<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Avrupa Gazete İngiltere gazete Londra gazete Londra Türk ingiltere türk avrupa türk gazeteler londra reklam seri ilan turkish newspaper</title>
    <link>https://www.avrupagazete.co.uk</link>
    <description>Avrupa Gazetesi, İngiltere'nin başkenti Londra merkezli Türkçe ve Ingilizce yayın yapar. London Turkish Gazette. UK Turkish Newspaper</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.avrupagazete.co.uk/rss/saglik-1" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 04 May 2026 17:15:12 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/rss/saglik-1"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[12 yaşındaki Poyraz Efe için ailesinden yardım çağrısı]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/12-yasindaki-poyraz-efe-icin-ailesinden-yardim-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/12-yasindaki-poyraz-efe-icin-ailesinden-yardim-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yusuf ÇINAR/ÇORUM, (DHA)- ÇORUM'da yaşayan Seyit ve Şükriye Akbaş çiftinin oğulları Poyraz Efe Akbaş (12), doğuştan gelen sağlık sorunlarıyla yaşam mücadelesi veriyor. Spina bifida (ayrık omurga) hastalığı nedeniyle bugüne kadar birçok tedavi gören, 3 ameliyat geçiren ve şimdi de böbrek yetmezliği riskiyle karşı karşıya kalan Poyraz için ailesi, yetkililerden ve hayırseverlerden destek bekliyor.</p><p>Orman işçisi olarak günübirlik yevmiyeyle çalışan Seyit Akbaş ile ev hanımı Şükriye Akbaş, 3 çocuklarına bakarken en büyük mücadeleyi hasta çocukları Poyraz için verdiklerini belirtiyor. Doğuştan spina bifida hastası olan Poyraz Efe Akbaş, halk arasında 'ayrık omurga' olarak bilinen rahatsızlık nedeniyle sinir sistemi ve idrar yollarıyla ilgili ciddi sağlık sorunları yaşıyor. Maddi imkansızlıklar nedeniyle tedavilerin yarım kaldığını anlatan aile, yetkililerden ve hayırsever vatandaşlardan yardım talep ediyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Poyraz'ın annesi Şükriye Akbaş, oğlunun durumunu anlatarak, 'Poyraz Efe, doğuştan spina bifida hastası. Şu ana kadar 3 ameliyat geçirdi. İlk ameliyatında mesane ve safra ile ilgili operasyon yapıldı. Daha sonra Ankara'ya hastaneye götürdüğümüzde bu kez de böbrek yetmezliği tanısı kondu. İki böbreği yüzde 66 ve yüzde 36 oranında çalışıyor. Şimdi ise maddi imkansızlıklardan dolayı son durumunun ne olduğunu bile bilmiyoruz. Uzun bir süredir hastaneye götüremiyoruz' dedi.</p><p>'ÇOCUĞUMUN SAĞLIĞINA KAVUŞMASINI İSTİYORUM'</p><p>Çocuğunun geceleri ağrı ve sancıdan uyuyamadığını, bugüne kadar az da olsa maddi destek ve bez yardımıyla evde bakım yapıldığını söyleyen Akbaş, 'Tek ricam çocuğumun sağlığına kavuşması. Bana yardımcı olsunlar. Çocuğumu göz göre göre ölüme sürükleyip kefene sarmak istemiyorum. Çocuğumun bezini bile alamaz duruma geldim. Çubuk sondasını bile alamıyorum. Onu alamadığım için idrar kesesini boşaltamıyor ve bu da böbreklerinde genişlemeye neden oluyor. Böbreğine daha büyük zarar veriyor' diye konuştu. </p><p>Seyit Akbaş ise günübirlik işlerde çalıştığını ve oğlunun tedavisini sürdürmekte zorlandığını ifade ederek, 'Ben orman işçisi olarak çalışıyorum. İş olursa gidiyorum. Oğlum Poyraz Efe'yi hastaneye götürdük, kış boyunca tedavisi için uğraştım ama maddi imkansızlıklar nedeniyle hiçbir tedavisini tam yaptıramadım. Tedavisini yarım bırakmak zorunda kaldık' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Corum</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/12-yasindaki-poyraz-efe-icin-ailesinden-yardim-cagrisi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 09:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/05/agency/dha/12-yasindaki-poyraz-efe-icin-ailesinden-yardim-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="15074"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Demir eksikliği kadınlarda daha sık görülüyor']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/demir-eksikligi-kadinlarda-daha-sik-goruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/demir-eksikligi-kadinlarda-daha-sik-goruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- GÜNLÜK hayatta sıkça karşılaşılan halsizlik, çarpıntı, nefes darlığı ve dikkat dağınıklığı gibi şikayetlerin demir eksikliğinden kaynaklanabileceğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Sevda Yılmaz, ' Demir eksikliği özellikle kadınlarda sık görülen ancak çoğu zaman strese bağlanarak göz ardı edilen bir sorun. Ancak erken tanıyla kolayca çözülebilir' dedi.</p><p> </p><p>Medipol Üniversitesi Vatan Kliniği'nden Uzm. Dr. Sevda Yılmaz, toplumda çok yaygın görülmesine rağmen genellikle geç fark edilen demir eksikliği anemisi hakkında kritik uyarılarda bulundu.</p><p> </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'VÜCUT YETERİNCE OKSİJENLENEMİYOR'</p><p>Demirin vücut için hayati bir rolü olduğunu belirten Dr. Yılmaz, 'Demir, dokulara oksijen taşınmasını sağlar. Eksikliğinde vücut yeterince oksijenlenemez ve bu durum hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürür. Halsizlik, çarpıntı, nefes darlığı, dikkat dağınıklığı ve çabuk yorulma en sık görülen belirtilerdir. Hastalar bu şikâyetleri genellikle yaşa, strese ya da yoğun iş temposuna bağlıyor. Ancak altta yatan neden çoğunlukla tedavi edilebilir bir demir eksikliğidir' ifadelerini kullandı.</p><p> </p><p>'KADINLARDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR'</p><p>Demir eksikliğinin özellikle kadınlarda yaygın olduğuna işaret eden Dr. Yılmaz, 'Yoğun ve düzensiz âdet kanamaları kadınlarda demir eksikliğinin en sık nedenlerinden biridir. Bu hastaların kadın doğum muayenesiyle birlikte değerlendirilmesi tedavinin önemli bir parçasıdır. Bazı hastalarda mide ve bağırsak kaynaklı gizli kan kayıpları demir eksikliğine yol açabiliyor. Bu durumlarda gerekli endoskopik tetkiklerin yapılması ve altta yatan nedenin mutlaka saptanması hayati önem taşır' dedi.</p><p> </p><p>'TANISI KOLAY, TEDAVİSİ MÜMKÜN'</p><p>Demir eksikliği anemisinin tanısının zor olmadığını belirten Dr. Yılmaz, 'Basit bir kan testiyle serum demiri ve depo demiri ölçülebilir. Ancak kalıcı çözüm için sadece demir vermek değil, eksikliğe neden olan durumu da tespit etmek gerekir. Bazı hastalarda ağızdan demir tedavisi yeterli olurken, bazı özel durumlarda damar yoluyla demir tedavisi tercih edilebilir. Uygun tanı ve tedaviyle hastaların hem enerji düzeyi hem yaşam kalitesi belirgin şekilde artıyor. Tedavi sonrası hastalarımızdan sıkça 'Meğer yıllarca boşuna halsiz ve bitkin yaşamışım' cümlesini duyuyoruz. Sürekli halsizlik yaşayan herkes demir eksikliği açısından değerlendirilmelidir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/demir-eksikligi-kadinlarda-daha-sik-goruluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 09:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/05/agency/dha/demir-eksikligi-kadinlarda-daha-sik-goruluyor.jpg" type="image/jpeg" length="27144"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Benlerdeki değişiklikler cilt kanseri belirtisi olabilir']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/benlerdeki-degisiklikler-cilt-kanseri-belirtisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/benlerdeki-degisiklikler-cilt-kanseri-belirtisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- SON yıllarda cilt kanseri vakalarında artış gözlendiğini belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Gizem Eren benlerdeki değişimlerin dikkatle takip edilmesi gerektiğinin altını çizerek, 'Bir benin şeklinin bozulması, kenarlarının düzensizleşmesi, renk değişikliği, büyüme, kaşıntı veya kanama gibi durumlar uyarıcı olabilir. Diğer benlerden farklı görünen lezyonlar mutlaka değerlendirilmelidir' dedi.</p><p>Cilt kanseri, dünyada en sık görülen kanser türleri arasında yer alırken, son yıllarda görülme sıklığında da artış dikkat çekiyor. Medical Park İstanbul Onkoloji Hastanesi Dermatoloji (Cildiye) Uzmanı Dr. Gizem Eren, Mayıs Ayı Cilt Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, özellikle güneşin zararlı etkilerine karşı bilinçli olunması gerektiğini vurguladı.</p><p>Cilt kanserinin, derideki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıktığını belirten Dr. Eren, en önemli risk faktörünün ultraviyole (UV) ışınlarına maruz kalmak olduğunu söyledi. Açık tenli kişiler, sık güneş yanığı geçirenler, fazla sayıda beni olanlar, solaryum kullananlar ve ailesinde cilt kanseri öyküsü bulunan bireylerin daha yüksek risk altında olduğuna dikkat çekti.</p><p>'GÖRÜLME SIKLIĞI ARTIYOR'</p><p>Son yıllarda cilt kanseri vakalarında artış gözlendiğini ifade eden Dr. Eren, 'Güneşe maruz kalma süresinin artması, bronzlaşma alışkanlıkları, solaryum kullanımı ve yaşam süresinin uzaması bu artışın başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra toplumda farkındalığın artması ve erken tanı yöntemlerinin yaygınlaşması da daha fazla vakanın tespit edilmesini sağlıyor' dedi.</p><p>'CİLT KANSERİ TÜRLERİ'</p><p>Cilt kanserinin farklı türleri olduğunu belirten Uzm. Dr. Eren, 'En sık görülen bazal hücreli karsinom genellikle yavaş ilerler. Skuamöz hücreli karsinom ise daha agresif seyredebilir. Melanom ise daha nadir görülmesine rağmen en tehlikeli türdür ve hızlı yayılma potansiyeline sahiptir. Bu nedenle erken fark edilmesi hayati önem taşır' diye konuştu.</p><p>'GÜNEŞ IŞINLARI DNA'YA ZARAR VERİYOR'</p><p>Güneşten gelen UV ışınlarının ciltte DNA hasarına yol açarak zamanla kanser gelişimini tetiklediğini vurgulayan Uzm. Dr. Eren, özellikle 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşe maruz kalmanın riskli olduğunu söyledi. Uzm. Dr. Eren, 'Çocukluk ve gençlik döneminde yaşanan tekrarlayan güneş yanıkları, ilerleyen yaşlarda cilt kanseri riskini belirgin şekilde artırır' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'GÜNEŞ KREMİ ÖNEMLİ AMA TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL'</p><p>Güneş kremlerinin düzenli ve doğru kullanıldığında koruyucu olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Eren, 'En az SPF 30 ve geniş spektrumlu ürünler tercih edilmeli. Güneşe çıkmadan önce sürülmeli ve 2-3 saatte bir yenilenmelidir. Ancak tek başına yeterli değildir; şapka, güneş gözlüğü ve koruyucu giysilerle desteklenmelidir' dedi.</p><p>'SOLARYUM KULLANIMINA DİKKAT EDİLMELİ'</p><p>Solaryum kullanımının cilt kanseri riskini artırdığına dikkat çeken Uzm. Dr. Eren, 'Solaryum cihazları yoğun UV ışını yayar ve bu durum cilt hücrelerinde hasara yol açar. Özellikle genç yaşta başlanması riski daha da artırır. Dünya Sağlık Örgütü solaryumu kanserojen olarak sınıflandırmaktadır' diye konuştu.</p><p>'BENLERDEKİ DEĞİŞİKLİKLER ÖNEMSENMELİ'</p><p>Cilt kanserinin erken belirtilerine de değinen Dr. Eren, özellikle benlerdeki değişimlerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyleyerek şu bilgileri paylaştı:</p><p>'Bir benin şeklinin bozulması, kenarlarının düzensizleşmesi, renk değişikliği, büyüme, kaşıntı veya kanama gibi durumlar uyarıcı olabilir. Diğer benlerden farklı görünen lezyonlar mutlaka değerlendirilmelidir.'</p><p>'ERKEN TANI HAYAT KURTARIYOR'</p><p>Erken teşhisin tedavi başarısını doğrudan etkilediğini vurgulayan Dr. Eren, düzenli cilt kontrolünün önemine dikkat çekti. 'Kişiler 3-6 ayda bir kendi ciltlerini kontrol etmeli. İyi aydınlatılmış bir ortamda, ayna yardımıyla tüm vücut gözden geçirilmeli. Yeni oluşan ya da değişim gösteren lezyonlar fark edildiğinde vakit kaybetmeden dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır. Erken evrede yakalanan cilt kanserleri genellikle tamamen tedavi edilebilir' dedi.</p><p>'BASİT ÖNLEMLERLE KORUNMAK MÜMKÜN'</p><p>Cilt kanserinden korunmanın en etkili yolunun güneşten korunmak olduğunu belirten Uzm. Dr. Eren, günlük hayatta alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı: 'Güneşin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamak, düzenli güneş kremi kullanmak, şapka ve güneş gözlüğü takmak, gölgede kalmak ve solaryumdan uzak durmak riski önemli ölçüde azaltır. Ayrıca düzenli cilt kontrolleri de erken tanı açısından büyük önem taşır.'</p><p>Uzm. Dr. Eren, küçük önlemlerle büyük sağlık sorunlarının önüne geçilebileceğini belirterek, 'Ciltte fark edilen en küçük değişiklik bile ihmal edilmemeli. Erken tanı, hayat kurtarır' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/benlerdeki-degisiklikler-cilt-kanseri-belirtisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 09:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/05/agency/dha/benlerdeki-degisiklikler-cilt-kanseri-belirtisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="18928"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Sanal medyanın yaygınlaşması, bağımlılıkların da artmasına yol açıyor']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/sanal-medyanin-yayginlasmasi-bagimliliklarin-da-artmasina-yol-aciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/sanal-medyanin-yayginlasmasi-bagimliliklarin-da-artmasina-yol-aciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ruken KADIOĞLU-Canberk ÖZTÜRK/ANKARA, (DHA)- TÜRK Toraks Derneği Genel Başkan Yardımcısı, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Kılınç, elektronik sigaraların kurşun dahil birçok zehirli madde içerdiğini ve kanser riskini artırdığını belirterek, 'Ortaokul çağlarındaki çocuklarımız bile buna çok hızla ulaşabiliyorlar. Bunları onlara tanıtan mecra da maalesef sanal medya. Sanal medyanın yaygınlaşması, bağımlılıkların da artmasına yol açıyor' dedi.</p><p>Türk Toraks Derneği Genel Başkan Yardımcısı, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Kılınç, Ankara'da 1-2 Mayıs'ta dernek tarafından düzenlenen 'Halk İçin Akciğer Sağlığı Kongresi' kapsamında DHA'ya elektronik sigara bağımlılığı ile ilgili açıklama yaptı. Prof. Dr. Kılınç, elektronik sigara cihazlarının, yeni nesil nikotin bağımlılığı oluşturan, zehir içeren cihazlar olduğunu söyledi. Yanmadığı için normal tütün ürünlerine göre karbonmonoksit gibi kimyasalların az olduğunun düşünüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Oğuz Kılınç, 'Kurşun dahil 'formaldehit' dediğimiz hücreler açısından çok zehirli olan maddeleri içeren, yine içindeki aromaların yüksek ısıda ısıtılmasından dolayı, ciğerimize çektiğimizde kanserleşme riskini artırıyor. Kullanımının ilk 6 ayında 'evali' dediğimiz bu tehlikeli, zehirli buharı içine çekmekten dolayı akciğerin hava keseciklerinde su toplanması oluşabiliyor. Bu da akciğerin fonksiyonunu bozup öldürücü akciğer yetmezliğine yol açabiliyor. Yoğun bakımda tedavi edilerek hastaların bir kısmı kurtulabiliyor ama yüzde 80'inde ölüm oluyor maalesef, akciğer fonksiyon bozukluğu nedeniyle. Dolayısıyla 'Normal sigara içeceğine bunu iç, bu daha az zararlı. Hatta öbürünü içmediğin için avantajlısın' sözleri, elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri için geçerli değil. Bunlar normal sigaraların yaptığı zararlara ek olarak hızlı oluşan ve yaşamı tehdit eden yeni hastalıklar hediye edebiliyor insanlara. Şöyle anlatabilirim; normal sigaraları, nargileyi, puroyu, pipoyu içmek bir binanın 30'uncu katından atlamaksa, elektronik sigara ve diğer türevlerini içmek 29'uncu katından atlamaktır. İkisinin de sonu ölümdür, sakatlıktır. Onun için bu ürünler birbirinin alternatifi olamaz. Bu ürünlerin tümünün yasaklanması ve kullanımının azaltılması gerekiyor' diye konuştu.</p><p>'NİKOTİNİN BAĞIMLILIK GÜCÜ UYUŞTURUCU İLE EŞ DEĞER'</p><p>Prof. Dr. Kılınç, Türkiye'de elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin imalatı, satışı ve pazarlanmasının yasayla yasaklandığını söyleyerek, 'Ama gerçek yaşam bunu söylemiyor bize. Ortaokul çağlarındaki çocuklarımız bile buna çok hızla ulaşabiliyorlar. Bunları onlara tanıtan mecra da maalesef sanal medya. Sanal medyanın yaygınlaşması, diğer sorunlara yol açtığı gibi bağımlılıkların da artmasına yol açıyor. Bu bağımlılığı yaratan madde 'nikotin' dediğimiz madde ve nikotinin beyinde yaptığı bağımlılık gücü uyuşturucu ile eş değerdir. Bilimsel çalışmalar bunu göstermiştir. Yani bunların ruhsatlanması, uyuşturucu niteliğindeki bir maddenin ruhsatlı olarak satılması anlamına gelir. Ve ruhsatlandığı zaman kullanımı yüzde 180 artar bu tip maddelerin. Onun için şu andaki gibi üretilmesinin, dağıtılmasının, pazarlanmasının yasaklanması, yasaklı halde devam etmesi gerekiyor. Bunu aşmak için tütün endüstrisinin birtakım girişimlerde bulunduğunu biliyoruz. Ama biz bunun karşısındayız. Çünkü torunlarımızın, çocuklarımızın, kadınlarımızın, gençlerimizin geleceğinin ipotek altına alınmasını istemiyoruz' ifadelerini kullandı. </p><p>'KALEM KUTULARININ İÇİNDE TAŞINABİLİR FORMATTA'</p><p>Tütün endüstrisinin çocukları ve kadınları hedefe koyduğunu söyleyen Prof. Dr. Oğuz Kılınç, şöyle konuştu:</p><p>'Tütün endüstrisinin çocukların bilinçaltına 5 yaşından itibaren, 'Bu maddeleri kullanabilirsiniz' mesajlarını sanal medya üzerinden, dijital platformlar üzerinden verdiğini biliyoruz. Bu gayrimeşru bir ticaret ve sonu ölüm olan bir ticaret. 'Konvansiyonel' dediğimiz tütün ürünü, sigara, nargile gibi ürünler, kötü kokan şeyler. Endüstri, bu kötü imajı maskelemek için buhar haline dönüştürdü. Ama bu buhar zehirli bir buhar, su buharı değil. Ayrıca içine birtakım kokular ve tatlar koyarak gençlerin alışık olduğu, tatlarla eşleştirerek sanki onlar gibi zararsız duygusu yaratmaya çalışıyorlar. Bunların tümü pazarlama taktiği. Topyekun bütün devlet, karar vericiler, sivil toplum örgütleri, bu işin bilimini yapan bilim insanları, vatandaşlarımız el birliğiyle buna karşı bir duruş sergilememiz gerekiyor. Aileler çocuklarının elektronik sigara kullandığını fark edebilirler. Bunlar artık kalem kutularının içinde taşınabilir bellek formatında olan şeyler. Bir de bağımlı olmak, ailede bir kültür söz konusuysa daha kolay. Anne baba, kardeş özellikle ya da bir arada oldukları arkadaş grupları bunu kullanıyorsa, çocuklar da bunu normal bir şeymiş gibi kodluyorlar. Yaşları geldiğine inandıklarında bu ürünleri alıp kullanmaya başlıyorlar. Çocuğunuza diğer uyuşturucuları teklif etmiyorsanız, nikotin uyuşturucusunu da teklif etmeyin.' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'BİR KARTUŞ BİTİRİLDİĞİNDE 60 SİGARA İÇİLMİŞ OLUYOR'</p><p>Normal sigara ürünlerinin; tütün ürünleri ve elektronik sigaraların içinde bulunan maddelerin DNA'larda bozukluğa yol açabildiğini de söyleyen Prof. Dr. Kılınç, 'Her içilen 50 sigarada bir herhangi bir hücremizde kanser yatkınlığı artıran bir bozukluk, DNA kırığı olma riski yüzde 50. Elektronik sigaralarda bir kartuş bitirildiği zaman en az 60 sigara içilmiş gibi oluyor. Dolayısıyla güvenli olmadığı buradan belli. Nikotin bağımlılığı beyinde başlayan bir bağımlılık, irade dışı çalışan bir merkez var; o merkezi ele geçiriyor nikotin. 'Tütün endüstrisi insanlarımızın beynine çip takıyor ve onların karar verme mekanizmalarını ele geçiriyor' diye yorumlayabiliriz' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/sanal-medyanin-yayginlasmasi-bagimliliklarin-da-artmasina-yol-aciyor</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 13:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/05/agency/dha/sanal-medyanin-yayginlasmasi-bagimliliklarin-da-artmasina-yol-aciyor.jpg" type="image/jpeg" length="69313"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kanser alanında geliştirilen koruyucu aşılarla kanser önlenebilir']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/kanser-alaninda-gelistirilen-koruyucu-asilarla-kanser-onlenebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/kanser-alaninda-gelistirilen-koruyucu-asilarla-kanser-onlenebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Melike USLU- Harun ŞAHBAZOĞLU/İSTANBUL, (DHA)- KORUYUCU aşıların özellikle enfeksiyon kaynaklı kanser türlerinde riski azalttığını ve yeni nesil kişiye özel mRNA aşılarının tedavi sürecinde önemli bir aşamayı temsil ettiğini belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Ferhatoğlu, 'Bazı enfeksiyon etmenleri kanserden sorumludur. Bu nedenle uygulanan koruyucu aşılar, bu enfeksiyonların ileride oluşturabileceği kanser riskini azaltır. Günümüzde en çok dikkat çeken kanser aşıları ise tedavi amaçlı geliştirilen genetik materyal temelli aşılardır. COVID-19 sürecinde kullanılan mRNA aşılarına benzer şekilde geliştirilen bu aşılar, klasik aşılardan farklı olarak doğrudan genetik materyal içerir' ifadelerini kullandı. </p><p>Kanserden korunmada bireysel önlemlerin etkili olduğuna dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Ferhatoğlu, 'Kanser ortaya çıkmadan önlenebilir. Bunun birkaç yolu var. Kişinin kendi alacağı önlemlerle bunun önüne geçebilme imkanı bulunuyor. Burada en önemli konu yaşam tarzı değişikliğidir. Çünkü sigara; ağız içinden başlayarak akciğer ve mesaneye kadar birçok kanser türünden sorumludur. Bunun dışında alkolün kullanılmaması, Akdeniz tarzı diyetin benimsenmesi ve düzenli egzersiz yapılması, kişinin kanserden korunması için alabileceği önlemler arasında yer alır' dedi. </p><p>'KORUYUCU AŞILAR KANSER RİSKİNİ AZALTIYOR'</p><p>Bazı enfeksiyonların kansere yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Ferhatoğlu, 'Ultraviyole ışınları, özellikle cilt kanseri açısından önemli bir etkendir. Bu nedenle koruyucu kıyafetlerin kullanılması, güneşe maruz kalınması gereken durumlarda güneş kremi uygulanması önerilir. Ayrıca bazı kimyasallar ve mesleki maruziyetler de kansere neden olabilir. Bu durumlarda gerekli önlemlerin alınması büyük önem taşır. Bazı enfeksiyon etmenleri de kansere yol açabilir. Bu nedenle uygulanan koruyucu aşılar, bu enfeksiyonların ileride oluşturabileceği kanser riskini azaltır. Günümüzde en çok gündemde olan aşılardan biri rahim ağzı kanserine karşı geliştirilen aşıdır. Bu aşı yaygın şekilde kullanılmakta olup, Batı toplumlarında rahim ağzı kanserinin ortadan kaldırılmasına yönelik önemli bir aşamaya gelinmiştir. Ayrıca hepatit B aşısı da karaciğer kanserinin önlenmesinde oldukça etkilidir. Aşılar, bir enfeksiyon etmeninin vücutta hastalık oluşturmasını engellemek amacıyla, o etmenin zayıflatılmış bir versiyonunun ya da bazı bileşenlerinin vücuda verilmesiyle bağışıklık yanıtı oluşturur. Bu sayede bağışıklık sistemi bir hafıza geliştirir ve aynı etmenle tekrar karşılaştığında hazır halde olur. Tedavi edici kanser aşıları da benzer bir mantıkla değerlendirilebilir. Bu aşılar, kanser hücrelerine özgü bazı proteinler veya genetik materyaller kullanılarak geliştirilir' ifadelerini kullandı.</p><p>Kanser tedavisindeki gelişmelere değinen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhatoğlu, 'Yakın zamana kadar kanser tedavisinin temelini kemoterapiler oluşturuyordu. Ancak immünoterapilerin klinik kullanıma girmesiyle birlikte, bu tedaviler kemoterapilerin yerini kademeli olarak almaya başladı. Günümüzde immünoterapiler, kimi zaman tek başına, kimi zaman kemoterapi veya diğer tedavilerle birlikte kullanılmakta ve giderek ilk basamak tedaviler arasında yer almaktadır. Kanser aşıları da benzer bir potansiyele sahiptir. Günümüzde en çok dikkat çeken kanser aşıları, genetik materyal temelli aşılardır. COVID-19 sürecinde kullanılan mRNA aşılarına benzer şekilde geliştirilen bu aşılar, klasik aşılardan farklı olarak doğrudan genetik materyal içerir. Bu yöntemle, hastanın kanser hücrelerinden alınan örnekler laboratuvar ortamında incelenir, kansere özgü genetik mutasyonlar tespit edilir ve bu bilgiler kullanılarak aşılar hazırlanır. Bu aşılar vücuda verildiğinde, kanser hücrelerine özgü proteinlerin üretilmesi sağlanır. Bu proteinler bağışıklık sistemi tarafından tanınır ve hedef alınır' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'STANDART TEDAVİLERİN YERİNİ ALABİLİR'</p><p>Aşıların şu an için hastalık oluştuktan sonra kullanıldığını belirten Doç. Dr. Ferhatoğlu, 'Bu aşılar halihazırda kanser geliştikten sonra uygulanabilmektedir. Yani hastalığın oluşmasından sonraki süreci kapsar. Ancak devam eden klinik çalışmalar sonucunda, eğer bu aşıların standart tedavilere göre daha etkili olduğu gösterilirse, gelecekte tedavi protokollerinde daha geniş yer bulmaları mümkündür. Burada en önemli değerlendirme kriterlerinden biri, hastaların sağkalım süresidir. Eğer aşılar, hastaların yaşam süresini uzatır, tümörün daha hızlı ortadan kaldırılmasını sağlar ve hastalığın tekrarını geciktirirse, standart tedavilerin yerini alma potansiyeline sahiptir. Bu aşılar özellikle bağışıklık sisteminden kaçabilen kanser hücrelerini hedef alır. Kanser hücreleri farklı mekanizmalarla gelişebilir; bazıları bağışıklık sisteminden kaçma yeteneğini daha fazla kullanır. Bu nedenle bu aşıların özellikle akciğer kanseri, melanom ve mesane kanseri gibi türlerde daha etkili olabileceği düşünülmektedir' dedi.</p><p>2026'DA YENİ KLİNİK ÇALIŞMALARI BAŞLAYACAK'</p><p>Yeni klinik çalışmaların 2026 yazında başlayacağını söyleyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhatoğlu, 'Kanserin oluşumuna dair yaygın kabul gören hipoteze göre, hastalık tek bir hücreden başlar ve zamanla çoğalarak tümör kitlesini oluşturur. Bu süreç bir ağacın gövdesine benzetilebilir; tek bir noktadan başlar ve zamanla dallanır. Hücreler çoğaldıkça farklı değişimler geçirir ancak bazı temel mutasyonlar ortak kalır. Eğer bu ortak mutasyonlar tespit edilebilirse, bu hedeflere yönelik aşıların geliştirilmesi mümkün olabilir. Bu alanda yeni klinik çalışmaların 2026 yazında başlaması planlanmaktadır. Geliştirilen bu aşılar, mRNA teknolojisi ile üretilmekte ve klasik aşılardan farklı olarak kişiye özel olarak tasarlanmaktadır. Bu özellikleri sayesinde bağışıklık sistemini daha güçlü bir şekilde uyarma potansiyeline sahiptir. Bu da hastalığın daha hızlı kontrol altına alınmasına ve daha uzun süreli hastalıksız dönemler sağlanmasına katkı sağlayabilir. Şu ana kadar gerçekleştirilen klinik çalışmaların sonuçları umut vericidir. Faz çalışmaları devam etmekte olup, elde edilecek sonuçlara göre bu tedavilerin ilerleyen dönemde klinik uygulamada önemli bir yer edinmesi beklenmektedir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/kanser-alaninda-gelistirilen-koruyucu-asilarla-kanser-onlenebilir</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/05/agency/dha/kanser-alaninda-gelistirilen-koruyucu-asilarla-kanser-onlenebilir.jpg" type="image/jpeg" length="76371"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Bakımsız klimalar ve evde çamaşır kurutma gibi etkenler akciğerde kalıcı hasara yol açabilir']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/bakimsiz-klimalar-ve-evde-camasir-kurutma-gibi-etkenler-akcigerde-kalici-hasara-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/bakimsiz-klimalar-ve-evde-camasir-kurutma-gibi-etkenler-akcigerde-kalici-hasara-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- MEDİPOL Sağlık Grubu'ndan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melahat Bekir Külah, sigara dumanından bakımsız klimalara, iç ortamda çamaşır kurutmaktan yoğun kimyasal kullanımına kadar pek çok etkenin akciğerlerde kalıcı hasara yol açabileceği uyarısında bulundu.</p><p> </p><p>Akciğer sağlığı, yalnızca enfeksiyonlardan değil, günlük yaşamda maruz kalınan çevresel faktörlerden de doğrudan etkileniyor. Akciğerlerin vücudun hayati organlarından biri olduğunu vurgulayan Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Melahat Bekir Külah, oksijen alımı ve karbondioksitin vücuttan uzaklaştırılması gibi temel yaşamsal fonksiyonların akciğerler sayesinde gerçekleştiğini söyledi. Hem sağlıklı bireylerin hem de solunum hastalığı bulunan kişilerin akciğer sağlığı konusunda bilinçli olması gerektiğini belirten Dr. Külah, yalnızca virüs ve bakterilerin değil, günlük yaşamda fark edilmeyen birçok çevresel faktörün de akciğerleri olumsuz etkilediğini ifade etti.</p><p> </p><p>'SİGARA DUMANI VE PASİF İÇİCİLİK BÜYÜK RİSK'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p> </p><p>Sigara dumanına maruz kalmanın ister aktif ister pasif içicilik şeklinde olsun, hava yollarında ciddi tahribata yol açtığını belirten Dr. Külah, 'Sigara dumanı astım ve KOAH gibi kronik hastalıkların gelişimine zemin hazırlıyor. Öte yandanyaz aylarında yoğun kullanılan klimaların düzenli bakımının yapılmaması ve filtrelerinin temizlenmemesi de ciddi sağlık sorunları oluşturuyor. Yine uygun nem oranının sağlanmaması durumunda toz ve küf mantarlarına bağlı akciğer hastalıklarıortaya çıkıyor. İç ortamın yeterince havalandırılmaması isevirüs, bakteri, toz ve kimyasalların solunum yollarına daha kolay ulaşmasına sebep oluyor' dedi.</p><p> </p><p>'EV İÇİNDE ÇAMAŞIR KURUTMAK KÜF RİSKİNİ ARTIRIYOR'</p><p> </p><p>Ev ortamında çamaşır kurutmanın nem oranını artırarak küf oluşumuna zemin hazırladığını belirten Dr. Külah, gözle görülmeyen küf sporlarının solunum yoluyla akciğerlere ulaşarak ciddi enfeksiyonlara yol açabileceğini söyledi. Çamaşır suyu, tuz ruhu ve yoğun deterjanların kontrolsüz kullanımının akciğerlerde tahrişe neden olabileceğini vurgulayan Dr. Külah, özellikle alerji ve astım hastalarında bu maddelerin hastalığın alevlenmesine yol açabileceğini ifade etti.</p><p> </p><p>'YETERSİZ SU TÜKETİMİ AKCİĞERLERİ ZAYIFLATIYOR'</p><p>Dr. Külah, 'Günlük yeterli su tüketimi akciğer sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Su, bronşların içindeki mukusu daha akışkan hale getirerek solunum yollarının nemli kalmasını sağlar ve enfeksiyon riskini azaltır. Ancak yeterli su tüketilmediğinde mukus yoğunlaşır, solunum yollarında kuruluk artar ve bu durum enfeksiyon riskini yükseltir. Ayrıca tozlu ortamlarda çalışan kişilerin mutlaka koruyucu ekipman kullanması gerekir. Aksi halde mesleki akciğer hastalıkları ortaya çıkabilir. Düzenli egzersiz de akciğer kapasitesini artırır. Hareketsiz bir yaşam ise kapasite kaybına yol açar. Bu nedenle günde en az 40 dakika yürüyüş yapılmasını öneriyoruz' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/bakimsiz-klimalar-ve-evde-camasir-kurutma-gibi-etkenler-akcigerde-kalici-hasara-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/05/agency/dha/bakimsiz-klimalar-ve-evde-camasir-kurutma-gibi-etkenler-akcigerde-kalici-hasara-yol-acabilir.jpg" type="image/jpeg" length="91365"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dondurulmuş gıdayı çözdürürken dikkat edilmesi gerekenler]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/dondurulmus-gidayi-cozdururken-dikkat-edilmesi-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/dondurulmus-gidayi-cozdururken-dikkat-edilmesi-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA) - DONDURULMUŞ gıdaların pratiklik sayesinde mutfakların vazgeçilmezi olsa da yanlış taşınma ve hatalı çözündürme yöntemlerinin sinsi sağlık risklerini beraberinde getirdiğini söyleyen Fonksiyonel Tıp Uzmanı Dr. Hale Handan Sarıkaya, soğuk zincirin kırılmasıyla ortaya çıkan bakteriyel toksin tehlikesine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu.</p><p> Dondurulmuş gıdaların taşınmasında soğuk zincirin mutlaka korunması gerektiğini belirten Medipol Sağlık Grubu'ndan Uzm. Dr. Hale Handan Sarıkaya, 'Market alışverişinde dondurulmuş ürünler en son alınmalı ve mümkünse yalıtımlı çantalarda, buz aküleriyle birlikte en kısa sürede eve ulaştırılmalıdır. Özellikle çözünmeye başlayan gıdalarda hızlı bakteri oluşumu için çok uygun bir zemin hazırlanıyor' dedi.</p><p> 'EN SAĞLIKLI ÇÖZÜNDÜRME YÖNTEMİ BUZDOLABI'</p><p>Dondurulmuş gıdaların çözündürülmesinde en güvenli yöntemin buzdolabı olduğunu aktaran Dr. Sarıkaya, 'Eksi 18 dereceden çıkarılan gıdanın, buzdolabında artı 4 derecede yaklaşık 24 saat içinde yavaşça çözülmesi en sağlıklı yöntemdir. Daha hızlı çözündürme gerektiğinde ise su geçirmez ambalaj içinde soğuk su yöntemi kullanılabilir. Mikrodalga kullanımı ise son seçenek olmalı. Bu yöntemde çözünen gıdanın hemen pişirilmesi gerekir' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p> ODA SICAKLIĞI UYARISI</p><p> En sık yapılan hatalardan birinin gıdaların oda sıcaklığında çözündürülmesi olduğunu söyleyen Dr. Sarıkaya, 'Gıdanın dış yüzeyi hızla çözünürken bakteriyel çoğalma başlar. Bu durum ciddi sağlık riskleri oluşturabilir. Özellikle sıcak suyla çözündürme de benzer şekilde risklidir. Gıdalarda yalnızca bakteri değil, bakterilerin oluşturduğu toksinler de risk taşıyor. Pişirme işlemi bakterilerin çoğunu yok etse de bakteriyel toksinler kalabilir. Bu toksinler uzun vadede vücutta inflamasyona, hücre hasarına ve çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir' ifadelerini kullandı.</p><p> 'ÇÖZÜNEN GIDA TEKRAR DONDURULMAMALI'</p><p>Çözündürülmüş gıdaların tekrar dondurulmasının önerilmediğini belirten Dr. Sarıkaya, 'Sağlıklı koşullarda buzdolabında çözünen gıdalar teorik olarak yeniden dondurulabilir ancak bu durum gıdanın besin değerini düşürür. Oda sıcaklığında çözünen gıdalar ise kesinlikle tekrar dondurulmamalıdır. Sağlıklı ve güvenli beslenme için dondurulmuş gıdaların doğru yöntemlerle çözündürülmesi gerekir. En doğru yaklaşım, gıdayı kontrollü şekilde çözdürüp kısa sürede tüketmektir' diyerek sözlerini tamamladı.</p><p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/dondurulmus-gidayi-cozdururken-dikkat-edilmesi-gerekenler</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 09:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/05/agency/dha/dondurulmus-gidayi-cozdururken-dikkat-edilmesi-gerekenler.jpg" type="image/jpeg" length="11984"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: Sumud Filosu'na yapılan müdahale insanlık onurunun çiğnenmesidir]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/bakan-memisoglu-sumud-filosuna-yapilan-mudahale-insanlik-onurunun-cignenmesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/bakan-memisoglu-sumud-filosuna-yapilan-mudahale-insanlik-onurunun-cignenmesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA, (DHA)- SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, 'Sumud Filosu'na yapılan müdahale yalnızca hukukun değil, insanlık onurunun da çiğnenmesidir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bakan Memişoğlu, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, 'Gazze'nin derman bekleyen yaraları, bize tek bir hakikati haykırıyor: Dünyanın ihtiyacı olan, insanlığın yeniden kendi vicdanıyla buluşmasıdır. En temel insani ihtiyaçları olan suya, gıdaya ve umuda ulaşmaya çalışan masumların önünü kesmek korkaklıktır, barbarlıktır. Sumud Filosu'na yapılan müdahale yalnızca hukukun değil, insanlık onurunun da çiğnenmesidir. Bizler, 'bir insanı yaşatmanın tüm insanlığı yaşatmak' olduğuna inanan, şifayı ve merhameti her türlü hesabın üzerinde tutan büyük bir medeniyetin evlatlarıyız. Vicdanların körelmesine, mazlumun feryadının sessizliğe mahkum edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Zulmün sıradanlaştırılmak istendiği bir dünyada biz, adaletin ve insanlığı yaşatmanın tarafında dimdik durmaya devam edeceğiz' ifadelerini kullandı. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/bakan-memisoglu-sumud-filosuna-yapilan-mudahale-insanlik-onurunun-cignenmesidir</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/04/agency/dha/bakan-memisoglu-sumud-filosuna-yapilan-mudahale-insanlik-onurunun-cignenmesidir.jpg" type="image/jpeg" length="99460"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gazileri hayata bağlayan merkez]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/gazileri-hayata-baglayan-merkez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/gazileri-hayata-baglayan-merkez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ruken KADIOĞLU-Canberk ÖZTÜRK/ANKARA, (DHA)- SAĞLIK Bilimleri Üniversitesi Ankara Gaziler Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi (Gaziler FTR) Ortez-Protez Yapım, Uygulama ve Eğitim Merkezi'nde, ağırlıklı olarak gaziler için son teknoloji protez kol ve bacak üretiliyor. Protez kullanımına uyumları eğitimlerle sağlanan gaziler, yeniden ayağa kalkıp, hayata bağlanıyor.</p><p>Gaziler FTR Ortez-Protez Yapım, Uygulama ve Eğitim Merkezi'nde gazilerin yanı sıra, travma ve damar hastalığına bağlı uzuvlarını kaybeden veya doğuştan el, kol ve bacakları olmayanlar için de protez kol ve bacak üretiliyor. Protez üretimi ve uygulamasının yapıldığı merkezde hastaların protez kullanımına uyum sağlaması için kapsamlı eğitim süreçleri yürütülüyor. Türkiye'de ilk kez uygulanan, merdiven inip çıkabilme, geri geri yürüyebilme ve su içinde kullanabilme özelliklerine sahip mikroişlemci kontrollü protezler ile hastalara günlük yaşamda bağımsız hareket imkanı sunuluyor. Her bir parmağı bağımsız hareket edebilen biyonik el protezleri sayesinde ise gaziler, sağlam elleriyle yapabildikleri pek çok işi yeniden gerçekleştirebilir hale geliyor. Merkezde gazilerin protez yenileme süreçleri de gerçekleştirilerek, ömür boyu fizik tedavi ve rehabilitasyon süreçlerine destek olunuyor. Merkezde görev yapan yaklaşık 20 ortez-protez teknikeri, tüm bu süreci özveriyle yürüterek hastaların yaşam kalitesinin artırılmasına katkı sağlıyor. Merkezde yılda büyük bölümü gazi yaklaşık bin hastaya müdahale ediliyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'YURT DIŞI İLE AYNI SEVİYEDEYİZ'</p><p>Protez-ortez teknikeri olarak 30 yıldır merkezde görev yapan Mustafa Demiral, 30 Nisan Türkiye Protez Ortezciler Günü'nde DHA'ya konuştu. Demiral, mesleklerinin çok fazla tanınmadığını anlatarak, 'Özellikle gazilerimizi düşünerek kurulan bir merkeziz. Dünyadaki her türlü yenilik protez ve ortez alanında ne varsa her şey teknolojik olarak burada üretiliyor. Gazilerimiz, doktorlarımız tarafından muayenesi yapıldıktan sonra bize yönlendiriliyor. Hastanın ihtiyaçları, istekleri göz önünde bulundurularak, hastaya özel malzemelerle, yaklaşık 1- 1,5 ay gibi bir süreç içinde protezini tamamlamış oluyoruz. Sadece protez yapımı değil, fizik tedavisini alıyor, sosyal hizmetlerini alıyor. Tekrar hayata kazandırmak için mesleki rehabilitasyon bölümlerinde hastanın bu tür faaliyetleri, özel istekleri, bunun üzerinden sportif faaliyetler hepsi bir bütün olarak burada değerlendiriliyor. Hastamız protezle birlikte günlük hayatta nelerle karşılaşabilir, rampa iniş çıkış, merdiven iniş çıkış, karşıya geçerken koşması gerekiyorsa koşabilmesi için merkezde değerlendirilip eğitimler her aşamada veriliyor. Buradan çıkarken hayata adapte olmuş şekilde onları yolluyoruz. Hastalarımız yaptığımız protezlerle yeniden yürümeye başlıyorlar. Geri dönüşlerini soruyoruz, onların özel isteklerine göre yeniden çalışıyoruz. Teknolojik anlamda yurt dışı ile ilgili aynı seviyedeyiz uygulamalar konusunda' diye konuştu.</p><p>'YILDA 1000 HASTAYA BAKIYORUZ'</p><p>Gaziler için ilk başta zorlu bir sürecin olduğunu ifade eden Demiral, 'Çok erken dönemde uzuvlarını kaybediyorlar. Bu durumda onları hayata tekrar geri kazandırabilmek, o yaşta onların beklentilerine cevap verebilmek zor. Bir sürü soru işaretleriyle geliyorlar buraya. Biz onları aşama aşama, üzerine ilave ede ede azaltmaya çalışıyoruz. Elimizden gelenin fazlasını yapmaya çalışıyoruz. Gazilerin ilk önce bize geldiğindeki yüz ifadesiyle buradan ayrılırken ki yüz ifadesini görmek önemli olan. Bu ifade başka bir şeyle herhalde ölçülemez. O bizim için de onun için de farklı bir duygu. Onun için ve bizim için de gazilerimiz ayağa kalkıp biraz adım almaya başladıktan sonra karşılıklı sarıldığımızda her şey değişiyor. Merkez olarak baktığımızda yılda 1000 hastaya rahatlıkla hizmet veriyoruz' ifadelerini kullandı.</p><p>'BURADA GÜÇLENİYORUZ'</p><p>Irak'ın kuzeyinde Pençe Kilit Harekat bölgesinde 6 Temmuz 2022'de el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucunda 2 gözünü kaybeden ve sol bacağı diz altından ampute edilen ve Gaziler FTR'de tedaviyle yeniden ayağa kalkan gazi Emirhan Karagöbekli (27) '6 Eylül 2022'de protezimi yaptırmak için hastaneye geldim. Burada yaklaşık 2,5-3 ay kadar bir süreçte protezim geldi. Sonrasında protezimi giymeye başladım. Daha öncesinde yaralı olduğum dönem hiç yürüyemeyeceğimi, eskisi gibi daha aktif olmayacağımı düşündüm. Ama sonrasında burada protezimi denediğimde buradaki çalışanların destekleriyle güzel bir şekilde kendimizi toparlayıp hayatımıza devam etmeye çalıştık güzel bir şekilde. Burada tedavi almaya, protez eğitimleri almaya da devam ediyoruz. Sporumuzu yapıyoruz, güçleniyoruz' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/gazileri-hayata-baglayan-merkez</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 12:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/04/agency/dha/gazileri-hayata-baglayan-merkez.jpg" type="image/jpeg" length="75888"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Acil servislerde mevsim geçişi yoğunluğu; uzmanlardan maske uyarısı]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/acil-servislerde-mevsim-gecisi-yogunlugu-uzmanlardan-maske-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/acil-servislerde-mevsim-gecisi-yogunlugu-uzmanlardan-maske-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İrem BAŞDAŞ/ANTALYA, (DHA)- AKDENİZ Üniversitesi'nden (AÜ) Dr. Öğretim Üyesi Süleyman İbze, hava değişiminin hastalıklara davetiye çıkardığını ifade ederek 'Özellikle hava sıcaklığındaki ani değişimler, üst solunum yolu hastalıklarını artırıyor. Bu nedenle acil servislere başvurularda artış görüyoruz. İnsanlar ne giyeceklerine karar veremiyor' dedi. </p><p>Mevsim geçişlerinde yaşanan ani sıcaklık değişimleri ve artan polen yoğunluğu, özellikle üst solunum yolu hastalıklarında artışa neden oldu. Geçiş dönemlerinde vatandaşların sıkça üşütme, alerjik reaksiyon ve öksürük şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvurduğunu belirten AÜ Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Süleyman İbze, vatandaşların öncelikle aile sağlığı merkezlerine başvurmaları ve alerjenlere karşı korunma önlemlerini artırmaları gerektiğini vurguladı.</p><p>HAVA SICAKLIĞINDAKİ ANİ DEĞİŞİMLERE DİKKAT</p><p>Hava değişiminin hastalıklara davetiye çıkardığını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi İbze, 'Mevsim geçişleri, adaptasyon sürecimizi etkileyen dönemlerdir. Şu anda da sabah güneş açıyor, sonra hava değişiyor. Sabah soğuk, öğlen daha sıcak oluyor. Bu durum hem vücudumuzun fizyolojik adaptasyonunu hem de günlük davranışlarımızı etkiliyor. Ayrıca bu dönem doğanın adeta uyandığı bir zaman. Bu süreçte polenler havada yoğun şekilde dolaşıyor. Hava bir esiyor, bir duruyor. Tüm bunlar bazı hastalıklara zemin hazırlıyor. Özellikle hava sıcaklığındaki ani değişimler, üst solunum yolu hastalıklarını artırıyor. Bu nedenle acil servislere başvurularda artış görüyoruz. İnsanlar ne giyeceklerine karar veremiyor. Bazen üşüyor, bazen terliyor ve bu da hastalanmalarına neden oluyor' diye konuştu. </p><p>'MASKE KULLANIMI FAYDALI BİR ÖNLEM'</p><p>Mevsim geçişlerinde maske takmanın önemine vurgu yapan Süleyman İbze, 'En sık karşılaştığımız durumlar enfeksiyonlar oluyor. Bunun yanında polen ve diğer alerjenlerin artmasıyla birlikte alerjik reaksiyonlar da sık görülüyor. İnsanlar hem daha fazla dışarıda vakit geçiriyor hem de havadaki alerjen miktarı arttığı için daha çok etkileniyorlar. Burun akıntısı, gözlerde sulanma, hapşırık gibi belirtiler sıkça görülüyor. Bu durumlar bazen enfeksiyonla karıştırılabiliyor. Özellikle alerjiye yatkın bireylerde bu şikayetler daha sık ortaya çıkıyor. Tedavide genellikle antialerjik ilaçlar kullanılır. Bunun yanı sıra alerjenle temasın azaltılması çok önemlidir. Dışarı çıkarken maske kullanımı gibi önlemler faydalı olabilir' ifadelerini kullandı.</p><p>'ALERJEN TEMASI AZALTILMALI'</p><p>Astım gibi üst solunum yolu sıkıntısı yaşayanların sağlık kuruluşlarına mutlaka başvurması gerektiğini ifade eden Dr. İbze, şöyle konuştu:</p><p>'Daha ciddi durumlarda ise astım gibi solunum yolu hastalıkları olan kişilerde nefes darlığı gelişebilir ve bu durum acil başvuruların önemli bir kısmını oluşturur. Bu kişilerin alerjenlerden mümkün olduğunca uzak durmaları gerekir. Ayrıca bu dönemde sebepsiz öksürükler de sık görülür. Bunlar genellikle alerjik kökenlidir. Bu süreçte yapılması gereken en önemli şey, alerjen temasını azaltmaktır. Maske kullanımı ve ani sıcaklık değişimlerinden korunmak, mukozal bariyerin adaptasyonu açısından önemlidir. Şikayetler olduğunda öncelikle birinci basamak sağlık kuruluşlarına, yani aile sağlığı merkezlerine başvurulmalıdır. Acil servisler ise gerçekten acil durumlar için tercih edilmelidir.' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'EV AKARLARI EN SIK GÖRÜLEN ALERJENLERDEN'</p><p>Mevsimsel alerjide bir risk grubu olmadığını belirten İbze, 'Ancak daha önce alerjik reaksiyon yaşamış bireyler artık risk grubundadır ve daha dikkatli olmalıdır. Özellikle astım gibi akciğer hastalığı olan kişiler bu dönemde daha hassastır. Genetik olarak doğrudan bir geçiş olmasa da ailede benzer öykülerin olması riski artırabilir. Bu nedenle bu bireylerin daha dikkatli olması gerekir. Bu dönemde insanlar doğaya daha çok çıkıyor. Ancak yeni bitkiler, ağaçlar, böcekler veya hayvanlarla temas da alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Bu konuda da dikkatli olunmalıdır. Ev ortamı da bu açıdan önemlidir. Ev akarları en sık görülen alerjenlerdendir. Bu nedenle ev temizliğine dikkat edilmeli, düzenli havalandırma yapılmalıdır. Bu önlemler alerjik reaksiyonların oluşmasını veya tekrarını azaltacaktır' dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/acil-servislerde-mevsim-gecisi-yogunlugu-uzmanlardan-maske-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/04/agency/dha/acil-servislerde-mevsim-gecisi-yogunlugu-uzmanlardan-maske-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="40949"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Sıtmada en önemli yöntem koruyucu ilaçlar ve kişisel önlemlerdir']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/sitmada-en-onemli-yontem-koruyucu-ilaclar-ve-kisisel-onlemlerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/sitmada-en-onemli-yontem-koruyucu-ilaclar-ve-kisisel-onlemlerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA, (DHA)- ENFEKSİYON Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Şeyma Betül Kayhan, 'Endemik bölgelere seyahat edecek kişiler için sıtma önemli bir risk oluşturmaktadır. Korunmada en önemli yöntem koruyucu ilaçlar ve kişisel önlemlerdir. Seyahat sonrası ateş ve benzeri şikayetleri olan kişiler sağlık kuruluşuna başvurarak seyahat geçmişlerini ve kullandıkları ilaçları hekimleriyle paylaşmaları hayati önem taşımaktadır' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Lokman Hekim Üniversitesi Ankara Hastanesi'nden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Şeyma Betül Kayhan, Dünya Sıtma Günü nedeniyle yazılı açıklama yaptı. Dr. Kayhan, Türkiye'de yerli bulaş sona ermiş olsa da yurtdışı kaynaklı vakalar ve iklim koşulları nedeniyle sıtma riskinin sürdüğünü belirterek, özellikle endemik bölgelere seyahat edecekler için koruyucu önlemlerin hayati önem taşıdığını söyledi. Dr. Kayhan, 'Sıtma dişi anofel sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşan ve plasmodium cinsi parazitlerin neden olduğu bir enfeksiyon hastalığıdır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre vaka sayılarında azalma görülse de hastalığın etkisi sürmektedir' diye konuştu.</p><p>Türkiye'de geçmişte yaygın görülen sıtmanın, Sağlık Bakanlığı'nın çalışmalarıyla yerli bulaş açısından ortadan kaldırıldığını belirten Uzman Dr. Kayhan, 'Buna karşın Türkiye'nin subtropikal kuşakta yer alması, iklim değişikliği ve yoğun nüfus hareketleri nedeniyle risk tamamen ortadan kalkmış değildir. Türkiye'de her yıl 200-250 civarında yurtdışı kaynaklı vaka bildirilmektedir. Vakaların çoğu Sudan, Nijerya ve Uganda gibi Afrika ülkelerinden gelmektedir. Hastalığın belirtilerinde ise, sivrisinek temasından en erken bir hafta sonra ortaya çıkmaktadır. Ateş, üşüme, titreme, terleme, baş ağrısı ve kas-eklem ağrıları gibi belirtiler görülebilir. Erken tanı ve tedaviyle genellikle tam iyileşme sağlanmaktadır. Özellikle en ağır seyreden sıtma türü enfeksiyonlarında koma, böbrek yetmezliği ve akciğer ödemi gibi ağır tablolar gelişebilir' ifadelerini kullandı. </p><p>Türkiye'de sıtma tanısının sağlık kuruluşlarında yapılan periferik kan yayması ile konulabildiğini belirten Uzman Dr. Kayhan, şunları söyledi:</p><p> 'Doğrulama testleri İl Halk Sağlığı Laboratuvarları tarafından yapılır. Tedavide kullanılan ilaçlar ise, İl Sağlık Müdürlükleri tarafından temin edilmektedir. Endemik bölgelere seyahat edecek kişiler için sıtma önemli bir risk oluşturmaktadır. Etkili bir aşı bulunmamıştır. Korunmada en önemli yöntem koruyucu ilaçlar ve kişisel önlemlerdir. Seyahatten en az 15 gün önce profilaksiye başlanması gerekmektedir. Uzun kollu kıyafetler giyilmesi ve sinek kovucular kullanılması gerekir. Seyahat sonrası ateş ve benzeri şikayetleri olan kişiler sağlık kuruluşuna başvurarak seyahat geçmişlerini ve kullandıkları ilaçları hekimleriyle paylaşmaları hayati önem taşımaktadır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/sitmada-en-onemli-yontem-koruyucu-ilaclar-ve-kisisel-onlemlerdir</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/04/agency/dha/sitmada-en-onemli-yontem-koruyucu-ilaclar-ve-kisisel-onlemlerdir.jpg" type="image/jpeg" length="75888"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: Aç kalmadan da zayıflamak mümkün]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/uzmani-uyardi-ac-kalmadan-da-zayiflamak-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/uzmani-uyardi-ac-kalmadan-da-zayiflamak-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA)- TOPLUMDA yaygın olan 'aç kalmadan zayıflanmaz' inanışının yanlış olduğunu belirten Diyetisyen Banu Doğanlar, 'Kilo vermek için aç kalmak değil, vücudun ihtiyacından biraz daha az enerji almak gerekir. Doğru şekilde kalori açığı oluşturulduğunda aç kalmadan da kilo verilebilir. Uzun süre aç kalmak ve çok düşük kalorili beslenmek metabolizmayı yavaşlatır. Bu durum sonrasında kontrolsüz yeme ataklarına ve tatlı krizlerine neden olabilir' dedi.</p><p>Medical Park TEM Hastanesi'nden Diyetisyen Banu Doğanlar, kilo vermek isteyen birçok kişinin yaptığı hatalara dikkat çekerek, 'aç kalmadan zayıflanmaz' algısının doğru olmadığını söyledi.</p><p>Toplumda yaygın olan bu inanışın yanlış olduğunu vurgulayan Dyt. Doğanlar, 'Kilo vermek için aç kalmak değil, vücudun ihtiyacından biraz daha az enerji almak gerekir. Doğru şekilde kalori açığı oluşturulduğunda aç kalmadan da kilo verilebilir' diye konuştu.</p><p>Uzun süre aç kalmanın ve tek tip beslenmenin süreci olumsuz etkilediğini belirten Dyt. Doğanlar, 'Uzun süre aç kalmak ve çok düşük kalorili beslenmek metabolizmayı yavaşlatır. Bu durum sonrasında kontrolsüz yeme ataklarına ve tatlı krizlerine neden olabilir' ifadelerini kullandı. </p><p>'KÜÇÜK HATALAR KİLO VERMEYİ ZORLAŞTIRIYOR'</p><p>Günlük hayatta fark edilmeyen bazı alışkanlıkların kilo verme sürecini olumsuz etkilediğini ifade eden Dyt. Doğanlar, 'Kahve veya çay yanında tüketilen küçük atıştırmalıkların göz ardı edilmesi, yetersiz su tüketimi, hareketsizlik ve porsiyon kontrolü yapılmadan tüketilen meyveler kilo verme hızını düşürebilir' dedi.</p><p>'SÜREKLİ AÇLIK HİSSİNE DİKKAT'</p><p>Sık acıkmanın çoğu zaman yanlış beslenme düzeninden kaynaklandığını belirten Dyt. Doğanlar, 'Yetersiz protein ve lif alımı ile rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenme, kan şekerinde dalgalanmalara yol açarak açlık hissini artırır. Öğün atlama da bu durumu tetikler. İnsülin direnci, uyku eksikliği ve stres de açlık hissinin artmasına neden olabilir' açıklamasında bulundu.</p><p>'DÜŞÜK KALORİLİ DİYETLER METABOLİZMAYI YAVAŞLATIYOR'</p><p>Çok düşük kalorili diyetlerin kısa vadede kilo kaybı sağlasa da uzun vadede süreci zorlaştırdığını aktaran Dyt. Doğanlar, 'Vücut bir süre sonra kendini korumaya alır. Metabolizma yavaşlar, enerji harcaması azalır ve kilo kaybı durur. Bu durum halk arasında 'direnç' olarak bilinir. Uzun süre düşük kaloriyle beslenmeye rağmen kilo verememek, sürekli yorgunluk, egzersiz performansında düşüş, üşüme hissi ve kabızlık bu duruma işaret edebilir' dedi.</p><p>'BAZI HASTALIKLAR SÜRECİ ZORLAŞTIRABİLİR'</p><p>İnsülin direnci ve tiroit hastalıklarının kilo vermeyi zorlaştırabileceğini kaydeden Dyt. Doğanlar, 'Ancak bu durum kilo vermeyi imkânsız hale getirmez. Uzman desteği ve gerekli durumlarda tıbbi tedavi ile süreç yönetilebilir' diye konuştu. </p><p>Diyet sürecinde yapılan hatalara dikkat çeken Dyt. Doğanlar, şu bilgileri paylaştı:</p><p>'Çok düşük kalorili diyetler uygulamak, yetersiz protein almak, başkalarının diyet listelerini uygulamak, sıvı kalorilerini göz ardı etmek, hafta sonu kaçamaklarını kontrolsüz yapmak, sağlıklı olarak bilinen bazı gıdaların fazla tüketilmesi, yetersiz uyku ve hareketsiz yaşam en sık yapılan hatalar arasında yer alıyor.'</p><p>'TOK KALMANIN YOLU DENGELİ BESLENMEDEN GEÇİYOR'</p><p>Gün boyu tokluk hissi için dengeli beslenmenin önemine vurgu yapan Dyt. Doğanlar, 'Her öğünde protein, lif ve sağlıklı yağ içeren dengeli tabaklar oluşturulmalı. Sebze, tam tahıllar ve kaliteli protein kaynakları bu noktada önemli rol oynar. Yetersiz su tüketimi de açlık hissiyle karıştırılabilir. Günde en az 1,5 litre su tüketilmesini öneriyoruz' ifadelerini kullandı.</p><p>'TATLI KRİZLERİNİN NEDENİ YANLIŞ BESLENME OLABİLİR'</p><p>Tatlı krizleri ve gece yeme isteğinin nedenlerine değinen Dyt. Doğanlar, 'Gün içinde yeterli ve dengeli beslenmeyen kişilerde akşam saatlerinde tatlı isteği artar. Katı diyetler, stres, duygusal yeme ve uykusuzluk da bu durumu tetikler. Akşam öğünlerinde protein tüketimi önemlidir. Protein içeriği yüksek besinler tokluk süresini uzatarak gece yeme isteğini azaltabilir' dedi.</p><p>'AÇLIKLA GELEN KİLO GİDER, DENGEYLE GELEN KALIR'</p><p>Sağlıklı kilo vermenin sürdürülebilir olması gerektiğini söyleyen Dyt. Doğanlar, 'Açlıkla gelen kilo kaybı geri döner, dengeyle gelen kalır' diye konuştu. </p><p>Doğanlar, sağlıklı kilo kaybı için önerilerini ise şöyle sıraladı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Doğru bir kalori açığı oluşturmak, yeterli protein tüketmek, liften zengin beslenmek, düzenli hareket etmek, yeterli uyumak ve katı kurallar yerine esnek bir beslenme planı uygulamak gerekir.'</p><p>Kilo verme sürecinin yalnızca diyetle değil yaşam tarzı değişikliğiyle mümkün olduğunu belirten Dyt. Doğanlar, bu sürecin doğru planlandığında sürdürülebilir ve sağlıklı şekilde yönetilebileceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/uzmani-uyardi-ac-kalmadan-da-zayiflamak-mumkun</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 09:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/04/agency/dha/uzmani-uyardi-ac-kalmadan-da-zayiflamak-mumkun.jpg" type="image/jpeg" length="22926"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser, KOAH ve kalp riskine rağmen sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/kanser-koah-ve-kalp-riskine-ragmen-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/kanser-koah-ve-kalp-riskine-ragmen-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA) - AĞZINDAN kan gelmesi şikayetiyle hastaneye başvuran 76 yaşındaki Gülin Gökçen, yapılan tetkiklerin ardından akciğer kanseri olduğunu öğrendi. Altmış yılı aşkın süredir sigara kullanan, KOAH, bronşektazive yüksek kalp riski de taşıyan Gökçen; Medipol Sağlık Grubu'nda üç farklı uzmanlık alanının bir araya geldiği multidisipliner ve zorlu bir operasyonla sağlığına kavuştu.</p><p>Uzun yıllar günde üç pakete varan sigara kullanımı sonrası ciddi sağlık sorunları yaşayan Gülin Gökçen'in hayatı, ağzından kan gelmesi üzerine başvurduğu hastanede değişti. Yapılan incelemelerde akciğer kanseri tespit edilen ve aynı zamanda KOAH ile bronşektazi öyküsü bulunan hasta için üç branş seferber oldu. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kemal Karapınar, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Saltürk ve Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ceyla Zeynep Çolakoğlu Gevher'in ortaklaşa yürüttüğü ameliyat sonrası sağlığına kavuşan hasta taburcu edildi.</p><p>'AKCİĞER KANSERİ VE BRONŞEKTAZİYE AYNI SEANSTA MÜDAHALE ETTİK'</p><p>76 yaşındaki Gülin Gökçen'in yoğun sigara kullanımı, KOAH ve bronşektazi öyküsü bulunan yüksek riskli bir hasta olduğunu belirten Prof. Karapınar, 'Hastamız düzensiz de olsa takip altındaydı. Ağzından kan geldiğini fark edince bilinçli davranarak hemen doktoruna başvurdu. Tomografide sağ akciğer alt lobunda yaklaşık 2 santimetrelik bir lezyon saptadık. Bronkoskopiden sonuç alamayınca biyopsi yaptık ve akciğer kanseri tanısı koyduk. Bu sonuçların ardından hastamız için cerrahi seçeneği değerlendirmeye başladık' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'YÜKSEK RİSKLERE RAĞMEN BAŞARIYLA AMELİYAT ETTİK'</p><p>Hastanın ileri yaşta olması, sigara kullanımı, KOAH, hipertansiyon ve kalpte plak bulunması nedeniyle detaylı şekilde değerlendirildiğini vurgulayan Prof. Karapınar, 'Tüm risklere rağmen bu ameliyatı kaldırabileceğini düşündük. Operasyonun kapalı yöntemle gerçekleştirdik.Kanserli sağ alt lobu çıkarırken komşu orta lobda bulunan bronşektazili alanı da aldık. Böylece tek seansta iki farklı hastalığa müdahale etmiş olduk. Yaklaşık 4 saat süren ameliyat sonrası hastamız bir gün yoğun bakımda takip edildi ve 5 gün içinde taburcu edildi' diye konuştu.</p><p>'KOAH HASTALARI DA UYGUN HAZIRLIKLA AMELİYAT OLABİLİR'</p><p>Yüksek risk taşıyan bir hasta olduğunu belirten Prof. Saltürk ise 'Bu tür hastalarda girişimsel işlemler ve ameliyatlar öncesinde çok dikkatli değerlendirme yapılması gerekir. Akciğerdeki şüpheli kitle nedeniyle ameliyat planlandık. Hasta başvurduğunda sigara içmeye devam ediyor ve KOAH tedavisi de yeterli düzeyde değildi. Öncelikle tedavisini yeniden düzenledik, detaylı solunum fonksiyon testleri yaptık ve yoğun bir hazırlık süreci uyguladık. Ameliyat sonrasında da KOAH'ayönelik özel önlemler alarak sürecin başarıyla tamamlanmasını sağladık. Uygun destek, doğru zamanlama ve multidisipliner yaklaşımla bu tür operasyonlar yüksek riskli hastalarda da güvenle yapılabiliyor' ifadelerini kullandı.</p><p>'SÜRECİ GÜVENLE YÖNETTİK'</p><p>Göğüs hastalıkları ve göğüs cerrahisi bölümlerinden ameliyat hazırlık sürecinde kendilerine yönlendirilen hastanın yüksek kardiyovasküler risk faktörleri taşıdığını belirten Uzm. Dr. Ceyla Zeynep Çolakoğlu Gevher de 'Majör cerrahi sırasında herhangi bir komplikasyon yaşanmaması için detaylı koroner görüntüleme yaptık. İncelemelerde yüksek riskli bir kalsiyum skoru saptadık. Bunun üzerine invaziv koroner anjiyografi uyguladık.Ameliyat riski ile kardiyak riski dengeleyerek gerekli tedavileri planladık ve hastamızı güvenle operasyona verdik. Herhangi bir ek yandaş hastalık gelişmedi ve hastamız güvenle taburcu edildi. Bundan sonraki süreçte akciğer rehabilitasyonu ile kalp risklerine yönelik önerilere uyduğu sürece sağlıklı şekilde yaşamını sürdüreceğine inanıyoruz' dedi. </p><p>'SİGARA BENİM EN BÜYÜK RAHATSIZLIĞIM OLDU'</p><p>Gülin Gökçen ise uzun yıllar sigara kullandığını belirterek 'Benim asıl rahatsızlığım sigara oldu. Yaklaşık 60 küsur yıl sigara içtim, kötü bir örneğim' dedi. </p><p>Ocak ayı sonunda ağzından kan geldiğini fark edince vakit kaybetmeden doktora başvurduğunu söyleyen Gökçen, yapılan tetkiklerin ardından Medipol'e yönlendirildiğini ifade etti. Gökçen, 'Kendimi doktorlarımızın ellerine teslim ettim. Çok kısa sürede taburcu oldum, şu anda fıstık gibiyim. İkinci baharımı yaşıyorum' diye konuştu. </p><p>Sigaraya küçük yaşlardan itibaren aile ortamında başladığını anlatan Gökçen, 'Babamız da içiciydi, sigarayla büyüdük. O dönemde her yerde sigara içiliyordu. Bu alışkanlık bırakmamızı çok zorlaştırdı' ifadelerini kullandı.</p><p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/kanser-koah-ve-kalp-riskine-ragmen-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 08:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/04/agency/dha/kanser-koah-ve-kalp-riskine-ragmen-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="78693"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık-Sen Başkanı Doğan'dan açıklama]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/saglik-sen-baskani-dogandan-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/saglik-sen-baskani-dogandan-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA, (DHA)- SAĞLIK-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, 'Gerek Cumhurbaşkanlığı olsun gerek Hazine ve Maliye Bakanlığı olsun gerek Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve üniversitelerimiz olsun üniversite hastanelerinde yaşanan tüm sorunları yetkililere iletiyor ve çözüm önerilerini sunuyoruz. Sorunlar çözülene kadar üniversite hastanelerinin sorunlarını gündemden düşürmeyeceğiz' dedi.</p><p>Sağlık-Sen Üniversite Şubeleri Üniversite Hastaneleri Değerlendirme Toplantısı sendika genel merkezinde gerçekleştirildi. Toplantıya, Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, Genel Sekreter Durali Baki, Genel Başkan Yardımcıları İdris Baykan ve Mustafa Irgatoğlu ile Türkiye genelindeki üniversite şube başkanları katıldı. Toplantıda, Türkiye genelindeki üniversite hastanelerinde yaşanan sorunlar ele alınarak, istişarelerde bulunuldu. İllerinden gelen şube başkanları hem hastane özeli hem de genel yaşanan sorunları anlatarak, çözüm önerileri sundu.</p><p>Yapılan açıklamada, 'Toplantıda, üniversite hastanesinde görevli sağlık profesyonellerinin sorunlarının giderek büyüdüğüne dikkat çekilerek, birçok hastanede teşvik ek ödeme yapılamadığı, teşvik ek ödemelere öncelik verilmesi gerektiği vurgulandı. Üniversite hastanelerinde Sağlık Bakanlığı ile uygulama birliği sağlanamadığı belirtilen toplantıda, bu hastanelerin yönetimsel dinamiğinin yeniden kurgulanması ve üniversitelerle ilgili mevzuatların yeniden düzenlenmesi gerektiği kaydedildi. Üniversite hastanelerinde uygulama birliğini sağlamak için Üniversite Hastaneleri Birliği kurulması gerektiğine tekrar dikkat çekildi. Üniversite hastanelerinde çalışan 4-D işçilerin ücretlerinin üniversitelerin döner sermayelerinden verildiği ifade edilen toplantıda, bu yükün üniversitelerden alınarak merkezi bütçeye taşınması gerektiği kaydedildi. Ayrıca üniversite hastanelerinde görevli sağlık profesyonellerinin önlük ve formasının yılda iki kere kurum tarafından verilmesi, istihdamın artırılması ve becayiş için kadro verilmesi, döner sermaye bütçesinden ödenen kamu görevlilerinin maaşlarının genel bütçeden ödenmesi gibi konulara da dikkat çekildi' denildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'YOL HARİTASI BELİRLEYECEĞİZ'</p><p>Sağlık-Sen Genel BaşkanI Mahmut Faruk Doğan, 'Bu toplantımızda fikir alışverişi yapacağız. Sizleri dinleyeceğiz, birlikte yol haritası belirleyeceğiz. Şube başkanlarımızın bizi veriyle beslemesi, bizleri bilgilendirmesi sayesinde sahanın sorunlarına hakimiz. Yetkililerle görüştüğümüz zaman, sizlerin bize sunduğu verilerle elimiz güçlü oluyor, sözümüz güçlü oluyor. Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürü Bilal Şentürk ile Maliye Bakanlığı Kamu Mali Yönetim ve Dönüşüm Genel Müdürü Yakup Tekin'e gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerde, gündemiz üniversite hastanelerinde yaşanan sorunlar oldu. Üniversite hastanelerin Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelere göre hem fiziki şartlar hem çalışanların özlük hakları bakımından geriye gittiğini anlattık. Bu duruma müdahale etmenin elzem olduğunu söyledik. Konuyla ilgili raporumuzu, çözüm öneriyle birlikte ilettik. Sağlık-Sen olarak, sorunlar çözülene kadar üniversite hastanelerinin sorunlarını gündemden düşürmeyeceğiz. Üniversite hastanelerinde görevli hocanın, hekimin, asistanın, hemşirenin, teknisyenin yani tüm sağlık profesyonellerinin hakkı için elimizden geleni yapacağız. Her meslek grubunun sorunu belirledik, üzerinde tartıştık. Şimdi buradan çıkacak olan raporumuzu, tüm yetkililerle paylaşacağız. Üniversite hastanelerindeki sorunları çözüme kavuşturmak için teşkilatımızla birlikte gayret göstereceğiz' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/saglik-sen-baskani-dogandan-aciklama</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 13:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/04/agency/dha/saglik-sen-baskani-dogandan-aciklama.jpg" type="image/jpeg" length="21076"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Medicana Ankara Hastanesi Başhekimi Sarıyıldız, Türkiye Sağlık Hizmetleri Meclisi Başkanlığı'na seçildi]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/medicana-ankara-hastanesi-bashekimi-sariyildiz-turkiye-saglik-hizmetleri-meclisi-baskanligina-secildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/medicana-ankara-hastanesi-bashekimi-sariyildiz-turkiye-saglik-hizmetleri-meclisi-baskanligina-secildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA, (DHA)- MEDICANA International Ankara Hastanesi Genel Müdür ve Başhekimi Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, TOBB bünyesinde faaliyet gösteren Türkiye Sağlık Hizmetleri Meclisi Başkanlığı'na seçildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Sağlık Hizmetleri Meclisi Başkanlık seçimleri Ankara'da gerçekleştirildi. Yapılan seçim sonucunda Doç. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, meclis başkanlığı görevine getirildi. Sarıyıldız'ın başkanlığa seçilmesiyle birlikte, sağlık politikalarının geliştirilmesi ve sektörün geleceğine yön verilmesi süreçlerinde aktif rol üstlenmesi hedefleniyor.</p><p>GÜLÇİN TÜRKMEN SARIYILDIZ HAKKINDA</p><p>1970 yılında Ankara'da doğdu. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. Genel cerrahi uzmanlık eğitimini Ankara Onkoloji Hastanesi'nde tamamladı. Kamu, özel sektör ve üniversite bünyesinde hekimlik ve yöneticilik görevlerinde bulunan Sarıyıldız, Sağlık Bakanlığı'nda farklı birimlerde yönetici olarak görev aldı; proje yönetimi, koordinasyon ve mevzuat süreçlerinde aktif rol üstlendi. Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında finansman, verimlilik, sürdürülebilirlik ve değer temelli sağlık hizmetleri alanlarında çalışmalar yürüttü. Kamu-özel iş birliği (PPP/KÖİ) modeliyle hayata geçirilen sağlık kampüsü projelerinin hazırlık ve planlama süreçlerinde yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/medicana-ankara-hastanesi-bashekimi-sariyildiz-turkiye-saglik-hizmetleri-meclisi-baskanligina-secildi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 12:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/04/agency/dha/medicana-ankara-hastanesi-bashekimi-sariyildiz-turkiye-saglik-hizmetleri-meclisi-baskanligina-secildi.jpg" type="image/jpeg" length="76432"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karın ağrısı ve şişkinlik şikayetiyle hastaneye gitti; 8 kiloluk böbreği ameliyatla alındı]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/karin-agrisi-ve-siskinlik-sikayetiyle-hastaneye-gitti-8-kiloluk-bobregi-ameliyatla-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/karin-agrisi-ve-siskinlik-sikayetiyle-hastaneye-gitti-8-kiloluk-bobregi-ameliyatla-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nuray UZATMAZ-Ahmet ATMACA/GAZİANTEP, (DHA)- GAZİANTEP'te genetik polikistik böbrek hastası olan, karnındaki ağrı ve şişkinlikle hastaneye başvuran Mustafa Doğan'ın (61), işlevini yitiren ve 8 kiloyu aşan böbreği operasyonla alındı.</p><p>Genetik polikistik böbrek hastası Mustafa Doğan, karnındaki şişlik ve ağırlığın tedavisi gerekçesiyle Gaziantep Şehir Hastanesi'ne başvurdu. Nefroloji Uzmanı Dr. Mehmet Tuncay ile Genel Cerrahi ve Organ Nakli Uzmanı Doç. Dr. Yücel Yüksel tarafından kontrol edilen hasta, böbreğin işlevini yitirdiği ve aşırı büyümesi sebebiyle diğer organlarına da zarar verdiği tespit edilip ameliyat kararı alındı. 50 santim büyüklüğe ulaşan ve 8 kilo ağırlığı aşan böbrek 30 dakika süren ameliyatla alındı. Doğan, işlevini yitiren böbreğinin alınmasının ardından yeni böbrek nakli yapılana kadar diyaliz tedavisine devam edecek.</p><p>'BÖBREĞİ BÜYÜTEN VE KİSTLERLE DOLDURAN İLGİNÇ BİR HASTALIK'</p><p>Hastanın karın şişliği ve ağırlık şikayetiyle kendilerine geldiğini söyleyen Nefroloji Uzmanı Dr. Mehmet Tuncay, 8 kilogramlık böbreği ameliyatla aldıklarını ifade ederek, 'Genetik Polikistik böbrek hastalığı dediğimiz bir böbrek hastalığı var. Bu hastalık böbrek yetmezliğinin en önemli sebeplerinden biri. Bu hastalık genetik bir sebep nedeniyle böbreği çok büyüten, tamamını kistlerle dolduran ilginç bir hastalık. Erken tanıda tedavi edilebilir ama gecikme durumunda diyaliz tedavisi kaçınılmaz oluyor. Böbrek çok büyük ve riskli olduğu için bu tür operasyonları yapan hekim ve merkez sayısı az. Biz de muayeneden sonra hastamıza böbreği çıkarmayı teklif ettik. Yücel hocamızın operasyonu gayet başarılı geçti. Ameliyat çok kısa sürdü ve hastamızın karnından yaklaşık 50 santim uzunluğunda, 8 kilo ağırlığında bir böbrek çıkardık. Sonrasında da hastamızda ciddi bir rahatlama sağladık. Bu operasyon hastamızı rahatlatmakla beraber hemodiyalizden kurtarmayacak ama gelecekte nakil tedavisi için büyük bir fırsat sunacak' diye konuştu.</p><p>'HASTAMIZIN BÖBREK UZUNLUĞU 50 SANTİMİ BULMUŞTU'</p><p>Genel Cerrahi ve Organ Nakli Uzmanı Doç. Dr. Yücel Yüksel de operasyonun çok kısa sürede tamamlandığını ve hastanın böbreğinin 50 santim uzunluğuna ulaştığını söyledi. Ameliyatın başarılı geçtiğini söyleyen Yüksel, 'Hastamız polikistik böbrek hastası. Bu hastalıkta böbrekler normalden çok daha fazla büyüyor. Bu hastamızda da 50 santim uzunluğuna kadar gelmişti. Böbrek bu kadar büyüyünce diğer organlara da bası yapıyordu. Hastanın nefes almasını dahi engelliyor, bağırsak alışkanlıklarını, beslenmesini bozuyordu. Bizim ameliyatımız 20-25 dakika sürdü. Bu kadar büyük bir böbrek için bu çok iyi bir süre. Yılların verdiği tecrübe ve hastanemizin sunduğu imkanlar sayesinde bu operasyonu yaptık. Hastamızın durumu gayet iyi' dedi.</p><p>'KUŞ GİBİ HAFİF HİSSEDİYORUM'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ameliyattan sonra kendisini sağlıklı hissettiğini söyleyen Mustafa Doğan ise 'Ameliyat sonrası kendimi kuş gibi hafif hissediyorum. Daha önce nefes alamazdım, yürüyemezdim. Böbrek diğer organlarımıza baskı yapardı. Karnımda 8 kiloluk böbrek vardı. Yani normal bir böbrek yarım kilo bile yoktur ama benimki 8 kiloyu aşmıştı. Yürürken, eğilirken, doğrulurken, lavaboya giderken çok zorlanırdım. Şimdi daha iyiyim' diye konuştu. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Gaziantep</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/karin-agrisi-ve-siskinlik-sikayetiyle-hastaneye-gitti-8-kiloluk-bobregi-ameliyatla-alindi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 12:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/04/agency/dha/karin-agrisi-ve-siskinlik-sikayetiyle-hastaneye-gitti-8-kiloluk-bobregi-ameliyatla-alindi.jpg" type="image/jpeg" length="99346"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Her gebeye bir ebe' ile normal doğum oranı arttı]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/her-gebeye-bir-ebe-ile-normal-dogum-orani-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/her-gebeye-bir-ebe-ile-normal-dogum-orani-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ruken KADIOĞLU-Ali Oğulcan ARSLAN/ANKARA, (DHA)- SAĞLIK Bakanlığı'nın 'Doğal Olan Normal Doğum Eylem Planı' kapsamında hayata geçirdiği 'Her Gebeye Bir Ebe' uygulaması kapsamında gebeliğin son 3 ayında ev ziyaretleriyle doğuma hazırlanan anne adaylarına destek sağlanıyor. Mart 2026 itibarıyla 601 bin 263 gebeye ulaşılan proje ile normal doğum oranlarında artış gözlendi.</p><p>Sağlık Bakanlığı tarafından 3 Ekim 2024'te hayata geçirilen 'Doğal Olan Normal Doğum Eylem Planı' kapsamında ülke genelindeki sağlık kuruluşlarında 546 yeni gebe okulu açıldı. Gebe okullarında şimdiye kadar 85 bini aşkın gebeye hizmet verildi. 1'inci, 2'nci ve 3'üncü basamak sağlık tesislerinde bulunan gebe okullarında anne adaylarına ve talep eden yakınına eğitim 43 konu başlığında 195 dakikalık eğitim verildi. Eylem planı kapsamında 6 ay önce de 'Her Gebeye Bir Ebe' uygulaması başlatıldı. Toplam 61 bin ebenin yanı sıra 3 bin 400 koordinatör ebenin görev aldığı uygulama kapsamında Mart 2026 itibarıyla ülke genelinde 601 bin 263 gebeye hizmet verildi. İlk bebeğini bekleyen anne adaylarına doğuma son 3 ayı kapsayan döneminde bir ebe görevlendiriliyor. Anne adayları gebeliklerinin son 3 ayında evlerinde ziyaret edilerek doğuma hazırlanıyor. Anne adaylarına normal doğumun anne ve bebek sağlığı açısından önemi anlatılarak, doğum sürecine ilişkin kaygıların bire bir iletişimle giderilmesi hedeflendi. Ayrıca rehberlik ve destek hizmetleri sağlanıyor.</p><p>ANNE ADAYINA ZİYARET</p><p>Proje kapsamında, Ankara Gölbaşı Şehit Ahmet Özsoy Devlet Hastanesi Gebe Okulundan hizmet alan ve eğitimlerini başarıyla tamamlayan 32 haftalık anne adayı grafik tasarımcı Menekşe Ünal (35), Ankara İl Sağlık Müdürlüğü Bilkent Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkan Yardımcısı Op. Dr. Fatma Duran ve Gölbaşı Şehit Ahmet Öztürk Devlet Hastanesi Gebe Okulu Koordinatörü Ebe Ebru Durnaoğlu tarafından ziyaret edildi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun talimatları ile gerçekleştirilen ziyareti DHA görüntüledi; anne adayına yaklaşan doğum süreci, normal doğum ve doğum sonrası dönem hakkında bilgilendirmeler yapıldı.</p><p>'ANKARA'DA İLK 3 AYDA 6 BİN ANNE ADAYI YARARLANDI'</p><p>Op. Dr. Fatma Duran, 'Ziyaretlerimizde her gebemize doğum yapmayı planladığı ya da gebe okulunda eğitim aldığı hastanenin atamış olduğu ebesi bulunuyor. Anne adayına normal doğumun faydalarını anlatıyoruz. Sezaryenin aslında bir doğum şekli olmadığını, ancak anne ya da bebeğin hayatını riske atacak herhangi bir durum olursa, hekim tarafından karar verilebilecek bir ameliyat olduğunu anlatıyoruz. Ankara ilimizde 2026'nın ilk 3 ayında yaklaşık gebe okulundan yararlanan gebe sayısı 6 bin. Yine her hastanemizde ebe polikliniklerimiz mevcut. Ebe polikliniklerimizde de ilk 3 ayda 12 bini geçen sayıda gebemiz hizmet aldı. Bizim bu ziyaretlerdeki amacımız aslında gebelerimizin yalnız olmadığını onlara hissettirmek. Doğum süreci meşakkatli bir süreç. Biz ebelerimizle, bütün hastane hizmetlerimizle, hekimlerimizle anne adaylarının arkasında ve desteğinde olduğumuzu belirtmeye çalışıyoruz. Bu ziyaretlerde, kendisine atanan ebeyle özellikle son 3 ayda ve doğumdan sonraki lohusalık döneminde de kafasına takılan herhangi bir soru sorabileceğini, hastaneye ulaştığında onlarla kolaylıkla irtibata geçebileceği iletişim numaralarını da veriyoruz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'SEZARYEN ORANLARINDA DÜŞME OLDU'</p><p>Op. Dr. Duran, şu ana kadar 102 gebeyi evinde ziyaret ettiklerini söyleyerek, 'Doğumdan sonra da gebelerimizi lohusalık döneminde ziyaret etmeye çalışıyoruz. Ülkemizde ne yazık ki sezaryen oranlarımız yüksek. Bu proje ile Türkiye genelinde de Ankara genelinde de bir miktar sezaryen oranlarımızda düşme oldu. Ama bunu yeterli görmüyoruz. Ev ziyaretleri gebelik sürecinde gebelerimizin yalnız olmadıklarını ve her zaman için ulaşabilecekleri bir sağlık personeli olduğunu onlara hissettirmek için çok önemli. Bir de 'Annelik Yolculuğu' mobil uygulamamız var. Çok yaygın bir kullanımı var. Annelik Yolculuğu mobil uygulaması ile ilgili bu ziyaretlerimizde bütün gebelerimize bilgi veriyoruz. Bu süreçte anne adaylarının ne kadar yanında olursak onlar da güvenle doğuma gelecekler ve normal doğum yapmayı hedefleyecekler. Hedefimiz sezaryen oranlarımızı azaltmak. Ama daha büyük hedefimiz doğurganlık oranımızı tabii ki 1,4'lerin üstüne çıkarmak' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/her-gebeye-bir-ebe-ile-normal-dogum-orani-artti</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/04/agency/dha/her-gebeye-bir-ebe-ile-normal-dogum-orani-artti.jpg" type="image/jpeg" length="22277"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nefes darlığı ve karın şişkinliği ile geldi 20 santimetre çapında kist çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/nefes-darligi-ve-karin-siskinligi-ile-geldi-20-santimetre-capinda-kist-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/nefes-darligi-ve-karin-siskinligi-ile-geldi-20-santimetre-capinda-kist-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> İSTANBUL, (DHA)- KARIN şişliği ve nefes darlığı şikayetleriyle hastaneye başvuran 48 yaşındaki Emre Çort'un karaciğerinden tam 20 santimetre büyüklüğünde, parazit kaynaklı kist çıkarıldı. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Atasever, hastalığın çoğu zaman sinsi ilerlediğini belirterek, basit gibi görünen karın ağrısı ve nefes darlığının dikkate alınması gerektiğini vurguladı.</p><p> </p><p>48 yaşındaki Emre Çort, yaşadığı nefes darlığı ve karnındaki şiddetli sıkışma hissi nedeniyle Medipol Sağlık Grubu Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Atasever'e başvurdu. Karaciğerinde büyüyen 20 santimetre büyüklüğünde bir kist olduğunu öğrenen Çort, Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi'nde gerçekleştirilen başarılı bir operasyonla sağlığına kavuştu.</p><p> </p><p>'CERRAHİ MÜDEHALE KAÇINILMAZDI'</p><p>Hastanın farklı şikayetlerle yapılan tetkikler sonrası kendilerine yönlendirildiğini belirten Dr. Atasever, 'Hastamız, ilk olarak başka bir branşta değerlendirilmiş ve özellikle akciğere yönelik tetkikler yapılmış. Ancak yapılan incelemelerde karaciğerinde oldukça büyük bir kist saptandı ve tarafımıza başvurdu. Öncelikle ameliyatsız tedavi yöntemlerini değerlendirdik ancak hastamızın durumu bu yöntemler için uygun değildi. Bu nedenle cerrahi müdahale kaçınılmaz hale geldi' diye konuştu.</p><p> </p><p>'20 SANTİMETRELİK KİSTİ TAMAMEN TEMİZLEDİK'</p><p> Karaciğerde yaklaşık 20 santimetre büyüklüğünde kist bulunduğunu belirten Dr. Atasever, 'Gerçekleştirdiğimiz operasyonla kistik yapıyı tamamen temizledik. Ameliyat sonrası süreç hastamızın da uyumuyla oldukça iyi ilerliyor. Nefes darlığı ve karın bölgesinde ağrı gibi şikayetler hastalığın ilk bulguları arasında yer alabiliyor. Bu nedenle bu tür belirtiler ihmal edilmemeli' dedi. Hastanın ameliyat sonrası sürecinin çok iyi ilerlediğini belirten Atasever, kistin tekrarlama ihtimaline karşı bir süre ilaç tedavisi uygulanacağını ve yakın takibin devam edeceğini sözlerine ekledi.</p><p> </p><p>'DOKTORA GÜVENMEK TEDAVİNİN EN ÖNEMLİ PARÇASI'</p><p>Başarılı ameliyatın ardından sağlığına kavuşan Emre Çort, yaşadığı süreci ve doktoruna duyduğu güveni şu sözlerle anlattı:</p><p> 'Karnımda sıkışma ve şişlik hissi vardı, bu durum günlük yaşamımı ciddi şekilde etkiliyordu. Nefes almakta zorlanıyordum. Bunun üzerine doktor araştırmaya başladım ve Ahmet hocayı internetten buldum. Açıkçası ben her doktora kolay güvenen biri değilim. Daha önce yaşadığım tecrübeler nedeniyle kendimi hemen teslim etmem. Çünkü doktora güvenmek çok farklı bir şey, aslında tüm sağlığınızı ona emanet ediyorsunuz. Bu güvenin hem tedavi sürecinde hem de psikolojik olarak iyileşmeye büyük katkı sağladığını düşünüyorum.'</p><p> </p><p>'HER AN ULAŞABİLMEK BENİM İÇİN ÇOK KIYMETLİYDİ'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ameliyat sürecinin çok iyi geçtiğini ve herhangi bir sıkıntısının olmadığını dile getiren Çort, 'Ahmet hocam sayesinde kendimi güvende hissettim. Süreç boyunca iletişimimizi hiç koparmadık. En ufak bir sorumda bile hocam bana geri dönüş sağladı, saat fark etmeksizin ilgilendi. Bu ilgi ve yaklaşım benim için çok kıymetliydi. Hatta bu memnuniyetimi hastaneye de ilettim. Gerçekten güler yüzü ve yaklaşımıyla farklı bir hekim olduğunu düşünüyorum' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/nefes-darligi-ve-karin-siskinligi-ile-geldi-20-santimetre-capinda-kist-cikarildi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/04/agency/dha/nefes-darligi-ve-karin-siskinligi-ile-geldi-20-santimetre-capinda-kist-cikarildi.jpg" type="image/jpeg" length="13606"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Mevsim geçişlerinde beslenme düzeni bağışıklık sistemini etkileyebilir']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/mevsim-gecislerinde-beslenme-duzeni-bagisiklik-sistemini-etkileyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/mevsim-gecislerinde-beslenme-duzeni-bagisiklik-sistemini-etkileyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAKARYA, (DHA) - MEVSİM geçişlerinin vücudun bağışıklık sistemi üzerinde etkili olabileceğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Dyt. Melike Gençay, bu süreçte dengeli ve düzenli beslenmenin önemine dikkat çekti. Hava sıcaklıklarında yaşanan ani değişimlerin vücudun adaptasyon sürecini etkileyebileceğini ifade eden Gençay, bu durumun bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olabileceğini dile getirdi.</p><p>Gençay, 'Yetersiz ve düzensiz beslenme, vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve minerallerin karşılanmasını zorlaştırabilir. Bu nedenle özellikle mevsim geçişlerinde bağışıklık sistemini destekleyen besinlerin tüketilmesi önem taşır' dedi.</p><p>Günlük beslenme düzeninde taze sebze ve meyvelere yer verilmesinin önemine değinen Gençay, yeterli protein alımı ve sıvı tüketiminin de ihmal edilmemesi gerektiğini dile getirdi. Gençay, 'İşlenmiş gıdaların fazla tüketimi, düzensiz öğün alışkanlıkları ve yetersiz sıvı alımı bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebilir. Dengeli beslenme alışkanlığı, bu sürecin daha sağlıklı yönetilmesine katkı sağlayabilir' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Uzm. Dyt. Gençay, bireylerin yaş, yaşam tarzı ve sağlık durumlarına uygun beslenme planlarının oluşturulmasının önem taşıdığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sakarya</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/mevsim-gecislerinde-beslenme-duzeni-bagisiklik-sistemini-etkileyebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/04/agency/dha/mevsim-gecislerinde-beslenme-duzeni-bagisiklik-sistemini-etkileyebilir.jpg" type="image/jpeg" length="58828"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Glokomda erken teşhis kalıcı görme kaybını önleyebiliyor']]></title>
      <link>https://www.avrupagazete.co.uk/glokomda-erken-teshis-kalici-gorme-kaybini-onleyebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.avrupagazete.co.uk/glokomda-erken-teshis-kalici-gorme-kaybini-onleyebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL, (DHA) - SAĞLIKLI bir göz için hastalıkların belirti vermesini beklemeden rutin kontrollerin yapılması gerektiğini söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmail Karahan, 'Göz sağlığında 'sessiz hırsız' olarak bilinen glokom, belirti vermeden ilerleyerek kalıcı görme kayıplarına yol açabiliyor. Glokom tamamen iyileştirilebilen bir hastalık değildir. Ancak erken teşhis ile kontrol altına alınabilir' dedi.</p><p>Dünyayı anlamlandırmayı sağlayan en önemli 5 duyu organından biri olan gözü korumanın yolunun erken teşhisten geçtiğini belirten Medicana Çeşme Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. İsmail Karahan, glokom riskine karşı uyarılarda bulunarak düzenli kontrolün önemine dikkat çekti. Glokom, göz içi basıncının artması sonucu optik sinirde hasar meydana gelmesiyle ortaya çıkan ve zamanla görme kaybına neden olabilen bir göz hastalığı olduğunu söyleyen Dr. Karahan, 'Özellikle 40 yaş üstü bireyler, ailesinde glokom öyküsü bulunanlar, diyabet ve hipertansiyon hastaları risk grubunda yer almaktadır. Bu gruptaki bireylerin yılda en az bir kez kapsamlı göz muayenesinden geçmesi göz sağlığı açısından önemlidir' diye konuştu.</p><p>'TEDAVİYE UYUM VE DÜZENLİ TAKİP ÖNEMLİ'</p><p>Glokomun genellikle belirti vermeden ilerlediğini aktaran Uzm. Dr. Karahan, 'Hastalar genellikle görme kaybı başladığında durumu fark ediyor. Oysa bu aşamada oluşan hasarın geri dönüşü mümkün olmuyor. Bu nedenle erken teşhis büyük önem taşıyor. Glokom tamamen iyileştirilebilen bir hastalık değildir. Ancak erken teşhis ile kontrol altına alınabilir. Göz damlaları, lazer tedavileri ve cerrahi yöntemlerle hastalığın ilerlemesini durdurmak mümkün olabiliyor. Burada en önemli nokta hastanın tedaviye uyumu ve düzenli takibidir' ifadelerini kullandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Toplumda glokoma yönelik farkındalığın artırılması, görme kayıplarının önlenmesinde büyük rol oynadığının altını çizen Uzm. Dr. Karahan, 'Görme kaybı yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler. Oysa erken teşhis ile bu risk büyük ölçüde önlenebilir. Göz sağlığınızı ihmal etmeyin' uyarısında bulundu.</p><p>'GELİŞEN TEKNOLOJİ VE ARTAN FARKINDALIK GLOKOMLA MÜCADELEDE GÜÇ KATIYOR'</p><p>Dr. Karahan, 'Teknolojinin gelişmesiyle beraber glokom tanı ve takibinde kullanılan yöntemler de oldukça ilerledi. Görme alanı testleri ve optik sinir analizleri ile hastalık çok daha erken evrede tespit edilebiliyor. Ayrıca yaşam tarzı da göz sağlığı üzerinde etkili olabilmektedir. Düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve kronik hastalıkların kontrol altında tutulması glokom riskinin yönetilmesine katkı sağlayabilmektedir. Toplumda farkındalığın artırılması adına yapılan bilgilendirme çalışmaları, erken teşhis oranlarını artırarak görme kayıplarının önüne geçilmesine yardımcı olmaktadır' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.avrupagazete.co.uk/glokomda-erken-teshis-kalici-gorme-kaybini-onleyebiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://avrupagazetecouk.teimg.com/crop/1280x720/avrupagazete-co-uk/uploads/2026/04/agency/dha/glokomda-erken-teshis-kalici-gorme-kaybini-onleyebiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="28693"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
