Esra GÜNTEPE - Mehmet ALA / İSTANBUL, (DHA) - SIRBİSTAN'da yaşayan 24 yaşındaki Kevın Tot'a, kan grubu uyumsuzluğuna rağmen 58 yaşındaki babası Tıbor Tot'tan böbrek nakli yapıldı. Genel Cerrahi ve Organ Nakli Uzmanı Doç. Dr. İlhami Soykan Barlas ve ekibi tarafından gerçekleştirilen nakil öncesinde, hastaya yaklaşık 3 hafta süren özel bir tedavi uygulandı. İmmünoadsorbsiyon yöntemiyle alıcının kanındaki antikor düzeyleri güvenli seviyeye düşürülerek naklin önü açıldı. Naklin ardından üçüncü haftasına giren Kevın Tot'un sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi.
Sırbistan'da yaşayan 24 yaşındaki Kevın Tot'un böbrek rahatsızlığı yaklaşık bir yıl önce grip geçirdiği dönemde yapılan tahlillerde kreatinin yüksekliğinin fark edilmesiyle ortaya çıktı. Sırbistan'da sürecin uzun sürmesiyle beraber alternatif yollar arayan baba Tıbor Tot, internet üzerinden araştırmalar yaptı ve Türkiye'deki hastaneleri, başarı oranlarını ve hangi merkezlerin daha iyi olduğunu inceledi. Ardından, Türkiye'ye gelme kararı aldı.
Türkiye'deki tedavi sürecinde ise yaklaşık 3 hafta süren özel bir tedavi uygulandı. İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi'nde Sırbistan'da yaşayan 24 yaşındaki Kevın Tot'a, kan grubu uyumsuzluğuna rağmen babası Tıbor Tot'tan böbrek nakli yapıldı. Nakil öncesinde uygulanan immünoadsorbsiyon işlemiyle kan grupları uyumlu hale getirildi. Genel Cerrahi ve Organ Nakli Uzmanı Doç. Dr. İlhami Soykan Barlas ve ekibi tarafından gerçekleştirildi. Sağılığına kavuşan 24 yaşındaki Kevın Tot'un en büyük hayali ise eğitimine devam edip, bilişim alanında çalışmak ve başka ülkelere seyahat etmek.
'KAN GRUBU UYUMSUZLUĞUNU ÖZEL TEDAVİYLE AŞTIK'
Genel Cerrahi ve Organ Nakli Uzmanı Doç. Dr. İlhami Soykan Barlas, Kevın Tot ve babasının yaklaşık 2 ay önce çapraz böbrek nakli adayı olarak kendilerine başvurduğunu belirterek, 'Alıcımız sıfır kan grubunda, vericimiz ise A kan grubundaydı. Normal şartlarda birbirlerinden nakil olamıyorlardı. Çapraz nakil seçeneklerini değerlendirdik ancak kendilerine uygun bir eşleşme bulamadık. Bunun üzerine, kan grubu uyumsuz nakil olabileceklerini anlattık. Yaptığımız ön testlerde alıcı ve vericinin bu nakil için uygun olduğunu saptadık ve hazırlıklara başladık' dedi.
Hastaya yaklaşık 3 hafta süren bağışıklık sistemini baskılayıcı özel bir tedavi uygulandığını aktaran Barlas, 'Yurt dışından özel immünoadsorbsiyon çubukları getirdik. Hastanın kan grubuna karşı oluşan antikorlarını istenen seviyelere indirdikten sonra nakli gerçekleştirdik. Antikor titrelerini 1/4 seviyesine, yani güvenli sınıra düşürdük ve nakil sürecine devam ettik' diye konuştu.
'İLK AYDAKİ RİSKİ MİNİMUMA İNDİRDİK'
Kan grubu uyumsuz böbrek nakillerinde organ reddi riskinin özellikle ilk ayda bir miktar arttığını belirten Doç. Dr. Barlas, 'Nakil sürecine devam ederken hasta ve yakınıyla riskleri paylaştık, bunun yanında gerekli tüm tedbirleri aldık. Uyguladığımız özel tedavilerle bu riski minimuma indirdik. Birinci aydan, ardından üçüncü aydan sonra organ reddi riski, standart kan grubu uyumlu nakillerdeki düzeylere geliyor' ifadelerini kullandı.
Naklin ardından üçüncü haftaya girildiğini ve hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu aktaran Barlas, 'Yaklaşık bir hafta hastanede kaldılar. Kan değerleri ve kreatinin değerleri son derece iyi. Hastamız şu anda sağlıklı. Ancak takip süreci bitmedi. Organ çalıştığı sürece hastalarımızın nakil sonrası takip programına devam etmesi gerekiyor. Kevın ülkesine döndüğünde de kendisiyle iletişimde kalacak, kan değerlerini takip edeceğiz' dedi.
'TÜRK HASTALARININ DA NAKİL ŞANSI ARTABİLİR'
Kan grubu uyumsuz böbrek nakillerinin Türkiye'de yaygınlaşmasının önündeki engellerden birinin finansman olduğunu belirten Barlas, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) daha önce bu nakiller için ödeme yapmadığını söyledi. Barlas, 2026 yılında yapılan düzenlemeyle başka seçeneği kalmayan bazı böbrek yetmezliği hastalarında, üçüncü basamak sağlık kuruluşu onayıyla bu tür nakillere imkân tanındığını ifade ederek, 'Umarım Türk hastalarında da bu tarz nakillerin önü açılır' diye konuştu.
Organ nakli olan hastaların ilaçlarını düzenli kullanmaları ve takiplerini aksatmamaları gerektiğini vurgulayan Barlas, 'Organ çalıştığı sürece ilaç kullanımı devam ediyor. Nakil olmayı başarabilen hastalar, diyaliz gören hastalara kıyasla aynı süre içerisinde yaklaşık 3 kat daha uzun yaşıyor ve çok daha kaliteli bir hayat sürdürüyor' dedi.
'BABAMIN BÖBREĞİYLE DİYALİZDEN KURTULDUM'
Böbrek rahatsızlığının yaklaşık bir yıl önce grip geçirdiği dönemde yapılan tahlillerde kreatinin yüksekliğinin fark edilmesiyle ortaya çıktığını anlatan Kevın Tot ise 'Böbrek nakli olmam gerektiğini öğrendiğimizde araştırmaya başladık. İlk olarak babam böbreğini vermeye karar verdi. Kan gruplarımız uyuşmadığı için çapraz nakil seçeneğini düşündük. Daha sonra Türkiye'deki hastaneleri internet üzerinden araştırdık ve Medical Park ile iletişime geçtik' dedi.
Nakil sürecinde zaman zaman ağrılar yaşadığını ancak genel durumunun iyi olduğunu belirten Tot, 'Her geçen gün daha iyi hissediyorum. Biraz dikkatli olmam gerekiyor ama çok mutluyum ve huzurluyum. En büyük fark, diyalizden kurtulmuş olmak. Artık diğer insanlar gibi normal bir hayat yaşayabileceğim için mutluyum. En büyük hayalim sağlıklı bir hayat sürmekti. İleride fiziksel bir iş değil, bilişim, enformatik alanında bir iş yapmak istiyorum. Bir şeyler öğrenip ileride başka ülkelere seyahat etmek, uçmak istiyorum. Host veya uçuşla ilgili bir iş olabilir, başka ülkelere seyahat etmek istiyorum bakalım hayat ne gösterecek' diye konuştu.
'TEK İSTEĞİM OĞLUMUN SAĞLIĞINA KAVUŞMASIYDI'
Oğluna böbreğini bağışlama kararını hiç tereddüt etmeden aldığını söyleyen 58 yaşındaki Tıbor Tot da 'İlk düşündüğüm şey gidip test yaptırmak ve ona kendi böbreğimi vermek oldu. 'Oğluma nasıl yardımcı olabilirim?' diye düşündüm. Başka hiçbir şey düşünmedim. Tek isteğim oğlumun sağlığına kavuşmasıydı' ifadelerini kullandı.
Kendi ülkelerinde hızlı bir çözüm bulamayınca alternatifleri araştırmaya başladıklarını anlatan Tot, 'Biraz hayal kırıklığı yaşadım ama hemen ardından başka çözümler aradım. Eşimle birlikte Türkiye'deki hastaneleri, başarı oranlarını ve nakil merkezlerini araştırdık. Medical Park ile iletişime geçerek buraya gelmeye karar verdik. Ameliyat sonrasında biraz yorgunluk yaşadım ama her şey çok iyi geçti. Çok şükür oğlumun durumu da gayet iyi. İmkanı olan ailelere, uygun oldukları takdirde bu şansı değerlendirmelerini tavsiye ediyorum' dedi.




