<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Avrupa Gazete İngiltere gazete Londra gazete Londra Türk ingiltere türk avrupa türk gazeteler londra reklam seri ilan turkish newspaper</title>
    <link>https://www.avrupagazete.co.uk</link>
    <description>Avrupa Gazetesi, İngiltere'nin başkenti Londra merkezli Türkçe ve Ingilizce yayın yapar. London Turkish Gazette. UK Turkish Newspaper</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.avrupagazete.co.uk/rss/saglik-1" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 19 Jun 2026 07:53:50 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/rss/saglik-1"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağrı ve işitme kaybı nedeniyle gittiği hastanede, kulağından böcek çıktı]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/agri-ve-isitme-kaybi-nedeniyle-gittigi-hastanede-kulagindan-bocek-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/agri-ve-isitme-kaybi-nedeniyle-gittigi-hastanede-kulagindan-bocek-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Emre SAÇLI/ SALİHLİ(Manisa), (DHA)- MANİSA'nın Alaşehir ilçesinde, ağrı ve işitme kaybı nedeniyle hastaneye giden Ali Demir'in (41) kulağına Japon böceği kaçtığı belirlendi. Böcek, operasyonla çıkarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Alaşehir'de çiftçilikle uğraşan Ali Demir, son günlerde kulağında artan ağrı ve işitme kaybı yaşaması üzerine Salihli'deki özel bir hastaneye gitti. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Mehmet Türkyılmaz tarafından yapılan muayenede, hastanın sol kulağında ölü bir Japon böceği bulunduğu tespit edildi. Opr. Dr. Türkyılmaz'ın müdahalesiyle böcek çıkarıldı.</p><p>Bağda çalıştığı sırada kulağına bir şey kaçtığını düşündüğünü belirten Ali Demir, 'Gün geçtikçe kulağımda işitme kaybı ve ağrı hissetmeye başladım. Meğerse kulağımdaki rahatsızlığın nedeni Japon böceğiymiş. Ölü böcek, hastanede Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Mehmet Türkyılmaz tarafından çıkarıldı' dedi.</p><p>'BÖCEK KAÇMASI İLE SIK KARŞILAŞIYORUZ'</p><p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Mehmet Türkyılmaz ise özellikle yaz aylarında kulak içerisine böcek kaçması gibi vakalarla sık karşılaştıklarını belirtip, benzer durumlarda vatandaşların kendi imkanlarıyla müdahale etmek yerine vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmaları gerektiğini ifade etti. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Manisa</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/agri-ve-isitme-kaybi-nedeniyle-gittigi-hastanede-kulagindan-bocek-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 19:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/agri-ve-isitme-kaybi-nedeniyle-gittigi-hastanede-kulagindan-bocek-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="30129"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[E-Nabız üzerinden bağış yaptığı ortaya çıkan emekli öğretmenin organları, 3 hastaya umut oldu]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/e-nabiz-uzerinden-bagis-yaptigi-ortaya-cikan-emekli-ogretmenin-organlari-3-hastaya-umut-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/e-nabiz-uzerinden-bagis-yaptigi-ortaya-cikan-emekli-ogretmenin-organlari-3-hastaya-umut-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ersan ERDOĞAN/MANİSA, (DHA)-MANİSA'da tedavi gördüğü hastanede beyin ölümü gerçekleşen ve e-Nabız sistemi üzerinden organ bağışı yaptığı anlaşılan emekli öğretmen Mesut Kuşçu'nun (67) operasyonla alınan organları, 3 hastaya umut oldu. </p><p>Manisa'da yaşayan emekli öğretmen Mesut Kuşçu, 14 Haziran'da rahatsızlandı. Merkezefendi Devlet Hastanesi'ne başvuran Kuşçu'ya beyin kanaması teşhisi konulup, yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Ancak Kuşçu'nun beyin ölümü gerçekleşti. İncelemede, Kuşçu'nun sağlığında e-Nabız sistemi üzerinden organ bağışında bulunduğu tespit edildi. Ailesiyle gerçekleştirilen görüşmelerin ardından bağış süreci başlatıldı. </p><p>İKİ BÖBREĞİ VE KARACİĞERİ ALINDI</p><p>Türkiye'deki 9 organ nakli bölgesinden biri olan İzmir Organ Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi'nde 'Hayatta Bağıştan Kadaverik Bağışa' uygulamasında bölgesel anlamda ilk kez bir süreç tamamlanmış oldu. Hastaneye gelen organ nakli ekiplerince gerçekleştirilen operasyonla Kuşçu'nun iki böbreği ve karaciğeri alındı. Organlar, nakil bekleyen 3 hastaya ulaştırılmak üzere ilgili nakil merkezlerine gönderildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>TOĞRAĞA VERİLDİ</p><p>Öte yandan Mesut Kuşçu için dün Hatuniye Camisi'nde cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazının ardından cenaze namazı kılındı. Kuşçu'nun cenazesi, Muradiye Mahallesi Mezarlığı'ndaki aile kabristanında toprağa verildi.(DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Manisa</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/e-nabiz-uzerinden-bagis-yaptigi-ortaya-cikan-emekli-ogretmenin-organlari-3-hastaya-umut-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 17:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/e-nabiz-uzerinden-bagis-yaptigi-ortaya-cikan-emekli-ogretmenin-organlari-3-hastaya-umut-oldu.jpg" type="image/jpeg" length="71971"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa YİEAH'ta ilk kez uygulanan vNOTES tekniği ile sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/bursa-yieahta-ilk-kez-uygulanan-vnotes-teknigi-ile-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/bursa-yieahta-ilk-kez-uygulanan-vnotes-teknigi-ile-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Esra TÜRKER/BURSA, (DHA)-BURSA Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde (YİEAH) ilk kez uygulanan ve ileri düzey minimal invaziv cerrahi uygulamalarından biri olan 'vNOTES' tekniği ile Yasemin Koçanoğlu'nun (48) rahim ve yumurtalıkları alındı. Koçanoğlu, geleneksel yöntemlerin aksine karın bölgesinde büyük kesiler oluşturmadan, tamamen doğal açıklıklar kullanılarak gerçekleştirilen teknik sayesinde sağlığına kavuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kentte yaşayan Yasemin Koçanoğlu, 3 ay boyunca geçmeyen kanama şikayetiyle Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvurdu. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Süleyman Serkan Karaşin tarafından yapılan tetkikler sonucu rahim büyümesi ve kanser öncesi dönemde olduğu teşhisi konuldu. Diyabet hastası ve obez olması nedeniyle geleneksel yöntem olan açık ameliyatın riskli olduğu belirtilen Koçanoğlu, hastanede ilk kez uygulanacak olan vNotes (Vaginal Natural Orifice Transluminal Endoscopic Surgery) yöntemi ile ameliyat olmayı kabul etti. İleri düzey minimal invaziv cerrahi uygulamalarından biri olan 'vNOTES' tekniğiyle Yasemin Koçanoğlu'nun rahim ve yumurtalıkları başarıyla alındı. </p><p>'TEKNİK HASTALARIMIZA ÖNEMLİ AVANTAJLAR SAĞLIYOR'</p><p>Cerrahi müdahalesinin üzerinden bir yıl geçen Koçanoğlu'nun süreci tamamen sağlıklı ve sorunsuz bir şekilde geride bıraktığını söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Süleyman Serkan Karaşin, 'Hastamızda rahim ve yumurtalıkların alınması işlemini doğal açıklık cerrahisi yöntemi olan vNOTES tekniği ile gerçekleştirdik. Bu yöntem sayesinde özellikle morbid obez hastalarda büyük karın kesilerine ihtiyaç duymadan ameliyat yapabiliyoruz. Böylece ameliyat sonrası ağrı, yara yeri komplikasyonları ve iyileşme süreci açısından hastalarımıza önemli avantajlar sağlayabiliyoruz' dedi. Ameliyat sonrası sürecin titizlikle takip edildiğini belirten Doç. Dr. Karaşin, ''Bir yıllık takip sonucunda cerrahi sonucun başarılı olduğunu ve hastamızın günlük yaşamına sorunsuz bir şekilde devam ettiğini görmek bizleri son derece memnun etti' diye konuştu. </p><p>HASTA KONFORU ARTIYOR</p><p>Sağlık Bakanlığı'nın sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırmaya ve modern cerrahi yöntemlerin yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmaları doğrultusunda minimal invaziv cerrahi uygulamalarını hastalarla buluşturmaya devam ettiklerini ifade eden Doç. Dr. Karaşin, vNOTES yönteminin her hasta için uygun olmayabileceğini ancak doğru hasta seçimi yapıldığında hasta konforunu artıran ve iyileşme sürecini hızlandıran önemli bir cerrahi alternatif olduğunu vurguladı.</p><p>'HEMEN KALKTIM, YÜRÜDÜM'</p><p>Ameliyat sonrası sağlıklı bir şekilde hayatına devam ettiğini söyleyen Yasemin Koçanoğlu ise 'Kapalı ameliyat olduktan sonra kendimi çok daha hızlı toparladım. Hemen kalktım, yürüdüm. Hareketlerim kısıtlanmadı, gayet iyiydim. Sağlık Bakanlığı'na, bütün doktorlarımıza, Serkan Hocamıza ve ekibine çok teşekkür ederim, çok güzel ilgilendiler. Hepsine çok teşekkür ediyorum' diye konuştu. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Bursa</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/bursa-yieahta-ilk-kez-uygulanan-vnotes-teknigi-ile-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/bursa-yieahta-ilk-kez-uygulanan-vnotes-teknigi-ile-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="87233"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Sınav stresi reflü ve gastriti tetikleyebilir']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/sinav-stresi-reflu-ve-gastriti-tetikleyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/sinav-stresi-reflu-ve-gastriti-tetikleyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- BU hafta sonu milyonlarca öğrencinin gireceği üniversite sınavı öncesinde artan stresin yalnızca zihni değil, sindirim sistemini de yorabileceğini belirten Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Nurettin Coşkun, stresin mide üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi. Uzm. Dr. Coşkun, 'Sınav kaygısı mide yanması, şişkinlik, hazımsızlık ve reflü şikayetlerini artırabilir' dedi.</p><p>Stres ile sindirim sistemi arasındaki ilişkinin bilimsel olarak 'beyin-bağırsak ekseni' ile açıklandığını belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri'nden Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Nurettin Coşkun 'Beyin ve sindirim sistemi sürekli iletişim halindedir. Bu nedenle yaşanan stres, kaygı ve duygusal yükler mide ve bağırsak fonksiyonlarını doğrudan etkileyebilir' ifadelerini kullandı.</p><p>Stresin mide üzerinde farklı mekanizmalarla etkili olduğunu anlatan Uzm. Dr. Coşkun 'Stres mide asidi salgısını artırabilir ve buna bağlı olarak mide yanması ile ekşime hissi daha belirgin hale gelebilir. Aynı zamanda mide boşalmasını yavaşlatarak şişkinlik, erken doyma ve dolgunluk hissine neden olabilir' diye konuştu.</p><p>'STRES REFLÜ VE HAZIMSIZLIK ŞİKAYETLERİNİ ARTIRABİLİR'</p><p>Stresin mide ve bağırsakların ağrıya olan duyarlılığını artırabildiğini belirten Uzm. Dr. Coşkun normalde rahatsızlık vermeyecek gaz veya gerilmenin bile ağrı olarak hissedilebildiğini söyledi. Reflü yakınmalarının da stres dönemlerinde artabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Coşkun 'Stresin doğrudan reflüye neden olduğu net olarak gösterilmiş değil. Ancak mevcut reflü şikayetlerinin daha sık ve daha şiddetli hissedilmesine yol açabilir. Bunun yanında bulantı, iştahsızlık ve karın ağrısı gibi yakınmalar da görülebilir' dedi. </p><p>'TETKİKLER NORMAL OLSA DA ŞİKAYETLER DEVAM EDEBİLİR'</p><p>Özellikle fonksiyonel dispepsi ve irritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi hastalıklarda stresin etkili olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Coşkun, 'Bazı durumlarda yapılan tetkiklerin normal çıkmasına rağmen hastaların şikayetleri devam edebilir. Yakınmaların yoğun iş temposu, sınav dönemi, ailevi sorunlar veya kaygı dönemlerinde artması, gün içinde değişkenlik göstermesi ve uyku bozukluğu ya da anksiyetenin eşlik etmesi stres kaynaklı sindirim sistemi sorunlarını düşündürebilir' dedi.</p><p>'HER ŞİKAYETİ STRESE BAĞLAMAYIN'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Mide ve bağırsak yakınmalarının her zaman stres kaynaklı olmayabileceğine dikkat çeken Dr. Coşkun bazı belirtilerin mutlaka detaylı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek 'Kilo kaybı, kansızlık, yutma güçlüğü, tekrarlayan kusma veya mide-bağırsak sistemi kanaması gibi alarm bulguları varsa şikayetleri yalnızca strese bağlamamak gerekir. Bu tür durumlarda altta yatan organik nedenlerin araştırılması büyük önem taşır' diye konuştu.</p><p>Uzm. Dr. Coşkun, mide ve bağırsak sağlığını korumak için şu önerilerde bulundu:</p><p>'Düzenli uyuyun: Her gün benzer saatlerde uyuyup uyanmaya özen gösterin. Kaliteli uyku, stresin azaltılmasına ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlar.</p><p>'Dengeli ve düzenli beslenin: Öğün atlamayın, aşırı yağlı ve baharatlı gıdalardan kaçının. Sebze, meyve ve lif açısından zengin besinleri tercih edin.</p><p>'Fiziksel aktiviteyi ihmal etmeyin: Düzenli yürüyüş ve egzersiz, stres hormonlarının azalmasına yardımcı olurken sindirim sisteminin de daha sağlıklı çalışmasını destekler.</p><p>'Stres yönetimine önem verin: Nefes egzersizleri, meditasyon, hobiler ve sosyal aktiviteler günlük stresin azaltılmasına yardımcı olabilir.</p><p>'Şikayetleriniz devam ediyorsa uzmana başvurun: Mide yanması, şişkinlik, karın ağrısı veya reflü gibi yakınmalarınız sürüyorsa mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına danışın.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/sinav-stresi-reflu-ve-gastriti-tetikleyebilir</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 09:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/sinav-stresi-reflu-ve-gastriti-tetikleyebilir.jpg" type="image/jpeg" length="75463"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Yazın yanlış ürün kullanımı cilt lekelerini tetikleyebilir']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/yazin-yanlis-urun-kullanimi-cilt-lekelerini-tetikleyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/yazin-yanlis-urun-kullanimi-cilt-lekelerini-tetikleyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- YAZ aylarında daha parlak, eşit tonlu ve lekesiz bir cilt görünümü elde etmek için bakım rutinini yoğunlaştırıldığını ifade eden Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Altan Ferhatoğlu, 'Özellikle sosyal medyada önerilen çok sayıda serum, asit ve aktif içerikli ürünün bilinçsizce bir arada kullanılması ciltte beklenen faydayı sağlamayabilir. Deri bariyerinin bozulmasıyla birlikte hassasiyet, tahriş ve güneş ışınlarına karşı artan duyarlılık gelişebiliyor. Bu durum da özellikle yazın cilt lekelerinin koyulaşmasına veya yeni lekelerin oluşmasına zemin hazırlayabiliyor' dedi.</p><p>Memorial Ataşehir Hastanesi Dermatoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Zeynep Altan Ferhatoğlu, yaz öncesi cilt bakımında dikkat edilmesi gerekenler konusunda bilgi verdi.</p><p>Doç. Dr. Ferhatoğlu, 'Haziran aylarında UV indeksinin belirgin şekilde artmasıyla birlikte cildimizdeki melanosit adı verilen pigment hücreleri daha aktif çalışmaya başlar. Özellikle UVA ışınları derinin daha derin tabakalarına ulaşarak melanin üretimini artırır. Kış boyunca fark edilmeyen veya hafif seyreden pigment birikimleri bu dönemde daha görünür hale gelir. Ayrıca sıcaklık artışı, terleme, sürtünme ve ciltte oluşan inflamasyon da mevcut lekelerin koyulaşmasına neden olabilir' diye konuştu.</p><p>'EN BÜYÜK HATA ÇOK FAZLA İÇERİĞİ BİR ARADA KULLANMAK'</p><p>Doç. Dr. Zeynep Altan Ferhatoğlu, 'Yaz döneminde daha hızlı sonuç almak isteyen birçok kişi aynı anda birden fazla serum, asit ve retinol içeren ürünü kullanmaya başlar. Ancak bu yaklaşım cilt bariyerinin bozulmasına, hassasiyet gelişmesine ve güneşe karşı duyarlılığın artmasına neden olabilir. Sonuç olarak ciltte tahriş, lekelerde koyulaşma ve yeni pigmentasyon sorunları ortaya çıkabilir' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Özellikle yüksek oranlı AHA ve BHA asitleri ile retinol veya retinal içeren ürünlerin bilinçsiz şekilde kombinlenmesi yaz döneminde ciddi problemlere yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Zeynep Altan Ferhatoğlu, 'Cilt bakımında daha fazla ürün kullanmak her zaman daha iyi sonuç anlamına gelmez. Önemli olan doğru içerikleri doğru zamanda ve doğru şekilde kullanmaktır' dedi.</p><p>Doç. Dr. Zeynep Altan Ferhatoğlu, 'Limon, karbonat, elma sirkesi veya diş macunu gibi ürünlerle yapılan 'doğal leke tedavileri' bilimsel olarak desteklenmemektedir. Üstelik bu uygulamalar ciddi tahrişe yol açarak lekelerin daha da koyulaşmasına neden olabilir. Özellikle limon sürüldükten sonra güneşe çıkılması, fitofotodermatit adı verilen ciddi reaksiyonlarla sonuçlanabilir' diye konuştu.</p><p>Bazı pigment değişikliklerinin yalnızca kozmetik bir sorun olmayabileceğini belriten Doç. Dr. Zeynep Altan Ferhatoğlu, 'Ani başlayan, hızla büyüyen, renk değiştiren veya düzensiz sınırlara sahip lekeler mutlaka dermatolojik değerlendirme gerektirir. Özellikle asimetri, kanama, kaşıntı ve hızlı büyüme gibi belirtiler varsa vakit kaybetmeden bir dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır' dedi.</p><p>Doç. Dr. Zeynep Altan Ferhatoğlu, 'Mavi ışığın özellikle melazmaya yatkın bireylerde pigmentasyonu artırabileceğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Ancak burada asıl önemli olan yalnızca telefon ekranları değil, toplam görünür ışık maruziyeti ve şehir yaşamının oluşturduğu oksidatif strestir. Bu nedenle özellikle lekeye yatkın kişilerde demir oksit içeren renkli güneş koruyucular fayda sağlayabilir' diye konuştu.</p><p>'BESLENME VE YAŞAM TARZI DA LEKELERİ ETKİLİYOR'</p><p>Doç. Dr. Zeynep Altan Ferhatoğlu, 'Cilt sağlığı yalnızca kullanılan ürünlerle ilgili değildir. Aşırı şeker tüketimi, sigara kullanımı, kronik stres ve düzensiz uyku ciltte oksidatif stresi artırarak pigmentasyon sorunlarının daha belirgin hale gelmesine neden olabilir. Özellikle melazma gibi kronik leke problemlerinde yaşam tarzı faktörleri tedavi başarısını doğrudan etkileyebilmektedir' dedi.</p><p>'LEKE TEDAVİSİNDE ZAMANLAMA ÖNEMLİ'</p><p>Leke tedavisinde doğru zamanlama son derece önemlidir diyen Doç. Dr. Zeynep Altan Ferhatoğlu, 'Birçok tedavi yöntemi cildi güneşe karşı daha hassas hale getirir. Yaz döneminde bazı dermatolojik işlemler güvenle uygulanabilirken bazı uygulamalar leke riskini artırabilir. Nem odaklı medikal bakımlar, mezoterapi, PRP ve düşük irritasyonlu antioksidan uygulamalar yaz aylarında daha güvenli seçenekler arasında yer alır. Buna karşılık derin kimyasal peelingler, fraksiyonel CO2 lazerler ve agresif soyucu işlemler pigmentasyon riskini artırabileceği için daha dikkatli planlanmalıdır. Yaz aylarında işlem yapılacaksa etkili güneş koruması vazgeçilmezdir' diye konuştu.</p><p>Doç. Dr. Zeynep Altan Ferhatoğlu açıklamalarına şöyle devam etti:</p><p>'Son yıllarda pikosaniye lazerler, thulium ve non-ablatif fraksiyonel lazer sistemleri, traneksamik asit mezoterapileri ve kombine antioksidan uygulamaları sık tercih edilen yöntemler arasında yer almaktadır. C vitamini ve niasinamid kombinasyonları da destek tedavilerinde önemli rol oynar. Ayrıca daha kontrollü aktif içerik kullanımını esas alan 'skin cycling' yaklaşımı son dönemde oldukça ilgi görmektedir.</p><p>Yaz aylarında bakım rutininin karmaşık olmasına gerek yoktur. Önerdiğimiz temel yaklaşım; nazik bir temizleyici, antioksidan içerikli bir serum ve geniş spektrumlu SPF 50+ güneş koruyucu kullanılmasıdır. Buna ek olarak cilt bariyerini destekleyen bir nemlendirici de rutinin önemli parçalarından biridir. Niasinamid, C vitamini, azelaik asit, seramid ve hyaluronik asit gibi içerikler yaz döneminde güvenle tercih edilebilir. Lekeleri tedavi etmek çoğu zaman onları oluşmadan önlemekten daha zordur. Bu nedenle düzenli güneş koruyucu kullanımı, şapka ve gözlük gibi fiziksel koruyuculardan yararlanılması, öğle saatlerinde güneşten kaçınılması ve bilinçsiz aktif içerik kullanımından uzak durulması büyük önem taşır. Güneş hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır, ancak cildimiz için aramıza mesafe koymamız gerekir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/yazin-yanlis-urun-kullanimi-cilt-lekelerini-tetikleyebilir</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/yazin-yanlis-urun-kullanimi-cilt-lekelerini-tetikleyebilir.jpg" type="image/jpeg" length="51824"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Ece İrtem'in ölümüyle gündeme gelen genç kayıpların yüzde 70-80'i kalp kaynaklı']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/ece-irtemin-olumuyle-gundeme-gelen-genc-kayiplarin-yuzde-70-80i-kalp-kaynakli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/ece-irtemin-olumuyle-gundeme-gelen-genc-kayiplarin-yuzde-70-80i-kalp-kaynakli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gülşah ATICI/ADANA, (DHA)-HATAY Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Oğuz Akkuş, oyuncu Ece İrtem'in (35) hayatını kaybetmesi ile gündeme gelen kalp kaynaklı ölümlerin, genç yaşta ani ölümlerin yüzde 70-80'ini oluşturduğuna dikkat çekip, 'Özellikle 30 yaş altındaki ani ölümlerin en sık nedenini; genetik geçişli aritmiler ve kalp kası hastalıkları olarak görüyoruz. Tanı ve tedavide gecikilmesi durumunda; kalbin ölümcül çarpıntılara veya kasılamamaya bağlı durması sonucu ani ölüm meydana gelebiliyor' dedi. </p><p>'Kızılcık Şerbeti' dizisinde canlandırdığı 'Işıl' karakteriyle hafızalara kazınan oyuncu Ece İrtem'in genç yaşta hayatını kaybetmesi, son yıllardaki ani ölümleri bir kez daha gündeme getirdi. MKÜ Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Akkuş, genç yaşta yaşanan ani ölümlerin en sık nedeninin kalp kaynaklı olmakla birlikte; yüksek tansiyona bağlı beyin kanamaları, aort damarı genişlemesi ya da yırtılması, beyin ve akciğer damarlarındaki pıhtılaşmalar olduğuna dikkat çekti. </p><p>'KALITSAL HASTALIĞI OLAN GENÇLERDE ANİ ÖLÜM RİSKİ ORANI YÜZDE 50-60'</p><p>Kalp kaynaklı genç yaşta ani ölümlerle ilgili veriler paylaşan Prof. Dr. Oğuz Akkuş, 'Kardiyak kaynaklı ölümler, ani genç ölümlerinin yüzde 70-80'ini oluşturuyor. Özellikle 30 yaş altındaki ani ölümlerin en sık nedenini; genetik geçişli aritmiler ve kalp kası hastalıkları olarak görüyoruz. Tanı ve tedavide gecikilmesi durumunda; kalbin ölümcül çarpıntılara veya kasılamamaya bağlı durması sonucu ani ölüm meydana gelebiliyor. Yapılan çalışmalara göre, kalıtsal hastalıklarda ani ölüm riski genç yaşlarda yüzde 50-60'lardayken, ileri yaşlarda genetik nedenli ani ölümler yüzde 10'lara düşmektedir. Damar tıkanıklığına bağlı kalp krizleri ise genç yaşta yüzde 1-3 arasıyken, 65 yaş üstü kişilerde bu oran yüzde 10'lara çıkmaktadır' diye konuştu. </p><p>'GENETİK HASTALIK VE ARİTMİ POLİKLİNİKLERİ ARTIRILMALI, AYRI BİRİM OLMALI'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ani ölümlerin önüne geçilmesi için yapılabilecek uygulamalardan bahseden Prof. Dr. Oğuz Akkuş, 'Ailede erken yaşta ani ölüm öyküsü bulunan bireylere, muayene ve genetik taramalar mutlaka yapılmalıdır. Genetik mutasyon saptanan durumlarda çocukluk ve adölesan döneminde takibe başlanmalı; her 1-2 yılda bir EKG ve ekokardiyografi değerlendirmeleri tekrarlanmalıdır. Ayrıca genetik hastalık ve aritmi polikliniklerinin artırılarak yüksek yoğunluklu hastanelerde ayrı birer birim olarak yapılandırılması, bu hastalıkların erken tanı ve tedavisinde hayati bir önem arz etmektedir. Bu özel birimler sayesinde riskli ailelerin dinamik takibi tek bir merkezden yürütülerek, genç yaşta gelişebilecek ani ölümlerin erkenden önüne geçilmesi sağlanacaktır' dedi. (DHA) </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Adana</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/ece-irtemin-olumuyle-gundeme-gelen-genc-kayiplarin-yuzde-70-80i-kalp-kaynakli</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 09:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/ece-irtemin-olumuyle-gundeme-gelen-genc-kayiplarin-yuzde-70-80i-kalp-kaynakli.jpg" type="image/jpeg" length="57770"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel Adatıp Hastanesi'nde çocuk sağlığı uzmanı göreve başladı]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/ozel-adatip-hastanesinde-cocuk-sagligi-uzmani-goreve-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/ozel-adatip-hastanesinde-cocuk-sagligi-uzmani-goreve-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Serhat YILMAZ/SERDİVAN(Sakarya),(DHA) - ÖZEL Adatıp Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Zahir Şehmusoğlu'nun hasta kabulüne başladığını duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Uzm. Dr. Zahir Şehmusoğlu'nun çocuk sağlığı kapsamında yer alan hastalıkların değerlendirilmesi, rutin çocuk muayeneleri, çocukluk çağı takipleri ve koruyucu sağlık hizmetleri alanlarında hizmet verdiği belirtildi.</p><p>Yenidoğan muayenesi ve takibi, büyüme ve gelişim izlemi, beslenme değerlendirmeleri, aşı takibi ile ateş, öksürük, karın ağrısı, iştahsızlık ve sık enfeksiyon geçirme gibi çocukluk döneminde görülebilen sağlık sorunlarının değerlendirilmesinin uzmanlık alanları arasında yer aldığı ifade edildi.</p><p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları biriminde yapılan değerlendirmelerin; çocuğun yaşı, gelişim özellikleri, genel sağlık durumu ve mevcut şikayetleri dikkate alınarak planlandığı kaydedildi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sakarya</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/ozel-adatip-hastanesinde-cocuk-sagligi-uzmani-goreve-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 12:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/ozel-adatip-hastanesinde-cocuk-sagligi-uzmani-goreve-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="69621"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Aort kapağı değişimi göğüs kemiğini açmadan da gerçekleştirilebiliyor']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/aort-kapagi-degisimi-gogus-kemigini-acmadan-da-gerceklestirilebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/aort-kapagi-degisimi-gogus-kemigini-acmadan-da-gerceklestirilebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- AORT kapağı darlığının tedavisinde ameliyatsız seçeneklerin de öne çıktığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Yücel Karabay, 'Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu (TAVİ) yöntemi, çoğu zaman kasık damarından ilerletilen ince kateterler aracılığıyla yeni kapağın yerleştirilmesine olanak tanıyor. Bu sayede uygun hastalarda göğüs kemiğini açmadan aort kapağı değişimi gerçekleştirebiliyoruz. Bir zamanlar yalnızca açık kalp ameliyatı ile tedavi edilebilen aort kapağı darlığı, günümüzde birçok hasta için çok daha konforlu seçeneklerle tedavi edilebiliyor. TAVİ yöntemi, özellikle ileri yaş grubundaki hastalara yeniden rahat nefes alabilme, yürüyebilme ve günlük yaşamlarına bağımsız şekilde devam edebilme fırsatı sunuyor' dedi.</p><p>İleri yaşla insan vücudunun birçok yapı gibi kalp kapaklarının da zamanla yıprandığını ifade eden Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri'nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Yücel Karabay 'Özellikle kalpten çıkan temiz kanın tüm vücuda dağıtılmasını sağlayan aort kapağında gelişen kireçlenme ve sertleşme, kan akımını zorlaştırır ve kalbin daha fazla çalışmasına neden olur. Bu süreç yıllar içerisinde ilerler ve çoğu zaman ilk belirtiler yavaş yavaş ortaya çıkar. Hastalar başlangıçta yalnızca biraz daha çabuk yorulduklarını düşünür. Daha önce rahatlıkla çıkılan merdivenler zor gelmeye başlar, kısa yürüyüşlerde nefes nefese kalınır. Bazı kişiler göğüste baskı hissinden yakınırken, bazı hastalarda baş dönmesi veya bayılma atakları görülebilir' diye konuştu.</p><p>'BELİRTİLERİ YAŞLANMANIN DOĞAL SONUCU SANMAYIN'</p><p>Bu belirtilerin çoğu zaman yaşlanmanın doğal sonucu sanıldığını söyleyen Prof. Dr. Karabay 'Birçok hastamız nefes darlığını veya efor kapasitesindeki azalmayı yaşına bağlıyor. Oysa bunlar ciddi kapak hastalığının ilk belirtileri olabilir. Erken tanı koyduğumuz hastalarda hem tedavi seçeneklerimiz artıyor hem de hastalarımızın yaşam kalitesini belirgin şekilde iyileştirebiliyoruz. Kalp kapağı hastalıklarında erken tanı hayat değiştirir. Şikâyetler başladığında zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmak gerekir. Günümüzde elimizde son derece etkili tedavi seçenekleri var ve uygun hastalarda çok başarılı sonuçlar elde ediyoruz' ifadelerini kullandı.</p><p>'HER HASTANIN AÇIK KALP AMELİYATINA İHTİYACI OLMAYABİLİR'</p><p>Geçmişte aort kapağı darlığının temel tedavisinin açık kalp ameliyatı olduğunu sözlerine ekleyen Prof. Dr. Karabay 'Açık cerrahi bugün hala birçok hasta için önemli bir seçenek olmaya devam ediyor. Ancak tıptaki gelişmeler sayesinde artık her hastanın büyük bir ameliyat geçirmesi gerekmiyor. Özellikle ileri yaş grubundaki veya ek sağlık sorunları bulunan hastalar için daha konforlu alternatifler bulunuyor. Son yıllarda kardiyolojideki en önemli gelişmelerden biri TAVİ yöntemi oldu. Bu işlemde yeni kalp kapağı, çoğu zaman kasık damarından ilerletilen ince kateterler yardımıyla kalbe ulaştırılıyor ve hastalıklı kapağın içerisine yerleştiriliyor. Göğüs kemiğinin açılmasına gerek kalmaması, özellikle ileri yaş grubundaki hastalar açısından önemli bir avantaj sağlıyor' dedi.</p><p>'TAVİ TEKNOLOJİSİNDE ÖNEMLİ GELİŞMELER YAŞANIYOR'</p><p>Prof. Dr. Karabay, 'TAVİ, günümüzde aort kapağı darlığının tedavisinde kullanılan en gelişmiş teknolojilerden biri. Son yıllarda kapak sistemlerinde ve görüntüleme teknolojilerinde çok önemli ilerlemeler yaşandı. Bugün kullandığımız sistemler sayesinde işlemleri çok daha güvenli ve başarılı şekilde gerçekleştirebiliyoruz' diye konuştu.</p><p>'TAVİ SONRASINDA HASTALAR HIZLI İYİLEŞİYOR'</p><p>Hastaların önemli bir kısmının işlemden sonraki gün ayağa kalkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Karabay, 'Genellikle birkaç gün içerisinde taburcu oluyorlar ve çoğu hasta yaklaşık üç gün sonra günlük yaşam rutinine geri dönebiliyor. Özellikle işlem öncesinde nefes darlığı nedeniyle günlük aktivitelerini yapmakta zorlanan kişilerdeki değişim gerçekten çok yüz güldürücü oluyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Her hasta için en doğru tedavi yönteminin aynı olmadığını belirten Prof. Dr. Karabay, 'Karar süreci yalnızca tek bir doktorun görüşüyle değil, kardiyologlar, kalp damar cerrahları ve görüntüleme uzmanlarının birlikte yer aldığı 'Kalp Ekibi' tarafından yürütülüyor. Ekokardiyografi, bilgisayarlı tomografi ve diğer gerekli incelemeler sonrasında hastaya en uygun yaklaşım belirleniyor' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/aort-kapagi-degisimi-gogus-kemigini-acmadan-da-gerceklestirilebiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/aort-kapagi-degisimi-gogus-kemigini-acmadan-da-gerceklestirilebiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="53520"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın ilk 8'li çapraz karaciğer nakli, Malatya'da yapıldı (2)]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/dunyanin-ilk-8li-capraz-karaciger-nakli-malatyada-yapildi-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/dunyanin-ilk-8li-capraz-karaciger-nakli-malatyada-yapildi-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>YÖK'TEN 8'Lİ NAKİLLE İLGİLİ AÇIKLAMA</p><p>Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü'nde, dünyanın ilk eş zamanlı 8'li çapraz karaciğer nakli gerçekleştirildi. </p><p>Yükseköğretim Kurulu'ndan (YÖK) yapılan açıklamaya göre; Türkiye'de karaciğer nakillerinin yaklaşık yüzde 80'i canlı vericilerden gerçekleştiriliyor. Ancak vericilerin önemli bir bölümü kendi yakınlarıyla tıbben uyum sağlayamıyor ve bu noktada çapraz nakil sistemi devreye giriyor. Çapraz nakillerde, bir hastaya organ veremeyen verici başka bir hastayla eşleştirilirken; onun yakını da farklı bir hastaya donör olabiliyor. Böylece uyumsuzluk sorunu bilimsel eşleştirme yöntemleriyle aşılabiliyor. </p><p>OPERASYONLAR AYNI ANDA BAŞLATILIYOR</p><p>Nakillerin algoritması ABD'de, Boston College ekonomi profesörleri Tayfun Sönmez ve Utku Ünver tarafından geliştirilen eşleştirme modeliyle yürütülüyor. Kan grubu, karaciğer boyutu, anatomik yapı ve verici güvenliği gibi çok sayıda kriter değerlendirilerek oluşturulan eşleşmeler, organ bekleyen hastalar için hayati önem taşıyor. Çapraz nakillerde tüm ameliyatlar birbirine bağlı bir zincir şeklinde ilerliyor. Zincirde yer alan verici veya alıcılardan herhangi birinin son anda vazgeçmesi durumunda tüm eşleşme sistemi bozulabileceği için operasyonların tamamı aynı anda başlatılıyor. 22 saat süren operasyon için enstitünün ameliyathane ve yoğun bakım kapasitesinin büyük bölümü kullanılırken; cerrah, anestezi uzmanı ve hemşire olmak üzere 150 sağlık personeli görev aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>ÇAPRAZ KARACİĞER NAKLİ SAYISI 400'Ü AŞTI</p><p>Canlı vericili karaciğer naklinde dünyanın en önde gelen merkezi olan İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü, çapraz karaciğer nakillerinde de açık ara lider konumda bulunuyor. Küresel çapraz karaciğer nakillerinin yaklaşık yüzde 80 ila 90'ı Malatya'da gerçekleştirilirken, merkezde yapılan çapraz karaciğer nakli sayısı 400'ü aştı. Bu alanda ikinci sırada yer alan Hindistan'daki merkezde, yaklaşık 100 çapraz nakil gerçekleştirildi. İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz ve ekibi 8'li çapraz karaciğer nakli ile bu alandaki rakipsizliğini tescilledi. Dünyada 3'lü karaciğer nakli gerçekleştirebilen Türkiye haricinde 3 ülke varken; canlıdan 4'lü, 5'li, 6'lı ve 7'li çapraz karaciğer nakilleri yalnızca İnönü Üniversitesi Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü'nde gerçekleştirildi. 8'li nakille merkez, kendi rekorunu bir kez daha yenilemiş oldu.</p><p>YÖK BAŞKANI ÖZVAR: GURUR DUYDUM</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, 'Dünyada ilk kez gerçekleştirilen bu nakil, Türk yükseköğretiminin, bilim insanlarımızın ve sağlık sistemimizin küresel ölçekte ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından son derece kıymetlidir. Bu büyük başarıyla gurur duydum. Üniversitelerimiz tıp ve sağlık alanındaki çalışmalarıyla yalnızca ülkemize değil tüm dünyaya örnek olmaya devam ediyor. İnönü Üniversitemizin organ nakli alanında yıllardır sürdürdüğü öncü çalışmaların böylesine önemli bir bilimsel ve insani başarıyla taçlanması hepimiz için iftihar vesilesidir. Hastalara umut olan, bilimsel bilgi ve tecrübeleriyle dünya tıp literatürüne yön veren tüm akademisyenlerimizi, hekimlerimizi ve sağlık çalışanlarımızı kutluyor, başarılarının devamını diliyorum' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/dunyanin-ilk-8li-capraz-karaciger-nakli-malatyada-yapildi-2</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/dunyanin-ilk-8li-capraz-karaciger-nakli-malatyada-yapildi-2.jpg" type="image/jpeg" length="33695"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın ilk 8'li çapraz karaciğer nakli, Malatya'da yapıldı]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/dunyanin-ilk-8li-capraz-karaciger-nakli-malatyada-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/dunyanin-ilk-8li-capraz-karaciger-nakli-malatyada-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Recep BAĞDAT/MALATYA, (DHA)-MALATYA İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü'nde, dünyanın ilk eş zamanlı 8'li çapraz karaciğer nakli gerçekleştirildi. Dev operasyon ile ilgili konuşan Prof. Dr. Sezai Yılmaz, 'Yaklaşık 22 saat süren, oldukça yorucu bir süreçti ancak tüm hastalarımızın durumunun iyi olması bizim için en büyük mutluluk' dedi. </p><p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü'nde, organ nakli alanında dünya tıp literatürüne girecek dev bir operasyona daha imza attı. Karaciğer nakli bekleyen ve uygun bağışçısı bulunmayan hastalar için umut olan çapraz nakil sistemi ile aynı anda gerçekleştirilen 16 ameliyat sonucunda dünyanın ilk 8'li çapraz karaciğer nakli başarıyla tamamlandı. Farklı ailelerden gelen 8 verici ve 8 alıcının katıldığı bu dev operasyon, yaklaşık 22 saat sürdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>PROF. DR. YILMAZ: BU BAŞARI, TÜM EKİBİMİZİN BAŞARISIDIR</p><p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, dünyada ilk kez gerçekleştirilen 8'li çapraz nakli ile ilgili konuştu. Amaçlarının rekor değil, hastalara çare olmak olduğunu belirten Prof. Dr. Yılmaz, 'Bizim buradaki tek bir amacımız vardı; o da çapraz havuzda bekleyen ve durumu son derece sıkıntılı olan hastalarımıza çare olmak. Bu hastalardan iki tanesi belki bir hafta daha bekleyemeyecek durumdaydı. Bir diğeri ise karaciğer komasına girmek üzereydi. Bu üç hastanın eşleşmesinin çıktığı tek seçenek 8'li bir modeldi. Bu nedenle bu operasyonu yapmak zorunda kaldık. Yoksa kurum olarak 'dünya rekoru kıralım' gibi bir derdimiz hiç olmadı. Karaciğer Nakil Enstitüsü olarak sadece 8'li değil, 9'lu ve 10'lu çapraz nakilleri de yapabilecek ekibe ve donanıma sahibiz. Yaklaşık 22 saat süren, oldukça yorucu bir süreçti ancak tüm hastalarımızın durumunun iyi olması bizim için en büyük mutluluk. Bu başarı sadece bir kişinin değil, multidisipliner bir anlayışla çalışan tüm ekibimizin başarısıdır. Bir devlet üniversitesinde bunu başarmış olmak, hastalarımızı yeniden hayata döndürmek bizim için her şeyden daha önemli. Malatya, bu alanda küresel bir merkez haline geldi. Daha önce de 4'lüden 7'liye kadar dünyada ilk olan çapraz nakilleri gerçekleştirdik. Bu yöntemin organ bekleyen binlerce hasta için en güçlü alternatiflerden biri oldu' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Malatya</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/dunyanin-ilk-8li-capraz-karaciger-nakli-malatyada-yapildi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/dunyanin-ilk-8li-capraz-karaciger-nakli-malatyada-yapildi.jpg" type="image/jpeg" length="41689"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şırnak'ta kalp rahatsızlığı olan bebek, ambulans uçakla İstanbul'a sevk edildi]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/sirnakta-kalp-rahatsizligi-olan-bebek-ambulans-ucakla-istanbula-sevk-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/sirnakta-kalp-rahatsizligi-olan-bebek-ambulans-ucakla-istanbula-sevk-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sekvan KÜDEN/ŞIRNAK, (DHA)- ŞIRNAK'ta doğumsal kalp hastalıklarından biri olan arter transpozisyonu tanısı konulan 1 günlük bebek, ileri tetkik ve tedavi için Sağlık Bakanlığı'na bağlı uçak ambulansla İstanbul'a sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Silopi ve Şırnak devlet hastanelerinde takip ve tedavisi sürdürülen 1 günlük bebek hastanın, yapılan değerlendirmeler sonucu doğumsal kalp hastalıklarından biri olan arter transpozisyonuna sahip olduğu belirlendi. Bebeğin ileri tetkik ve tedavisinin yapılabilmesi için İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda sevk süreci başlatıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen uçak ambulansla alınan bebek, sağlık ekiplerinin gözetiminde İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne nakledildi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/sirnakta-kalp-rahatsizligi-olan-bebek-ambulans-ucakla-istanbula-sevk-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/sirnakta-kalp-rahatsizligi-olan-bebek-ambulans-ucakla-istanbula-sevk-edildi.jpg" type="image/jpeg" length="50090"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Parkinson ve el titremelerinde ameliyatsız tedavi mümkün']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/parkinson-ve-el-titremelerinde-ameliyatsiz-tedavi-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/parkinson-ve-el-titremelerinde-ameliyatsiz-tedavi-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- PARKİNSON hastalığı başta olmak üzere hareket bozuklukları yaşayan hastalar için cerrahi gerektirmeyen yeni nesil tedavi yöntemlerinin olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Zırh, 'Akıllı Ses Ötesi Tedavisi- MRgFUS olarak bilinen yöntemle hastaların yaşam kalitesi ameliyatsız ve yatış gerektirmeden artırabiliyor' dedi.</p><p> </p><p>Akıllı Ses Ötesi Tedavisi- MR Guided Focused Ultrasound (MRgFUS) sayesinde, kesisiz ve hastanede yatışı gerekmeksizin tedavi imkanı sunulduğunu ifade eden Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Zırh, 'Bu yöntem, ilaç tedavisinden yeterli fayda göremeyen ya da ilaç etkileri yaşayan hastalar arasında özellikle cerrahi tedavi istemeyen ya da cerrahiye uygun olmayanlar için önemli bir alternatif oluşturuyor' diye konuştu.</p><p> </p><p>'BEYİNDEKİ AKTİVİTEYİ DEĞİŞTİREREK HAREKET BOZUKLUKLARINI DÜZELTEBİLİYORUZ'</p><p>Özellikle hareket bozuklukları yaşayan hastalarda 'Nöromodülayon' denilen beyindeki hücresel aktiviteleri değiştirme yönteminin oldukça etkili bir alan olduğunu belirten Prof. Dr. Zırh, 'Titremesi olan hastalarda, Parkinson hastalarında ve bazı nörolojik rahatsızlıklarda beyindeki nöral aktiviteyi değiştirebiliyor, modüle edebiliyoruz' ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Zırh, bu tedavilerin uzun yıllardır beyin pili yöntemiyle uygulandığını ancak yeni teknolojiyle birlikte cerrahi işlem gerektirmeyen alternatiflerin de geliştiğini söyledi.</p><p>'KAFATASI AÇILMADAN, AYAKTAN UYGULANIYOR'</p><p>İşlem sırasında yüksek yoğunluklu ultrason dalgalarının, kafa derisi üzerinden beynin içinde titremeye neden olan hedef bölgeye odaklandığına ve kesi yapılmadan bu alanın etkisizleştirilmesinin sağlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Zırh, 'İşlem sırasında odaklı ultrason dalgaları ile hedef bölgesinde hastanın belirtilerinin düzeleceği duruma kadar ısı enerjisi yükseltilir. En etkili doza gelince lazer etkisine benzeyen ufak bir lezyon ile bölgede kontrollü yakma işlemi gerçekleştirilir. Tüm işlem MR cihazı içinde ve ayaktan hasta koşullarında gerçekleştirilir. MR, beyni gerçek zamanlı olarak görüntüleyerek hedefin tam olarak belirlenmesine ve ultrason dalgalarının oluşturduğu ısının izlenmesine olanak tanır. Böylece titreme, katılık ve yavaşlık belirgin şekilde azaltılabilir' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hastane yatışı gerektirmeyen ve ayaktan uygulanabilen bu yöntem sonrasındaki beş yıllık takip sonuçlarında, hastaların yüzde 70-73'ünde titremede belirgin ve kalıcı bir iyileşme bildirildiğini ifade eden Prof. Dr. Zırh, bu tedavinin bazı psikiyatrik hastalıklar ve kronik ağrı tedavisinde de kullanım alanı bulunduğunu belirtti.</p><p>'DÜNYADAKİ SAYILI MERKEZLERDEN BİRİ'</p><p>Bu teknolojinin dünyada sınırlı sayıda merkezde bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Zırh, 'Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi de bu yöntemi bir yılı aşkın süredir başarılı sonuçlarla uygulayan ve uluslararası alanda akredite edilmiş merkezlerden biri. Parkinson, esansiyel tremor ve diğer hareket bozukluğu yaşayan hastalar tıbbi tedavinin yetersiz kaldığı ya da ilaç yan etkileri nedeniyle sonuç alınamayan hastalar çaresiz değil. Beyin pili tedavisinin yanı sıra bu yeni yöntem sayesinde yaşama yeniden merhaba diyebilirler' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/parkinson-ve-el-titremelerinde-ameliyatsiz-tedavi-mumkun</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/parkinson-ve-el-titremelerinde-ameliyatsiz-tedavi-mumkun.jpg" type="image/jpeg" length="68277"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk cerrahtan İngiltere'de robotik canlı ameliyat]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/turk-cerrahtan-ingilterede-robotik-canli-ameliyat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/turk-cerrahtan-ingilterede-robotik-canli-ameliyat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA)- ULUSLARARASI alanda robotik kanser cerrahi çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Oktar Asoğlu, İngiltere'de düzenlenen 10'uncu Portsmouth Kolorektal Kongresi'nde dünyanın birçok noktasındaki hekimlerin izlediği canlı ameliyat gerçekleştirdi.</p><p>Uluslararası alanda kanser hastalıkları ve robotik kanser cerrahi çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Oktar Asoğlu, İngiltere'de 9-13 Haziran tarihleri arasında düzenlenen 10'uncu Portsmouth Kolorektal Kongresi'nde Türk tıp dünyası adına bir ilke imza attı. Kolorektal cerrahinin dünya çapında tanınan isimlerinin, cerrahi tekniklerin gelişimine yön veren araştırmacıların buluştuğu 10'uncu Portsmouth Kolorektal Kongresi'nde, eşzamanlı canlı ameliyatlar yapıldı. Bu cerrahi oturumların moderatörlüğünü ise modern rektum kanseri cerrahisinin mimarı olarak kabul edilen Sir Bill Heald yaptı. </p><p>Kongre merkezinden ayrı olarak, Queen Alexandra Hastanesi'nde belirlenen 3 ayrı ameliyathanede aynı anda yapılan 3 robotik kanser cerrahi ameliyatlarını Avrupa'nın önde gelen kolorektal cerrahlarından Norveçli Prof. Lars Thomas Seeberg, kendi alanında küresel otorite kabul edilen Güney Koreli Prof. Gyu-Seog Choi ve Türkiye'den alanındaki önemli isimlerden Prof. Dr. Oktar Asoğlu gerçekleştirdi.</p><p>AMELİYATLAR BAŞARIYLA SONUÇLANDI</p><p>Katılımcı ve moderatörlerin bir yandan sorular sorduğu, değerlendirmelerde bulunduğu robotik ameliyatlar 2,5 saat sürdü. Farklı tekniklerle rektum kanseri hastalarına yapılan eş zamanlı 3 ameliyat başarıyla sonuçlandı. Kongrenin canlı ameliyatlar kısmını kongre merkezinde yüzlerce, online olarak da dünya çapında binlerce cerrah izledi. </p><p>Alanındaki en prestijli toplantılardan biri olan kongreye, İngiltere'nin önemli cerrahlarından ve kongre başkanı Prof. Jim Khan tarafından davet edildiğini belirten Prof. Dr. Asoğlu, 'Canlı ameliyat, bir cerrah için mesleki güvenin en önemli göstergelerinden biridir. Çünkü ameliyatınızı dünyanın dört bir yanından gelen yüzlerce meslektaşınız canlı izlerken, aynı zamanda soru sorar ve değerlendirir' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Meslek hayatı boyunca Avrupa, Asya ve Rusya başta olmak üzere çok sayıda kongrede konuşmacı, moderatör ve canlı cerrah olarak katılan ve bugüne kadar onlarca kongrede canlı ameliyat gerçekleştiren Oktar Asoğlu, 'Ancak Portsmouth Kolorektal Kongresi'nin ayrı bir yeri var. Çünkü bu kongre yalnızca bir bilimsel toplantı değil, alanının en seçkin platformlarından biri. Ayrıca bu yıl kongrenin 10'uncu yılıydı ve cerrahinin en önemli isimleri bir araya gelmişti. Bill Heald'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen canlı cerrahi programında yer almak benim için ayrıca anlamlıydı' dedi.</p><p>Online ve canlı ameliyat sırasında konsantrasyonun önemine dikkati çeken Prof. Dr. Asoğlu, 'Hissettiğim şey heyecandan çok konsantrasyondu. Çünkü karşınızda bir kanser hastası var ve önceliğiniz her zaman hastanın güvenliğidir. Ben robotik intersfinkterik rezeksiyon gerçekleştirdim. Aynı anda diğer iki ameliyathanede Prof. Lars Thomas Seeberg abdominoperineal rezeksiyon (APR), Prof. Gyu-Seog Choi ise lateral pelvik lenf nodu diseksiyonu yapıyordu. Farklı merkezlerde üç ileri rektum kanseri yaklaşımı ameliyatları eş zamanlı canlı yayınlandı.'</p><p>Prof. Dr. Asoğlu, ameliyat sonrası farklı ülkelerden doktorların operasyonun kalitesi ve robotik cerrahinin uygulanışı konusunda olumlu geri bildirimlerde bulunduğunu, bu bildirimlerin çok değerli olduğunu kaydetti. </p><p>TÜRK CERRAHİSİ ADINA ÖNEMLİ</p><p>Portsmouth Kolorektal Kongresi'nin canlı cerrahi programında rektum ve kolorektal kanser ameliyatı gerçekleştirmek üzere davet edilen ilk Türk cerrah olan Prof. Dr. Oktar Asoğlu, şu bilgiyi verdi:</p><p>'Bildiğim kadarıyla yabancı bir ülkede düzenlenen bir kongrede, yabancı bir hasta üzerinde canlı kolorektal kanser cerrahisi gerçekleştiren başka Türk cerrah olmadı. Bunun için son derece yüksek düzeyde mesleki güven gerektirir. Bu nedenle dünyada çok az sayıda cerrah böyle bir sorumluluğu üstlenebilmektedir. Bu açıdan bakıldığında bunun hem şahsım hem de Türk cerrahisi adına önemli bir gelişme olduğunu düşünüyorum.'</p><p>GENÇ CERRAHLARA TAVSİYELER</p><p>Yeni yetişen genç cerrahlara da seslenen Asoğlu, 'Genç meslektaşlarıma tavsiyem, cerrahiyi yalnızca ameliyat yapmak olarak görmemeleridir. İyi bir cerrah olabilmek için ameliyat yapmak gerekir. Daha iyi bir cerrah olabilmek için ise araştırmak, yayın yapmak, öğretmek ve dünyayı takip etmek gerekir. Genç cerrahların bilimsel üretimden uzak kalmamalarını ve mutlaka güncel literatürün içinde yer almalarını öneriyorum' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/turk-cerrahtan-ingilterede-robotik-canli-ameliyat</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/turk-cerrahtan-ingilterede-robotik-canli-ameliyat.jpg" type="image/jpeg" length="48042"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: Endonezya'da kaza geçiren vatandaşımız, Türkiye'de tedaviye alındı]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/bakan-memisoglu-endonezyada-kaza-geciren-vatandasimiz-turkiyede-tedaviye-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/bakan-memisoglu-endonezyada-kaza-geciren-vatandasimiz-turkiyede-tedaviye-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ruken KADIOĞLU/ANKARA, (DHA)- SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, Endonezya'da kaza geçiren 25 yaşındaki Türk vatandaşının hava ambulansı ile Türkiye'ye getirilerek Adana Şehir Hastanesi'nde tedaviye alındığını duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bakan Memişoğlu, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, 'İnsan, önce insan' şiarımızla dünyanın neresinde olursa olsun, vatandaşımızın yanındayız. Endonezya'da kaza geçiren 25 yaşındaki vatandaşımızı hava ambulansımızla ülkemize getirerek Adana Şehir Hastanemizde tedavisine başladık. Süreçte emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyor, vatandaşımıza Rabb'imden acil şifalar diliyorum' ifadelerini kullandı. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/bakan-memisoglu-endonezyada-kaza-geciren-vatandasimiz-turkiyede-tedaviye-alindi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/bakan-memisoglu-endonezyada-kaza-geciren-vatandasimiz-turkiyede-tedaviye-alindi.jpg" type="image/jpeg" length="92543"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Biruni Üniversitesi'nden kanser hücrelerini baskılayan nanomalzeme araştırması]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/biruni-universitesinden-kanser-hucrelerini-baskilayan-nanomalzeme-arastirmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/biruni-universitesinden-kanser-hucrelerini-baskilayan-nanomalzeme-arastirmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- BİRUNİ Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zihni Onur Çalışkaner, kanser tedavisinde kullanılabilecek yeni nesil nanomalzemeler üzerine yürütülen araştırmada, sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanser hücrelerinin çoğalmasını baskılayabilecek sonuçlar elde ettiklerini belirtti. Çalışkaner, 'Elde ettiğimiz bulgular, gelecekte daha güvenli ve hedefe yönelik kanser tedavilerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir' dedi.</p><p>Kanser tedavisinde kullanılan mevcut yöntemlerin sağlıklı hücreler üzerinde de çeşitli yan etkilere yol açabildiğini belirten Doç. Dr. Zihni Onur Çalışkaner, bu nedenle bilim insanlarının son yıllarda kanser hücrelerini hedef alırken sağlıklı dokuları koruyabilecek yeni nesil malzemeler üzerinde yoğunlaştığını söyledi.</p><p>Uluslararası bilimsel dergi Diamond & Related Materials'da yayımlanan araştırmada, grafitik karbon nitrür adı verilen nanomalzemenin biyolojik etkilerinin incelendiğini ifade eden Çalışkaner, çalışmanın Biruni Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Zehra Durmuş ile birlikte yürütüldüğünü kaydetti.</p><p>'DÖRT FARKLI YÖNTEMLE ÜRETİLEN NANOMALZEMELERİ KARŞILAŞTIRDIK'</p><p>Araştırmada aynı nanomalzemenin dört farklı öncü maddeden üretildiğini belirten Çalışkaner, 'Melamin, üre, tiyoure ve disiyandiamid kullanılarak elde edilen grafitik karbon nitrür örneklerinin hem yapısal özelliklerini hem de biyolojik etkilerini karşılaştırdık. Öncelikle malzemelerin yüzey yapısını, gözenekliliğini ve fiziksel özelliklerini analiz ettik, ardından sağlıklı ve kanserli hücreler üzerindeki biyolojik etkilerini değerlendirdik' diye konuştu.</p><p>'SAĞLIKLI HÜCRELERDE BELİRGİN BİR TOKSİK ETKİ GÖRÜLMEDİ'</p><p>Çalışmada sağlıklı insan fibroblast hücreleri ile karaciğer kanseri hücrelerinin kullanıldığını ifade eden Çalışkaner, elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu söyledi. Doç. Dr. Çalışkaner, 'Düşük ve orta dozlarda uygulanan grafitik karbon nitrürün sağlıklı hücrelerde belirgin bir toksik etki oluşturmadığını gördük. Bazı dozlarda hücre canlılığını destekleyen sonuçlar da elde ettik. Bu durum malzemenin biyouyumluluğu açısından oldukça önemli bir gösterge' dedi.</p><p>'KANSER HÜCRELERİ DAHA DUYARLI TEPKİ VERDİ'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kanser hücrelerinin aynı malzemeye karşı daha hassas davrandığını belirten Çalışkaner, 'Karaciğer kanseri hücrelerinde özellikle yüksek dozlarda büyümenin baskılandığını gözlemledik. Sağlıklı hücrelerle karşılaştırıldığında kanser hücrelerinin bu nanomalzemelere karşı daha duyarlı olduğu ortaya çıktı. Bu sonuç, hedefe yönelik tedavi yaklaşımları açısından önemli bir potansiyel taşıyor' ifadelerini kullandı.</p><p>'AKILLI İLAÇ TAŞIYICI SİSTEMLERİNE KATKI SAĞLAYABİLİR'</p><p>Nanomalzemenin yalnızca kanser araştırmalarında değil, biyomedikal teknolojilerde de kullanılabileceğini ifade eden Çalışkaner, 'Grafitik karbon nitrür yüksek yüzey alanı ve biyouyumlu yapısı sayesinde ilaç taşıyıcı sistemler için güçlü bir aday olarak değerlendiriliyor. Ayrıca sentezlenen malzemelerin, biyogörüntüleme ve biyoetiketleme uygulamalarında kullanılabilecek floresan özellikler de gösterebileceğine dair ön bulgular elde ettik. Bu nedenle Prof. Dr. Zehra Durmuş iş birliğinde tamamlanan çalışma, akıllı ilaç taşıma sistemleri ve hedefe yönelik tedavi teknolojilerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilecek önemli veriler sunuyor' dedi.</p><p>Çalışkaner, nanoteknoloji, biyomedikal ve yaşam bilimleri alanlarını bir araya getiren bu tür multidisipliner çalışmaların, gelecekte kanser tedavisinde daha etkili ve daha güvenli yöntemlerin geliştirilmesine zemin hazırlayabileceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/biruni-universitesinden-kanser-hucrelerini-baskilayan-nanomalzeme-arastirmasi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/biruni-universitesinden-kanser-hucrelerini-baskilayan-nanomalzeme-arastirmasi.jpg" type="image/jpeg" length="67836"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['İdrarda kan ve yan ağrıyı hafife almayın']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/idrarda-kan-ve-yan-agriyi-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/idrarda-kan-ve-yan-agriyi-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- ÜROLOJİK hastalıkların tedavisinde erken tanınını hayati önem taşıdığını belirten Üroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Yücel Boz, 'Yan ağrısı, idrar yaparken zorlanma ve idrarda kan görülmesi gibi belirtiler asla göz ardı edilmemeli' dedi. Üroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Boz, böbrek ve idrar yolu hastalıklarının erken tanısında şikayetlerin niteliğine dikkat çekti.</p><p>Özellikle kasıklara vuran ağrı, ateş ve idrarda kan görülmesi gibi belirtilerin basit nedenlere bağlanmaması gerektiği uyarısında bulunan Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesinden Üroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Yücel Boz, 'Birçok kişinin zaman zaman yaşadığı yan ağrısı, sık idrara çıkma ya da idrar yaparken zorlanma gibi şikayetler genellikle hafif ve geçici sanılsa da aslında ciddi ürolojik hastalıkların ilk sinyali olabiliyor. Bu bulgular enfeksiyonlardan taş hastalığına ve hatta böbrek kitlelerine kadar uzanabilen önemli problemlerin erken habercisi olabiliyor' ifadelerini kullandı.</p><p> </p><p>'AĞRININ TİPİ HASTALIĞIN İPUCUNU VERİR'</p><p>Hastalıkların belirtilerine dikkat çeken Dr. Boz, 'Böbrek enfeksiyonlarında genellikle sürekli devam eden yan ağrısı ve ateş görülür. Taş hastalığında ise ağrı dalgalı seyreder ve kasıklara doğru yayılır. Bu iki tabloyu ayıran en önemli farklardan biri ağrının karakteridir' dedi. Böbrek kaynaklı şikayetlerin genellikle vücudun aynı tarafında hissedildiğini belirten Dr. Boz, sağ böbrekle ilgili sorunların çoğunlukla sağ tarafta, sol böbrekle ilgili sorunların ise sol tarafta ağrıya neden olduğunu ifade etti.</p><p>'BÖBREK KİTLELERİ ÖNEMLİ'</p><p>Böbrek kitlelerinin erken dönemde belirti vermeyebileceğini belirten Dr. Boz, 'Böbreğin en sık görülen rahatsızlıklarından biri olan böbrek kistleri çoğunlukla iyi huylu olan, tedavi gerektirmeyen Ultrasonografi kontrolleri ile takip edilen nadiren Tomografi ve MR çekilmesi gerekli olan kitlelerdir. Bu tür kitleler çoğu zaman tesadüfen ya da uzun süren ağrıların araştırılması sırasında tespit edilir. İyi huylu ve kötü huylu olarak ikiye ayrılır. İyi huylu olanlar genellikle takip edilirken, bazı durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir' diye konuştu. İdrarda kan görülmesinin önemli bir uyarı işareti olduğunu ifade eden Dr. Boz, bu durumun mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'İDRAR YAPMA SORUNLARI'</p><p>Alt idrar yollarına ait şikayetlerin de sık görüldüğünü belirten Boz, 'İdrara başlamakta zorlanma, kesik kesik idrar yapma, idrar sonrası rahatlayamama ve idrar basıncında azalma boşaltım problemlerine işaret eder. Sık idrara çıkma, ani sıkışma ve gece idrara kalkma ise depolama sorunları arasında yer alır' dedi. Ürolojik hastalıklarda ilk yaklaşımın her zaman ameliyat olmadığını söyleyen Dr. Boz, tanı sürecinin önemine dikkat çekerek, 'Hastanın şikayetlerini doğru anlatması tanı koymada en önemli adımdır. Gerekli durumlarda idrar ve kan tahlilleri ile görüntüleme yöntemleri kullanılır. Tedavi, hastalığın türüne göre ilaç ya da cerrahi olarak planlanır' diye konuştu.</p><p> 'ARTAN VE TEKRARLAYAN ŞİKAYETLERİ ÖNEMSEYİN'</p><p> Dr. Boz, özellikle giderek artan ve tekrarlayan şikayetlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, 'Vücut zaman zaman sinyaller verebilir ancak sürekli hale gelen ve şiddeti artan şikayetler mutlaka bir uzmana başvurmayı gerektirir' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/idrarda-kan-ve-yan-agriyi-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/idrarda-kan-ve-yan-agriyi-hafife-almayin.jpg" type="image/jpeg" length="98222"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Sıcak havalarda kalp krizi riski artıyor']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/sicak-havalarda-kalp-krizi-riski-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/sicak-havalarda-kalp-krizi-riski-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- YAZ aylarında artan sıcaklık ve nemin kalp-damar sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabileceğine dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ender Özal, 'Özellikle sıcaklık ve nem oranındaki artış kalp krizi, tansiyon problemleri ve kalp yetmezliği gibi hastalıkların görülme sıklığını artırabilir. Beklenmeyen göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, baygınlık hissi veya ani tansiyon değişiklikleri yaşanması halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır' dedi.</p><p>Yaz mevsiminin başlamasıyla birlikte hava sıcaklıklarının yükseldiğini belirten Medical Park TEM Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ender Özal, sıcak havaların yalnızca günlük yaşam konforunu değil, kalp sağlığını da doğrudan etkilediğine dikkat çekti. Özellikle sıcaklık ve nem oranındaki artışın kalp krizi, tansiyon problemleri ve kalp yetmezliği gibi hastalıkların görülme sıklığını artırabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Özal, yaz aylarında kalp hastalarının daha dikkatli davranması gerektiğini ifade etti.</p><p>'YAZ AYLARINDA KALP KRİZİ VAKALARINDA ARTIŞ GÖRÜLÜYOR'</p><p>Yapılan araştırmaların yaz döneminde kalp krizi vakalarının arttığını gösterdiğine değinen Uzm. Dr. Özal, 'Sıcak havalarda vücut ısısını dengelemek amacıyla terleme artar. Terleme ile birlikte su, tuz ve elektrolit kaybı meydana gelir. Bu durum damarlarda dolaşan sıvı hacminin azalmasına neden olur. Kanın yoğunluğu arttıkça pıhtılaşma eğilimi yükselir ve kalp krizi riski ortaya çıkabilir' diye konuştu.</p><p>Sıvı kaybının yalnızca kalbi değil, böbrekleri de etkilediğini ifade eden Uzm. Dr. Özal, 'Vücuttaki sıvı miktarının azalması böbreklere giden kan akımını düşürebilir. Organizma bunu telafi etmek için bazı hormonları devreye sokar. Ancak bu mekanizma damarların büzüşmesine ve ani tansiyon yükselmelerine yol açabilir. Tüm bu süreçler kalp-damar sistemi üzerinde ciddi yük oluşturur' ifadelerini kullandı. </p><p>'KALBİN İŞ YÜKÜ ARTIYOR'</p><p>Sıcak havalarda damarların genişleyerek vücut sıcaklığını düşürmeye çalıştığını söyleyen Uzm. Dr. Özal, 'Vücut ısısını dengeleyen en önemli sistemlerden biri kan dolaşımıdır. Sıcaklık arttığında damarlar genişler ve kalbin daha fazla çalışması gerekir. Kalbin pompaladığı kanın büyük kısmı cilde yönelirken diğer organların dolaşımı etkilenebilir. Bu durum özellikle kalp yetmezliği bulunan kişiler için risk oluşturabilir' dedi.</p><p>'HİPERTANSİYON HASTALARI DAHA DİKKATLİ OLMALI'</p><p>Hipertansiyon hastalarının yaz aylarında tansiyon değişiklikleri açısından daha yakından takip edilmesi gerektiğini kaydeden Uzm. Dr. Özal, şu bilgileri paylaştı:</p><p>'Özellikle idrar söktürücü ilaç kullanan hastalarda sıvı kaybı daha belirgin hale gelebilir. Sıvı kaybı arttığında vücut tansiyonu yükselten mekanizmaları devreye sokabilir. Bunun yanında kullanılan bazı tansiyon ilaçları nedeniyle ani tansiyon düşmeleri de görülebilir. Bu nedenle tansiyon değerlerinde ciddi dalgalanmalar yaşanabilir. Yüksek tansiyonu olan kişilerin yazın gelmesiyle doktor kontrollerini yaptırmaları ve kullandıkları ilaçların sıcak hava koşullarına göre yeniden düzenlenip düzenlenmeyeceğinin değerlendirilmesi önemlidir. Yaz aylarında kalp yetmezliği bulunan bireyler de risk grubunda yer alır. Vücut sıcaklığını düşürmek için dolaşım sistemi daha yoğun çalışır. Kalbin iş yükü artarken sıvı kaybı da eklenince kalp yetmezliği olan hastalarda şikâyetler ağırlaşabilir. Bu nedenle sıcak havalarda dikkatli olunmalı ve sıvı dengesi korunmalıdır.'</p><p>'KLİMALI ORTAMA ANİ GEÇİŞ TEHLİKELİ OLABİLİR'</p><p>Aşırı sıcak bir ortamdan aniden çok soğuk ve klimalı bir ortama geçmenin de risk oluşturabileceğini belirten Uzm. Dr. Özal, 'Ani sıcaklık değişiklikleri damarların hızla büzüşmesine neden olabilir. Bu durum tansiyon yükselmesi, ritim bozuklukları ve kalp krizi açısından tetikleyici rol oynayabilir. Özellikle kalp hastalarının bu konuda dikkatli olması gerekir' dedi.</p><p>'SUSAMAYI BEKLEMEDEN SU İÇİN'</p><p>Sıcak havalarda yeterli sıvı tüketiminin hayati önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Özal, 'Su içmek için susamayı beklememek gerekir. Özellikle yaz aylarında günlük en az 2,5 litre su tüketilmesini öneriyoruz. Kaybedilen sıvının yerine konulması kalp krizi riskini azaltan en önemli önlemlerden biridir' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'YAZ AYLARINDA KALBİ KORUMAK İÇİN ÖNERİLER'</p><p>Kalp ve tansiyon hastalarının yaz aylarında bazı basit önlemlerle risklerini azaltabileceklerini belirten Özal, şu önerilerde bulundu:</p><p>'Su ihtiyacı öncelikle su ile karşılanmalıdır. Alkol ve kafeinli içecekler suyun yerini tutmaz. Günün en sıcak saatleri olan öğle saatlerinde mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır. Açık havada bulunulacaksa şapka, güneş gözlüğü ve güneş koruyucu kullanılmalıdır. Açık renkli, ince ve pamuklu kıyafetler tercih edilmelidir. Beslenmede aşırı yağlı, kızartılmış ve tuzlu yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Düzenli tansiyon takibi yapılmalı, ilaçlar hekim önerisine uygun şekilde kullanılmalı ve mümkün olduğunca serin, iyi havalandırılan ortamlarda bulunulmalıdır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/sicak-havalarda-kalp-krizi-riski-artiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 09:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/sicak-havalarda-kalp-krizi-riski-artiyor.jpg" type="image/jpeg" length="68295"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Çocuklarda yeme bozukluğunun arkasındaki gizli tehlike, 5 yaşında ergenlik belirtileri']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/cocuklarda-yeme-bozuklugunun-arkasindaki-gizli-tehlike-5-yasinda-ergenlik-belirtileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/cocuklarda-yeme-bozuklugunun-arkasindaki-gizli-tehlike-5-yasinda-ergenlik-belirtileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nevra UÇKAÇ/İZMİR, (DHA)- SAĞLIK Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İzmir Tıp Fakültesi Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne görevli Uzman Psikolog Sibel Özgür Vatansever, çocuk ve ergenlerde her geçen gün artan yeme bozuklukları ve obezite tehlikesine rikkati çekip, 'Hormonal bozulmayla birlikte çocuk çok küçük yaşta ergenliğe giriyor. 5 ya da 6 yaşındaki bir çocuğun vücudunda ergenlik belirtilerinin olması, onun için çok korkutucu ve travmatik bir durum haline gelebiliyor' dedi. Diyetisyen Aliye Güç de kilo vermenin önündeki en büyük engellerden birinin, sağlıklı beslenmenin toplumda kısa süreli ve geçici bir diyet listesi olarak algılanması olduğunu söyledi.</p><p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İzmir Tıp Fakültesi Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi uzmanları, çocuk ve ergenlerde her geçen gün artan yeme bozuklukları ve obezite tehlikesine karşı uyarılarda bulundu. Çocuklardaki yeme bozukluklarının sadece kiloyla ilgili olmadığını, ardında yatan psikolojik süreçlerin mutlaka incelenmesi gerektiğini belirten SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki Uzman Psikolog Uzman Psikolog Sibel Özgür Vatansever, bozulan yeme alışkanlıklarının çocuk gelişimini doğrudan tehdit ettiğini söyledi. Sağlıksız beslenme ve kilo alımının, hormonların ve dolayısıyla gelişim döngülerinin bozulmasına yol açtığını anlatan Vatansever, 'Hormonal bozulmayla birlikte çocuk çok küçük yaşta ergenliğe giriyor. 5 ya da 6 yaşındaki bir çocuğun vücudunda ergenlik belirtilerinin olması, onun için çok korkutucu ve travmatik bir durum haline gelebiliyor. Psikolojik destek sürecinde bu kaygılarla da çalışıyoruz' dedi. </p><p>'KOŞULLU KABUL GÖRMÜŞ ÇOCUKLARDA YEME BOZUKLUĞU BAŞ GÖSTERİYOR'</p><p>Çocukların kendilerine başvurduğunda sıklıkla bedensel kısıtlılıklardan ve sosyal zorbalıklardan şikayet ettiğini dile getiren Vatansever, 'Çocuğa kilosundan neden rahatsız olduğunu sorduğumda, 'Merdiven çıkarken zorlanıyorum' diyor ya da okulda arkadaşları tarafından zorbalığa uğradığını, kilosuyla dalga geçildiğini anlatıyor. Aslında burada asıl konu kilo değil, dalga geçiliyor olması ve çocuğun öz şefkatini kaybetmesi. Biz duygusal sorun yaşayan çocuklara kilonun bir amaç değil, sadece bir sonuç olduğunu fark ettirmeye çalışıyoruz. Koşulsuz sevgi ve kabul gören bir çocuğun beden imajıyla sorunu olmaz. Ancak koşullu kabul görmüş çocuklarda yeme bozuklukları ve kendini sevmeme eğilimi baş gösteriyor' diye konuştu.</p><p>'PAKETLİ GIDA VE EKRAN KARŞISINDA GEÇEN SAATLER SİSTEMİ BOZUYOR'</p><p>Aşırı kilo alımı veya kaybının yanlış kurgulanmış bir yaşam düzeninin faturası olduğunu vurgulayan Uzman Psikolog Vatansever, 'Bir çocukta kilo sorunu varsa, orada mutlaka uyku sorunu, denetlenemeyen ekran süresi ve aşırı paketli gıda tüketimi de vardır. Çocuklar ellerinde paketli ürünlerle ekran karşısında saatlerce vakit geçiriyor, ev hayatına dahil olmuyor ve aileler bir süre sonra çocuklara söz geçiremez hale geliyor. Biz tedavide doğrudan kiloyu hedef almayız. Uyku düzenini sağlar, melatonin hormonunun önemini anlatır, ekran süresini kısıtlarız. 0-7 yaş grubunda tamamen aileyle, 7-14 yaş arasında çocuk ve aileyle ortak, 14 yaş sonrasında ise ergenlerin kendi iradeleri ön planda olduğu için bireysel çalışırız. Çocuk hayatına bu disiplini uyarlayıp kendi bedeni üzerinde söz sahibi olduğunda, yaşadığı başarı tatminiyle birlikte öz güveni de yerine geliyor' dedi.</p><p>'KLİNİKTE EN SIK KARŞILAŞTIĞIMIZ TABLO OBEZİTE'</p><p>Halk arasında yeme bozukluklarının genellikle 'aşırı zayıflık arzusu' veya 'seçici beslenme' olarak bilindiğini, ancak klinikte tamamen farklı bir tabloyla karşılaştıklarını belirten SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Diyetisyeni Aliye Güç ise 'Yaklaşık 2 yıldır bu kurumda çalışıyorum. Nadiren de olsa aşırı zayıf görünme isteğiyle (anoreksiya vb.) karşılaşsak da, çocuk ve ergenlerde en sık gördüğümüz yeme bozukluğu tablosu, fazla enerji alımına bağlı olarak gelişen obezitedir. Bu durumun altında tek bir neden yok ancak pandemi ve sonrasında evde geçirilen sürenin artması, fiziksel aktivitenin azalması ve online yemek uygulamalarının yaygınlaşması fast food ile paketli gıdaya erişimi çok kolaylaştırdı' ifadelerini kullandı.</p><p>'ÇOCUKLAR SÖYLENENİ DEĞİL GÖRDÜKLERİNİ UYGULAR'</p><p>Kilo vermenin önündeki en büyük engellerden birinin, sağlıklı beslenmenin toplumda kısa süreli ve geçici bir diyet listesi olarak algılanması olduğunu ifade eden Diyetisyen Aliye Güç, şunları anlattı: </p><p>'Sağlıklı beslenme geçici bir liste değil, sürdürülebilir bir yaşam tarzıdır. İnternetteki bilimsel temeli olmayan hızlı kilo verme vaatleri motivasyon kaybı yaratıyor. Stres, yoğun okul temposu, yetersiz su tüketimi ve uykusuzluk da kilo vermeyi zorlaştırıyor. Çözümün temeli yasaklar koymak değil, doğru alışkanlıklar edindirmektir. Çocuklar ebeveynlerinin söylediklerinden ziyade gördüklerini uygularlar. Bu yüzden anne ve babaların iyi birer rol model olması gerekir. Özellikle akran zorbalığının yoğun yaşandığı 12-17 yaş arası ergenlik döneminde beden algısı kırılganlaşıyor. Daha küçük yaşlarda ise okuldaki abur cubur, kızartma ve hamur işi tüketimi obeziteyi tetikliyor.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'HEDEF HAFTADA 1 KİLO'</p><p>Beslenme planını çocuklarla konuşarak, onların sevdikleri besinleri kademe kademe sisteme dahil ederek hazırladıklarını belirten Güç, sağlıklı kilo kaybı sınırlarına değinip, 'Dünya Sağlık Örgütü'nün önerisi doğrultusunda haftalık yarım ila 1 kilo arasında kayıp hedefliyoruz. Aylık kontrollerde hastalarımızın sağlıklı bir şekilde 2 ile 4 kilo arasında vermelerini bekliyoruz' diye konuştu. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Izmir</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/cocuklarda-yeme-bozuklugunun-arkasindaki-gizli-tehlike-5-yasinda-ergenlik-belirtileri</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/cocuklarda-yeme-bozuklugunun-arkasindaki-gizli-tehlike-5-yasinda-ergenlik-belirtileri.jpg" type="image/jpeg" length="10019"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Ultraviyole ışınları korneaya zarar verebilir']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/ultraviyole-isinlari-korneaya-zarar-verebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/ultraviyole-isinlari-korneaya-zarar-verebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- YAZ aylarında artan güneş ışınlarının yalnızca cilt sağlığını değil, göz sağlığını da tehdit ettiğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Uğur Tunç, 'Özellikle öğle saatlerinde ultraviyole ışınlarına maruz kalmak korneada hasara yol açabilir' dedi. Dr. Öğr. Üyesi Tunç, çocuklar ve göz hastalığı bulunan kişiler için uyarılarda bulundu.</p><p> </p><p>Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Uğur Tunç, ultraviyole ışınlarının korneada hasara yol açabileceğini belirterek özellikle çocukların ve göz hastalığı bulunan kişilerin dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p><p> </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Uzun süre güneşe maruz kalmanın göz yüzeyinde çeşitli hasarlara yol açabileceğini ifade eden Dr. Tunç, 'Ultraviyole ışınları korneada bazı hasarlara neden olabilir. Bu nedenle özellikle öğle saatlerinde dışarı çıkılması gerekiyorsa ultraviyole korumalı güneş gözlükleri kullanılmalı. Plajda, açık havada ya da uzun yolculuklarda gözlerin korunması büyük önem taşıyor' dedi. Güneş gözlüğünün yalnızca konfor amaçlı değil, göz sağlığını korumak için de gerekli olduğunu belirten Dr. Tunç, kaliteli ve ultraviyole filtreli gözlüklerin tercih edilmesi gerektiğini ifade etti.</p><p> </p><p>'EKRAN KULLANIMI SONRASI IŞIĞA KARŞI DUYARLILIK ARTABİLİR'</p><p>Bazı kişilerde kornea sinirlerinin daha hassas olabildiğini belirten Dr. Tunç, uzun süre ekran kullanımı sonrasında ışığa karşı duyarlılığın artabileceğini söyledi. Dr. Tunç, 'Gün boyunca bilgisayar, telefon veya tablet ekranlarına uzun süre maruz kalmak kornea sinirlerinde hassasiyet oluşturabilir. Bu kişiler dışarı çıktıklarında hava kapalı olsa bile ışığın gözlerini rahatsız ettiğini hissedebilirler. Bu durumda koruyucu gözlüklerin yanı sıra fotokromik camlar da faydalı olabilir. Ayrıca ışık hassasiyetini artıran önemli nedenlerden bir diğeri ise göz alerjileridir' diye konuştu.</p><p> </p><p>'ÇOCUKLAR ÖĞLE SAATLERİNDE GÜNEŞTEN KORUNMALI'</p><p>Yaz aylarında çocukların uzun süre denizde ve güneş altında vakit geçirdiğine dikkat çeken Dr. Tunç, özellikle 11.00 ile 14.00 saatleri arasında güneşe maruz kalmanın sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Dr. Tunç, 'Çocuklar öğle saatlerinde mümkün olduğunca doğrudan güneş altında bırakılmamalı. Dışarı çıkmaları gerekiyorsa şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalı. Deniz ortamında kullanılabilecek ultraviyole korumalı yüzücü gözlükleri de tercih edilebilir. Bu hem genel sağlıkları hem de göz sağlıkları açısından önemli bir koruma sağlar' ifadelerini kullandı.</p><p> </p><p>'DOĞRUDAN BUZ UYGULANMASI DOĞRU DEĞİL'</p><p>Gözlerde ışık hassasiyeti yaşayan kişiler için serin uygulamaların rahatlatıcı olabileceğini ancak doğrudan buz uygulanmasının doğru olmadığını belirten Dr. Tunç, 'Göz çevresine direkt buz uygulamak zararlı olabilir. Bunun yerine buzdolabının üst bölümünde bekletilmiş göz maskeleri veya serin bezlerle kısa süreli uygulamalar yapılabilir. Ancak uygulama sırasında rahatsızlık hissediliyorsa işlem sonlandırılmalıdır' dedi.</p><p> </p><p>Gözlerde yanma, ışık hassasiyeti, sulanma veya alerji belirtilerinin uzun süre devam etmesi halinde bir göz hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiğini belirten Tunç, erken değerlendirmenin olası göz sorunlarının önüne geçebileceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/ultraviyole-isinlari-korneaya-zarar-verebilir</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/ultraviyole-isinlari-korneaya-zarar-verebilir.jpg" type="image/jpeg" length="20392"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Siirt'te bahçede fenalaşan hasta, tekneyle ambulansa ulaştırıldı]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/siirtte-bahcede-fenalasan-hasta-tekneyle-ambulansa-ulastirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/siirtte-bahcede-fenalasan-hasta-tekneyle-ambulansa-ulastirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akif ÖZALP/SİİRT, (DHA)- SİİRT'in Kurtalan ilçesine bağlı Çelikeşbaşı köyünde bahçesinde çalışırken fenalaşan Abdullah G. (60), tekneye alınarak Ilısu Baraj Gölü kıyısında bekleyen ambulansa ulaştırılıp hastaneye kaldırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Olay, Kurtalan ilçesine bağlı Ilısu Baraj Gölü karşısındaki Çelikeşbaşı köyünde meydana geldi. Bahçesinde çalıştığı sırada aniden fenalaşan Abdullah G.'yi gören yakınları, 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbarda bulundu. Bölgeye sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri zaman kazanmak için kara yolu yerine, gölde tekne kullanarak köye ulaştı. Hastaya ilk müdahaleyi olay yerinde yapan ekipler, Abdullah G.'yi sedyeye alarak köylülerin de yardımıyla tekneye bindirdi. Göl havzası kıyısında bekleyen ambulansa ulaştırılan Abdullah G., daha sonra Kurtalan Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.</p><p>Tedaviye alınan Abdullah G.'nin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Siirt</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/siirtte-bahcede-fenalasan-hasta-tekneyle-ambulansa-ulastirildi</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 15:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/06/agency/dha/siirtte-bahcede-fenalasan-hasta-tekneyle-ambulansa-ulastirildi.jpg" type="image/jpeg" length="16159"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
