<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Avrupa Gazete İngiltere gazete Londra gazete Londra Türk ingiltere türk avrupa türk gazeteler londra reklam seri ilan turkish newspaper</title>
    <link>https://www.avrupagazete.co.uk</link>
    <description>Avrupa Gazetesi, İngiltere'nin başkenti Londra merkezli Türkçe ve Ingilizce yayın yapar. London Turkish Gazette. UK Turkish Newspaper</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.avrupagazete.co.uk/rss/saglik-1" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 03 Aug 2026 13:27:58 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/rss/saglik-1"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Karın boşluğunda 8 ay taşıdığı kafatası kemiği, ameliyatla tekrar anatomik yerine yerleştirildi]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/karin-boslugunda-8-ay-tasidigi-kafatasi-kemigi-ameliyatla-tekrar-anatomik-yerine-yerlestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/karin-boslugunda-8-ay-tasidigi-kafatasi-kemigi-ameliyatla-tekrar-anatomik-yerine-yerlestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nurettin DOĞAN/ALAŞEHİR (Manisa), (DHA)- MANİSA'nın Alaşehir Devlet Hastanesi'nde ilk kez gerçekleştirildiği belirtilen 'kranioplasti' ameliyatı başarıyla tamamlandı. Alaşehir'de geçen yıl 6 Ekim'de geçirdiği trafik kazasının ardından ağır yaralanan Iraz Yavaş (52) için operasyon planlandı. Gelişen beyin ödemine bağlı kafa içi basıncını azaltmak amacıyla Yavaş'ın kafatası kemiğinin bir bölümü, ameliyatta çıkarılarak hastanın karın ön duvarındaki cilt altında geçici olarak muhafaza edildi. Daha sonra ikinci operasyonla hastanın karın cilt altından çıkarılan kafatası kemiği yeniden anatomik yerine yerleştirildi.</p><p>Sarıgöl'ün Dindarlı Mahallesi'nde yaşayan 3 çocuk annesi Iraz Yavaş, geçen yıl 6 Ekim'de geçirdiği trafik kazası sonrası Sarıgöl Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Durumu ağır olan Yavaş, Alaşehir Devlet Hastanesi'ne sevk edildi. Burada yapılan acil değerlendirmeler ve radyolojik incelemelerde beynin sağ yarım küresinde hayati tehlike oluşturan geniş bir akut subdural hematom (beyin kanaması) tespit edildi. Hayati risk taşıyan tablo nedeniyle Yavaş, aynı yıl 17 Ekim'de ameliyata alındı. Gelişen beyin ödemine bağlı kafa içi basıncını azaltmak amacıyla Yavaş'ın kafatası kemiğinin bir bölümü, ameliyatta çıkarılarak hastanın karın ön duvarındaki cilt altında geçici olarak muhafaza edildi. </p><p>TABURCU EDİLDİ</p><p>Bu yöntem, ağır beyin travmalarında hastanın yaşam şansını artırmak amacıyla uygulanan önemli cerrahi yaklaşımlardan biri olarak değerlendirildiği belirtildi. İlk ameliyatın ardından yoğun bakım, servis ve rehabilitasyon sürecini tamamlayan Yavaş için genel sağlık durumunun düzelmesi üzerine yaklaşık 8 ay sonra ikinci aşama cerrahi tedavi planlandı. Alaşehir Devlet Hastanesi Başhekimi ve Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sancar Topal ve ekibi tarafından geçen 29 Haziran'da gerçekleştirilen kranioplasti operasyonunda, hastanın karın cilt altından çıkarılan kafatası kemiği yeniden anatomik yerine yerleştirildi ve titanyum plak-vida sistemi kullanılarak güvenli şekilde sabitlendi. İki aşamalı tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşan Yavaş, taburcu edildi.</p><p>'ALLAH, BENİ EVLATLARIMA BAĞIŞLADI'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşan Iraz Yavaş, 'Çok şükür sağlıklı bir şekilde taburcu edildim. Allah, beni evlatlarıma bağışladı. Doktorlarıma teşekkür ediyorum' dedi. </p><p>Hasan Yavaş da eşini sağlığına kavuşmasını sağlayan ameliyatın Alaşehir'de ilk kez gerçekleştirildiğini öğrendiklerini belirtip, 'Bu nedenle çok şanslıyız. Tedavi için büyük şehre gitmekten kurtulduk' diye konuştu.</p><p>'HASTAMIZ SAĞLIĞINA KAVUŞTU'</p><p>Alaşehir Devlet Hastanesi Başhekimi ve Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sancar Topal, ağır kafa travmalarında uygulanan dekompresif kraniektominin hayat kurtarıcı bir yöntem olduğunu belirtip, 'Hastamızın ilk ameliyatında beyin üzerindeki basıncı azaltmak amacıyla kafatası kemiğini geçici olarak çıkarmak zorunda kaldık. İyileşme sürecinin tamamlanmasının ardından yaklaşık 8 ay sonra gerçekleştirdiğimiz kranioplasti ameliyatıyla hastamızın kendi kemiğini yeniden yerine yerleştirerek sabitledik. Bu operasyon hem beynin korunması hem de hastanın yaşam kalitesinin artırılması açısından büyük önem taşımaktadır. Ayrıca bu ameliyatın hastanemizde ilk kez başarıyla gerçekleştirilmiş olmasından dolayı büyük mutluluk duyuyoruz' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Manisa</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/karin-boslugunda-8-ay-tasidigi-kafatasi-kemigi-ameliyatla-tekrar-anatomik-yerine-yerlestirildi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 10:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/08/agency/dha/karin-boslugunda-8-ay-tasidigi-kafatasi-kemigi-ameliyatla-tekrar-anatomik-yerine-yerlestirildi.jpg" type="image/jpeg" length="76669"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Yapay zeka destekli ilaç tasarımı yerli ilaç geliştirme hedefini destekliyor']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/yapay-zeka-destekli-ilac-tasarimi-yerli-ilac-gelistirme-hedefini-destekliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/yapay-zeka-destekli-ilac-tasarimi-yerli-ilac-gelistirme-hedefini-destekliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- BİRUNİ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulilah Ece, yapay zeka destekli ilaç tasarımının Türkiye'nin özgün molekül geliştirme kapasitesini artırabileceğini belirterek, 'Yapay zeka, bilim insanının yerine geçmiyor; milyonlarca olasılık arasından doğru aday moleküle ulaşma gücünü artırıyor' dedi.</p><p>Yapay zekanın mevcut molekül kütüphanelerini taramanın ötesine geçtiğini belirten Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulilah Ece, 'Üretken yapay zeka modelleri, belirli bir hastalık hedefi için daha önce sentezlenmemiş yeni moleküller tasarlayabiliyor. Normalde imkânsız veya aylarca sürebilecek proteinlerin, nükleik asitler ve küçük moleküller arasındaki etkileşimlerin analizleri, modellemeleri, yeni çıkan sistemler, yazılımlar ve bilgisayar donanımlarındaki hızlı gelişmelerle beraber artık hızlıca yapılabiliyor. Yapay zeka tarafından tasarlanan bazı moleküllerin sentezlenerek deneysel çalışmalarda doğrulanması, bu teknolojinin ilaç geliştirme süreçlerinde ulaştığı noktayı göstermesi açısından önem taşıyor' diye konuştu.</p><p>'YERLİ İLACA GİDEN SÜREÇTE ÖNEMLİ BİR FIRSAT'</p><p>Yapay zeka destekli sistemlerin Türkiye'nin yerli ve özgün ilaç geliştirme hedefini güçlendirebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Ece, bu alana yapılacak yatırımların kritik öneminden bahsederek sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>'İlaç geliştirme yarışında yalnızca büyük bütçelere sahip olmak yeterli değildir. Veriyi doğru kullanmak ve doğru molekülü erken aşamada belirlemek de büyük önem taşır. Yapay zeka, akademik araştırma merkezlerinin ve yerli ilaç şirketlerinin kaynaklarını daha verimli kullanmasına yardımcı olabilir. Hastalık hedefinin belirlenmesinden molekül tasarımına, sanal taramadan yan etki tahminine kadar birçok aşama ülkemizde yürütülebilir.'</p><p>Bu alanda hem yurtiçi hem de yurt dışında dersler ve eğitimler veren Prof. Dr. Ece, yerli ilaç hedefinin yalnızca bir molekülün Türkiye'de üretilmesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekip, 'Özgün biyolojik hedefin belirlenmesi, özgün molekülün tasarlanması, patentinin alınması, bilimsel bilgi birikiminin oluşturulması ve üretim teknolojisinin geliştirilmesi birlikte ele alınmalıdır' dedi.</p><p>'AKILI STRATEJİ DOĞRU SONUCA GÖTÜRÜR'</p><p>Geleneksel ilaç geliştirme çalışmalarında çok sayıda molekülün sentezlenmesi ve laboratuvarda ayrı ayrı test edilmesinin ciddi zaman, maliyet ve insan gücü gerektirdiğini ifade eden Prof. Dr. Ece, şöyle devam etti:</p><p>'Bilgisayar destekli ilaç tasarımı sayesinde moleküllerin hedef proteinlere nasıl bağlanabileceğini, bu bağlanmanın ne kadar güçlü olacağını ve molekülün hangi özellikleri taşıyacağını, olası yan etkilerini önceden tahmin edebiliyoruz. Yapay zekâ ise mevcut verilerden öğrenerek milyonlarca molekülü kısa sürede değerlendirebiliyor ve daha önce sentezlenmemiş yeni molekül önerileri oluşturabiliyor.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yapay zeka sistemlerinin moleküllerin çözünürlük, emilim, dağılım, metabolizma, vücuttan atılım ve toksisite özellikleri hakkında da erken aşamada öngörüler sunabildiğini belirten Ece, bu sayede laboratuvara taşınacak aday moleküllerin daha doğru seçilebildiğini söyledi.</p><p>Bilgisayar destekli ilaç tasarımı alanındaki çalışmalarına da değinen Ece, 'Bilgisayar/Yapay Zeka Destekli İlaç Tasarım Merkezi'mizde moleküler mekanik, moleküler kenetleme, sanal tarama ve moleküler dinamik gibi yöntemlerin yanında kuantum hesaplamalarından da yararlanıyoruz. Bu yöntemlerle ilaç adayı moleküllerin biyolojik hedeflerle nasıl etkileşime girdiğini, bağlanma gücünü ve ilaç olma potansiyelini bilgisayar ortamında inceliyoruz' dedi.</p><p>Alzheimer hastalığından kansere, mikrobiyal enfeksiyonlardan enflamasyona, aşı çalışmalarına kadar farklı alanlarda molekül tasarımı çalışmalarını hem ulusal hem de uluslararası birçok iş birlikleri ile yürüttüklerini ifade eden Ece, 'Bilgisayar destekli yöntemler, deneysel çalışmalara taşınacak adayların daha doğru belirlenmesini sağlıyor. Böylece hem zaman hem de kaynak kaybının azaltılması mümkün hâle geliyor' diye konuştu.</p><p>'YAPAY ZEKA İLE TASARLANAN İLAÇ ADAYI FAZ 2 AŞAMASINA ULAŞTI'</p><p>Yapay zeka ile tasarlanan bir ilaç adayının faz 2 aşamasına ulaştığını belirten Ece, bu gelişmenin teknolojinin ilaç geliştirme süreçlerinde geldiği noktayı ortaya koyduğunu söyledi.</p><p>Ece, 'Yapay zeka kullanılarak belirlenen bir hedefe karşı tasarlanan bir ilaç adayının, idiyopatik pulmoner fibrozis hastalarında yürütülen randomize faz 2a çalışmasının sonuçları 2025 yılında Nature Medicine dergisinde yayımlandı. Bu çalışma, yapay zeka ile keşfedilen ve tasarlanan bir molekülün klinik araştırmalarda ulaştığı önemli aşamalardan biri olarak değerlendiriliyor' dedi.</p><p>Yapay zekânın artık uygulanabilir bir ilaç araştırma teknolojisine dönüştüğünü ifade eden Prof. Dr. Ece, 'Artık yalnızca bilgisayar ortamında başarılı görünen modellerden söz etmiyoruz. Sentezlenen, biyolojik deneylerde test edilen ve klinik araştırma aşamasına ulaşan moleküller bulunuyor. Bu durum, yapay zekâ destekli ilaç tasarımının geleceği açısından son derece önemlidir' ifadelerini kullandı.</p><p>'BİLGİSAYARDA BAŞARILI OLMASI YETERLİ DEĞİL'</p><p>Yapay zekânın sunduğu sonuçların doğrudan ilaç olarak kabul edilemeyeceği uyarısında bulunan Prof. Dr. Ece, bilgisayar ortamındaki tahminlerin deneysel çalışmalarla doğrulanmasının zorunlu olduğunu belirtti.</p><p>Ece, 'Yapay zekâ tarafından önerilen bir molekülün bilgisayarda güçlü görünmesi, onun güvenli ve etkili bir ilaç olduğu anlamına gelmez. Molekülün sentezlenmesi, hücre ve doku deneylerinde test edilmesi, hayvan çalışmaları ile klinik araştırmalardan geçmesi gerekir. Yapay zekâ, bu uzun yolculuğun başlangıç aşamasını daha bilinçli ve verimli hâle getiren bir karar destek aracıdır' diye konuştu.</p><p>'YERLİ İLAÇ İÇİN DİSİPLİNLER ARASI ÇALIŞMA ŞART'</p><p>Yerli ilaç geliştirilmesi için biyoloji, kimya, tıp gibi alanlardan uzmanlarının birlikte çalışması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ece, şu değerlendirmede bulundu:</p><p>'Yapay zekâ tek başına ilaç geliştiremez. Doğru biyolojik hedefi belirleyecek bilim insanlarına, molekülü tasarlayacak uzmanlara, sentez laboratuvarlarına ve biyolojik test altyapısına ihtiyaç vardır. Üniversitelerin, araştırma merkezlerinin, teknoparkların ve ilaç sanayisinin ortak hareket etmesi hâlinde Türkiye'nin özgün ilaç geliştirme kapasitesi önemli ölçüde güçlenebilir.'</p><p>Yapay zekânın etkin kullanılması için nitelikli veri ve uzman insan kaynağının kritik önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Ece, 'Teknolojinin gücü, onu kullanan bilim insanının bilgisi ve yönelttiği doğru sorularla ortaya çıkar. Hedefimiz yalnızca yapay zekâyı kullanan değil, kendi modellerini, moleküllerini ve teknolojisini geliştiren bir ülke olmak olmalıdır' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/yapay-zeka-destekli-ilac-tasarimi-yerli-ilac-gelistirme-hedefini-destekliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 09:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/08/agency/dha/yapay-zeka-destekli-ilac-tasarimi-yerli-ilac-gelistirme-hedefini-destekliyor.jpg" type="image/jpeg" length="59525"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Güneşten korunmamak cilt tümörü riskini artırıyor']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/gunesten-korunmamak-cilt-tumoru-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/gunesten-korunmamak-cilt-tumoru-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- YAZ aylarında güneş ışınlarına uzun süre korunmasız maruz kalmanın yıllar içinde cilt tümörü gelişimine zemin hazırlayabileceğini belirten Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Emrah Köksal, 'Özellikle iyileşmeyen yaralar, benlerde şekil veya renk değişiklikleri ile tekrarlayan kabuklanmalar cilt tümörü açısından dikkate alınmalıdır. Erken teşhis sayesinde daha küçük cerrahi girişimlerle başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz' dedi.</p><p>Cilt tümörlerinin çoğunlukla uzun yıllar güneşe maruz kalma, kronik yaralar ve genetik faktörlere bağlı geliştiğini söyleyen Medical Park Göztepe Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Emrah Köksal, yaz aylarında güneşten korunmanın ilerleyen yıllarda oluşabilecek cilt kanserlerine karşı önemli bir koruyucu olduğunu ifade etti.</p><p>'EN SIK BAZAL HÜCRELİ CİLT TÜMÖRLERİNİ GÖRÜYORUZ'</p><p>Cilt tümörlerinin bazen bulundukları bölgede sınırlı kaldığını, bazı durumlarda ise çevre dokulara ve vücudun farklı bölgelerine yayılabildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Köksal, 'En sık bazal hücreli cilt tümörlerini görüyoruz. Sürekli güneşe maruz kalma, kronik yaralar ve genetik yatkınlık cilt tümörlerinin gelişiminde önemli rol oynuyor' diye konuştu.</p><p>'UZUN YILLAR GÜNEŞE MARUZ KALMAK RİSKİ ARTIRIYOR'</p><p>Yaz aylarında kısa süreli güneşlenmenin tek başına cilt tümörüne neden olmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Köksal, 'Asıl risk uzun yıllar boyunca güneş ışınlarına korunmasız şekilde maruz kalmaktır. Özellikle güneş ışınlarının en yoğun olduğu saatlerde uzun süre dışarıda kalmak ciltte kalıcı hasarlara yol açabilir' dedi.</p><p>'İYİLEŞMEYEN YARALAR MUTLAKA DEĞERLENDİRİLMELİ'</p><p>Benlerde veya ciltte meydana gelen değişikliklerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Köksal, 'Aylarca iyileşmeyen yaralar, mevcut bir benin yaraya dönüşmesi, sürekli kabuklanması, kanaması, kaşınması ya da aynı bölgede tekrar etmesi cilt tümörü açısından uyarıcı olabilir. Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır' ifadelerini kullandı.</p><p>'ERKEN TEŞHİS TEDAVİ BAŞARISINI ARTIRIYOR'</p><p>Erken tanının tedavi sürecini doğrudan etkilediğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Köksal, 'Erken teşhis sayesinde daha küçük cerrahi girişimlerle tedavi mümkün oluyor. Geç kalınan vakalarda ise ameliyatın kapsamı genişleyebiliyor ve oluşabilecek iz ile doku kaybı daha fazla olabiliyor' diye konuştu.</p><p>'GÜNEŞ KREMİ TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL'</p><p>Güneş koruyucu kullanımının cilt hasarını önemli ölçüde azalttığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Köksal, 'Güneş kremi mutlaka kullanılmalı ancak tek başına yeterli değildir. Geniş kenarlı şapka kullanmak, cildin hava almasını sağlayan kıyafetler tercih etmek, gölgede kalmak ve güneş ışınlarının en yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamak da korunmanın önemli parçalarıdır' dedi.</p><p>'ÇOCUKLUK ÇAĞINDAKİ YANIKLAR RİSKİ ARTIRABİLİYOR'</p><p>Çocukluk döneminde geçirilen ağır güneş yanıklarının ilerleyen yıllarda cilt kanseri riskini artırabileceğini Dr. Öğr. Üyesi Köksal, 'Yanık sonrası oluşan skar dokusunda yıllar sonra özellikle skuamöz hücreli cilt kanseri gelişebilir. Eski yanık alanında sonradan ortaya çıkan ve iyileşmeyen yaralar mutlaka değerlendirilmelidir' açıklamasında bulundu.</p><p>'GÜNEŞTEN KORUNMAYI İHMAL ETMEYİN'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yaz aylarında güneşten korunmanın önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Köksal, 'Cilt tipine uygun güneş koruyucu ürünler gün içerisinde düzenli olarak kullanılmalı, güneş ışınlarının en yoğun olduğu saatlerde mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır. Dışarı çıkılması gereken durumlarda şapka, şemsiye ve koruyucu kıyafetlerden yararlanılmalıdır. Basit görünen bu önlemler, uzun vadede cilt sağlığını korumada büyük önem taşıyor' diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/gunesten-korunmamak-cilt-tumoru-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 09:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/08/agency/dha/gunesten-korunmamak-cilt-tumoru-riskini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="48409"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Havuz suyundaki kimyasallar kulak enfeksiyonu riskini artırabilir']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/havuz-suyundaki-kimyasallar-kulak-enfeksiyonu-riskini-artirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/havuz-suyundaki-kimyasallar-kulak-enfeksiyonu-riskini-artirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- YAZ aylarında serinlemek için tercih edilen havuzların, kulak sağlığı açısından bazı riskleri de beraberinde getirebileceğini söyleyen Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Akif Sinan Bilgen, 'Havuz suyundaki klor ve kimyasallar dış kulak yolunun doğal yapısını bozarak enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir' dedi.</p><p> </p><p>Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Akif Sinan Bilgen, özellikle havuz sonrası kulakta kalan nemin bakteri ve mantarların çoğalmasına neden olduğunu belirterek dış kulak yolu enfeksiyonlarına karşı uyarılarda bulundu.</p><p> </p><p>'HAVUZ SUYU KULAKTAKİ DOĞAL DENGEYİ BOZABİLİYOR'</p><p>Dış kulak yolu enfeksiyonlarının yaz aylarında sık görüldüğünü belirten Dr. Bilgen, 'Havuz sonrası ortaya çıkan enfeksiyonların nedeni çoğu zaman havuzun kirli olması değil, havuz suyunda bulunan klor ve diğer kimyasalların kulak kanalındaki doğal dengeyi bozmasıdır. Ayrıca kulakta kalan nemli ortam, bakteri ve mantarların çoğalması için uygun bir zemin oluşturuyor. Bu nedenle yaz aylarında kulak enfeksiyonlarında belirgin bir artış görüyoruz' dedi.</p><p>'KULAKTA KAŞINTIYLA BAŞLAYIP ŞİDDETLİ AĞRIYA DÖNÜŞEBİLİYOR'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Enfeksiyonun ilk belirtilerinin hafife alınmaması gerektiğini ifade eden Dr. Bilgen, 'Dış kulak yolu enfeksiyonları genellikle kaşıntı ile başlıyor. Daha sonra kulakta dolgunluk hissi gelişebiliyor. İlerleyen süreçte ağrı ortaya çıkıyor ve bazı hastalarda bu ağrı gece uykudan uyandıracak kadar şiddetli olabiliyor. Kulakta akıntı da görülebiliyor. İleri vakalarda kulak kanalında daralma meydana gelebiliyor ve mutlaka tıbbi müdahale gerekebiliyor' diye konuştu.</p><p>'HAVUZDAN SONRA KULAKLARI MUTLAKA KURUTUN'</p><p>Kulak enfeksiyonlarından korunmak için havuz sonrası kulakların kuru tutulmasının büyük önem taşıdığını belirten Dr. Bilgen, 'Havuzdan çıktıktan sonra başınızı sağa ve sola eğerek kulaktaki suyu boşaltmaya çalışın. Ardından saç kurutma makinesini yaklaşık 25-30 santimetre uzaklıktan ve düşük ısıda kullanarak kulak bölgesini kurutabilirsiniz. Bu basit önlemler enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltıyor' ifadelerini kullandı.</p><p>'KULAK ÇUBUKLARINDAN UZAK DURUN'</p><p>Kulak temizliği amacıyla kullanılan pamuklu çubukların enfeksiyon riskini artırabileceğini söyleyen Dr. Bilgen, 'Pamuklu çubuklar kulak kanalını koruyan doğal mumsutabakayı ortadan kaldırıyor ve ciltte mikro travmalara neden olabiliyor. Bu durum mikroorganizmaların kulakta daha kolay çoğalmasına yol açıyor. Bu nedenle kulak çubuklarının kullanılmasını önermiyoruz' dedi.</p><p>'KULAK ZARINDA DELİK OLANLAR DAHA DİKKATLİ OLMALI'</p><p>Kulak zarında delik bulunan veya kulak tüpü takılmış kişilerin ekstra önlem alması gerektiğini belirten Dr. Bilgen, 'Bu kişiler enfeksiyonlara karşı daha hassastır. Havuza veya denize girerken silikon ya da mumsu kulak tıkaçları kullanılabilir. Ayrıca yüzücü boneleri de kulakların korunmasına yardımcı oluyor. Özellikle risk grubundaki kişilerin kulaklarına su kaçmasını mümkün olduğunca engellemelerini öneriyoruz' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/havuz-suyundaki-kimyasallar-kulak-enfeksiyonu-riskini-artirabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/08/agency/dha/havuz-suyundaki-kimyasallar-kulak-enfeksiyonu-riskini-artirabilir.jpg" type="image/jpeg" length="65869"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Agresif beyin tümörünün erken görüntülenmesi için yeni yöntem geliştirilecek]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/agresif-beyin-tumorunun-erken-goruntulenmesi-icin-yeni-yontem-gelistirilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/agresif-beyin-tumorunun-erken-goruntulenmesi-icin-yeni-yontem-gelistirilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA) - BİRUNİ Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Elif Karaman'ın yürütücülüğünü yaptığı, agresif beyin tümörünün daha hassas ve erken görüntülenmesini amaçlayan proje, TÜBİTAK 1001 Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre 'Glioblastomada Moleküler Görüntüleme Amacıyla ABCC3 Hedefli Nanobody-Karbon Nokta (VHH-CQD) Platformunun Geliştirilmesi ve İn Vivo Doğrulanması' başlıklı projede, tümör hücrelerindeki belirli bir yapıyı hedefleyen özel bir görüntüleme sistemi geliştirilecek. Biruni Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Tuncer Değim'in danışman olarak yer aldığı çalışmada, tümörlü bölgenin daha hassas ve doğru biçimde belirlenmesi hedefleniyor. </p><p>'TÜMÖRÜ DAHA ERKEN VE HASSAS GÖRÜNTÜLEMEYİ HEDEFLİYORUZ'</p><p>Projenin agresif beyin tümörlerinin görüntülenmesine yönelik yenilikçi bir yaklaşım sunduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Elif Karaman, 'Yürütücülüğünü üstlendiğimiz bu projede, tümör hücrelerini seçici olarak tanıyabilen hedefleyici bir yapı ile karbon temelli nanoparçacıkları bir araya getirerek yeni bir görüntüleme sistemi geliştirmeyi amaçlıyoruz. Geliştirilecek sistemin tümör hücrelerini hedefleme kapasitesini ve görüntüleme performansını öncelikle laboratuvar ortamında ayrıntılı olarak değerlendirecek, ardından elde ettiğimiz sonuçları hayvan modeli üzerinde doğrulayacağız. Projemizin, agresif beyin tümörlerinin daha erken evrede, daha hassas ve daha güvenilir biçimde görüntülenmesine yönelik çalışmalara önemli bir katkı sunmasını hedefliyoruz' dedi. 'YENİ TANI VE TEDAVİ ÇALIŞMALARINA ZEMİN HAZIRLAYABİLİR'</p><p>Projenin gelecekte geliştirilecek tanı ve tedavi yöntemlerine katkı sağlayabileceğini ifade eden Biruni Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Tuncer Değim ise 'Geliştirilecek sistemle tümörlü bölgenin daha doğru şekilde görüntülenmesi amaçlanıyor. Bu çalışmanın erken tanıya yönelik araştırmalara katkı sağlamasının yanı sıra gelecekte doğrudan tümörlü hücreleri hedefleyen tanı ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine de bilimsel zemin hazırlamasını bekliyoruz' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/agresif-beyin-tumorunun-erken-goruntulenmesi-icin-yeni-yontem-gelistirilecek</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/08/agency/dha/agresif-beyin-tumorunun-erken-goruntulenmesi-icin-yeni-yontem-gelistirilecek.jpg" type="image/jpeg" length="90083"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sindirim, idrar ve üreme çıkışı tek olan Kırgız bebek, İstanbul'da sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/sindirim-idrar-ve-ureme-cikisi-tek-olan-kirgiz-bebek-istanbulda-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/sindirim-idrar-ve-ureme-cikisi-tek-olan-kirgiz-bebek-istanbulda-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İrem Çağla ZİNCİRLİ-Fırat ALKIZ/İSTANBUL, (DHA) - KIRGIZİSTAN'da idrar yolu, vajina ve rektumun tek bir kanalda birleştiği nadir görülen 'persistan kloaka' anomalisiyle doğan 17 aylık Sezimai Aziretaalyeva, İstanbul'da 10 saat süren bir operasyonla yeniden hayata bağlandı. </p><p>Kırgızistan'da yaşayan Manas Kyzy Uulkan ile Targyn Uulu Azıretaalya çiftinin kız çocuklarına doğumun ardından, rektum, vajen ve idrar yolunun ayrı açıklıklar yerine tek bir ortak kanalda birleştiği 'persistan kloaka' tanısı kondu. Tedavi arayışına giren aile, Rusya'da farklı merkezlerde 5 ameliyat yaptırdı. Ancak operasyonlardan sonuç alınamadığı gibi, bebeğin anüsü, vajeni ve idrar yolu tamamen kapandı. Bunun üzerine aile, tavsiye üzerine tedavi için Türkiye'ye geldi. İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi'nde yapılan değerlendirmelerin ardından çocuk cerrahisi ve çocuk ürolojisi ekipleri tarafından ayrıntılı cerrahi planlama yapıldı.</p><p>Yaklaşık 10 saat süren ameliyatta daha önceki girişimler nedeniyle bozulan anatomik yapı yeniden oluşturuldu. Cerrahi sırasında kapalı olan bağırsak çıkışı, idrar yolu ve vajina birbirinden ayrılarak yeniden yapılandırıldı. Operasyon sonrası yoğun bakımda takip edilen bebek, genel durumunun düzelmesiyle servise alındı.</p><p>Doktorlar, taburculuğun ardından uygulanacak rehabilitasyon programı ve yakın takip süreciyle çocuğun idrar ve bağırsak fonksiyonlarını kazanmasını, ilerleyen dönemde ise yaşıtları gibi normal bir yaşam sürmesini hedefliyor. Kolostomisinin ise 3 ila 6 ay sonra yapılacak ikinci operasyonla kapatılması planlanıyor.</p><p>'KIZIMIN ANÜSÜNÜN YENİDEN YAPILACAĞI GÜNÜ HEP HAYAL ETTİM'</p><p>Anne Manas Kyzy Uulkan (21), kızlarının doğumundan itibaren zorlu bir tedavi süreci yaşadıklarını belirterek, 'Biz 2023 yılında evlendik. Kızımız 2025 yılında doğdu. Doğar doğmaz hastalığını öğrendik ve ertesi gün ilk ameliyatına alındı. Daha sonra iki aylık olduğunda yeniden ameliyat edildi. Karnından stoma açıldı. Moskova'da toplam üç kez ameliyat edildi, ayrıca iki kez anüs oluşturma ameliyatı yapıldı ancak ikisi de başarısız oldu. Doktorlar bize her şeyin düzeleceğini söylemişlerdi ama sonuç alamayınca buraya gelmeye karar verdik' dedi.</p><p>Türkiye'ye gelmelerinde başka bir hastanın ailesinin tavsiyesinin etkili olduğunu söyleyen Uulkan, 'Moskova'dayken burada ameliyat olmuş başka bir çocuğun annesiyle görüştük. Bize, 'Doktor Murat Çakar'a başvurun, mutlaka Türkiye'ye gidin' dedi. Biz de geldik. Doktorlar bize olumsuz hiçbir şey söylemedi. Her şeyin düzeleceğini, sadece bir ameliyat daha gerektiğini anlattı' diye konuştu.</p><p>Ameliyat günü yaşadıkları heyecanı da anlatan anne Uulkan, 'Sabah saat 08.00'de kızımızı ameliyata aldılar. Eşimle birlikte saatlerce bekledik. Çok ağladık. Sürekli doktorun ne zaman çıkacağını sorduk. Akşam saat 20.00 civarında doktor ameliyattan çıktı ve bize operasyonun nasıl geçtiğini anlattı. Kızımın anüsünün yeniden yapılacağı günü hep hayal ediyordum. Doktor Murat Çakar'a yaptıkları her şey için sonsuz teşekkür ediyoruz' ifadelerini kullandı.</p><p>'ŞU AN KIZIMIZIN DURUMU İYİ'</p><p>Baba Targyn Uulu Azıretaaly ise 'Doktorumuzdan çok memnunuz. Kendisine çok teşekkür ediyoruz. Şu an kızımızın durumu iyi, kendini iyi hissediyor. Biz de sonuçtan çok memnunuz' dedi.</p><p>'50 BİN CANLI DOĞUMDA BİR GÖRÜLÜYOR'</p><p>Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Murat Çakar ise hastanın daha önce geçirdiği başarısız ameliyatlar nedeniyle oldukça zor bir vakayla karşı karşıya olduklarını belirterek, 'Hastamız 17 aylık ve 'persistan kloaka anomalisi' dediğimiz nadir bir rahatsızlığa sahip. Bu hastalıkta anüs, vajen ve idrar yolu tek bir ortak açıklığa açılıyor. Yaklaşık 20 ila 50 bin canlı doğumda bir görülüyor. Normal şartlarda doğumdan sonra kolostomi açılır, yaklaşık altıncı ayda ise esas onarım ameliyatı yapılır. Ancak hastamız bize birçok ameliyat geçirmiş olarak geldi. Rusya'da yapılan ameliyatlara bağlı ciddi komplikasyonlar gelişmişti. Kolostomisi ve sistostomisi vardı. Daha önce yapılan anüs bozulmuş, tekrar yapılmış ancak yine başarısız olmuştu. Vajeni ve idrar yolu tamamen kapatılmıştı. Muayenede anüs, vajen ve idrar yolunun tamamen kapalı olduğunu gördük' diye konuştu.</p><p>'10 SAATLİK OPERASYONLA YENİDEN ANÜS, VAJEN VE İDRAR YOLU OLUŞTURDUK'</p><p>Ameliyat sırasında ek sorunlarla da karşılaştıklarını söyleyen Op. Dr. Çakar, 'Operatör Doktor Melih Akın ile birlikte ameliyatı planladık. Ameliyat sırasında kalın bağırsağın önemli bir bölümünün daha önce alındığını gördük. Aşağıya indireceğimiz bağırsak bölümü oldukça kısaydı. Yaklaşık 10 saat süren ameliyatla yeniden anüs oluşturduk, vajen rekonstrüksiyonu yaptık ve idrar yolunu onardık. Şu anda sağlık durumu iyi. Yaklaşık iki hafta hastanemizde takip ettik, iyileşmesini bekledik ve gerekli kontrollerini yaptık. Şimdi ülkesine dönmeye hazır' dedi.</p><p>Op. Dr. Çakar, hastanın tedavisinin henüz tamamlanmadığını belirterek, 'Şu anda kolostomisi devam ediyor. Yaklaşık 3 ila 6 ay sonra tekrar geldiğinde kolostomisini kapatacağız. Bundan sonraki süreçte anal ve vajinal dilatasyonlara devam edeceğiz. Yaranın iyileşmesini ve kolonun toparlanmasını bekleyeceğiz. Daha sonra distal kolon grafisi çekeceğiz. Üretra ve vajeni yeniden değerlendireceğiz. Ardından kolostomisini kapatacağız. Aileye dilatasyonların nasıl yapılacağını öğrettik. Ülkelerine döndükten sonra da bu uygulamaya devam edecekler. Kolostomi kapatıldıktan sonra çocuğun büyüdükçe normal idrar ve dışkı kontrolünü kazanmasını bekliyoruz' ifadelerini kullandı.</p><p>'BU VAKAYI DİĞERLERİNDEN AYIRAN EN ÖNEMLİ ÖZELLİK 5 KEZ AMELİYAT EDİLMİŞ OLMASIYDI'</p><p>Daha önce yapılan çok sayıda cerrahi girişimin tedaviyi güçleştirdiğini vurgulayan Op. Dr. Çakar, 'Birden fazla ameliyat hem operasyon süresini uzatıyor hem de başarı oranını etkileyebiliyor. Ayrıca idrar ve dışkı tutma fonksiyonlarını olumsuz etkileyebiliyor. Deneyimli merkezlerde bu ameliyatlar normalde tek seansta başarıyla yapılabiliyor. Bu vakayı diğerlerinden ayıran en önemli özellik, çok sayıda ameliyat geçirmiş olmasıydı. Bu kadar fazla cerrahi girişim o bölgedeki sinir yapılarını etkileyebiliyor. Biz ameliyat sırasında bu yapılara zarar vermemek için son derece dikkatli davrandık. Primer ameliyatlarda idrar ve dışkı kontrolü açısından başarı oranımız yüzde 70-80 civarında. Bu oran literatürde bildirilen sonuçların üzerinde. Bu hastamızda da iyi bir sonuç almayı bekliyoruz' dedi.</p><p>'İLERİDE ÇOCUK SAHİBİ OLMASINDA HİÇBİR ENGEL GÖZÜKMÜYOR'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Persistan kloakanın nadir görülen bir doğumsal anomali olduğunu belirten Op. Dr. Çakar, 'Genetik geçiş görülebilir ancak tamamen genetik bir hastalık değildir. Çoğunlukla sporadik, yani kendiliğinden ortaya çıkar. Hastamızın ileride çocuk sahibi olmasında da şu an için bir engel görünmüyor' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/sindirim-idrar-ve-ureme-cikisi-tek-olan-kirgiz-bebek-istanbulda-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/08/agency/dha/sindirim-idrar-ve-ureme-cikisi-tek-olan-kirgiz-bebek-istanbulda-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="81520"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından aşırı sıcaklarda sıvı kaybı uyarısı]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/uzmanindan-asiri-sicaklarda-sivi-kaybi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/uzmanindan-asiri-sicaklarda-sivi-kaybi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA, (DHA)- İÇ Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Cemile Özsürekçi, aşırı sıcakların özellikle 65 yaş ve üzerindeki bireylerde sıvı kaybı, sıcak çarpması ve kronik hastalıkların kötüleşmesi gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, 'Susamayı beklemeden gün içinde en az 2-2,5 litre su tüketiniz. 11.00-16.00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayınız' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Lokman Hekim Üniversitesi Ankara Hastanesi İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Cemile Özsürekçi, aşırı sıcak havaların özellikle 65 yaş ve üzerindeki bireylerde sıvı kaybı, sıcak çarpması ve kronik hastalıkların kötüleşmesi gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, yaşlıların susamayı beklemeden yeterli miktarda su tüketmesi gerektiğini söyledi. Doç. Dr. Özsürekçi, 'ilerleyen yaşla birlikte vücut sıcaklığa uyum sağlama kapasitesi azalmaktadır. Terleme mekanizması yavaşlar ve susuzluk hissi zayıflar. Yaşlı bireylerde fark edilmeyen sıvı kayıpları hayati risk oluşturabilir. Yaz aylarında alınacak basit önlemlerle sıcak havanın olumsuz etkilerinden korunmak mümkündür' diye konuştu. </p><p>'11.00-16.00 SAATLERİ ARASINDA DIŞARI ÇIKILMAMALI' </p><p>Doç. Dr. Özsürekçi, güneş ışınlarının etkisinin en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaması gerektiğini ifade ederek, 'Yürüyüş, alışveriş ve bahçe işleri gibi aktiviteler sabah erken saatlere veya akşam serinliğine planlanmalıdır. Ev ortamı da serin tutulmalıdır. Günün en sıcak saatlerinde pencere ve perdeler kapalı tutulmalı, akşam saatlerinde ise karşılıklı pencereler açılarak evin havalandırılmasını gerekir. Ayrıca gerektiğinde ılık duş alınmalıdır. Sıcak havalarda vücudun sıvı dengesini korunmak büyük önem taşımaktadır. Hekiminiz tarafından aksine bir kısıtlama getirilmediyse su içmek için kesinlikle susamayı beklemeyiniz. Vücudunuz sinyal vermese bile gün içinde en az 2-2,5 litre su tüketiniz. Ancak kalp veya böbrek yetmezliği nedeniyle doktorunuz sıvı kısıtlaması önerdiyse bu tavsiyeye mutlaka uyunuz. Çay, kahve, asitli ve alkollü içecekler sıvı kaybını artırabilir. Bunların yerine ayran, cacık veya taze sıkılmış meyve suyu gibi içecekler tercih edilmelidir' dedi. </p><p>Kronik hastalığı bulunan yaşlıların kullandıkları ilaçlar konusunda dikkatli olmaları gerektiğini belirten Doç. Dr. Özsürekçi, 'Tansiyon, kalp, diyabet, idrar söktürücü ve psikiyatrik ilaçlar vücudun ısı dengesini etkileyebilir. Yaz aylarında tansiyon ve kan şekeri ölçümleri daha sık yapılmalıdır. Halsizlik veya tansiyon düşüklüğü gerekçesiyle hekim önerisi olmadan ilaç dozlarında değişiklik yapılmaması gerekmektedir. Yüksek vücut ısısı, terlemenin durması, şiddetli baş ağrısı, nabzın hızlanması, kafa karışıklığı ve bilinç bulanıklığı sıcak çarpmasının belirtileri arasında yer alır. Sıcak çarpması şüphesi bulunan kişinin vakit kaybetmeden serin bir ortama alınması, sıkı giysilerinin gevşetilmesi ve boyun, koltuk altı ile kasık bölgelerine nemli bez uygulanması gerekir. Bilinci kapalı kişilere ağızdan su veya yiyecek verilmemelidir. Sıcak çarpması şüphesi bulunan durumlarda zaman kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'nden tıbbi yardım istenmelidir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/uzmanindan-asiri-sicaklarda-sivi-kaybi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 17:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/07/agency/dha/uzmanindan-asiri-sicaklarda-sivi-kaybi-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="72352"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Orman yangınları kronik hastalıkları tetikleyebilir']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/orman-yanginlari-kronik-hastaliklari-tetikleyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/orman-yanginlari-kronik-hastaliklari-tetikleyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- YANGINLAR nedeniyle oluşan yoğun dumanın özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalıkları olan kişilerde ciddi solunum yolu problemlerine yol açtığına dikkat çeken Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Berivan Usta, 'Sağlıklı bireyler bile bu durumdan baş ağrısı, göz yanması ve boğaz tahrişi gibi şikayetlerle etkilenebilirken; KOAH, astım, bronşit ve akciğer yetmezliği gibi kronik akciğer rahatsızlığı olanlar, alerjik bünyeli kişiler, çocuklar ve yaşlılar için bu süreç hayati riskler barındırabilir. Bu kritik dönemde hem fiziksel olarak dumanla teması en aza indirmek hem de doğru korunma yöntemlerini uygulamak hayati öneme sahiptir' dedi.</p><p>Yaz aylarının kavurucu sıcaklıklarıyla birlikte Türkiye'nin özellikle Ege ve Akdeniz bölgeleri başta olmak üzere farklı noktalarından peş peşe gelen orman yangını haberleri artış gösteriyor. İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Berivan Usta, bu yangınların yalnızca doğayı ve orman ekosistemini tahrip etmekle kalmayıp, binlerce insanı doğrudan etkileyen devasa bir halk sağlığı krizine dönüştüğü konusunda uyarılarda bulundu.</p><p>'ZEHİRLİ PARTİKÜLLER AKCİĞERİMİZE ULAŞABİLİR'</p><p>Alevlerin yarattığı doğrudan hasarın yanı sıra, rüzgarın da etkisiyle çok geniş coğrafi alanlara yayılan yoğun duman, kül bulutları ve zehirli partikül maddelerin yerleşim yerlerindeki günlük yaşamı ciddi ölçüde tehdit ettiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Berivan Usta, dumanın içeriğine dikkat çekti. Dr. Öğr. Üyesi Usta, 'Bu zehirli duman; mikroskobik boyutlardaki parçacıklardan, uçucu organik bileşiklerden, ağır metallerden, karbonmonoksit gibi son derece zararlı gazlardan ve kanserojen bileşiklerden oluşur. Çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olan bu zehirli partiküller, solunum yoluyla akciğerlerimizin en derin noktalarına kadar kolayca ulaşabilir ve oradan kana karışabilir. Ayrıca içme sularına ve ekinlere de bulaşarak zincirleme bir risk oluşturur' diye konuştu.</p><p>'RİSK GRUPLARI İÇİN HAYATİ TEHLİKE ARZ EDİYOR'</p><p>Yangınlar nedeniyle oluşan yoğun dumanın özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalıkları olan kişilerde aniden gelişen ciddi solunum yolu problemlerine ve kronik rahatsızlıkların tetiklenmesine yol açabildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Usta, 'Sağlıklı bireyler bile bu durumdan baş ağrısı, göz yanması ve boğaz tahrişi gibi şikayetlerle etkilenebilirken; KOAH, astım, bronşit ve akciğer yetmezliği gibi kronik akciğer rahatsızlığı olanlar, alerjik bünyeli kişiler, çocuklar ve yaşlılar için bu süreç hayati riskler barındırabilir. Bu kritik dönemde hem fiziksel olarak dumanla teması en aza indirmek hem de doğru korunma yöntemlerini uygulamak hayati kıymete sahiptir' ifadelerini kullandı.</p><p>'YOĞUN DUMANDAN ETKİLENENLERE 4 HAYATİ UYARI'</p><p>Dr. Öğr. Üyesi Berivan Usta, yangın bölgelerinde ve yoğun dumandan etkilenen alanlarda yaşayan vatandaşların sağlığını korumak adına alabileceği hayati önlemleri şu şekilde sıraladı:</p><p>'İç mekan hava kalitesini koruyun ve evinizi izole edin: Dumanın yoğun olduğu günlerde ve saatlerde kesinlikle dışarı çıkılmamalıdır. Evinize dışarıdan duman sızmasını engellemek için kapı ve pencereleri sıkıca kapatın; kapı altlarını nemli havlularla destekleyerek hava akımını tamamen kesin. Evinizde HEPA filtreli hava temizleme cihazı varsa yüksek kademede çalıştırın. Klima kullanıyorsanız, dışarıdan taze hava almak yerine mutlaka iç sirkülasyon modunu tercih edin. Dışarıdaki havanın kısmen temizlendiği saatleri takip ederek evinizi sadece kısa süreliğine havalandırın.</p><p>'Doğru maske seçimine özen gösterin: Zorunlu nedenlerle dışarı çıkılması gereken durumlarda standart cerrahi maskeler veya bez maskeler, orman yangını dumanındaki ince partiküllere karşı tamamen yetersiz kalır. Bu yüzden mikroskobik zehirli partikülleri yüksek oranda filtreleyebilen N95, FFP2 veya FFP3 gibi profesyonel koruyucu maskeler kullanın. Maskenin yüze tam oturması ve kenarlardan hava sızdırmaması büyük önem taşır. Maske bulunamayan acil durumlarda ise kalın bir bez veya havlu nemlendirilerek ağız ve burun sıkıca kapatılmalıdır.</p><p>'Kronik hastalığınız varsa ekstra dikkat edin: Astım, KOAH ve benzeri akciğer rahatsızlığı olan hastalar, doktorlarının reçete ettiği inhaler, sprey, nebulizatör ve düzenli tüm ilaçlarını kesinlikle aksatmadan kullanmaya devam etmelidir. Nefes darlığı, şiddetli öksürük, göğüs ağrısı veya hırıltı gibi belirtilerin ortaya çıkması durumunda, vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p><p>'Bol sıvı tüketimine özen gösterin: Yangın dumanı, boğazda ve solunum yollarında ciddi kuruluğa, tahrişe ve yanma hissine neden olur. Bol su ve bitki çayları tüketmek, solunum yollarının mukozasını nemli tutarak vücudun doğal savunma mekanizmalarının çalışmasına ve toksinlerin vücuttan hızla atılmasına yardımcı olur.'</p><p>'HAVA KALİTESİ UYARILARINI TAKİP EDİN'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Doğal afetlerin beraberinde getirdiği bu zorlu süreçte panik yapmadan, bilinçli hareket etmenin hayati önem taşıdığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Berivan Usta, 'Yetkili kamu kurumlarının yapacağı resmi açıklamalar, hava kalitesi uyarıları ve acil durum duyuruları yakından takip edilmelidir. Can güvenliği için tahliye kararı alınan bölgeler uyarılara uyularak derhal terk edilmelidir. Unutulmamalıdır ki hiçbir eşya veya mülk, insan hayatından daha değerli değildir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/orman-yanginlari-kronik-hastaliklari-tetikleyebilir</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/07/agency/dha/orman-yanginlari-kronik-hastaliklari-tetikleyebilir.jpg" type="image/jpeg" length="78120"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: Kampanyalarda 2,5 milyon insanımıza ulaştık]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/bakan-memisoglu-kampanyalarda-25-milyon-insanimiza-ulastik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/bakan-memisoglu-kampanyalarda-25-milyon-insanimiza-ulastik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bayram AYHAN-Selim KAYA/BATMAN, (DHA)- SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, 'Geçen sene 'Kilonu ölç sağlıklı kalk kampanyamız' vardı. Bu sene de 'Hareket yaşını öğren sağlıklı kal' kampanyamız vardı. Meydanlarda, kalabalık yerlerde insanların kas gücünü ve hareket oranlarını ölçüyorduk. Şimdiye kadar 2,5 milyon insanımıza ulaştık. 228 bin vatandaşımızın da fizik tedavi ve fizyoterapistler eşliğinde kilo vermelerini ve sağlık hayat merkezlerine yönlendirmelerini yaptık' dedi.</p><p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, bir dizi ziyaret için Batman'a geldi. Batman Valiliği'ni ziyaret ederek Şeref Defteri'ni imzalayan Bakan Memişoğlu, Vali Ekrem Canalp'tan kentte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Bakan Memişoğlu'na, Sağlık Yatırımları Genel Müdürü Mehmet Fidan, Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, Türkiye Sağlık Enstitüleri (TÜSEB) Başkanı Ümit Kervan, AK Parti Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu, AK Parti İl Başkanı Hüseyin Şansi, MHP İl Başkanı Muhammed Arif Çetin ve İl Sağlık Müdürü Murat Solmaz eşlik etti.</p><p>'BATMAN'IN SAĞLIK HİZMETLERİNİ DAHA DA İLERİYE TAŞIYACAĞIZ'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Burada açıklamalarda bulunan Bakan Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin sağlık gelişimine katkıda bulunmaya çalıştıklarını belirterek, 'Sayın Valim, Sayın Vekillerim, Başkanımla beraber inşallah Batman'ın sağlık hizmetlerini daha iyi yapmak için istişarelerde bulunacağız. Sağlıkçı arkadaşlarla toplantılar da yapacağız, ziyaretlerde bulunacağız. Batman kadim toprakların modern şehri, gerçekten çalışkan insanların bulunduğu bir şehirdeyiz. Biz de sağlık hizmetlerini daha iyi yapmak için elimizden geleni yapacağı' ifadelerini kullandı.</p><p>'BATMAN'DA 49 SAĞLIK TESİSİ YAPILDI'</p><p>Batman'da şimdiye kadar 49 sağlık tesisi yaptıklarını vurgulayan Bakan Memişoğlu, 'Bunların 11'i 2'nci ve 3'üncü basamak hastane. Biliyorsunuz Batman'da Eğitim Araştırma Hastanemiz de var. Bunun yanında inşaatının artık son aşamalarına geldiğimiz 500 yataklı güzel bir hastanemizin inşaatı sürmekte. İnşallah 2027'nin 2'nci yarısına itibaren inşaatını bitirip Batmanlı vatandaşlarımıza burada sağlık hizmeti vereceğiz. O nedenle inşallah sağlık anlamında da Batman çok daha iyi yerlere gelecek. Aynı zamanda bunlara klinik hocaları ve eğitim kliniklerini de oluşturmak için planlama yaptık. 2027'nin başından itibaren de inşallah burada uzmanlık öğrencilerini de görmüş olacağız. Beşiri hastanemizin de inşaatını sürdürüyoruz. Yüzde 50'sine gelmiş durumda. O da inşallah en kısa zamanda 2027'de sağlık hizmeti sunmak için hizmette olacak. İluh merkezde 100 yataklı bir hastane planlamamız var. Proje aşamasına geliyoruz. İnşallah onunla da ilgili 2027'de ilk temelini atar inşaatına başlayacağız diye planlıyoruz' diye konuştu.</p><p>'2,5 MİLYON İNSANIMIZA ULAŞTIK'</p><p>Türkiye olarak sağlık hizmetlerinde iyi bir yerde olduklarını kaydeden Bakan Memişoğlu, şunları söyledi:</p><p>'Ama sağlıklı kalmak için de biliyorsunuz geçen sene 'Kilonu ölç sağlıklı kalk kampanyamız' vardı. Bu sene de 'Hareket yaşını öğren sağlıklı kal' kampanyamız vardı. Meydanlarda, kalabalık yerlerde insanların kas gücünü ve hareket oranlarını ölçüyorduk. Şimdiye kadar 2,5 milyon insanımıza ulaştık. 228 bin vatandaşımızın da fizik tedavi ve fizyoterapistler eşliğinde kilo vermelerini ve sağlık hayat merkezlerine yönlendirmelerini yaptık. Gerçekten Batman'da 6 tane sağlık hayat merkezi var. Bütün Batmanlı vatandaşlarımızı da 17 alanda diyetisyenlerden, psikoloğuna, fizyoterapistinden çocuk gelişimcisine, bağımlılık merkezlerinden kanser taramasına kadar her türlü koruyucu ve sağlıklı kalmak için sağlık hizmeti sunulan bu tesislerimize başvurmalarını istiyoruz. Çünkü biz insanların önce sağlıklı kalmasını istiyoruz. Bizim ismimiz Sağlık Bakanlığı, 'Hastalık Bakanlığı' değil. O nedenle de ki Batman'da bu konuda esasında en çok farkında olan illerimizden bir tanesi. Bizler gece gündüz Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye'nin sağlıklı kalması ve sağlıklı yaşam sürmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Dünyanın en iyi sağlık hizmeti sunulduğu için yurt dışından birçok insana da hizmet veren bir sağlık altyapımız var. Batmanlılar çalışkan ve üreten insanlar. Türkiye'de solunum cihazının da çok büyük cihazların da üretim merkezlerinden bir tanesi Batman. Bu çok bilinmiyor esasında. Onun için de bütün Batmanlı kardeşlerime ve bu sağlıkla ilgili cihaz üretimine katkı bulunan herkese çok teşekkür ediyorum.' (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Batman</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/bakan-memisoglu-kampanyalarda-25-milyon-insanimiza-ulastik</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 20:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/07/agency/dha/bakan-memisoglu-kampanyalarda-25-milyon-insanimiza-ulastik.jpg" type="image/jpeg" length="63989"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2 çocuk babası meme kanserini yendi, kadın hastalara moral veriyor]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/2-cocuk-babasi-meme-kanserini-yendi-kadin-hastalara-moral-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/2-cocuk-babasi-meme-kanserini-yendi-kadin-hastalara-moral-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Abdullah YALÇIN/TEKİRDAĞ, (DHA)- TEKİRDAĞ'da 2018 yılında meme kanseri teşhisi konulan 2 çocuk babası İlyas Akman (54), erken teşhis ve tedavi sayesinde hastalığı yendi. Hastanenin Meme Polikliniği'ndeki Sanatla Terapi Ünitesi'nde sanat kurslarına katılıp meme kanseri tedavisi gören hastalara moral veren Akman, erkeklerin meme kanserini bazen umursamadıklarını belirterek, 'Erken teşhis hayat kurtarır. Benimki de o şekilde oldu' dedi.</p><p>Tekirdağ'da çiftçilik yapan İlyas Akman, 2108 yılında evinde banyo yaparken sol göğsünde bir kitle tespit etti. Kitle üzerine Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı'na başvuran Akman'a erkeklerde nadir görülen meme kanseri teşhisi konulup, ameliyat edildi. Tedavisini tamamlayan Akman, şimdi hastanede Meme Polikliniği içerisinde bulunan Sanatla Terapi Ünitesi'nde düzenlenen sanat kurslarına katılıp, diğer tedavi gören hastalara moral veriyor.</p><p>'BANYO YAPARKEN SOL GÖĞSÜMDE BİR TOPAÇ HİSSETTİM'</p><p>Başından geçen meme kanseri sürecini anlatan Akman, 'Teşhis banyo yaparken sol göğsümde bir topaç hissetmemle oldu. Bu topacı hissettikten sonra bunun normal bir şey olmadığını anlayıp, bir ağrı sızım yoktu, hastaneye başvurdum. Gerekli tetkikler yapıldıktan sonra mamografi ve ultrason oldu. Orada bir kitle olduğuna karar verdiler. Daha sonra Prof. Dr. Sibel Gürdal Hanımla görüşüp tedavi sürecine başladık. Biyopsi ve patoloji sonucu çıktıktan sonra bir kitle olduğu anlaşıldı. Erken teşhis olduğu için de direkt bir hafta içinde ameliyata girdik. Gayet güzel, başarılı bir ameliyat geçirdikten sonra 4 ay boyunca kemoterapi gördüm' dedi.</p><p>GENETİK RİSK NEDENİYLE DİĞER MEMESİNİ DE ALDIRDI</p><p>Kemoterapinin ardından ailesiyle birlikte genetik test yaptırdıklarını belirten Akman, 'Kemoterapiden sonra genetik testleri yaptırdık ailece. Ailede genetik çıktığı için bu sefer 1 yıl sonra sağ tarafı aldırmak zorunda kaldım. Çünkü şu an orada bir problem yoktu ama tekrar aynı sorunu yaşamamak için, aynı tedavi sürecini, tekrar kemoterapileri yeniden silbaştan yapmamak için sağ tarafı da aldırdık' diye konuştu.</p><p>'HASTALIK BANA GELDİĞİNE PİŞMAN OLMUŞTUR'</p><p>Hastalığı kabullenmeyerek mücadele ettiğini söyleyen İlyas Akman, 'Hastalık bana geldiğine pişman olmuştur. İlk başlarda tabii hastalığı duyunca insan ister istemez tedirgin oluyor ama ondan sonra diyorsun ki, 'Ya bunda da bir imtihan vardır' diyorsun kendi kendine. Kabullenmedim hastalığı ben. Hastalığı kabullenmedikten sonra tedavi süreci, gerek onkoloji doktorları gerek beni ameliyat eden doktorların bana verdiği destek sayesinde ben hastalığı kabullenmedim ve bir şekilde kendimi dışlamadım dışarıdan. Aynı yaptığım işlere, çalıştığım şeylere devam ettim. Mesela hala hem çiftçilik yapıyorum hem özel sektörde çalışıyorum. İşlerimden de vazgeçmedim. Kendimi bırakmadım. Oraya psikolojik olarak, beyin olarak hastalığı kabullenmediğim için şu an bu durumdayım. Allah'ıma şükürler olsun ki her şey yolunda' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR'</p><p>Erkeklerin de meme kanserine karşı duyarlı olması gerektiğini belirten Akman, 'Erkeklerde aslında biliyor musunuz, bunu araştırdım ben; bayanlara göre ölüm oranı erkeklerde yüzde 90 daha fazla. Bayanların avantajı tedavi, hormonlarından dolayı tedavi süreçleri uzun ama iyileşme süreçleri çok fazla. Erkeklerde eğer erken teşhis olmadığı zaman, koltuk altı ve lenf bezlerine geçtiğinde geri dönüşü olmayan bir yola giriyorsunuz. Erkeklerde çok nadir görünüyor ama bunun sebebi erkeklerin bayanlar gibi duyarlı olmamasından kaynaklanıyor. Ama eğer bizler sürekli 2 günde bir, günde bir banyo yapıyoruz, değil mi? Banyo yaparken eğer şu şekilde ovunurken meme uçlarında bir farklılığı anlayabilirsiniz. Çünkü ben o şekilde fark ettim ve ağrı, sızım yokken geldim. Ama biz erkekler bunları bazen umursamıyoruz. Farklı bir şey hissettiklerinde doktora gitmelerinde fayda var. Çünkü erken teşhis hayat kurtarır. Benimki de o şekilde oldu' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tekirdağ</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/2-cocuk-babasi-meme-kanserini-yendi-kadin-hastalara-moral-veriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/07/agency/dha/2-cocuk-babasi-meme-kanserini-yendi-kadin-hastalara-moral-veriyor.jpg" type="image/jpeg" length="10891"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdaş çiftinin bebek hasreti 16 yıl sonra son buldu]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/akdas-ciftinin-bebek-hasreti-16-yil-sonra-son-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/akdas-ciftinin-bebek-hasreti-16-yil-sonra-son-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BURSA, (DHA) - MANİSA'nın Soma ilçesinde yaşayan Fadime (34) ve İbrahim (39) Akdaş çifti, evlendikleri 2010 yılından bu yana anne-baba olabilmek için verdikleri 16 yıllık mücadeleyi mutlu sonla tamamladı. Üç gebelik kaybı, başarısız aşılama ve tüp bebek denemelerinin ardından Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Sabri Çolak tarafından uygulanan kişiye özel tedaviyle çocuk sahibi olan çift, 21 Mayıs'ta dünyaya gelen kızları Ravza'yı kucaklarına aldı. Baba Akdaş, 'Kalp atışını duyana kadar bunun gerçek olduğuna inanamadık. Evlat kokusu gerçekten cennet kokusuymuş' dedi.</p><p>Doğal yollarla gebelik oluşmaması üzerine Soma'da başvurdukları sağlık merkezinde Fadime Akdaş'a Poliendokrin Metabolik Over Sendromu (PMOS) tanısı konuldu. İlaç tedavisiyle başlayan süreçten sonuç alınamayınca Manisa'da üç kez aşılama tedavisi uygulandı. Bu denemelerin de başarısız olması üzerine çift iki kez tüp bebek tedavisi gördü ancak yine olumlu sonuç elde edemedi. Tedavi süreçlerinin ardından doğal yolla gebelik oluşmasına rağmen çiftin mutluluğu uzun sürmedi. Anne karnındaki bebeğin kalp atışlarının durmasıyla sonuçlanan gebelik kaybı, iki kez daha tekrar etti. Üç ayrı gebelik kaybı yaşayan çift, son olarak Bahçeci Bursa Tüp Bebek Merkezi'ne başvurdu.</p><p>Bahçeci Bursa Tüp Bebek doktorlarından Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Sabri Çolak tarafından yürütülen ayrıntılı değerlendirme sonrası çifte kişiye özel tedavi programı uygulandı. Genetik inceleme yapılan embriyolardan iki tanesi transfer edilirken, bunlardan biri rahme tutundu. Başarılı geçen gebelik sürecinin ardından çiftin kızları Ravza, 21 Mayıs'ta dünyaya geldi.</p><p>'HAYAT YENİDEN BAŞLADI, EVİMİZDE ARTIK BİR BEBEK KOKUSU VAR'</p><p>Madende çalışan baba İbrahim Akdaş yaşadıkları duyguları şöyle ifade etti:</p><p>'Kalp atışını duyana kadar inanamadık, bebeğimiz tekme atmaya başladığında artık bizimle dedik. Ömrüm boyunca böyle güzel bir duygu, böyle güzel bir koku hiç hissetmedim. Şimdi evden ayrılıp işe gitmek bile çok zor geliyor. Yıllarca sokakta anne-baba diye seslenerek koşan çocukları gördüğümüzde içimiz burkuluyordu. Çok şükür bugün o duyguyu biz de yaşıyoruz' dedi.</p><p>16 yıllık mücadelenin ardından kızını kucağına alan anne Fadime Akdaş ise yaşadığı mutluluğu şu sözlerle aktardı:</p><p> '16 yıl dile kolay, çok uzun bir süre ama yaşadığımız tüm zorluklara rağmen umudumuzu hiçbir zaman kaybetmedik. Kızımızın doğumundan önceki günlerimiz boş geçmiş gibi geliyor. Hayat bizim için yeniden başladı. Evimiz artık kızımızın kokusuyla dolu. Eskiden anne-baba olmanın hayalini kuruyorduk, artık kızımıza güzel bir gelecek hazırlamanın hayalini kuruyoruz. Evlat kokusu cennet kokusudur derlerdi, gerçekten öyleymiş. Bunu şimdi çok daha iyi anlıyoruz' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>GEBELİK KAYIPLARININ NEDENLERİ ARAŞTIRILDI VE KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ UYGULANDI</p><p>Akdaş çiftinin 16 yıllık hayalinin gerçeğe dönüşmesini sağlayan Doç. Dr. Sabri Çolak tekrarlayan gebelik kayıplarında ayrıntılı değerlendirme yapılmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Doç. Dr. Çolak, 'Kişiye özel tedavi planının oluşturulması ve gerekli durumlarda embriyolara genetik inceleme yapılması gebelik şansını artıran yaklaşımlardır. Her çiftin hikayesi farklı değerlendirilir. Akdaş çifti bize başvurduğunda yaşadıkları olumsuz gebeliklerin altında yatan sebepleri araştırdık ve yaptığımız incelemeler sonucunda genetik incelemeli tüp bebek tedavisi uyguladık. Genetiği normal olan embriyo oluştuğunda kişiye özel bir rahim hazırlık tedavisi gerçekleşirdik. Ardından transfer ettiğimiz embriyo ile gebelik sonucuna ulaştık. Genetik incelemeli PGT-A dediğimiz tüp bebek tedavisi özellikle Akdaş çifti gibi olumsuz sonuçları olan hastalarda başarı şansını artırmaktadır. Tedavimizin sonunda 16 yıl boyunca bekledikleri müjdeli haberi kendilerine verdik. Sağlıklı geçen gebelik sürecinin ardından mucize kızlarının doğumuyla anne-baba oldular' ifadelerini kullandı.</p><p> </p><p> </p><p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Bursa</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/akdas-ciftinin-bebek-hasreti-16-yil-sonra-son-buldu</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 09:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/07/agency/dha/akdas-ciftinin-bebek-hasreti-16-yil-sonra-son-buldu.jpg" type="image/jpeg" length="44769"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[70 gün yoğun bakımda kaldı; kalp kapağı mandallama işlemiyle yeniden ayağa kalktı]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/70-gun-yogun-bakimda-kaldi-kalp-kapagi-mandallama-islemiyle-yeniden-ayaga-kalkti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/70-gun-yogun-bakimda-kaldi-kalp-kapagi-mandallama-islemiyle-yeniden-ayaga-kalkti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- TEKERLEKLİ sandalyeyle hastaneye gelen, ileri evre kalp yetmezliği nedeniyle 70 gün yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren 72 yaşındaki Hüseyin Mert, uygulanan mitral kapak mandallama işlemiyle yeniden ayağa kalktı. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ersan Oflar, 'Kalp kapağındaki ciddi kaçak nedeniyle defalarca yoğun bakıma yatmak zorunda kalan hastamızın tedavisinde MitraClip yöntemi hayatını değiştirdi' dedi.</p><p>İleri evre kalp yetmezliği nedeniyle nefes almakta zorlanan, yürüyemeyen ve aylarca yoğun bakımda tedavi gören 72 yaşındaki Hüseyin Mert, Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi'nde gerçekleştirilen kapak mandallama işlemi sayesinde yeniden günlük yaşamına döndü. Hüseyin Mert 'Bir dönem ayağa bile kalkamıyordum. Bugün kendi işime gidip gelebiliyorum' diye konuştu.</p><p>'KALP YETMEZLİĞİ ASIL SORUN OLARAK TESPİT EDİLDİ'</p><p>Hastanın bacak damarındaki tıkanıklık şikayetiyle hastaneye başvurduğunu, yapılan ayrıntılı değerlendirmede asıl sorunun ileri evre kalp yetmezliği ve ciddi kapak yetersizliği olduğunu belirten Doç. Dr. Oflar, 'Muayene, EKG ve ekokardiyografi incelemelerinde hastamızın her iki kalp kapağında da ileri derecede kaçak olduğunu gördük. Kalp fonksiyonları ciddi şekilde bozulmuştu ve buna bağlı olarak akciğer ödemi ile yaygın vücut ödemi gelişmişti. Önceliğimiz bacak damarındaki problem değil, hastanın hayatını tehdit eden kalp yetmezliğini kontrol altına almaktı' dedi.</p><p>'MANDALLAMA İŞLEMİYLE KAPAK KAÇAĞI AZALTILDI'</p><p>İlaç tedavisine rağmen hastanın durumunun ağırlaşarak tekrar yoğun bakıma alındığını ifade eden Doç. Dr. Oflar, uygulanan MitraClip (mitral kapak mandallama) yönteminin tedavide kritik rol oynadığını belirtti. Oflar, 'Kalp yetmezliği tedavisini en uygun şekilde uygulamamıza rağmen kapaktaki ciddi yetersizlik devam ediyordu. Bunun üzerine kasıktan girilerek gerçekleştirilen MitraClip işlemini uyguladık. Bu yöntemle göğüs kafesini açmadan, kalpteki kapağın kaçak yapan bölümünü özel bir mandal sistemiyle bir araya getirerek geri kaçan kan miktarını azaltıyoruz. İşlemin hemen ardından hastamızın tansiyonu yükseldi, dolaşımı düzeldi ve nefes darlığında belirgin iyileşme sağlandı' ifadelerini kullandı.</p><p>'YAŞAM KALİTESİ BELİRGİN ŞEKİLDE ARTTI'</p><p>Tedavinin ardından hastanın yeniden günlük yaşamına dönebildiğini söyleyen Doç. Dr. Oflar, 'Yaklaşık beş aydır hastamızın yeniden hastaneye yatış ihtiyacı olmadı ve kalp pili nedeniyle yaşadığı tekrarlayan şoklamalar da sona erdi. Kalp yetmezliği tamamen ortadan kalkmasa da güncel ilaç tedavisiyle hastalığı kontrol altında tutuyoruz. Düzenli takiplerini sürdürüyoruz ve yaşam kalitesinde çok önemli bir iyileşme elde ettik. Artık günlük işlerini yapabiliyor, sosyal yaşamına aktif şekilde devam edebiliyor. Bu tür hastalarda doğru hasta seçimiyle uygulanan kapak mandallama işlemi, yaşam süresi ve yaşam kalitesi açısından önemli kazanımlar sağlayabiliyor' diye konuştu. </p><p>'OTURARAK UYUYORDUM, YÜRÜYEMİYORDUM'</p><p>İleri evre kalp yetmezliği nedeniyle günlük yaşamını sürdüremez hale geldiğini anlatan 72 yaşındaki Hüseyin Mert, nefes darlığı ve göğüs ağrıları nedeniyle uzun süre büyük zorluk yaşadığını, sırtüstü bile yatamadığını belirten Mert, 'Nefes alamadığım için oturarak uyuyordum. Sürekli göğüs ağrım vardı. Yürüyemiyor, ayakta duramıyor, tek başıma tuvalete bile gidemiyordum. Durumum gerçekten çok ağırdı. Hastaneye geldiğimde yoğun bakıma alındım ve yaklaşık 70 gün tedavi gördüm. Bu süreçte doktorlarımızın, hemşirelerimizin ve tüm sağlık çalışanlarının desteğini hiç unutamam' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'ŞİMDİ YENİDEN İŞİMİN BAŞINDAYIM'</p><p>Tedavisinin ardından yaşam kalitesinin büyük ölçüde düzeldiğini söyleyen Mert, 'Kalbime yapılan işlemin ardından nefes almaya ve rahat hareket etmeye başladım. Bugün kendimi çok daha iyi hissediyorum. Eskiden işe gidemiyordum, şimdi yeniden işimin başındayım. Günlük hayatımı kendi başıma sürdürebiliyor, bilgisayar başında çalışabiliyorum. Sağlığıma yeniden kavuşmuş olmak benim için tarif edilemez bir mutluluk' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/70-gun-yogun-bakimda-kaldi-kalp-kapagi-mandallama-islemiyle-yeniden-ayaga-kalkti</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 09:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/07/agency/dha/70-gun-yogun-bakimda-kaldi-kalp-kapagi-mandallama-islemiyle-yeniden-ayaga-kalkti.jpg" type="image/jpeg" length="61978"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mehmetçik, acil organ nakli bekleyen hastaya kalp greftini ulaştırdı]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/mehmetcik-acil-organ-nakli-bekleyen-hastaya-kalp-greftini-ulastirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/mehmetcik-acil-organ-nakli-bekleyen-hastaya-kalp-greftini-ulastirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA, (DHA)- KARA Kuvvetleri Komutanlığı'na ait uçakla acil organ nakli bekleyen bir vatandaş için İstanbul'dan Ordu'ya kalp grefti ulaştırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Milli Savunma Bakanlığı'nın sanal medya hesabından yapılan açıklamada, 'Kara Kuvvetlerimize ait bir uçakla, acil organ nakli bekleyen bir vatandaşımız için İstanbul'dan Ordu'ya kalp grefti başarıyla ulaştırıldı. Hayat kurtaran bu görevde emeği geçen tüm personelimize teşekkür ediyor, vatandaşımıza acil şifalar diliyoruz' denildi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/mehmetcik-acil-organ-nakli-bekleyen-hastaya-kalp-greftini-ulastirdi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 15:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/07/agency/dha/mehmetcik-acil-organ-nakli-bekleyen-hastaya-kalp-greftini-ulastirdi.jpg" type="image/jpeg" length="10068"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: Türkiye'de sadece 5 ayda 2 bin 800 erken kanser teşhisi yaptık]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/bakan-memisoglu-turkiyede-sadece-5-ayda-2-bin-800-erken-kanser-teshisi-yaptik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/bakan-memisoglu-turkiyede-sadece-5-ayda-2-bin-800-erken-kanser-teshisi-yaptik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA, (DHA)- SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, 'Sadece 5 ayda Türkiye'de 2 bin 800 erken kanser teşhisi yaptık. Yani bir trafik kazasında 2 bin 800 kişinin öldüğünü düşünün, siz 2 bin 800 kişiyi erken teşhis sayesinde yaşatıyorsunuz' dedi. </p><p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 111. Dönem Kaymakamlık Kursu'nda kaymakam adaylarıyla bir araya geldi. Burada konuşan Bakan Memişoğlu, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, tütünle mücadele, aile hekimliği uygulamaları, organ bağışı, yerli sağlık teknolojilerinin üretimi ve yapay zekâ destekli denetim sistemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Koruyucu sağlık hizmetlerini sağlık politikalarının merkezine aldıklarını belirten Bakan Memişoğlu, erken teşhis uygulamalarının vatandaşların yaşam kalitesine doğrudan katkı sunduğunu ifade ederek, 'Sadece 5 ayda Türkiye'de 2 bin 800 erken kanser teşhisi yaptık. Yani bir trafik kazasında 2 bin 800 kişinin öldüğünü düşünün, siz 2 bin 800 kişiyi erken teşhis sayesinde yaşatıyorsunuz' dedi.</p><p>'2025 YILINDA 8 MİLYAR PAKET SİGARA SATILDI'</p><p>Tütün kullanımının toplum sağlığını tehdit eden en önemli risklerden biri olduğuna dikkati çeken Sağlık Bakanı Memişoğlu, 2025 yılında Türkiye'de 8 milyar paket sigara satıldığı bilgisini paylaşarak, 'Kişi başı 117 paket. Bu sizin mücadele edeceğiniz en önemli unsurlardan bir tanesidir. Bu asayişten bile tehlikeli durumda şu anda Türkiye'de ve bu ülkemize görünmez bir saldırıdır. Onun için bunu yönetmemiz gerekir. Bu mücadele yalnızca sağlık teşkilatının değil, tüm kamu kurumlarının ve toplumun ortak sorumluluğudur' diye konuştu.</p><p>Bakan Memişoğlu, kronik hastalıkların erken tanısına yönelik tarama programlarının yaygınlaştırıldığını ve bu sayede 8 milyon 191 bin hastalığa tanı koyduklarını kaydetti. Bakan Kemal Memişoğlu, hipertansiyon ve diyabet gibi hastalıkların erken dönemde tespit edilmesinin ileride gelişebilecek ciddi sağlık sorunlarının önlenmesi açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Türkiye'nin sağlık alanında yalnızca hizmet sunan değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren ve üreten bir ülke olmayı hedeflediğini vurgulayan Bakan Memişoğlu, bu doğrultuda önemli projelerin hayata geçirildiğini belirtti. Sağlık Bakanı Memişoğlu, COVID-19 salgını döneminde yerli solunum cihazının 45 gün gibi kısa bir sürede seri üretime geçirildiğini anımsatarak bugün kamu hastanelerinde ASELSAN tarafından geliştirilen yerli mobil röntgen cihazlarının kullanıldığını sözlerine ekledi.</p><p>'AŞILARIMIZI KENDİMİZ ÜRETECEĞİZ'</p><p>Dünyada sınırlı sayıda ülkenin üretebildiği kalp-akciğer makinesinin yerli imkânlarla geliştirildiğini ve ilk kez bir Türk hastada başarıyla kullanıldığını belirten Bakan Memişoğlu, yerli ultrason cihazları ile aşı geliştirme çalışmalarının sürdüğünü söyledi. Bakan Memişoğlu, 'Birkaç sene içinde aşılarımızı kendimiz üreteceğiz' dedi. </p><p>Bakan Kemal Memişoğlu, konuşmasında organ bağışının önemine değinerek herkesi e-Devlet üzerinden organ bağışında bulunmaya davet etti. Elektronik organ bağışı sisteminde yapılan yeni düzenlemeyle kişilerin iradelerinin esas alındığını belirten Bakan Memişoğlu, organ bağışı beyanının vasiyet niteliğinde değerlendirildiğini ve bu düzenlemenin organ bağışı süreçlerini kolaylaştıracağını aktardı.</p><p>'5 YILDA 13 MİLYAR DOLAR İHRACAT YAPMAYI HEDEFLİYORUZ'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Türkiye'nin sağlık alanındaki gelecek vizyonunu paylaşan Bakan Memişoğlu, doğru zamanda ve doğru yerde etkin tedaviyi esas alan, koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen, ilaç ve sağlık teknolojileri üreten bir sağlık sistemi hedeflediklerini belirterek, 'Özellikle sağlık sektörünün Türkiye'nin gelir kapılarından bir tanesi olmasını sağlamayı; 5 yılda 10 milyar dolar, 10 yılda 50 milyar dolarlık ihracat yapmayı hedefliyoruz' diye konuştu.</p><p>Sağlıklı bireylerin sağlıklarını korumaya yönelik yeni uygulamaların da hayata geçirildiğini kaydeden Bakan Memişoğlu, hazırlanan 'Esenlik Mevzuatı' ile oteller gibi çeşitli yaşam alanlarında sağlıklı bireylere yönelik sağlıklı yaşam odaklı hizmetlerin sunulmasının önünün açıldığını söyledi. Bu kapsamda hekim, diyetisyen, fizyoterapist ve psikologların görev alabileceği bir model oluşturdukları bilgisini paylaşan Kemal Memişoğlu; amaçlarının tedavi hizmeti sunmak değil, bireylerin hastalanmadan önce sağlıklarını korumalarına katkı sağlamak olduğunu ifade etti. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/bakan-memisoglu-turkiyede-sadece-5-ayda-2-bin-800-erken-kanser-teshisi-yaptik</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 23:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/07/agency/dha/bakan-memisoglu-turkiyede-sadece-5-ayda-2-bin-800-erken-kanser-teshisi-yaptik.jpg" type="image/jpeg" length="40057"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mısır'da trafik kazası geçiren 3 Türk vatandaşı Türkiye'ye getirildi]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/misirda-trafik-kazasi-geciren-3-turk-vatandasi-turkiyeye-getirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/misirda-trafik-kazasi-geciren-3-turk-vatandasi-turkiyeye-getirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA, (DHA)- SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, Mısır'da trafik kazası geçiren 3 Türk vatandaşının hava ambulansıyla Türkiye'ye getirdiğini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, ''İnsan, önce insan' şiarımızla dünyanın neresinde olursa olsun, vatandaşlarımızın yanındayız. Geçtiğimiz günlerde Mısır'da trafik kazası geçiren 3 vatandaşımızı hava ambulansımızla İstanbul'a sevk ederek ülkemize getirdik. Süreçte emeği geçen herkese teşekkür ediyor, vatandaşlarımıza Rabb'imden acil şifalar diliyorum' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/misirda-trafik-kazasi-geciren-3-turk-vatandasi-turkiyeye-getirildi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 18:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/07/agency/dha/misirda-trafik-kazasi-geciren-3-turk-vatandasi-turkiyeye-getirildi.jpg" type="image/jpeg" length="45662"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ortadoğu Sağlık Turizmi Zirvesi Ankara'da gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/ortadogu-saglik-turizmi-zirvesi-ankarada-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/ortadogu-saglik-turizmi-zirvesi-ankarada-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA, (DHA) - SANAYİ ve Ticaret Konfederasyonu (SANKON) ile Uluslararası Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKON) iş birliğinde düzenlenen Ortadoğu Sağlık Turizmi Zirvesi, Ankara'da yapıldı. Zirve, Türkiye ile Orta Doğu ülkeleri arasındaki sağlık turizmi ilişkilerini güçlendirmeyi, sağlık yatırımlarını artırmayı ve sürdürülebilir iş birliklerine zemin hazırlamayı amaçlıyor.</p><p>Zirveye, Yemen Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Mohamed Saleh Ahmed Turiq, SANKON Genel Başkanı Ferudun Cevahiroğlu, SATKON Genel Başkanı Ali Altuntaş, SATKON Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Prof. Dr. Haşmet Mesut Özsoy, sağlık turizmi profesyonelleri, kamu temsilcileri, hastane yöneticileri, iş insanları ve sektör temsilcileri katıldı. Zirvede, sağlık turizmi ve sağlık yatırımları başta olmak üzere birçok alanda yeni iş birliği fırsatları ele alındı. Zirvede gerçekleştirilen oturumlarda, sağlık turizmi sektörünün mevcut durumu, yatırım olanakları, uluslararası iş birlikleri ve geleceğe yönelik projeler hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.</p><p>SANKON Genel Başkanı Ferudun Cevahiroğlu, yaptığı konuşmada, 'SANKON olarak bizler, üretimin, yatırımın, girişimciliğin ve uluslararası iş birliklerinin Türkiye'nin geleceğini güçlendireceğine inanıyoruz. Sağlık turizmi ise bu vizyonun en stratejik alanlarından biridir. Türkiye, güçlü sağlık altyapısı, nitelikli hekimleri, modern hastaneleri ve yüksek hizmet kalitesiyle bugün dünyanın sayılı sağlık destinasyonlarından biri haline gelmiştir. Hedefimiz yurt dışından sadece daha fazla hasta ağırlamak değildir. Hedefimiz, bilgi üreten, teknoloji geliştiren, uluslararası ortaklıklar kuran ve bölgesine yön veren bir Türkiye'dir. Başarı, güven üzerine inşa edilir. Güven ise şeffaflıkla, liyakatle ve dürüstlükle kazanılır. Bu nedenle sağlık turizmi alanında etik değerlere bağlı, kurumsal yapıları güçlendiren ve uluslararası standartları esas alan her girişimi destekliyoruz. İnanıyoruz ki, kalıcı başarı kişisel çıkarlarla değil, güçlü kurumlarla ve ortak akılla mümkündür. Bugün burada bulunmanız, yalnızca bir toplantıya katılım değil; ortak geleceğimize duyduğunuz güvenin de en açık göstergesidir' dedi.</p><p>Cevahiroğlu, sözlerine şöyle devam etti:</p><p> 'Zirvede kurulacak her temasın, imzalanacak her iş birliğinin ve paylaşılacak her fikrin, ülkelerimiz arasındaki dostluğu daha da güçlendireceğine yürekten inanıyorum. Ümit ederim ki, Ankara'dan yükselecek bu birlik ve iş birliği ruhu, tüm Ortadoğu'ya umut, huzur ve refah olarak yansıyacaktır. Bugün Ankara'dan bütün dünyaya sesleniyoruz. İnsanlık için savaş değil barış, nefret değil kardeşlik, yıkım değil şifa istiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidarı döneminde sağlık altyapısına yaptığı yatırımlar, şehir hastaneleri, modern sağlık sistemi ve uluslararası sağlık alanındaki vizyonuyla dünyanın örnek gösterilen ülkelerinden biri hâline gelmiştir. Uluslararası iş birliklerini destekleyen, Türkiye'nin sağlık turizmindeki küresel konumunu güçlendiren ve ülkemizin uluslararası alandaki görünürlüğüne katkı sağlayan vizyonu dolayısıyla Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarımızı ve saygılarımızı ifade ediyoruz. Bu zirvede kurulacak dostluklar sadece ticari iş birlikleri doğurmasın, aynı zamanda Ortadoğu'da barışın, huzurun ve ortak geleceğin güçlenmesine de katkı sunsun.'</p><p>SATKON Genel Başkanı Ali Altuntaş ise şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p> 'Hedefimiz bu zirvede alınacak kararların sağlık hizmetlerinin tüm dünyada adil ve kapsayıcı bir şekilde dağıtılmasında uluslararası bir yaptırım gücüne ulaşması ve insanlığı en temel hakkı olan sağlıklı yaşam çevresinde küresel bir dayanışma ruhu oluşturmasıdır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/ortadogu-saglik-turizmi-zirvesi-ankarada-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 15:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/07/agency/dha/ortadogu-saglik-turizmi-zirvesi-ankarada-gerceklestirildi.jpg" type="image/jpeg" length="45197"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Erkek beyni 32 yaşına kadar gelişimini sürdürüyor]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/arastirma-erkek-beyni-32-yasina-kadar-gelisimini-surduruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/arastirma-erkek-beyni-32-yasina-kadar-gelisimini-surduruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- TOPLUMDA uzun yıllardır dile getirilen 'erkekler geç olgunlaşır' söylemi, bilimsel araştırmalarla yeniden gündeme geldi. Nature Communications dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, erkek beyninde karar verme, dürtü kontrolü ve risk değerlendirmesinden sorumlu bölgelerin gelişiminin ortalama 32 yaşına kadar devam ettiğini ortaya koydu. Nöroloji Uzmanı Dr. Oğuzhan Onultan, 'Araştırma erkek beyninin gelişim sürecine ilişkin önemli bilimsel veriler sunuyor. Fiziksel büyümenin tamamlanması beyin gelişiminin de sona erdiği anlamına gelmiyor' dedi.</p><p>İnsan gelişiminin yalnızca boy uzaması ve hormonal değişimlerle sınırlı olmadığını söyleyen Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Oğuzhan Onultan, 'Son yıllarda nörobilim alanında yapılan araştırmalar, beynin erişkinlik döneminde de gelişmeye ve yeniden yapılanmaya devam ettiğini ortaya koymaktadır. Özellikle planlama, mantıklı karar verme, dürtü kontrolü ve sosyal davranışların yönetiminden sorumlu olan beyin bölgelerinin olgunlaşma süreci, fiziksel gelişimden daha uzun zaman alabilmektedir' diye konuştu.</p><p>Uzm. Dr. Onultan, 'Bilim dünyasında geniş yankı uyandıran ve Nature Communications dergisinde yayımlanan yeni araştırma da bu gerçeği destekleyen önemli çalışmalardan biri oldu. Araştırmada, erkek beyninin yapısal gelişiminin ve sinir ağlarının yeniden organize olma sürecinin ortalama 32 yaşına kadar devam ettiği bildirildi. Elde edilen bulgular, toplumda yıllardır dile getirilen 'erkekler geç büyüyor' söyleminin biyolojik temellerini anlamaya katkı sağlayabilecek nitelikte değerlendiriliyor' dedi.</p><p>Uzm. Dr. Onultan, araştırmanın erkeklerin fiziksel gelişimi ile beyin gelişiminin aynı süreç olmadığını açıkça ortaya koyduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p> 'Erkeklerde boy uzaması ve cinsel gelişim çoğunlukla 18-20 yaşlarında tamamlanırken, beynin özellikle üst düzey bilişsel fonksiyonlardan sorumlu bölgeleri gelişimini sürdürmeye devam eder. Beyin, yaşamın erken dönemlerinden itibaren gereksiz sinir bağlantılarını ayıklayarak daha verimli ağlar oluşturur. Erkeklerde bu yeniden yapılanma süreci kadınlara göre daha uzun sürdüğü için nörolojik olgunlaşma da daha ileri yaşlara kadar devam edebilmektedir.'</p><p>'KARAR VERME VE DÜRTÜ KONTROLÜ ZAMAN İÇİNDE GÜÇLENİYOR'</p><p>Uzm. Dr. Onultan, 'Beynin ön bölümünde yer alan prefrontal korteks, planlama, mantıklı karar verme, dikkat, risk analizi, dürtü kontrolü ve duyguların yönetimi gibi birçok önemli işlevi yerine getiriyor. Bu bölgenin gelişim süreci tamamlandıkça bireylerin karar alma mekanizmaları da daha dengeli hale geliyor' ifadelerini kullandı.</p><p>Uzm. Dr. Onultan, erkek ve kadın beyninin gelişim hızının farklılık gösterebildiğini belirterek şu bilgileri verdi:</p><p>'Kadın beyninde sinir ağları erişkinlik dönemine daha erken ulaşırken, erkek beyninde sinaptik yeniden yapılanma ve nöral ağların optimize edilmesi daha uzun süre devam eder. Bu nedenle bazı erkeklerde genç erişkinlik döneminde risk alma eğilimi, ani karar verme veya dürtüsel davranışlar daha belirgin olabilir. Ancak bu durum tüm bireyler için geçerli değildir. Genetik özellikler, eğitim düzeyi, çevresel faktörler ve yaşam deneyimleri de beyin gelişimini önemli ölçüde etkiler.'</p><p>'32 YAŞ KESİN BİR SINIR OLARAK DEĞERLENDİRİLMEMELİ'</p><p>Uzm. Dr. Onultan, 'Araştırmada dikkat çeken 32 yaş ortalaması, her bireyin aynı yaşta nörolojik olgunluğa ulaşacağı anlamına gelmiyor. Uzmanlara göre beyin gelişimi kişisel farklılıklar gösterebiliyor ve biyolojik yaş ile nörolojik olgunluk her zaman aynı doğrultuda ilerlemiyor' diye konuştu.</p><p>Uzm. Dr. Onultan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p> 'Bilimsel çalışmalarda belirtilen yaş ortalamaları, toplum genelindeki eğilimleri göstermektedir. Bazı bireylerde bu süreç daha erken, bazılarında ise daha geç tamamlanabilir. Dolayısıyla yalnızca kronolojik yaşa bakılarak kişinin karar verme becerileri veya psikolojik olgunluğu hakkında kesin değerlendirmeler yapmak doğru değildir.'</p><p>BEYİN GELİŞİMİ YAŞAM BOYUNCA DEVAM EDİYOR</p><p>Uzm. Dr. Onultan, 'Nörobilim alanındaki çalışmalar, beynin gelişiminin 32 yaşında tamamen sona ermediğini de gösteriyor. Öğrenme, yeni deneyimler, fiziksel aktivite ve zihinsel egzersizler sayesinde beyin yaşam boyunca yeni bağlantılar kurmaya devam ediyor. Nöroplastisite olarak adlandırılan bu özellik, beynin değişen koşullara uyum sağlayabilmesini mümkün kılıyor' dedi.</p><p>Uzm. Dr. Onultan, beyin sağlığını koruyan yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekerek, 'Kaliteli uyku, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, kitap okumak, yeni beceriler edinmek ve sosyal yaşamın aktif olması beynin yeni sinir bağlantıları oluşturmasını destekler. Bu nedenle beyin sağlığını korumaya yönelik alışkanlıklar yalnızca ileri yaşlarda değil, çocukluk döneminden itibaren önem taşımaktadır' ifadelerini kullandı.</p><p>Uzm. Dr. Onultan, 'Araştırmanın ortaya koyduğu bulguların yalnızca nöroloji alanı açısından değil, psikoloji, eğitim bilimleri ve sosyal davranış araştırmaları açısından da önemli sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor. Erkek beyninin gelişim sürecinin daha uzun sürmesi, genç erişkinlik dönemindeki davranış kalıplarının daha doğru anlaşılmasına katkı sağlayabilecek bilimsel veriler sunuyor' diye konuştu.</p><p>Uzm. Dr. Onultan, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Toplumda çoğu zaman mizahi bir söylem olarak kullanılan 'erkekler geç büyüyor' ifadesi, güncel nörobilim araştırmalarıyla birlikte farklı bir bakış açısıyla değerlendiriliyor. Uzmanlar ise bu tür araştırmaların bireyleri sınıflandırmak amacıyla değil, insan beyninin gelişim süreçlerini daha iyi anlamak ve davranışların biyolojik altyapısını bilimsel veriler ışığında değerlendirmek amacıyla ele alınması gerektiğini vurguluyor.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/arastirma-erkek-beyni-32-yasina-kadar-gelisimini-surduruyor</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/07/agency/dha/arastirma-erkek-beyni-32-yasina-kadar-gelisimini-surduruyor.jpg" type="image/jpeg" length="53284"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kontrol altına alınmayan viral hepatitler karaciğer kanserine yol açabiliyor']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/kontrol-altina-alinmayan-viral-hepatitler-karaciger-kanserine-yol-acabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/kontrol-altina-alinmayan-viral-hepatitler-karaciger-kanserine-yol-acabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA) - DÜNYA Hepatit Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, 'Dünya genelinde 300 milyondan fazla kişinin Hepatit B ve C virüsüyle enfekte olduğu tahmin ediliyor. Kontrol altına alınmayan viral hepatitler siroz ve karaciğer kanserine yol açabiliyor' dedi.</p><p>Karaciğerde iltihaplanmaya neden olan viral hepatitlerin, erken tanı ve tedavi edilmediğinde siroz ile karaciğer kanseri gibi hayati risk oluşturan hastalıklara yol açabileceğini söyleyen Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Diktaş, Hepatit B'ye karşı aşılanmanın en etkili korunma yöntemi olduğunu, Hepatit C'nin ise günümüzde etkili tedaviler sayesinde tamamen iyileştirilebildiğini belirtti.</p><p>'HEPATİT C ETKİLİ İLAÇLARLA TAMAMEN TEDAVİ EDİLEBİLİYOR'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hepatitin karaciğerin iltihaplanması anlamına geldiğini belirten Doç. Dr. Diktaş, en sık nedenleri arasında Hepatit A, B ve C virüslerinin yer aldığını söyledi. Dünyada 300 milyondan fazla kişinin Hepatit B ve C virüsüyle enfekte olduğunu ifade eden Doç. Dr. Diktaş, 'Tedavi edilmeyen viral hepatitler zamanla siroz ve karaciğer kanseri gibi hayati risk taşıyan hastalıklara neden olabiliyor. Ancak günümüzde hem korunma hem de tedavi açısından önemli avantajlara sahibiz. Hepatit B aşıyla önlenebilirken, Hepatit C etkili ilaçlarla tamamen tedavi edilebiliyor' dedi.</p><p> 'AŞILAMA VE TARAMA TESTLERİ HAYAT KURTARIYOR'</p><p>Türkiye'de yenidoğan döneminde uygulanan Hepatit B aşısının hastalığın görülme sıklığını önemli ölçüde azalttığını belirten Doç. Dr. Diktaş, bağışıklamanın toplum sağlığı açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Doç. Dr. Diktaş, 'Viral hepatitlerin kontrol altına alınabilmesi için tarama testlerinin yaygınlaştırılması gerekiyor. Hepatit B'ye karşı bağışıklığı olmayan kişilerin aşılanması, Hepatit C enfeksiyonu tespit edilen hastaların ise zaman kaybetmeden tedavi edilmesi hem hastalığın ilerlemesini hem de bulaşın önlenmesini sağlıyor' diye konuştu.</p><p> 'BULAŞ YOLLARINA KARŞI DİKKATLİ OLUNMALI'</p><p>Hepatit B ve Hepatit C'nin benzer bulaş yollarına sahip olduğunu ifade eden Doç. Dr. Diktaş, özellikle hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini aktardı. Doç. Dr. Diktaş, 'Kan ve kan ürünleri günümüzde düzenli olarak tarandığı için bulaş riski önemli ölçüde azalmış durumda. Ancak anneden bebeğe geçiş, korunmasız cinsel temas ve hijyen kurallarına uyulmayan manikür, pedikür, dövme veya kulak delme gibi işlemler hala önemli bulaş yolları arasında yer alıyor. Bu nedenle güvenilir merkezlerin tercih edilmesi ve korunma önlemlerinin ihmal edilmemesi gerekiyor' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/kontrol-altina-alinmayan-viral-hepatitler-karaciger-kanserine-yol-acabiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 09:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/07/agency/dha/kontrol-altina-alinmayan-viral-hepatitler-karaciger-kanserine-yol-acabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="49898"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından ilaçla kontrol altına alınamayan polen ve arı alerjisine karşı 'aşı' önerisi]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/uzmanindan-ilacla-kontrol-altina-alinamayan-polen-ve-ari-alerjisine-karsi-asi-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/uzmanindan-ilacla-kontrol-altina-alinamayan-polen-ve-ari-alerjisine-karsi-asi-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yağmur ÖNGÜN/İZMİR, (DHA)-SAĞLIK Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Alerji ve Klinik İmmünoloji Uzmanı Dr. Berna Uzunoğlu, ilaç tedavisiyle kontrol altına alınamayan polen, ev tozu, evcil hayvan ve arı alerjilerinde uygulanan alerjen immünoterapisi (alerji aşısı) tedavisinin hayat kurtarıcı bir yöntem olduğunu belirtip, çocukların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığını söyledi.</p><p>SBÜ İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Alerji ve Klinik İmmünoloji Uzmanı Dr. Berna Uzunoğlu, bahar ve yaz aylarında artan polen ve arı alerjilerine karşı uygulanan alerjen immünoterapisi (alerji aşısı), uygun hastalarda başarılı sonuçlar verdiğini söyledi. Uzm. Dr. Uzunoğlu, ilaç tedavisiyle kontrol altına alınamayan polen, ev tozu, evcil hayvan ve arı alerjilerinde uygulanan tedavinin çocukların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığını ifade etti. </p><p>'BAŞARILI SONUÇLAR ALDIĞIMIZ BİR YÖNTEM'</p><p>Özellikle arı alerjisinde immünoterapinin hayat kurtarıcı bir yöntem olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Berna Uzunoğlu, 'Bahar ve yaz aylarında çocukların açık havadaki aktiviteleri artıyor. Bu nedenle hem polenlere hem de arı sokmasında ortaya çıkan alerjen vakaları da artıyor. Polen alerjisi, hastalarımızda peş peşe tekrar eden hapşırma, burun kaşıntısı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, gözlerde yaşarma, kızarma ve sulanma şikayetleriyle giden ve bazı çocuklarımızın hayat kalitesini, uyku düzenini, okul başarısını ciddi ölçüde etkileyen bir hastalıktır. İlaç tedavileri ve korunma önlemleri ile şikayetlerinde gerileme olmayan hastalarımıza alerji aşılarını önerebiliyoruz. Uygun hastalara, seçilmiş preparatlarla, uygun dozlarla uygulayabildiğimiz bu tedavi, hastalarımızın ilaç tedavisinden fayda görmediği durumlarda gayet başarılı sonuçlar aldığımız bir yöntem' dedi.</p><p>'MEŞAKKATLİ VE UZUN SÜREN BİR TEDAVİ'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Alerjen immünoterapi' denilen ve halk arasında alerji aşısı olarak bilinen bu tedavi yönteminde hastaların duyarlı olduğu alerjeni çok düşük dozlarda hastalara enjekte ettiklerini belirten Uzm. Dr. Uzunoğlu, 'Böylelikle vücutlarının bağışıklık sistemlerinin artık bu alerjene aldırmamasını öğretiyoruz. Oldukça meşakkatli ve uzun süren bir tedavi, en az 3 yıl sürüyor. Bu tedavi aslında yüz yılı aşkın bir süredir uygulanmakta. Hastamıza aşı tedavisine başlamamızda bir engel yoksa genelde deri altına uygulanan enjeksiyonlar yöntemiyle ayda bir uyguluyoruz. Çoğu zaman özellikle 'alerjik rinit' dediğimiz saman nezlesi, enfeksiyon durumlarıyla karıştırılabiliyor. Sadece polen alerjilerine karşı uygulanan bir tedavi değil. Ev tozu akarlarına, kedi köpek gibi evcil hayvan alerjilerine, arı alerjilerine karşı da immünoterapi yani alerji aşıları uygulamaktayız' diye konuştu.</p><p>'ARI ALERJİLERİNİN AŞISI HAYATİ ÖNEM TAŞIYAN BİR TEDAVİ YÖNTEMİ'</p><p>Dr. Uzunoğlu, arı sokması sonrasında sadece bölgede şişlik, kızarıklık gibi lokal reaksiyonlar değil, bazen tüm vücutta yaygın kızarıklık, hastanın yüzünde, gözünde şişme, boğazda takılma hissi, nefes darlığı, bazen baygınlık, hipotansiyon gibi ciddi reaksiyonların oluşabildiğine dikkati çekti. Arı sokması ike yaygın belirtileri olan hastalara mutlaka bir alerji ve immünoloji doktoruna başvurmalarını öneren Uzm. Dr. Berna Uzunoğlu, 'Çünkü arı alerjilerinin aşısı hayati önem taşıyan bir tedavi yöntemi. Arı sokan hastalarımızda, arının soktuğu zamanki yaşanan reaksiyonlar dışında, 'Ben acaba bir daha arı tarafından sokulur muyum? Bir daha aynı şeyleri yaşayabilir miyim?' diye ciddi bir anksiyete ve günlük yaşam aktivitelerinde kısıtlanmalar görmekteyiz. Hastanemizde halk arasında tüylü arı olarak bilinen bal arıları ve sarı arı olarak bilinen yaban arılarına karşı alerji tedavileri uygulanmakta. Arı alerjilerinde aşı tedavisi uygulanırken, diğer aşı tedavilerinde olduğu gibi oldukça deneyimli bir ekip, eğitimli hemşire ekibi ve olası bir yan etkiye karşı anında hızlıca müdahale edilebilecek ekipman ve donanıma sahip bir hastanede, alerji ve immünoloji uzmanlarının olduğu bir yerde yapılması önem teşkil etmektedir' dedi. </p><p>'AŞIDAN SONRA İSTEDİĞİM GİBİ DIŞARI ÇIKABİLİYORUM'</p><p>Polen alerjisi olan ve tedavi süreci devam eden Emir Yanar (12), 'Aşı olmadan önce ilkbahar ve yaz aylarında dışarı çıktığımda gözlerim yaşarıyordu. Ağaçların olduğu bölgelere gidemiyor, bazen parklarda bile oynayamıyordum. Sabah uyandığımda gözlerim çok kaşınıyordu. Bütün arkadaşlarım dışarıda oyun oynarken ben evde tek başıma kalıyordum. Sadece televizyon izleyebiliyor ya da telefonla vakit geçirebiliyordum. Tek başıma kaldığım için de çok sıkılıyordum. Ama aşıdan sonra sıkıntılarım yavaş yavaş azalmaya başladı. Artık istediğim gibi dışarı çıkabiliyorum. Bisiklet sürüyorum, top oynuyorum, arkadaşlarımla buluşuyorum. Bahçeli yerlere de rahatça gidebiliyorum' diye konuştu. </p><p>'NEZLE SANIYORDUK MEĞER POLEN ALERJİSİ VARMIŞ'</p><p>Emin Yanar (44) da oğlu Emir'in yaklaşık 4 yıl boyunca şikayetleri çok ağır olduğuna dikkat çekip, şunları söyledi: 'Her yıl farklı doktora gittik, ilkbahar ve yaz aylarında yaşadığı şikayetleri hep grip, nezle ya da soğuk algınlığı sanıyorduk. Bazen çok koşturduğu, terlediği ya da dondurma yediği için hasta olduğunu düşünüyorduk. Ancak bu tedaviyle özellikle bu yıl çok rahat ettik. Meğer polen alerjisiymiş. Gözlerinde akıntı oluyordu, burnu akıyordu. Nefes alırken ve konuşurken doluluk hissi vardı, ses tonu bile değişiyordu. Rahatsız olduğu için bir yere gidemiyorduk. Sürekli evde kalıyorduk. Ancak 'alerjen immünoterapi' tedavisi ile bu yıl tatile gidebildik.'(DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Izmir</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/uzmanindan-ilacla-kontrol-altina-alinamayan-polen-ve-ari-alerjisine-karsi-asi-onerisi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/07/agency/dha/uzmanindan-ilacla-kontrol-altina-alinamayan-polen-ve-ari-alerjisine-karsi-asi-onerisi.jpg" type="image/jpeg" length="79997"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Et benleri metabolik hastalıkların habercisi olabilir']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/et-benleri-metabolik-hastaliklarin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/et-benleri-metabolik-hastaliklarin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- ET benlerinin yalnızca kozmetik bir problem olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kadir Kaya, 'Et benleri doğrudan kalp krizine neden olmaz ancak insülin direnci, diyabet ve kalp-damar hastalıkları açısından önemli bir uyarı işareti olabilir. Özellikle kısa sürede sayıları artıyorsa altta yatan metabolik hastalıklar yönünden mutlaka değerlendirilmelidir' dedi.</p><p>Toplumda 'et beni' olarak bilinen oluşumlar çoğu zaman estetik kaygı nedeniyle önemseniyor. Ancak son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, özellikle sayısı hızla artan et benlerinin insülin direnci, diyabet ve kalp-damar hastalıkları gibi metabolik sorunlarla ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor. İstinye Üniversitesi Medical Park Gaziosmanpaşa'dan Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kadir Kaya, et benlerinin neden oluştuğunu, hangi durumlarda önemsenmesi gerektiğini ve tedavi yöntemlerini anlattı.</p><p>Et benlerinin tıbbi olarak 'akrokordon' veya 'fibroepitelyal polip' olarak adlandırılan tamamen iyi huylu deri oluşumları olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Kaya, 'Genetik yatkınlık, ilerleyen yaş ve sürtünme en önemli nedenler arasında yer alsa da günümüzde metabolik ve hormonal faktörlerin de et beni oluşumunda önemli rol oynadığı biliniyor. Özellikle boyun ve koltuk altı gibi bölgelerde çok sayıda et beni bulunan kişiler metabolik hastalıklar açısından değerlendirilmelidir' diye konuştu.</p><p>'KALP KRİZİNİN NEDENİ DEĞİL, RİSKİN GÖSTERGESİ OLABİLİR'</p><p>Et benlerinin doğrudan kalp krizine yol açmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Kaya, 'Bilimsel çalışmalar, çok sayıda et beni bulunan bireylerde kolesterol yüksekliği, hipertansiyon ve damar sertliğine zemin hazırlayan risk faktörlerinin daha sık görüldüğünü gösteriyor. Et benleri kalp krizinin nedeni değildir ancak kalp-damar hastalıkları açısından risk taşıyan kişilerde daha sık görülebilir' ifadelerini kullandı.</p><p>'İNSÜLİN DİRENCİYLE YAKIN İLİŞKİSİ BULUNUYOR'</p><p>Dermatoloji pratiğinde en güçlü bilimsel ilişkinin insülin direnciyle görüldüğünü söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Kaya, 'Kanda insülin düzeyinin uzun süre yüksek seyretmesi deri hücrelerinin çoğalmasını tetikleyebilir. Bu nedenle et benlerinin aniden çoğalması insülin direnci ve Tip 2 diyabet açısından erken bir uyarı işareti olabilir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'ANİ ARTIŞLAR İHMAL EDİLMEMELİ'</p><p>Çocukluk döneminden beri bulunan birkaç et beninin çoğunlukla genetik nedenlerle geliştiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Kaya, 'Ancak orta yaşta kısa sürede çok sayıda et beninin ortaya çıkması veya mevcut et benlerinin hızla artması metabolik problemlerin habercisi olabilir. Bu hastalarda yalnızca dermatolojik değil, metabolik değerlendirme de yapılmalıdır' ifadelerini kullandı.</p><p>'KAN TAHLİLLERİ YOL GÖSTERİYOR'</p><p>Çok sayıda veya yeni gelişen et benleri bulunan hastalarda bazı tetkiklerin önerildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Kaya, 'Açlık kan şekeri, HbA1c, açlık insülin düzeyi ve kan yağlarının değerlendirilmesi altta yatan metabolik sorunların tespit edilmesine yardımcı olur. Gerekli durumlarda tiroid fonksiyon testleri de istenebilir' dedi.</p><p>'KANSER RİSKİ TAŞIMAZ'</p><p>Toplumda et benlerinin kansere dönüşeceği yönünde yanlış bir inanış bulunduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Kaya, 'Klasik et benlerinin cilt kanserine dönüşme riski yoktur. Ancak kıyafetlere veya takılara sürtünerek tahriş olabilir, kanayabilir ve enfekte olabilir. Bu nedenle estetik açıdan rahatsızlık veren ya da sık travmaya maruz kalan et benlerinin alınması önerilebilir' diye konuştu. </p><p>'TEDAVİ GÜVENLİ YÖNTEMLERLE YAPILABİLİYOR'</p><p>Et benlerinin kriyoterapi, elektrokoter veya küçük cerrahi işlemlerle kısa sürede güvenli şekilde alınabildiğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Kaya, şu bilgieleri paylaştı:</p><p>'İşlem sonrasında aynı et beni tekrar oluşmaz ancak kişinin genetik yatkınlığı, kilo fazlalığı veya insülin direnci devam ediyorsa zaman içinde yeni et benleri gelişebilir. Bu nedenle kalıcı yaklaşım yalnızca et benlerini almak değil, altta yatan metabolik sorunları kontrol altına almaktır.'</p><p>'KULAKTAN DOLMA YÖNTEMLERDEN UZAK DURULMALI'</p><p>Et benlerini ip bağlayarak düşürmeye çalışmanın veya bitkisel ürünler kullanmanın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Kaya, 'Bu tür uygulamalar enfeksiyonlara, yanıklara ve kalıcı izlere neden olabilir. Derideki her türlü müdahale mutlaka dermatoloji uzmanı tarafından yapılmalıdır. Özellikle kısa sürede çoğalan et benleri yalnızca estetik açıdan değil, genel sağlık açısından da değerlendirilmelidir' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/et-benleri-metabolik-hastaliklarin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/07/agency/dha/et-benleri-metabolik-hastaliklarin-habercisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="91783"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
