Güneydoğu'da kamu güvenliği var mı

Abone Ol

Günlerden bu yana Hükümet yetkilileri “kamu güvenliği”nden söz ediyor. Özellikle HDP’lilerle yapılan görüşmelerde gerek Başbakan Davutoğlu,gerekse süreçten sorumlu Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan “Barış süercinin başarıyla sürdürülebilmesi için önce kamu güvenliğini sağlanması gerkiyor” diyorlar.

Biz de konu ile ilgili yazdığımız her yazıda buna destek verdik. Kamu güvenliğinin olmadığı, terörün estirildiğ, tehdit ve baskıların sürdüğü bir ortamda barıştan,kardeşlikten,birlik ve bütünlükten söz edilebilir mi?

Güneydoğu’da kamu güvenliği var mı? 

Gelen haberlere bakılacak olursa Güneydoğu’da PKK ve yandaşları istediklerini yapıyor. Yine yol kesmeler,araç ve kimlik kontrolleri, güvenlik güçleri ile çatışmalar sürüyor. Söylenenlere göre PKK ve KCK kendi güvenlik birimlerini kurmuşlar. Vergi toplamadan, sağlık işlerine kadar yapılan tüm işlemlerde ön planda bulunuyorlar. 

Kandil’den gelen emirle bölgede devlet yetkililerinin, terör gruplarınca polislerin bile tutuklanması istenilmedi mi? Bu ne cürettir, bu ne aymazlıktır? 

“İntikam Birlikleri” adı altında terör estirenler var. Bunlara neden ses çıkarılmıyor? Niye bunların üzerine gidilmiyor?

Tek tip elbise giyen, sırtlarındaki yazı,yüzlerindeki poşularla dikkat çeken bu terörist grupların yaptıklarına sadece seyirci mi kalacağız? Bunların da inlerine inmek, bu grupları dağıtmak, tehdit olmaktan çıkarmak için daha ne bekleniyor?

Polis, büyük kentlerde, bazı noktalarda eş zamanlı baskınlar yapıp, gözaltılar gerçekleştiriyor. Peki, Güneydoğu’da yasa dış bu örgütlerin bulundukları yerlere neden eş zamanlı baskınlar düzenlenmiyor? Neden bunlar yakalanmıyor, gözlatına alınmıyor?

Başbakan Davutoğlu, Güneydoğu’daki olayları parelel yapıya bağladı. PKK ile paralel yapının işbirliğinin olduğunu söyleyip “Elimizde bilgi ve belgeler var” dedi.

Devletin elinde her türlü güç var. Devlet, ağırlığını Güneydoğu’ya koyabilir. Eğer, iddia edildiği gibi bazı yıkıcı faaliyetler oluyorsa,PKK-paralel yapı işbirliği sürüyorsa devletin görevi bunların üzerine gitmek ve çökertmek olmalıdır. Devlete karşı işlenen yasa dışı eylemlere karşı yapılacak her türlü mücadeleye bu millet sonuna kadar destek vermeye hazırdır. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

Ancak, görülebildiği kadarı ile paralel yapı PKK ve KCK olarak da ortaya çıkıyor. Asıl mücadele edilmesi gereken yapı bu olmalıdır. Bu tür yapılarla yapılacak her türlü mücadelede devletimizin ve bizi yönetenlerin yanında olmaya devam edeceğiz. 

Biz, terörün her türlüsüne karşıyız. Devleti yıkmaya kalkan her hareketi de lanetliyoruz ve sonuna kadar mücadele edilmesi gerektiğini de söylüyoruz. Eğer, PKK-paralel yapı işbirliği varsa, bunun da bilgi ve belgeleri bulunuyorsa neden düğmeye basılmıyor? Neden hareket edilmiyor?

Kaldı ki, PKK ve yandaşları halen Devleti tehdit ediyor. 5-7 Ekim olaylarından daha etkilisinin yaşanabileceğini söylüyor. Silahlı mücadelenin başlayabileceği tehdidinde bulunuyor. Polise verilen yetkilere karşı taraftarlarını sokaklara dökeceklerini söylüyorlar. 

Ortada sıkıntılar var ve bu sıkıntılar, Güneydoğu’nun Türkiye’den kopma noktasına gelmekte olduğunu gösteriyor. Bu duruma da kimsenin sesi çıkmıyor. 

HDP milletvekilleri çok açık biçimde “Özerklik de masada var” diyorlar. Bugün, özerklik konusu masaya getirilmişse sözün bittiği noktaya gelmiş durumdayız. Dikkat edilecek olursa terör örgütü “Kamu güvenliğini sadece Güneydoğu’da değil, Türkiye’nin her noktasında tehdit edebilecek güce sahibiz” açıklamsı yapıyor. Bu meydan okuma değil mi? Bütün bu olup bitenlere sessiz kalınabilir mi?

Yine HDP’li milletvekiller, Kandil ve KCK yöneticileri “Barışın sağlanması için Öcalan’ın serbest bırakılması gerekiyor. Yoksa barış olmaz” demiyorlar mı? Bu isteklerin de bir türlü sonu gelmiyor.

Gelişmelere ve yapılan açıklamalara baktığımızda bazı şeylerin artık kopma noktasına gelmiş olduğunu da açıkça görebiliyoruz. 

Başbakan ve ekibi hala “kamu güvenliği” konusunu ön plana getirerek kamuoyunun gazını almaya çalışıyor. Yukarıda da vurguladığımız gibi Güneydoğu’da kamu güvenliği zaten kalmamış. Terör örgütü mensupları istedikleri zaman da büyük kentlerde kamu güvenliğini tehdit eden eylemleri zaten yapabiliyorlar.