Mehmet YİRUN-Mehmetcan ARSLAN/TEKİRDAĞ, (DHA)- TEKİRDAĞ Namık Kemal Üniversitesi'nden (NKÜ) Prof. Dr. Halim Orta, 'Maalesef bu sert ve hızlı düşen yağışlarımız yer altı suları beslenmesi açısından çok anlam ifade etmiyor. Çünkü belirli bir zaman aralığında çok hızlı yağmasıyla yüzey akışları oluşuyor. Bunları tutmanın yolu da yağmur hasadı. Yer üstü su depolama yapılarını geliştirmemiz lazım' dedi.
NKÜ Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Arazi ve Su Kaynakları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halim Orta, ülke genelinde son dönemdeki yağışların yer altı sularına etkisini değerlendirdi. Prof. Dr. Orta, 'Son 1 ayda çok ciddi sel felaketleri yaşadık, İstanbul da başta olmak üzere. Bunlar kuraklık senaryosunun bir parçası. Hep söylediğim gibi dünya kurulduğundan bu yana dünyada var olan su miktarı hiç değişmedi, aynı. Yani kurulduğu gün ne kadar, kaç milyar metreküp suyumuz varsa bugünden aynı su varlığımız var. Ancak bunların zaman ve mekan boyutundaki dağılımları önemli. Yani nerelere ve hangi sürelerde düşüyor? İşte böyle uzun yıllar veya uzun süreler yaşanan kuraklıkların arkasında maalesef sert yağışlarla beraber istemediğimiz durumlarla karşılaşıyoruz' dedi.
'DERE YATAĞINA YAPILAŞMA OLMAZ'
Sel felaketlerinin nedenlerine değinen Prof. Dr. Orta, 'Bunların sebepleri 'doğaya rağmen' yaşamaya çalışmamızdan kaynaklanıyor. Bir kere bu işlerle ilgilenen herkes bilir ki dünyanın hiçbir yerinde derenin yataklarının üstü kapatılmaz. Dere yataklarının içerisine yerleşim olmaz, yapılaşma olmaz ve dere yatakları daraltılmaz. Bunu yaparsanız 500 yılda bir düşecek debi, bu yıl İstanbul'da yaşadığımız gibi düşer. Kaldı ki dünyadaki en zor işlerden bir tanesi hidrolojik olayların istatistiğidir. Yani kestiremezsiniz. Yorumlanması ciddi bir bilim ve bilgi ister. Bu bilgi ve bilim ülkemizde var, dünyanın her yerinde olduğu gibi ancak bu elde edilen sonuçların uygulanması için gerekli bir irade beyanı önemlidir. Yani bu hesaplanan, kitaplanan hadiselerin doğada, tabiatta uygulanması önemlidir. İşte bunların içinde de tekrar dediğim gibi bu dere yataklarının kapatılması, bu alanlara yapılanma olması, dere yataklarına yapılanma olmaz. Buralar ya tarla olur ya bahçe olur, mera olur. Tutup buralarda yapılaşırsanız bu kaçınılmaz bir sondur. Bugün değil yüz sene sonra veya on sene sonra mutlaka benzer şeyleri yaşarsınız' diye konuştu.
'BARAJ VE GÖL SAYILARINI ARTIRMAMIZ LAZIM'
Sert ve hızlı yağışların yer altı sularının beslenmesi açısından çok anlam ifade etmediğini söyleyen Prof. Dr. Orta, 'Maalesef bizim bu sert ve hızlı düşen yağışlarımız yer altı suları beslenmesi açısından çok anlam ifade etmiyor. Çünkü belirli bir zaman aralığında çok hızlı yağmasıyla yüzey akışları oluşuyor. Bunları tutmanın yolu da yağmur hasadı yapmamız lazım. Bunun için hep söylediğimiz gibi yer üstü su depolama yapılarını geliştirmemiz lazım. Uygun yerlere baraj ve gölün sayılarını arttırmamız lazım. Bakın Türkiye'de, İstanbul da dahil olmak üzere birçok yerde yüzde 100'e ulaştı barajlarımız. Bu ne demektir? Çok önemli bir süre, bu barajlardaki suyu kullanabileceğiz, sıkıntı yaşamayacağız demektir' ifadelerini kullandı.
'KAR YAĞIŞI ALABİLİRSEK SEVİYE YÜKSELİR'
Prof. Dr. Orta, kış aylarındaki kar yağışlarının yer altı suları açısından önem taşıdığını belirterek, 'Yer üstü su kaynaklarımızı geliştirmemiz lazım ve bu süreci çok iyi yönetmemiz lazım. Bu son düşen yağışların, maalesef yer altı sularına etkisinin çok önemli olduğunu söyleyemeyeceğim. Bu kışta da en etkili yer altı suyu besleme türlerinden biri olan kar yağışlarını veya düşük tempoda başlayıp 1 hafta, 10 gün kesilmeden yağmurları almamız lazım. Hele bir de kar örtüsü alabilirsek ondan sonra yer altı sularındaki seviye yükselişini görebiliriz. Yani seviye yükselişi derken burada da çok umut var olmayalım. Hep söylüyorum, yani toprak 1 besleniyor biz 3 çekiyoruz. Dolayısıyla bunu kontrol altına almalıyız. Kuraklığın ötesinde kontrolsüz, aşırı kullanımdan dolayı en alt seviyelere düştü. Arkadan kuraklık da gelince tetikledi ve hızlandı' dedi. (DHA)




