Herkes Londra'dan çıkmanın yolunu arıyor ama 1777'de ne demiş Samuel Johnson?
"Londra'dan bıkan, hayattan bıkmıştır."
Güzel söz. 250 yıldırda her yerde yazıyor. Peki bugün de geçerli mi?
Dün Birleşik Krallık devletinin istatistik ofisi olan ONS rakamlarına baktım. Son bir yılda 420 binden fazla insan Londra'yı bırakıp gitmiş. Pandemi dönemini saymazsak, 37 yıldır ilk kez nüfus Londra'da eksiye düşmüş.
Sadece Güney Doğu'ya giden 154 bin kişi. Gelen 88 bin.
Doğu İngiltere desen gelenin iki katı giden var.
Eskiden köye gidenle dalga geçerlerdi, şimdi giden akıllı sayılıyor.
İşin garibi, 1777'de de aynı şikayetler varmış. Londra kalabalık, pahalı, havası pis, sokakları tekinsiz. Thames nehri o zaman da leş gibi akıyormuş. Kiralar yine cep yakıyormuş. Ama o zaman herkes Londra'ya gelmek için can atıyor. Neden? Çünkü köyde iş yoktu ve Londra umut demekti.
Şimdi tam tersi. Aynı şikayetler, ama bu sefer kaçış var. Çünkü çalışmak para kazanmak için artık Londra'da olman gerekmiyor. Aynı işi evden yapıyorsun. Reading'deki, Luton'daki, Essex'teki ev senin ofisin. Niye Enfield'de 1+1 kutu gibi daireye £1700 pound vereyim diyor adam. Haklı da. Chelsea Kensington'da 1+1 daireler aylık £3000 sterlin civarı.
Yıllarca Kuzey Londra'dan çıkmayan bizim toplum şimdi bakıyorum Hertfordshire'da, Kent'te. Kimi bahçe için gitti kimi çocuklar için kimi kira yetmediğinden.
Eskiden 'orada Türk var mı' diye sorardık, şimdi tüm İngiltere'deyiz!
Samuel Johnson'ın zamanında 1777 yılında Londra'da kalmak hayatta kalmaktı.
Şimdi Londra'da kalmak ayakta kalmaya çalışmak gibi oldu.
O zaman oda bulmak dertti, şimdi o odayı ödeyebilmek dert.
O yüzden o meşhur lafı biraz değiştirmek lazım galiba.
Londra'dan bıkan hayattan bıkmamıştır.
Sadece biraz nefes almak istiyordur.
Bu gidiş doğru mu?
Taşınmak isteyenlerden mi yoksa 'beni buradan kimse götüremez' diyenlerden misiniz?