Ruken KADIOĞLU-Canberk ÖZTÜRK/ANKARA, (DHA)- ANKARA'da kalp yetmezliği nedeniyle nakil sırasında bekleyen emekli güvenlik görevlisi Mehmet Gökhan Taşkın (44), 4 yıldır yanından ayırmadığı çantasındaki yapay kalp destek cihazıyla yaşamını sürdürüyor. Taşkın, 'Nakil bekliyoruz. Sığınacak dalım umut şu anda. Bu cihaz 2,5 kilo, her yerde benimle. Nakil gerçekleşince yapmak istediğim ilk şey; denize gitmek' dedi.
Emekli güvenlik görevlisi 4 çocuk babası Mehmet Gökhan Taşkın, 2022 yılında kalp krizi geçirdi. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kalp-Damar Hastanesinde 4 yıldır kalp yetmezliği tedavisi gören Taşkın, acil kalp nakli listesine alındı. Taşkın'a uygun bir bağışçı çıkıncaya kadar yaşamını sürdürebilmesi için yapay kalp destek cihazı (LVAD) takıldı. Taşkın, yaklaşık 4 yıldır omuzundaki çantada taşıdığı yapay kalbiyle yaşamını sürdürüyor. Hastanede kontrollerini sürdüren Taşkın, nakil olacağı günü umutla bekliyor.
'ORGAN BAĞIŞI İSTİYORUZ'
Taşkın, kalp krizi geçirdikten sonra emekli olduğunu, zor dönemler yaşadığını söyleyerek, '50 kiloya kadar düşmüştüm krizden sonra. Hatta ailem umudu kesmişti benden. Tabii bu cihazdan önce. Taktıktan sonra düzelmeye başladım. Nakle uygun değildim. Doktorum cihaz takılınca değerlerimin düzeleceğini, nakle uygun hale gelebileceğimi söyledi. Öyle de oldu. Bu cihazla yaşamak, normal bir insan için çok zor. Ama bizim gibi insanlar için mecburiyet. Cihazı iyi ki taktım. Nakil bekliyoruz aslında insanlarımızdan. Çok az bizim memlekette nakil olayı. O yüzden insanlarımızın nakle olumlu bakmasını istiyoruz. Çok kötü olan arkadaşlarımız var burada. Nakil bekliyorlar. Son evre artık. İnsanlarımızdan biraz daha duyarlı olmalarını istiyoruz. Organ bağışını istiyoruz. Umut bekleyen insanlara umut olmalarını istiyoruz. Umutsuz insan yaşayamıyor. Nakil gerçekleşince yapmak istediğim ilk şey denize gitmek' dedi.
Taşkın, yapay kalp cihazını 4 yıldır yanında taşıdığını belirterek, 'Cihazdan dolayı herkes bize acıma gözüyle bakıyor. Ondan kurtulmak istiyorum. Gezmek istiyorum nakil olunca. Cihazın yaşamımızda kısıtlamaları var elbette. 2,5 kilo sürekli taşıyorsun yanında. Çıkaramıyorsun banyoda. Gezerken otururken her yerde seninle. Yani senin bir uzvun gibi. Ama işte çaresizliğin çaresi. Türkiye'de bu cihazı takıp da 11-12 yıldır yaşayanları biliyorum. O kalbimizin çalışmayan kısmını bununla çalıştırmaya çalışıyorlar' ifadelerini kullandı.
'CİHAZLARI NAKİLE KADAR YAŞATMAK İÇİN KULLANIYORUZ'
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Yüksek İhtisas Kalp Yetmezliği Kliniği Eğitim Sorumlusu ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan ise yapay kalp cihazlarının hastalara kardiyojenik şokta, kritik dönemde takıldığını söyleyerek, 'İlaçlar fayda vermediğinde biz bu cihazlarla hastalarımızı kalp nakline kadar yaşatmak için kullanıyoruz. Bu cihazların teknolojisi dünyada nasıl gelişmişse ülkemizde de aynı teknoloji gelişmiş durumda. Bizim kullandığımız cihazlarla artık hastalar evlerine taburcu olabiliyorlar. Kalp nakli listesinde bekliyorlar. Dünyanın da en büyük sorunlarından birisi yeterince organ bağışının olmaması. Nakil bekleyen listedeki hasta sayımızın çok fazla olması; ancak yeterince bağışın olmamasından dolayı hastalarımızın maalesef bir kısmını kaybediyoruz. Bir kısmını uzun süre yapay kalp cihazlarıyla, bu destek sistemleriyle takip ediyoruz. Onların da kendine göre komplikasyonları var. Olabildiğince bu cihazlardan kurtarmaya çalışıyoruz' diye konuştu.
'1500'ÜN ÜZERİNDE KALP NAKLİ BEKLEYEN HASTA VAR'
Prof. Dr. Kervan, Türkiye'de 1500'ün üzerinde kalp nakli listesinde bekleyen hasta olduğunu, ancak yılda yaklaşık 80-90 civarında kalp nakli yapabildiklerini aktararak, 'Bu da listede bekleyen hastaların ihtiyacını karşılamakta çok yetersiz. Bizim ülkemizde son 10 yılda çok büyük bir organizasyon yapısı gelişti. Özellikle donör bakımı, hastaların beyin ölümüyle ilgili teşhislerinde, doğru teşhislerin yapılmasında, seçilmesinde, bakılmasında müthiş bir sistem gelişmiş durumda. Ancak bizim en büyük engelimiz şu anda ailelerimizin bağışı yeterince kabul etmemesi. Sağlık Bakanlığı'mız geçen yıl çok önemli bir düzenleme yaptı. Bu düzenleme ile birlikte kişiler bağışta bulunduğunda e-Nabız sistemine kayıt düşüyor. Ancak biz hekimler bunu göremiyoruz. Ne zaman ki bir hastaya beyin ölümü tanısı konulursa o zaman sistem bize bu bilgiyi açıyor. Bu önemli bir adım. Avrupa'nın bazı ülkelerinde organ bağışı bir askerlik gibi bir vatan görevi gibi görülüyor. Bizim gibi manevi duyguları yüksek olan bir ülkede bunun daha da ileri seviyede olması gerekir' dedi. (DHA)





