İSTANBUL, (DHA)- MENEPOZLA östrojen hormonunun azalması, kadınlarda kemik kaybını hızlandırarak osteoporoz ve buna bağlı kırık riskini artırabildiğini belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu, 'Uzun süre belirti vermeden ilerleyebilen kemik erimesi, özellikle omurga, kalça ve el bileğinde kırıklara neden olabiliyor. Menopoz döneminde kemik sağlığının değerlendirilmesi ve kırık riskinin erken dönemde belirlenmesi önemli' dedi.
Medicana Kadıköy Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Tuna Pehlivanoğlu, östrojen hormonunun kemik sağlığının korunmasındaki rolüne dikkat çekerek, 'Östrojen hormonu, kemiklerin korunmasında önemli bir role sahip. Menopoz döneminde bu hormonun azalmasıyla birlikte kemik kaybı hızlanabiliyor. Bu nedenle kadınların kemik sağlığını yalnızca ileri yaşlarda değil, daha erken dönemlerden itibaren önemsemesi gerekiyor. Yaş, genetik özellikler, beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite düzeyi de kemik sağlığını etkileyen faktörler arasında yer alıyor' ifadelerini kullandı.
Doç. Dr. Pehlivanoğlu, 'Kemikler, yaşam boyunca kendini yenileyen bir yapıya sahip. Ancak yaş ilerledikçe kemik yapımı ile yıkımı arasındaki denge değişebiliyor. Kadınlarda menopozla birlikte östrojen seviyesinin düşmesi, kemik kaybını hızlandırarak osteoporoz gelişme riskini artırabiliyor. Hastalık, uzun süre belirgin bir şikayete yol açmadan ilerleyebildiği için kemik yoğunluğundaki azalma çoğu zaman bir kırık meydana gelene kadar fark edilmeyebiliyor' diye konuştu.
'BOY KISALMASI VE SIRT AĞRISI GÖZ ARDI EDİLMEMELİ'
Osteoporozun yalnızca kemik yoğunluğundaki azalmadan ibaret olmadığını belirten Doç. Dr. Pehlivanoğlu, kırık riskinin erken dönemde değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
'Osteoporoz ilerlediğinde özellikle omurga, kalça ve el bileğinde kırıklar görülebiliyor. Omurga kırıkları sırt ve bel ağrısına, boy kısalmasına ve zamanla kamburlaşmaya neden olabiliyor. Kalça kırıkları ise hareket kabiliyetini kısıtlayarak kişinin günlük yaşamını önemli ölçüde etkileyebiliyor ve cerrahi müdahale gerektirebiliyor. Özellikle ileri yaşlarda gelişen kırıklar, kişinin hareket kabiliyetini ve yaşam kalitesini ciddi ölçüde azaltabilir. Omurga kırıkları bazen belirgin bir travma olmadan da ortaya çıkabilir. Boyda kısalma, sırtta kamburlaşma veya aniden başlayan sırt ağrısı gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerekir. Amaç, kemik kaybını saptamanın yanı sıra kırık gelişmeden önce gerekli önlemleri alabilmektir.'
'KEMİK YOĞUNLUĞU ÖLÇÜMÜ RİSK DURUMUNA GÖRE PLANLANMALI'
Doç. Dr. Pehlivanoğlu, kemik yoğunluğu ölçümünün gerekliliği ve zamanlamasının kişiye göre belirlenmesi gerektiğini belirterek, 'Osteoporozun değerlendirilmesinde kemik mineral yoğunluğu ölçümü önemli bir yer tutuyor. Ölçümün hangi yaşta yapılacağı; kişinin menopoz durumu, yaşı, sağlık geçmişi ve diğer risk faktörlerine göre belirleniyor. Özellikle 65 yaş ve üzerindeki kadınlarda kemik yoğunluğu taraması önerilirken, menopoz sonrası daha genç kadınlarda da risk durumuna göre değerlendirme yapılabiliyor. Düşük enerjili bir travma sonrasında kırık geçirmiş olmak, ailede kalça kırığı öyküsünün bulunması, düşük vücut ağırlığı ve uzun süreli kortizon kullanımı osteoporoz açısından dikkate alınması gereken risk faktörleri arasında yer alır. Bu nedenle kemik yoğunluğu ölçümünün zamanı kişiye ve risk faktörlerine göre belirlenmelidir. Kemik kaybının erken dönemde saptanması, kırık riskini azaltmaya yönelik önlemlerin zamanında planlanmasına yardımcı olur' dedi.
'DENGELİ BESLENME VE DÜZENLİ EGZERSİZ KEMİKLERİ DESTEKLİYOR'
Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kemik sağlığının korunmasına katkı sağlayabildiğini söyleyen Doç. Dr. Pehlivanoğlu, 'Osteoporoz riskini etkileyen faktörlerin tamamını ortadan kaldırmak mümkün olmasa da sağlıklı yaşam alışkanlıkları kemik sağlığının korunmasına katkı sağlayabiliyor. Yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve sigaradan uzak durmak bu süreçte önem taşıyor. Süt ve süt ürünleri başta olmak üzere kalsiyum içeren besinlerin tüketilmesi, D vitamini düzeyinin gerektiğinde değerlendirilmesi ve kişinin sağlık durumuna uygun egzersizlerin yapılması öneriliyor. Yürüyüş, kas güçlendirme ve denge egzersizleri hem kemik ve kas sağlığını destekliyor hem de düşme riskinin azaltılmasına yardımcı olabiliyor. Ancak osteoporoz tanısı alan kişilerde yaşam tarzı değişiklikleri tek başına yeterli olmayabiliyor. Tedavinin kişinin kemik yoğunluğu, kırık öyküsü ve genel sağlık durumu dikkate alınarak planlanması gerekiyor' diye konuştu.
'MENOPOZ DÖNEMİNDEKİ KADINLAR KEMİK SAĞLIĞINI İHMAL ETMEMELİ'
Osteoporoz tedavisinde kullanılan yöntemlere de değinen Doç. Dr. Pehlivanoğlu, 'Gerekli durumlarda kemik kaybını azaltan veya kemik yapımını destekleyen ilaçlar kullanılabilir. Tedavinin türü ve süresi kişinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Kırık gelişmesi durumunda ise kırığın tipine ve etkilediği kemiğe bağlı olarak ameliyatlı ya da ameliyatsız tedavi yöntemleri uygulanabilir. Özellikle menopoz dönemindeki kadınların kemik sağlığını ihmal etmemesi, risk faktörleri açısından değerlendirilmesi ve yaşına ve sağlık durumuna uygun fiziksel aktiviteyi sürdürmesi, osteoporozun yol açabileceği kırıkların önlenmesine yönelik önemli adımlar arasında yer alıyor' ifadelerini kullandı.




