Eğitim-Bir-Sen'den "yeni çalışma takvimi" açıklaması:

- "Öğretmenlerin de dönem içerisinde dinlenme fırsatı elde edecek olması önemli olmakla birlikte, eğitim çalışanlarının herhangi bir özlük hakkı kaybına uğramaması elzemdir" - "Öğrencilerin coğrafi şartlara göre, mevsimsel olarak dezavantajlı konuma düşmemesi ve bu süreçten olumsuz etkilenmemesi büyük önem arz etmektedir"

Eğitim-Bir-Sen'den

ANKARA (AA) - Eğitim-Bir-Sen'den, Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) yeni eğitim-öğretim yılı çalışma takvimi modeline ilişkin, "Öğretmenlerin de dönem içerisinde dinlenme fırsatı elde edecek olması önemli olmakla birlikte, eğitim çalışanlarının herhangi bir özlük hakkı kaybına uğramaması elzemdir." değerlendirmesi yapıldı.

Eğitim-Bir-Sen'den yapılan açıklamada, MEB'in yeni eğitim-öğretim yılı çalışma takvimi modeline ilişkin değerlendirmelere yer verildi.

Türkiye'de halihazırda temel eğitim ve ortaöğretim kademelerinde öğretim yılının 180 iş günü ve 36 haftadan oluştuğu ve yaz tatili süresinin de 13 hafta olduğuna işaret edilen açıklamada, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un 13 haftalık yaz tatilinin 2 haftasının kasım ve nisan aylarında birer haftalık ara tatil olarak planlandığını ifade ettiği anımsatıldı.

Açıklamada, "Kademelere göre, OECD ülkelerinde yıllık ortalama ilkokulda 185, ortaokulda 183 ve ortaöğretimde 180 öğretim gün sayısı olup Türkiye'de bu kademelerde öğretime ayrılan yıllık ortalama gün sayısı birçok ülke ile hemen hemen aynıdır. OECD ülkelerinde yaz tatili sürelerine bakıldığında, ortalama sürenin 11-13 hafta olduğu görülmektedir. Bu süre, Avrupa'nın kuzey ülkelerinde 10 haftaya kadar düşmektedir." bilgisi paylaşıldı.

Ülkelerin eğitim-öğretim planlamasındaki tatil sürelerinin, bulundukları kıta ve coğrafi şartlara göre değişiklik gösterdiği, dini, milli, tarihi ve kültürel günlerin bu tatil sürelerinin artmasında ya da azalmasında önemli rol oynadığı aktarılan açıklamada, ara ve yaz tatili uygulamalarında değişikliğin iklim şartları ile uzun yaz tatillerinin öğrenci başarısı üzerinde olumsuz etkileri de dikkate alınarak yapılması gerektiği kaydedildi.

Çalışma takvimindeki değişikliğin, öğrenmenin sürekliliğindeki verimlilik ile tatil sürelerinin dinlenmeye sağladığı katkı göz önünde bulundurularak, eğitim-öğretimin ritmini bozmayacak şekilde yapılması gerektiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Öğrencilerin coğrafi şartlara göre, mevsimsel olarak dezavantajlı konuma düşmemesi ve bu süreçten olumsuz etkilenmemesi büyük önem arz etmektedir. Ayrıca, öğretmenlerin de dönem içerisinde dinlenme fırsatı elde edecek olması önemli olmakla birlikte, eğitim çalışanlarının herhangi bir özlük hakkı kaybına uğramaması elzemdir.

Önümüzdeki eğitim-öğretim döneminde yürürlüğe girmesi düşünülen bu uygulama konusunda, eğitim çalışanlarının ve ilgili paydaşların görüşleri alınmalıdır. Bununla birlikte, özellikle çalışan anne ve babaların bu düzenlemeden olumsuz etkilenmemeleri için tedbir alınmalıdır."

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER