kırmızı çizgi ve Irak’ın toprak bütünlüğü yalanı ile aldattılar ve Türkmenlerin bugünkü insanlık dramına zemin hazırladılar. Peki yaşanan bu felaketi ve insanlık faciasının hesabını kimden soracağız? Gerçek şu ki, Bugün petrol ve Radikal İslamcı örgütleri, Türkmenlere tercih eden bir iktidar var Türkiye’de!
Türkmen Birliği sorumlularından Türkeş Mahili, “Türkiye (Hükümet) bizi petrol ile tarttı ve sanırım petrol ağır geldi!” sözü Aslında her şeyi açıklıyor. Yüz binlerce Türkmen ölüm ve göç arasında kaldı. Coğrafyası elinden alındı. Filistinlilerin konumuna düşürüldü.”