Bugün medya dünyasında kritik bir soru var: Örneğin, soruyu bizim taraftan şöyle özetleyebiliriz! İngiltere’de, Avrupa ülkelerinde tüm dünyada bazı gazeteler ve haber portalları haberlerini internetten kopyala-yapıştır yöntemiyle üretirken, neden Avrupa Gazetesi 20 yıl önce kendi haber ajansını kurdu? Kısa cevap! Çünkü biz gazeteciliği kolaycılıkla değil, emekle yapmayı seçtik.
Hazır içerik almak kolaydır.
Başkasının haberini yeniden servis etmek kolaydır.
Sosyal medyadaki bilgiyi manşete taşımak kolaydır.
Zor olan ise sahaya inmek,
Kaynağına ulaşmak,
Doğrulamak,
Sorumluluğunu taşımaktır.
Avrupa Gazetesi 25 yıldır bu zor yolu seçti. Bu yüzden 2006 yılında Londra'da Avrupa Ajansı (AVA) adıyla kendi haber ajansını kurdu.
Çünkü diaspora basını, masa başından değil; toplumun içinden yapılır.
Bir haberin altına imza koyuyorsanız, onun doğruluğunun da sorumluluğunu taşırsınız.
Biz bu sorumluluğu ciddiye alıyoruz.
Basın meslek ilkelerinden sapmadan, doğrulanmış bilgiyi esas alarak, toplumun güvenini koruyarak…
Bugün “Neden Avrupa Gazetesi farklı?” diye soran bilinçli okurlarımıza şunu söylemek isteriz:
Farkımız, emeğimizdir.
Farkımız, doğrulama kültürümüzdür.
Farkımız, kendi ajansımızla ürettiğimiz özgün haberciliktir.
Ve bu başarıyı takdir eden, sorgulayan, kaliteyi fark eden bilinçli okurlarımıza ne kadar teşekkür etsek azdır.
Güçlü medya, güçlü okurla mümkündür.
Avrupa Gazetesi 25 yıldır yalnızca haber üretmiyor; bir güven inşa ediyor.
Bu güven, bizim en büyük sermayemizdir.
Devamında, çeyrek asırlık bu yolculuğun arka planını ve 2026 yılında Almanya'da Avrupa’nın En İyi Gazetecisi seçilmemin anlamını sizlerle paylaşıyorum…