Ankara

İl il gezerek Hemşin çorabını tanıtıyor

Abone Ol

Mikail KARAMAN-Gizem CENGİL/ANKARA, (DHA)- RİZE'de çocuk yaşta halasını izleyerek yöreye özgü Hemşin çorabı örmeyi öğrenen Abdülmalik Safi (31), yaklaşık 20 yıldır yaşattığı bu geleneği il il gezerek tanıtıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 'Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı' unvanına sahip Safi, çorabın motiflerinin anlamlarını gelecek kuşaklara aktarmak istediğini söyledi.

Abdülmalik Safi, çocuk yaşta kente özgü yöresel Hemşin çorabı ören halasını izleyerek ilmek atmayı öğrendi. Zamanla kendisini geliştiren Safi, küçük yaştan itibaren Hemşin çorabı örmeye başladı. 19 Mayıs Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdikten sonra Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Geleneksel El Sanatları Meslek Yüksekokulu'nda da eğitim alan Safi, Hemşin çorabını ören kadınlarla bir araya gelerek motiflerin anlamlarını, kullanım amaçlarını ve kültürel geçmişini araştırdı. Yaklaşık 20 yıldır Hemşin çorabı ören ve 5 yıl önce Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen 'Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı' unvanı alan Safi, ördüğü çorapları il il gezerek tanıtıyor. Safi, bu amaçla Ankara'daki Altınköy Açık Hava Müzesi'nde stant açıp, ördüğü yöresel çorapların tanıtımını yaparak, ziyaretçilere motiflerin anlamını anlatıyor.

'HALAMDAN GİZLİ GİZLİ ÖĞRENDİM'

Yaptığı sanatı hem alaylı hem de okullu olarak sürdürdüğünü söyleyen Abdülmalik Safi, 'Benim ilk ve en büyük hocam, Allah rahmet eylesin halamdı. Küçük çocuklar yaşlıların yanında, onlara arkadaş olur. O, türkü söylerken kendi kendine çorap örerdi ve bütün gününü bu şekilde değerlendirebiliyordu ve sıkılmıyordu da. Ondan gizli gizli nasıl çorap örüldüğünü izliyordum. O da öğretmek istemiyordu; 'erkek çocuğudur, yapmasın' gibi bir algı vardı. Sonra ben de çorap örmeye başladım. Tabii yapıp söktüm, yapıp söktüm. Sonrasında çorap burnu yapmaya başladık; ama topuk kısmını kesemedim. Halam ne zaman topuk yapmaya başlayacak diye beklerdim ki onu öğrenebileyim, görebileyim diye. Daha sonra örülmüş çoraplarına bakarak, yavaş yavaş ondan öğrendim' dedi.

'ÇORAPLAR, FARKLI ANLAMLAR TAŞIYOR'

Safi, araştırmaları sırasında Anadolu'daki çorap motiflerinin yalnızca bir giyim unsuru olmadığını fark ettiğini, motiflerin insanların yaşamına dair önemli bilgiler taşıdığını öğrendiğini söyledi. Safi, 'O dönem bunun farkında değildim. Daha sonra baktım ki farklı çoraplar, farklı anlamlar var. Anadolu çoraplarını araştırınca, Anadolu kültürünün kıyafette kimlik taşıyan bir kültür olduğunu fark ettim. Giydiğiniz kıyafet sizin; hangi yaşta olduğunuzu, evli mi bekar mı olduğunuzu, hangi milletten, hangi mezhepten olduğunuzu, zengin misiniz, fakir misiniz, orta gelirli misiniz, kaç çocuğunuz var, kaç yaşlarındasınız gibi kimlik belirtisi taşıyor. Çoraplar da bunun farklı bir dilini yansıtıyor. Evliler farklı motifler, bekarlar farklı renkler giyiyor. 3 çocuk annesi, 4 çocuk annesi kadın farklı giyiyor. Bunların hepsi zamanla değişiyor ve bu farklılıklar size yeni bir hayat tarzı anlatıyor. Çünkü kimliğinize uygun bir yaşantı yaşamanız gerekiyor. Bu gereklilik bir anlam haline geliyor ve anlamlı bir hayat sürmeye başlıyorsunuz. Böyle bir düzenin varoluşu, beni gerçekten cezbetmişti ve çok hoşuma gitmişti' ifadelerini kullandı.

'AMACIM DÜNYAYA TANITMAK'

İlk zamanlarda örgü ördüğü için eleştiriler aldığını söyleyen Safi, zamanla bu tepkilerin takdire dönüştüğünü belirterek, 'İlk başlarda insanlar 'erkek çocuğu örgü örer mi, nasıl olur' gibi tepkiler veriyordu. Ama bu tepkiler bir şeyi başarana kadardır. Azimle yol aldığınız zaman başarı kaçınılmaz hale geliyor. Ben başarmak için değil, bir şeyler yapmak için, ortaya çıkartmak için, zamanımı öldürmemek için başlamıştım. Ama baktım ki bu size farklı bir yol açıyor, farklı bir harita açıyor. Tepkiler bir zaman sonra, 'ne kadar güzel, bu örnek nereden, nasıl yaptın?' gibi şeylere dönüşünce bir zaman sonra istemsizce takdirler almaya başlıyorsunuz. Hedefimiz bu sanatı dünyaya tanıtmak ama burada atabileceğimiz ilk adım kendi insanımıza ve yakınımıza tanıtmak. Çünkü bizim insanlarımız bazı hayat meşgaleleri ve gayeleri yüzünden kendi kültürlerinden uzaklaşmış bir durumdalar. Biz istiyoruz ki bu öyle bir hale gelsin ki vazgeçilmez bir nokta olsun, hayat anlamlı hale gelsin. Amacımız bu sanatı ilk başta kendi insanımızı daha sonra dünya insanını tanıtmak. O yolda da ilerliyoruz' dedi. (DHA)