banner43

Özel analiz, Amerikan seçmeni demokrasinin yeni tarifine karşı

Bir zamanlar baskıcı Doğu bloğuna karşı üretilmiş argümanlarının hepsi, şimdilerde bizzat üreticileri tarafından yanlışlanmaktaydı- Bir zamanların meşruiyeti kendisinden türetilebilmesi ile oldukça konforlu kabul edilen sistemi olan demokrasi, alışılmış tarifleriyle pek çok Batı demokrasisi için bir ayak bağına dönüşmüş durumda. ÖZEL ANALİZ

SİYASET 08.01.2021, 10:02 08.01.2021, 12:05
36
Özel analiz, Amerikan seçmeni demokrasinin yeni tarifine karşı

Amerika’da yaşananlar tüm dünya tarafından hayretle ve büyük bir merakla izleniyor. Göstericilerin Amerikan Kongresi’ni hem de silahlı olarak basmış olmaları, elbette pek çoğumuzu hayrete sevk eden, ancak özellikle ABD karşıtlarının memnuniyetle karşıladığı bir hadiseye dönüşüverdi. ABD karşıtlarının hadiseye memnuniyetle yaklaşmaları, ülkede yaşanan karmaşanın Amerikan sistemi açısından bir zaaf olarak görülmesi; dolayısıyla kusursuz olduğu imajı yayılarak oluşturulan Amerikan hegemonyasına yönelik bir darbe olarak kabul edilmesi sebebiyledir. Buna karşın, söz konusu hegemonyanın bağlılarının gösterilere yaklaşımı büyük bir rahatsızlık suretinde açığa çıkıyor. Konforlu dünya algısının yıkılma tehlikesine karşı ansızın, savunmasız kaldığını hisseden herkesin ortaya koyacağı türden tepkilerle karşılaşmak mümkün.

Dolayısıyla Amerika’da yaşanan karışıklığın tarafsız bir şekilde yorumlanması vasatı ortadan kalkmış durumda. Bunun en önemli sebebi ise Amerika’da uçan bir kelebeğin gündelik hayatımıza, dünyanın farklı yerlerinde kanat çırpan kuşlardan daha fazla etki ettiği gerçeğidir. Tek kutuplu dünyanın hegemonu, önü arkası kestirilemez bir kaosla çalkalanıyor. Hadiseye Amerikan tarihi açısından bir istisna olarak bakmak ne kadar yanlışsa, tarihin dönüm noktası olarak bakmak da o kadar yanlış. Zira Amerika’da yaşananlar, aslında bir süredir tüm Batı demokrasilerinde ve kendisini Batı’ya nispet eden ülkelerde yaşanan krizin bir devamıdır. Söz konusu krizin, Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla içine girilen ve 11 Eylül ile zirveye çıkan bir sürecin doğal neticesi olduğunu belirtmek gerekir. Bu süreci bir parça tartışabiliriz.

İki kutuplu dünyada Varşova Paktı’na karşı idealist söylemleri dillendiren Batı demokrasileri, en önemli antitez ortadan kalkınca, hiçbir getirisi olmayan prensipleri ve idealleri peyderpey bir kenara bıraktılar. Özellikle antikomünist bir saikle dönemsel olarak varlığını kabul etmiş göründükleri İslam âlemine ve Müslümanlara karşı ötekileştirici bir pozisyon almak, Batı demokrasilerinin giderek vasatı haline geldi. Elbette bu durum son derece gerçek bir ihtiyaçtan kaynaklanan, tutarlı bir ötekileştirmeydi. Batı demokrasileri antitezsiz kalmıştı ve mevcudiyeti karşısında kendilerini var edebilecekleri, en dinamik, ancak bir o kadar da etkisiz birlik olarak İslam âlemini seçmişlerdi. İslam âlemi ise bir taraftan bu role hazırlıksız yakalanmıştı; özellikle Ortadoğu’daki baskıcı yönetimler eliyle biçilmiş demokrasi karşıtı ve terör destekçisi imajı kendileri açısından son derece uygun bir libas olarak üzerine oturmuştu.

Gelgelelim, içine girilen bu paradigma, Batı’nın iki kutuplu dünya döneminde vaz ettiği çok-kültürcülük, din ve vicdan hürriyeti, toplumsal taleplerin mukaddes olması gibi temel kabullerle derinden çelişen yeni bir duruma sebep olmaktaydı. Bundan dolayı, demokrasi ve özgürlüklerin yeniden tanımlanması gibi bir zorunluluk ortaya çıktı. Bir zamanlar baskıcı Doğu bloğuna karşı üretilmiş argümanlarının hepsi, şimdilerde bizzat üreticileri tarafından yanlışlanmaktaydı. Bu durum Alman siyaset kuramcısı Carl Schmitt’in “monarşiler yıkıldıktan, yani demokrasiler antitezlerini kaybettikten sonra, demokrasinin içeriğinin ideallerinden uzaklaştığı” yönündeki tespitini bizlere hatırlatır. Schmitt aynı zamanda, demokrasinin aslında insanları temel bir hedefe götürmeyen ve çeşitli suretlerde ortaya çıkabilecek bir yönetim şekli olduğunu iddia etmişti. Ona göre demokrasiyi diğer sistemlerden ayırt eden yegâne özellik organizasyon şekliydi. Organizasyon formunun özgünlüğü haricinde bir demokrasi diğer sistemlerden çok da farklı bir karakter ortaya koymamaktadır; yeri geldiğinde liberal yeri geldiğinde baskıcı, kâh militarist, kâh barışçıl bir surette konumlanabilir.

Amerika’da yaşanan son hadiseler, Schmitt’in herkesçe bilinen bu en temel tezleriyle birlikte okunduğunda, dönemsel bir kriz ve bir sapma olmanın ötesinde bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Bir zamanların meşruiyeti kendisinden türetilebilmesi ile oldukça konforlu kabul edilen sistemi olan demokrasi, alışılmış tarifleriyle pek çok Batı demokrasisi için bir ayak bağına dönüşmüş durumda. Demokrasinin, savunucuları tarafından kutsal bir hedef olarak önerildiği 20. yüzyılın en karakteristik özelliği artık devre dışı kalmış durumda. Bu ise yöneten ve yönetilen arasında var olan ve kalın bir zar suretinde tek taraflı geçişkenliği mümkün kılan medyanın, temel fonksiyonunu giderek yitirmiş olduğu gerçeğidir. Toplumlar sansür, propaganda ve manipülasyonla istenilen merkeze çekilebilecek pasiflikte olmaktan çok uzaklaşmış durumdalar. Aksine, sosyal medya etkinliği, bir zamanların pasif aktörlerini sürece aktif şekilde dâhil olan ve kendi karşıt manipülasyonunu topluma dayatabilecek iktidara sahip aktif aktörlere dönüştürdü. Hal böyle olunca, kolayca manipüle edilemeyecek olanın devlet politikaları hakkında belirleyici olması, eskisi kadar müsaade edilebilir bir şey olmaktan çıktı.

Son iki başkanlık seçiminde Amerikan toplumunun içine çekildiği tartışma, başkanın kim olacağına aslında oyları ile karar verenlerin, Amerikan seçmeni olup olmadığı tartışmasıdır. Trump’ın kazandığı seçim, Rusya’nın seçime müdahalesi şayiasının gölgesinde kalmıştı. Bu seçimde de Biden’ın elde ettiği seçim başarısının, aslında demokrasinin doğal işleyişi neticesinde elde edilmiş bir başarı olmadığına yönelik oluşan kanaat, toplumun büyük bir kesimini ikna etmiş durumda. Amerikan toplumunun özgüvenini borçlu olduğu özgürlük fikrini de derinden haleldar eden bir algıdır bu. İnsanlar oyları ile başkan belirleyecek kadar özgür olmadıklarına ikna olmuş durumdayken, Amerika’nın en temel kabulü olan liberal demokrasinin bir bacağı topal hale gelmektedir. Liberal demokrasiye ikna edilmiş bir toplum, demokrasinin yeniden tanımlandığı bu sürece intibak etmekte güçlük çekiyor. Demokrasi özü itibarıyla Amerikan toplumuna bir hedef çizmiyor, aksine, Schmitt’in işaret ettiği gerçeklik gün yüzüne çıkıyor. Kutsanan demokrasi bir organizasyon ve yönetim formundan ibaret bir sisteme indirgenirken, liberal demokrasi yerini manipülasyona dayalı şeklî demokrasiye bırakıyor. Bu durum Amerika’ya mahsus bir durum olmanın ötesinde, büyük bir dönüşümün bir parçası. Temel hakların yok sayıldığı Fransa’da, demografik ve kültürel kaygılarla yabancıların adeta köleleştirilmeye çalışıldığı Avusturya’da, nüfusunu kontrol etmekte zorlandığı için varlık kaygısı çeken Hollanda ve Belçika’da yaşananlar ve benzeri dönüşümler bu sürecin parçaları.

Demokrasi, ideali olduğu iddia edilen özelliklerinden arındırılarak bir şekil şartına dönüşmekte ve bambaşka bir içerik ile yeniden sunulmakta. Bu sebepledir ki geçtiğimiz yıllarda birbirine paralel onlarca demokrasi tarifine, yahut demokrasi namına alışılmadık taleplere şahit olduk. Yaşanan süreç, aslında bir parantezin kapanması ve yeni bir parantezin açılması sürecidir. Bu ise bir zamanlar kolayca ikna edilebildiği için iktidar yetkisini elinde bulundurduğuna ikna edilen halkın, aslında iktidardan ne kadar uzak olduğu gerçeğiyle yüzleştiği ve demokrasinin eski tanımları ile devletler açısından bir ayak bağına dönüştüğü gerçeğinin kabul edildiği yeni bir parantezdir. Yaşanan isyan, bir zamanlar ikna edilmiş oldukları ideali, demokrasinin gerçeği kabul edenlerin yaşadığı hayal kırıklığının neticesinde yaşanan bir başkaldırıdır. Bu gerçekle yüzleşmek Amerikan toplumunun bir kısmını isyana sevk ederken, Avrupa toplumunu ise daha apolitik bir çizgiye doğru itmektedir. Bizon kılıklı adamın Kongre’deki fonksiyonu tam olarak bu: “Bize öğrettiğiniz demokrasinin bir parçası olup iktidara karar veremiyorsam, bizon olur, kürsüyü dağıtırım”. Önümüzdeki süreç bizon adama benzer pek çok “kahraman” yaratacağa benziyor.

[Siyaset psikolojisi, sekülerleşme teorileri, din-siyaset ilişkisi, Katolik teolojisi ve oksidental kültür alanlarında çalışan Dr. M. Tacettin Kutay Türk-Alman Üniversitesi’nde araştırma görevlisidir]

İSTANBUL (AA) -M. TACETTİN KUTAY-

Yorumlar (0)
az bulutlu
banner28
Namaz Vakti 08 Mart 2021
İmsak 05:56
Güneş 07:21
Öğle 13:20
İkindi 16:33
Akşam 19:09
Yatsı 20:28
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 27 60
2. Galatasaray 28 58
3. Fenerbahçe 27 55
4. Trabzonspor 27 51
5. Hatayspor 28 46
6. Alanyaspor 27 43
7. Gaziantep FK 28 43
8. Karagümrük 28 41
9. Göztepe 27 36
10. Antalyaspor 27 35
11. Sivasspor 27 34
12. Konyaspor 26 32
13. Malatyaspor 28 31
14. Kayserispor 27 31
15. Kasımpaşa 27 29
16. Başakşehir 28 29
17. Rizespor 27 28
18. Ankaragücü 27 26
19. Erzurumspor 27 26
20. Denizlispor 27 24
21. Gençlerbirliği 27 21
Takımlar O P
1. Giresunspor 25 53
2. Samsunspor 25 50
3. İstanbulspor 25 47
4. Adana Demirspor 25 45
5. Altınordu 25 45
6. Altay 25 44
7. Tuzlaspor 25 41
8. Ankara Keçiörengücü 25 40
9. Bursaspor 25 34
10. Ümraniye 25 34
11. Bandırmaspor 25 32
12. Boluspor 25 29
13. Menemenspor 25 27
14. Adanaspor 24 26
15. Balıkesirspor 24 25
16. Akhisar Bld.Spor 25 22
17. Ankaraspor 25 16
18. Eskişehirspor 25 7
Takımlar O P
1. Man City 28 65
2. M. United 28 54
3. Leicester City 28 53
4. Chelsea 27 47
5. Everton 26 46
6. Tottenham 27 45
7. West Ham 26 45
8. Liverpool 28 43
9. Aston Villa 26 40
10. Arsenal 27 38
11. Leeds United 26 35
12. Wolverhampton 28 35
13. Crystal Palace 28 34
14. Southampton 27 33
15. Burnley 28 30
16. Newcastle 27 27
17. Brighton 27 26
18. Fulham 28 26
19. West Bromwich 28 18
20. Sheffield United 28 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 25 59
2. Barcelona 26 56
3. Real Madrid 26 54
4. Sevilla 25 48
5. Real Sociedad 26 45
6. Real Betis 25 39
7. Villarreal 26 37
8. Athletic Bilbao 25 33
9. Celta de Vigo 26 33
10. Granada 26 33
11. Levante 26 32
12. Valencia 26 30
13. Osasuna 26 28
14. Cádiz 26 28
15. Getafe 26 27
16. Real Valladolid 26 25
17. Elche 25 24
18. Eibar 26 22
19. Deportivo Alaves 25 22
20. Huesca 26 20
banner27
Günün Karikatürü Tümü
banner35

Gelişmelerden Haberdar Olun

@