Genel

'Okullarda güvenlik görevlisinden ziyade rehber öğretmen sayısının artırılması daha önemli'

Abone Ol

Ali Sencer ARSLAN/EREĞLİ (Zonguldak), (DHA)- ZONGULDAK Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Okan Bilgin, okullarda alınacak güvenlik önlemlerinden ziyade psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin saldırılara karşı önleyici olabileceğini vurgulayarak, 'Bu olaylar kesinlikle kapıya güvenlik görevlisi ya da X-ray cihazları konulmasıyla çözülebilecek bir sorun değildir. Güvenlik görevlisinden ziyade psikolojik danışman, rehber öğretmenlerin sayısının artırılması bence bu noktada çok daha önemli olacaktır' dedi.

Bülent Ecevit Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Okan Bilgin, saldırıların bireysel öfke patlamalarına indirgenemeyeceğini ifade ederek, 'Bu noktada çok ciddi psikososyal farklı risk faktörlerinin ele alındığı bir durum söz konusu. Öncelikle olayın nedenlerini bir anlamamız lazım. Daha sonra tanılayıp, önleme çalışmalarına başlamamız lazım. Bunun için öncelikle risk faktörlerinin tespiti bizim için çok önemli. Burada bireysel faktörler, ailevi faktörler, okul ortamları, dijital ve sosyal etkiler ön planda. Öğrencileri bireysel anlamda düşündüğümüzde duygu düzenlemesindeki güçlükler, geçmiş travmatik öyküleri burada ruh sağlığı sorunları ön plana çıkıyor' diye konuştu.

'AİDİYETİNİN DÜŞÜK OLMASI BİR RİSK FAKTÖRÜ'

Aile ortamındaki iletişim kopukluğu ve okullardaki akran zorbalığının bu durumlara sebep olabileceğini söyleyen Doç. Dr. Bilgin, 'İletişim kopukluğunu son zamanlarda çok görüyoruz aileler içinde. Özellikle ergen çocuklarda ailelerin iletişim kopukluğu yaşaması, yine aile içi şiddet ve bir istismar öyküsünün olması ve yanlış ebeveyn tutumları, otoriter ya da ihmalkar, ilgilenmeyen aile tutumları da bunda etkili. Okul ortamında baktığımızda ise akran zorbalığı, özellikle burada çok önemli bir boyut taşıyor. Öğrencilerin okula aidiyet düzeylerini artırmamız gerekiyor. Aidiyetlerinin düşük olması bir risk faktörü. Dijital ve sosyal etkiye baktığımızda da özellikle beyin gelişimi 21 yaşına kadar milyarlarca nöronun etkileşimiyle sürüyor. Bu süre zarfında özellikle 21 yaşına kadar çocukluk ve ergenlik döneminde şiddet içeriklerine, dijital olarak oyunlara ya da filmlere maruz kalmak sürekli ergenlerde ciddi bir beyinsel hasar oluşturuyor ve şiddete meyilli hale getiriyor. Sosyal izolasyon, sosyal olarak kendini geri çekme, arkadaşlarının olmaması, sürekli evde yalnız takılması da bir risk faktörü oluşturuyor' ifadelerini kullandı.

'AİLELERE BÜYÜK SORUMLULUK DÜŞÜYOR'

Şiddet eylemlerinin ortaya çıkmasının bir anda olmadığını, gözden kaçabilen ancak dikkat edilmesi gereken belli sinyaller verdiğini ifade eden Doç. Dr. Okan Bilgin, şunları söyledi:

'Hiçbir çocuk bir anda bu tür davranışları sergileyecek duruma gelmiyor. Bu kesinlikle bir süreç meselesi. Bu süreçte aslında gözlemleyebileceğimiz ama gözden kaçırdığımız, ailelerin veya okulların sinyaller olabilir. Öncellikle eğer çocuğunuz çok fazla kendini geri çektiyse, yani sosyal olarak geri çekilme diyoruz. Arkadaş çevresinden, ailesinden kopup saatlerce odasında tek başına vakit geçirmeye başladıysa, ani öfke patlamaları, daha önce yaşanmayan öfke patlamaları yaşıyorsa, şiddet içerikli yazışmalar, resimler gözlemliyorsak, silahlı aletlere karşı bir ilgi artışı gözlemliyorsak bu çok önemli. Bu noktada ailelere sorumluluk düşüyor. Okul olarak ise kesinlikle akran zorbalığına sıfır toleransla yaklaşmamız gerekiyor.'

'ALTTA YATAN ÇOK FAZLA PSİKOSOSYAL SÜREÇ CAR'

Okullarda güvenlik önleminden ziyade çocukları takip edebilecek psikolojik danışman sayısının artması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Bilgin, 'Son günlerde bu olaydan sonra güvenlik olayı, sürekli güvenliğe vurgu var. Tabii ki güvenlik önemlidir, olmalıdır ama bu sorunu biz güvenlik önlemleri alarak çözebilmemiz mümkün değil. Çünkü bunun altında yatan çok fazla psikososyal süreç var. Gözlemlediğimiz kadarıyla dışarıdan yapılan bir saldırı olarak da görmüyoruz. Bizzat okulun öğrencisi bunu yapıyor. O yüzden alacağımız bir güvenlik önlemiyle bu sorunu çözemeyiz. Bu olaylar kesinlikle kapıya güvenlik görevlisi ya da X-ray cihazları konulmasıyla çözülebilecek bir sorun değildir. Bu tarz önlemler alınabilir elbette ki bir güven ortamı oluşması açısından ama sorunun çözümü olmayacaktır. Burada çocukların aileden başlayarak, aile eğitimiyle daha sonra da okula başladığı dönemlerde sürekli ve düzenli gelişim raporlarının takibi, çocuklarımıza sürekli risk tanılama tespitinin yapılması, yine öğrencilerimizin çocuklarımızın verdiği sinyallerin takibinin yapılması gerekiyor' dedi.

'DÜZENLİ İZLEMEYİ KAÇIRIYORUZ'

Görülmeyen, tespit edilemeyen çocukların çok büyük risk altında olduğunu söyleyen Doç. Dr. Okan Bilgin, 'Bazı öğrencilerde öfke patlamaları, saldırgan davranışlar oluyor ama hiç göz önünde olmayan, tespiti kaçırdığımız kendi içine kapanmış sosyal olarak çekilmiş öğrencilerimiz var. Bunların davranışlarının takibi bizim için çok önemli. Benim önerim, güvenlik görevlisinden ziyade psikolojik danışman, rehber öğretmenlerin sayısının artırılması bence bu noktada çok daha önemli olacaktır. Çünkü 100 öğrenciyi takip etmekle, 500 öğrenciyi takip etmek aynı olmayacaktır. Öğrencinin bire bir takibi, bir de düzenli izlemeyi kaçırıyoruz. Bir öğrenciyi takip ediyoruz, öğretmen ya da okul değişikliğinde öğrencinin takibi kaçıyor. Kesinlikle dosyalamayı çok iyi tutup öğrencimizin anaokulundan itibaren, eğitim sistemine girdikten sonra çok düzenli sistemli takip edilmesi gerekiyor. Bu noktada da ailelerin hiç çekinmeden profesyonel desteğe başvurmaları çok önemli' diye konuştu. (DHA)