banner51

banner43

Özel analiz, Akdeniz’de AB korsanlığı, Türk gemisine yapılan baskın

Akdeniz'de uluslararası sulardaki Türk gemisine yapılan baskın ne NATO müttefikliğiyle ne BM kararlarıyla ne de uluslararası hukuk kurallarıyla bağdaşan skandal bir adım

GÜNDEMDEKİLER 25.11.2020, 12:52
41
Özel analiz, Akdeniz’de AB korsanlığı, Türk gemisine yapılan baskın

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkiler son dönemde oldukça gergin sınamalardan geçiyor. AB bir yandan Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de hidrokarbon kaynakları arama girişimlerini bir krize dönüştüren Yunanistan’ın yanında saf tutmakta. Öte yandan Libya meselesinde, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’in (BM) tanıdığı meşru hükümetle kurduğu ilişkilerini bilerek terörize etmekte. Her iki konuda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Türkiye’ye karşı bir cephe teşkil etme çabalarını da unutmamak gerek. 10-11 Aralık 2020’de yapılacak AB Liderler Zirvesi öncesinde birlik adeta aba altından sopa göstermeye çalışıyor. Bu çerçevede Brüksel’deki diplomatların zirvede Türkiye’ye karşı cezai yaptırımların masaya getirebileceği söylentilerini şimdiden fısıldaması ilişkilerde AB tarafının söylemlerinin gittikçe sertleştiğini gösteriyor.

Geçtiğimiz Pazar günü (22 Kasım 2020) yaşanan son olayla ise AB Türkiye ile ilişkilerinde uluslararası hukuka aykırı bir tutum sergileyerek yeni bir skandala imza attı. Libya açıklarında seyreden Türk bandıralı Roseline-A isimli yük gemisi Libya’daki meşru hükümete silah taşıdığı şüphesiyle AB Akdeniz İçin Deniz Kuvvetleri’nin IRINI (EUNAVFOR MED IRINI) harekâtını yürüten Alman “Hamburg” fırkateyni tarafından durdurularak arandı. Ancak bunu yaparken AB güçleri, dolayısıyla Alman askerleri, ne bayrak devleti Türkiye’nin ne de gemi kaptanının rızasını aldılar. BM’nin Libya’ya uyguladığı silah ambargosu çerçevesinde IRINI harekâtı kapsamında Libya’ya silah ve mühimmat taşıdığından şüphelenilen gemileri arama yetkisi AB güçlerine verildi. Ancak bu yetkiyi kullanabilmek için BM’nin 2292 ve 2526 sayılı Güvenlik Konseyi kararları gereğince Libya’daki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile istişare ve izin zorunlu kılındı. Öte yandan uluslararası deniz hukuku açısından baktığımızda, açık denizde seyreden, bir başka ifadeyle uluslararası sularda bulunan Türk gemisine çıkabilmek için mutlak surette bayrak devletinin müsaadesine almak gerekiyor. Böyle bir durumda Roma’daki AB Harekât Komuta Merkezi’nin ve gemiyi denetim görevini gerçekleştiren Alman askerlerinin, eğer büyük bir yanılgıya kapılmadılarsa, bilerek ve isteyerek uluslararası hukuka aykırı tutum sergilediklerini, yani kötü niyetli davrandıklarını söylemek için Türkiye’nin elinde çok fazla sebep var.

Baskın NATO için de kriz potansiyeli taşıyor

Türkiye’nin, AB aday ülke statüsünün fiiliyatta işlemediğini göz önünde bulundursak bile, bu olayda dikkat edilmesi gereken birinci husus, Türkiye’nin Kuzey Atlantik İttifakı’nın (NATO) bir parçası olduğu gerçeğidir. Aynı ittifakta müttefiklik ilişkisi içinde bulundukları Türkiye’nin yük gemisinin BM silah ambargosunu deleceğini düşünmek için AB makamları Türkiye’ye ve uluslararası kamuoyuna şüpheden çok daha fazlasını sunmak zorundalar. Zira müttefik bir ülkenin yük gemisine izin alınmaksızın zor kullanarak çıkmak ne NATO müttefikliğiyle ne BM kararlarıyla ne de uluslararası hukuk kurallarıyla bağdaşıyor. Türkiye’nin meseleyi uluslararası hukuk kanalları içinde halletmeye çalışması daha büyük sorunları şimdilik engellemiş görünüyor. Doğu Akdeniz’deki bu gerginlikler ve taraflar arasında güveni sarsacak hamlelerin artması NATO içinde ciddi bir kriz potansiyeli taşıyor. 1-2 Aralık 2020 tarihlerinde düzenlenecek NATO Dışişleri Bakanları Toplantısında bu konuda doğru mesajın verilmesi, NATO’nun işlevi açısından da önemli. Bu kapsamda AB ile Türkiye arasında yaşanan bu son kriz sadece Türkiye-AB ilişkilerini değil, NATO-Türkiye-AB ilişkilerini de ilgilendirmekte ve etkilemekte.

Türk yük gemisinin izinsiz aranması meselesiyle ilgili söylenmesi gereken ikinci bir husus, AB’nin Türkiye’ye karşı sergilediği çifte standart(lar) tutumunu sürdürmekte olduğu gerçeğidir. Bu çerçevede yaptığı yanlışı kabul etmemek adına Alman hükümeti ve AB Komuta Merkezi, gemi arama faaliyetinin kendilerine verilen yetki kapsamında olduğunu iddia ederken, bayrak devletinin izninin alınmamasını gözlerden kaçırmaya uğraşmaktalar. Aynı şekilde olayın kamera kayıtlarında görülen gemideki mürettebata Alman askerlerinin sert müdahalesini, mürettebatın “işbirliği” içinde davrandığı savunmasıyla yok saymaktalar. Konuyla ilgili resmî açıklamalar ve medyadaki diğer haberler sanki Türk yük gemisini uluslararası hukuka aykırı bir şekilde aramak dünyanın en sıradan işiymiş ama nedense Türkiye buna müsaade etmeyerek denetlemenin yarım kalmasına yol açmış ve yine sanki denetleme bitirilseymiş yasadışı bir şeyler bulunabilecekmiş izlenimi vermeye çalışmaktalar. Bu durum Türkiye’ye uygulanan çoklu standartları gözler önüne seriyor. Neyse ki gerek Almanlar gerekse AB Komuta Merkezi yaptığı resmî açıklamalarda, Türk yük gemisinin uluslararası sularda seyrettiği ve yasadışı hiçbir şey taşımadığı gerçeğini saklamayacak kadar insaflı(!) davranmışlardır. Yoksa Türkiye, büyük kısmının NATO müttefiki devletlerden oluştuğu AB örgütünün deniz korsanlığına soyunduğunu düşünmek zorunda kalabilirdi.

- AB tarafı "pozitif gündemi" sabote ediyor

Türkiye de AB de 1964’te yürürlüğe giren Ankara Anlaşmasından bu yana çok yol kat ettiler, gelişme gösterdiler. Ancak gelinen noktanın en azından Türk tarafının arzu etmediği bir yer olduğu açık. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisinin ağır bir şekilde yaşandığı mevcut dönemde sadece aynı ittifak içinde olanların değil, tüm devletlerin birbiriyle işbirliği ve güvene dayalı dayanışma göstermesi ihtiyaçtan öte bir zorunluluk. Zira küresel sorunlar küresel çözümleri gerektiriyor. Türkiye-AB ilişkileri bu açıdan bakıldığında hem bölgesel hem de küresel işbirliğini zora sokacak bir resim sergiliyor. Üstelik AB’nin her fırsatta tehdit dilini kullanması çözüm sağlamak yerine durumu daha da ağırlaştırıyor. Nitekim Ekim 2020’deki AB Zirvesi’nden çıkan karar her ne kadar AB tarafının “pozitif gündem” başlatmak istediğini açıklasa da yaptırımların masada tutulduğu söylemleri Türkiye tarafından bir tehdit olarak algılanıyor. AB tarafının anlaması gereken gerçek, birliğin Türkiye’ye karşı sergilediği yanlı tutum nedeniyle, Türk kamuoyundaki en AB yanlısı olan kesimlerin nezdinde bile AB’nin artık bir inandırıcılığı ve güvenilirliğinin kalmamış olduğu gerçeğidir.

AB kendi içinde pandemi öncesinde de mevcut olan ama pandemi ile birlikte iyice dramatik bir hal alan temel yapısal ve mali sorunlarla uğraşıyor. Macaristan ve Polonya’nın AB politikaları karşısında takındığı tutum, göç meselesi, birçok üye ülkede aşırı sağın yükselişi ve yabancı düşmanlığının gittikçe artması AB’nin dikkatini vermesi gereken önemli meseleler. Hal böyleyken Türkiye ile ilişkilerin popülist ve rasyonel olmayan bir tutumla sürdürülmek istenmesi iki tarafın da güvenliğini tehdit ediyor. Daha da önemlisi AB’nin güvenliği sağlama bahanesiyle Doğu Akdeniz’de Türkiye BM ve NATO üyesi değilmiş gibi davranması bu tehlikeyi büyütmekte. Türk yük gemisinin aranması krizi bir kez daha göstermiştir ki Türkiye-AB ilişkilerinin bu tırmandırmalardan uzaklaştırılarak akılcı bir zemine oturtulma ihtiyacı hem bölgesel hem de küresel güvenlik açısından hayati önem arz ediyor.

Her seferinde Türkiye’den “yapıcı ve olumlu bir tavır sergilemesini” isteyen AB evvela bu tavrı kendisinin sergilemesi gerektiğini göz önünde bulundurmalı. Bu bağlamda ilişkilerin selameti açısından elbette her iki tarafın da yapıcı olması, dolayısıyla Türkiye’nin de AB ile iyi ilişkilerin sürdürülmesi hususunda kalıcı ve istikrarlı bir yol haritası oluşturması ihtiyacı açık. Ancak Soğuk Savaş döneminin aksine 21. yüzyılda zamanın ruhu, içinde bulunduğu coğrafya nedeniyle Türkiye’yi AB üyesi ülkelere kıyasla zorlu güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya bırakmış durumda. Bu sorunlarla mücadele ederken Türkiye’nin AB’nin tehdit edici diline değil, müttefiklik ilişkisinin gerektirdiği dayanışma ve destek veren tutumuna ihtiyacı var. Oysa her fırsatta Türkiye’nin yapması gerekenleri sıralayan AB, siyasi nedenlerle Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yanaşmamakta, anlaşmalara rağmen vize serbestisi ve/veya kolaylığı sağlamamakta ve üyeliğe ilişkin süreci Türkiye’yi teşvik edici bir havuç olarak değil, cezalandırıcı bir sopa olarak kullanmakta. AB bu tutumunu sürdürdüğü müddetçe 10-11 Aralık 2020’de gerçekleşecek AB Liderler Zirvesi gibi toplantılardan Türkiye’ye yönelik yaptırım kararlarının çıkması sürpriz olmayacaktır. Ancak o takdirde AB üyelerinin Türkiye’den “yapıcı ve olumlu tavır sergilemesini” beklemelerinin de artık hiçbir gerçekçiliği kalmamış olacaktır.

[Dr. Nurgül Bekar Ufuk Üniversitesi İİBF Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesidir]

Yorumlar (0)
19°
açık
banner28
Namaz Vakti 13 Mayıs 2021
İmsak 03:56
Güneş 05:41
Öğle 13:05
İkindi 17:00
Akşam 20:20
Yatsı 21:57
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 39 81
2. Galatasaray 39 81
3. Fenerbahçe 39 79
4. Trabzonspor 39 68
5. Sivasspor 39 62
6. Hatayspor 39 61
7. Alanyaspor 39 57
8. Karagümrük 39 57
9. Gaziantep FK 39 55
10. Göztepe 39 51
11. Konyaspor 39 49
12. Rizespor 39 48
13. Kasımpaşa 39 46
14. Malatyaspor 39 45
15. Başakşehir 39 45
16. Antalyaspor 39 43
17. Kayserispor 39 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 39 38
20. Gençlerbirliği 39 38
21. Denizlispor 39 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 35 80
2. M. United 35 70
3. Leicester City 36 66
4. Chelsea 35 64
5. West Ham 35 58
6. Liverpool 34 57
7. Tottenham 35 56
8. Everton 34 55
9. Arsenal 35 52
10. Leeds United 35 50
11. Aston Villa 34 48
12. Wolverhampton 35 45
13. Crystal Palace 35 41
14. Southampton 35 40
15. Burnley 35 39
16. Newcastle 35 39
17. Brighton 35 37
18. Fulham 35 27
19. West Bromwich 35 26
20. Sheffield United 35 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 35 77
2. Barcelona 36 76
3. Real Madrid 35 75
4. Sevilla 36 74
5. Real Sociedad 35 56
6. Real Betis 35 54
7. Villarreal 35 52
8. Celta de Vigo 36 50
9. Athletic Bilbao 36 46
10. Granada 35 45
11. Osasuna 36 44
12. Cádiz 36 43
13. Levante 36 40
14. Valencia 36 39
15. Deportivo Alaves 36 35
16. Getafe 36 34
17. Huesca 36 33
18. Real Valladolid 35 31
19. Elche 36 30
20. Eibar 35 29
banner27
Günün Karikatürü Tümü
banner35

Gelişmelerden Haberdar Olun

@