PKK, BARIŞ ADINA ADIM ATMIYOR

Başbakan Erdoğan PKK ile başlatılan “barış süreci” için “Bizim önümüzü kesmeye çalışıyorlar. Barış sürecini bozmak isteyenler var. Bunlara izin vermeyeceğiz”diyor. Diyor da, önümüze konulan tablo, hiç de Başbakan’ın söylediği gibi değil. Çünkü “barış süreci” ile başlayan gelişmelerden bu yana PKK’nın barış adına bir adım atmadığı, aksine giderek daha da güçlendiği görülüyor. MİT başta, çeşitli kaynaklar da bunu doğruluyor. Doğu ve Güneydoğu’dan gelen haberler, görüntüler PKK’nın silahlı mücadeleye daha bilinçli ve güçlü bir şekilde hazırlanmakta olduğunu gösteriyor. Burada milleti yanıltmanın ve doğrulardan kaçmanın çare olmayacağı da görülmelidir.

Gerek İmralı, gerek Kandil, gerekse PKK’nın siyasi uzantıları yaptıkları her açıklamada tehdit yağdırıyorlar. Hükümetten de hemen adım atmasını istiyorlar. Başbakan her ne kadar “Biz, terör örgütü ile bir pazarlığın içinde asla olmadık” diyor ama bugüne kadar gelen kokular, böyle bir pazarlığın var olduğunu gösteriyor. Örgüt son olarak yaptığı açıklamada da “Süreç tıkanırsa bunun sorumlusu bugünkü AKP Hükümetidir” diyor. Militanların sokağa taşacağının mesajını veriyor.

SÜREÇTEN ENDİŞE DUYULUYOR 

Başbakan da, tayfası da “Asayiş berkemal, hiç kimse endişe duymasın”diyor. Doğu ve Güneydoğu kaynıyor, bunun neresi asayiş berkemal biz göremiyoruz. Her gün eylem, her gün polise saldırı, hergün yüzleri poşulu militanların gövde gösterisi, her gün ayrı bir kanattan tehdit ve istekler, her gün her yerde eli silahlıların nöbet tutmasının adı asayiş mi oluyor?

Bizim endişe ettiğimiz ve uyardığımız noktalar, Başbakan ve tayfası tarafından “Sürece sabote” olarak değerlendiriliyor. Doğu ve Güneydoğu’da milleti ürküten, endişeye iten tabloya her gün bir yenisi ekleniyor. Bunun bir sorumlusu yok mu? Millet böyle bir endişe karşısında sessiz mi kalacak? Bundan endişe duyanlar “Barışı sabote eden” insanlar sınıfına mı konulacak? 

Sadece biz endişe etsek belki taraf olduğumuzu, yalan yanlış bir takım şeyler yazdığımızı söyleyecekler. Gerçekleri gören, yaşayan herkes bizim gibi düşünüyor, bizim duyduğumuz endişeleri duyuyor. Geçenlerde cemaatin sesi Zaman Gazetesi’nde önce Hüseyin Gülerce, daha sonra da Ekrem Dumanlı, aynı endişeleri dile getiren yazılar yazdılar. Konumuz içinde olduğu için, Ekrem Dumanlı’nın bu yazısından kısa bir alıntıyı sizlerle paylaşalım:

CEMAATTE DE RAHATSIZLIK VAR

 “Şehrin göbeğinde polis gücü oluşturacaksın, 2 bin küsur genci örgüte yeni üye yapıp dağa çıkaracaksın, ağır silahlar eşliğinde mezarlıkta tören düzenleyecek ‘şehitlik' inşa edeceksin, yol kesip kimlik kontrolü yapacaksın, dört parçalı devlet kuracağını (bir milletvekilinin ve örgüt liderinin ağzından) bangır bangır haykıracaksın, hükümete “2. aşamaya geç” diye dayatacaksın… Ve insanlar “Her şey yolunda!” deyip hayata huzur içinde devam edecek; öyle mi?

Bütün bu “taktiksel söylemleri” geçtik, sıra devletin nasıl kurulacağını fiilen göstermeye geldi galiba. Hafta içinde PKK'nın Suriye kanadı PYD, Rasulayn şehrini tamamen kontrol altına aldı ve o topraklara örgüt bayrağını astı. Türkiye'nin 100 metre ötesinde yaşanıyor bu gelişme. PYD Başkanı, Türkiye'nin müdahalesi söz konusu olursa kendilerini savunacaklarını söylüyor. Genelkurmay Başkanlığı, resmi bir açıklama yaparak “terör Örgütü”nün Suriye'deki hamlesinden kaygı duyduğunu ortaya koyuyor. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin endişelerini dile getiriyor ve “Sınırda bir oldubittiye izin veremeyiz!” diyor. Onunla da yetinmeyip, gelişmeleri “kaygıyla” izlediklerini söylüyor. Tabii ki reel politikle yüz yüze yaşamaya mecbur Dışişleri, bölgeye ve ülkemize nasıl bir mayın döşendiğini hissediyor. Ya Polyannacılık oynayan kalem erbabı?”

PKK BARIŞ İÇİN ADIM ATMIYOR

Artık olay öyle bir noktaya geldi ki, terörist başı neredeyse milletle alay ediyor Hükümete yön veriyor, her gün yeni bir istekle ortaya çıkıyor. PKK’nın siyasi uzantıları her gün tehdit yağdırıyor. KCK yapılanması silahlı gücünü artırıyor. Silahları ile birlikte Türkiye’yi terk edeceklerini söyleyenler adım atmıyor. Özetleyecek olursak, PKK, barış adına adım atmıyor, oyama yapıyor. Başbakan bile daha önce yaptığı açıklamada “Çekilmesi gerek silahlı grupların bugüne kadar ancak % 15’inin çekildiği tespit edilmiştir” demedi mi?

Şunu da ekleyelim de kimsenin aklına başka şey gelmesin:

Süreçten endişe duymamız, yapılanların doğru olmadığını görmemiz, barış karşıtı olduğumuz anlamına gelmesin. Bu topraklarda kan akmamasını, barışın gelmesini, kardeşlik ortamını herkesten daha çok isteyenlerin başında geliyoruz. Ancak, yaşanmakta olan şu süreç ülkemiz ve milletimiz için tehlikeli bir boyuta taşınmaktadır. Bunu görüyoruz ve yazmak, söylemek durumundayız.

YORUM EKLE