İSTANBUL, (DHA)- MENOPOZUN kadın yaşamının doğal bir evresi olduğunu dile getiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Asiya Sadıgzade, 'Menopoz döneminde sıcak basmaları, gece terlemeleri, uyku bozuklukları ve vajinal kuruluk gibi belirtiler görülebiliyor. Bu süreçte kemik ve kalp sağlığının korunması, düzenli kontrollerin yapılması ve yaşam kalitesini etkileyen şikâyetlerde uzman desteği alınması önem taşıyor' dedi.
Menopozun genellikle 45-55 yaşları arasında gerçekleştiğini ifade eden Medical Park Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Asiya Sadıgzade, menopoz belirtilerinden hormon tedavisine, kemik sağlığından menopoz sonrasında dikkat edilmesi gereken bulgulara kadar önemli bilgiler paylaştı.
'MENOPOZ TANISI 12 AYLIK ADET KESİLMESİYLE KONULUYOR'
Menopozun, yumurtalıkların foliküler aktivitesinin sona ermesiyle adet kanamalarının kalıcı olarak sonlandığı doğal bir süreç olduğunu belirten Op. Dr. Sadıgzade, 'Doğal menopoz genellikle 45-55 yaşları arasında gerçekleşiyor. Dünya genelinde ortalama menopoz yaşı yaklaşık 51 olarak kabul ediliyor. Ancak genetik, çevresel ve bireysel faktörler menopoz yaşını etkileyebiliyor. Başka bir neden bulunmadığında ve hormonal tedavi kullanılmadığında, 45 yaş üzerindeki kadınlarda 12 ay boyunca adet görülmemesi menopoz tanısında temel ölçütlerden biri olarak kabul ediliyor' diye konuştu.
Menopoz öncesinde perimenopoz adı verilen bir geçiş dönemi yaşanabildiğini ifade eden Op. Dr. Sadıgzade, bu süreçte hormonal dalgalanmalara bağlı olarak adet düzensizlikleri, sıcak basmaları, gece terlemeleri, uyku sorunları ve vajinal kuruluk gibi belirtilerin ortaya çıkabildiğini söyledi.
'SICAK BASMALARI VE GECE TERLEMELERİ UYKU KALİTESİNİ ETKİLİYOR'
Menopoz dönemindeki fiziksel ve psikolojik değişikliklerin temelinde özellikle östrojen düzeyindeki düşüşün yer aldığını belirten Op. Dr. Sadıgzade, 'Adet kanamalarının miktarında ve süresinde değişiklikler, sıcak basmaları ve gece terlemeleri menopoz döneminde sık görülen belirtiler arasında yer alıyor. Uyku bozuklukları ve duygu durum değişiklikleri de bu sürece eşlik edebiliyor. Östrojen düzeyindeki azalma vajinal kuruluk, kaşıntı ve cinsel ilişki sırasında ağrıya neden olabiliyor. Bazı kadınlarda tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarına yatkınlık da gelişebiliyor' açıklamasında bulundu.
Sıcak basmaları ve gece terlemelerinin günlük yaşamı olumsuz etkileyebildiğini kaydeden Op. Dr. Sadıgzade, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve ideal vücut ağırlığının korunmasının önem taşıdığını belirtti. Kafein ve baharatlı yiyecekler gibi belirtileri tetikleyebilen faktörlere dikkat edilmesini öneren Op. Dr. Sadıgzade, hafif giysiler tercih edilmesinin, yatak odasının serin tutulmasının ve düzenli uyku saatleri oluşturulmasının da uyku kalitesini destekleyebileceğini ifade etti.
'MENOPOZ SONRASI KEMİK KAYBI HIZLANABİLİYOR'
Menopoz döneminde östrojen düzeyinin azalmasının kemik yapımı ve yıkımı arasındaki dengeyi bozabildiğini kaydeden Op. Dr. Sadıgzade, 'Östrojen eksikliği kemik kaybının hızlanmasına, kemik mineral yoğunluğunun azalmasına ve osteoporoz riskinin artmasına yol açabiliyor. Kadınlar menopozun ilk beş yılında toplam kemik kütlelerinin yüzde 10-15'ini kaybedebiliyor. Bu nedenle kemik sağlığının korunması için yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı, dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivite önem taşıyor' diye konuştu.
Kemik sağlığının korunmasında kas güçlendirici egzersizlerin de önemli olduğunu hatırlatan Op. Dr. Sadıgzade, sigara ve alkol tüketiminden kaçınılması gerektiğini söyledi. Osteoporoz ve kırık riskinin kişiye özel değerlendirilmesi gerektiğini belirten Op. Dr. Sadıgzade, 65 yaş ve üzerindeki kadınlara DEXA ile kemik mineral yoğunluğu ölçümü önerildiğini, 65 yaş altındaki menopoz sonrası kadınlarda ise FRAX ile kırık riskinin değerlendirilerek yüksek risk saptananlara DEXA taraması yapılabildiğini kaydetti.
'KALP VE DAMAR SAĞLIĞI DÜZENLİ TAKİP EDİLMELİ'
Menopoz sonrasında östrojen düzeyindeki azalmanın, yaşlanmayla birlikte gelişen metabolik değişikliklerle beraber kalp ve damar hastalıkları riskinin artmasına katkıda bulunabildiğini belirten Op. Dr. Sadıgzade, 'Bu dönemde kan basıncının, kan şekeri düzeyinin, kan yağlarının ve vücut ağırlığının düzenli takip edilmesi önem taşıyor. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sürdürülmesi ve gerekli kontrollerin aksatılmaması, kalp ve damar sağlığının korunmasına yardımcı oluyor' diye konuştu.
'HORMON TEDAVİSİ HER KADIN İÇİN UYGUN DEĞİL'
Menopoz hormon tedavisinin, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen belirtilerin yönetiminde etkili bir seçenek olabildiğini ifade eden Op. Dr. Sadıgzade, 'Özellikle sıcak basmaları, gece terlemeleri, uyku bozuklukları ve vajinal kuruluk gibi yakınmaları olan kadınlarda hormon tedavisi değerlendirilebiliyor. Erken menopoz ve prematür over yetmezliği durumlarında da hormon tedavisi ayrı bir önem taşıyor. Ancak tedavinin uygunluğu belirlenirken kadının yaşı, menopozdan itibaren geçen süre ve mevcut risk faktörleri birlikte ele alınmalı' dedi.
Hormon tedavisinin herkes için uygun olmadığını vurgulayan Op. Dr. Sadıgzade, meme kanseri öyküsü, venöz tromboemboli öyküsü ve bazı karaciğer hastalıklarının tedaviye engel oluşturabileceğini belirterek tedavi kararının hekim değerlendirmesiyle verilmesi gerektiğini söyledi.
'MENOPOZ SONRASI KANAMALAR ARAŞTIRILMALI'
Menopoz döneminde ortaya çıkan her belirtinin doğal sürecin bir parçası olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Sadıgzade, 'Özellikle menopoz sonrasında hafif lekelenme şeklinde olsa bile vajinal kanama görülmesi durumunda mutlaka doktora başvurulmalı. Süreklilik gösteren pelvik ağrı, karında açıklanamayan şişlik, istemsiz kilo kaybı ve memede yeni fark edilen değişiklikler de ayrıntılı değerlendirme gerektiriyor' dedi.
Sıcak basmaları, uyku sorunları ve duygu durum değişikliklerinin yaşam kalitesini belirgin şekilde etkilemesi halinde de tıbbi destek alınması gerektiğini ifade eden Op. Dr. Sadıgzade, menopoz sürecinin her kadında farklı seyredebileceğini ve takip ile tedavi planının kişisel ihtiyaçlara göre oluşturulmasının önem taşıdığını kaydetti.




