ANALİZ - İsrail’de siyasi kültürün ve istikrarın testi olarak erken seçimler

- İsrail'de son seçimlerin akabinde gerçekleşen koalisyon görüşmeleri, siyasetin işleyişine dönük bir süreç olmaktan ziyade, İsrail toplumunda her geçen gün kurumsallaşan toplumsal, siyasi ve dini ayrışmaların siyasi müzakerelerin esas belirleyicisi olduğu gerçeğini ortaya koydu - Ülke siyasetindeki ihtilaf hatlarını Siyonist ve anti-Siyonist ayrışması, dindar ve seküler ayrışması, serbest piyasa yanlıları ve sosyalist dünya görüşüne sahipler arasındaki ayrışma ve son olarak etno-milliyetçiler ve inşacılar arasındaki ayrım hatları olarak belirlemek mümkün - Başbakan Netanyahu'nun hükümet kuramamasındaki temel problem, toplumsal sektörler arasındaki ayrışmanın siyasal süreçlerle çözüme kavuşturulamamasında yatıyor

ANALİZ - İsrail’de siyasi kültürün ve istikrarın testi olarak erken seçimler

İSTANBUL (AA)-GÖKHAN ÇINKARA- İsrail bir genel seçiminin etkilerini atlatamadan tekrar bir genel seçime gidiyor. 9 Nisan 2019’da yapılan İsrail Genel Seçimleri, sonuçları itibarıyla sağ ve sol partiler arasında altın bir dengenin oluşmasını sağladı. İsrail siyasetinde tarihsel olarak küçük ölçekli partilerin koalisyon görüşmelerinde “king-maker” (oyun kurucu) olduğu bilinen bir gerçek. Fakat bu seçimin akabinde gerçekleşen koalisyon görüşmeleri, salt ulusal siyasetin işleyişine dönük bir süreç olmaktan ziyade, İsrail toplumunda her geçen gün kurumsallaşan toplumsal, siyasi ve dini ayrışmaların siyasi müzakerelerin esas belirleyicisi olduğu gerçeğini yansıtması açısından önemliydi.

- İsrail siyasi kültürünün temel taşıyıcısı olarak koalisyon siyasetinin zayıflaması

İsrail genel seçimleri, sonuçları açısından siyasi istikrarı tesis etmeye katkı sunmuşa benzemiyor. Seçim sonuçlarının sadece rakamlardan oluşmadığını kabul ederek, “mevcut durumun İsrail toplumunda yükselen, değişen, dönüşen veya gerileyen, yok olan hangi değerlere, kurumlara, kültüre işaret ettiğini söyleyebiliriz” sorusu anlam kazanıyor. Koalisyon görüşmelerinin hükümet kurma konusunda neticeye götürmemesinin arkasında, İsrail’in Sovyetler Birliği’nden göç etmiş milyonlarca Yahudiyi temsil ettiği düşünülen İsrail Evimiz partisi lideri Avigdor Liberman’ın dindar Yahudileri askere alma konusunda gösterdiği tavizsiz duruşun etkili olduğu söylenebilir. Liberman’ın askere alım koşullarını İsrail’in Yahudi olan tüm vatandaşlarını kapsayacak şekilde genişletme, Sovyetik Yahudilerin yıllarca çözüme kavuşamayan din değiştirme konusundaki taleplerini çözüme kavuşturma, evlilik sistemini İsrail’deki mevcut dini otoritenin tekelinden kurtarma, Şabat günlerinde kamusal ulaşıma izin verilmesi ve alışveriş merkezlerinin açık olması gibi konuları siyasetinin merkezine koyduğu görülüyor. Aslında bu talepler, modern bir devlet olarak kurulduğundan bu yana İsrail’in çözüm bekleyen sorunları olarak da öne çıkıyor.

Dindarlar ve sekülerler arasındaki gerilimler siyasal ve toplumsal alanı şekillendirirken şu sıralar “yeni olan” nedir sorusu sorulabilir. Bir din olarak Yahudiliğin, Siyonist projeksiyon içerisindeki konumlanışı milliyetçi-dindarlar, sol partiler ve dindar Siyonistler açısından tartışma konusu haline geldi. Bu tartışmalı konunun bir uzantısı olarak, Netanyahu’nun Ultra-Ortodoks partilere yakınlaşması ise İsrail’de sağın mevcut anlam dünyasını yansıtması açısından değerli. Bibi’nin karşılaştığı adli soruşturmalar siyaset yapma ve manevra kabiliyetini sınırlarken öte yandan devletin, İsrail’in seküler toplumsal kesimleri için değerli görülen kurucu kurumlarına muhafazakar ve sağ toplumsal kesimlerin güveni sarsılıyor. Muhafazakar ve sağcı İsrailliler için, anayasa mahkemesi, polis ve soruşturma ekibi Bibi’ye komplo kuruyor ve şu soruyu soruyorlar: oyumuzu verdik, sözümüzü söyledik, Bibi neden hâlâ “Başbakan” değil? Bibi ise partisi Likud’u aşacak şekilde, genel ve geniş anlamda sağ siyasetin tüm yelpazesini İsrail siyasetinde kendi etrafında mobilize etmeye çalışıyor. İsrail sağı ise buna karşın birbirinden oldukça farklı dünya görüşüne sahip partilerden, ideologlardan ve aktivistlerden oluşuyor. Yehuda ve Şomron’da yerleşik halde bulunan yerleşimcilerin güdülediği yeni milliyetçi sağ siyaset, Likud etrafında öbeklenen merkez sağ unsurların hâkim olduğu muhafazakar sağ siyaset, dindarlar ve milliyetçilerin başını çektiği siyaset, dindarların hâkim olduğu siyaset olarak çeşitli gruplar sağ siyasetin temel taşıyıcı aktörleri olarak öne çıkıyor.

- Rav Yaakov Alter ve Avigdor Liberman karşı karşıya

Sovyetik bir Yahudi olan Avigdor Liberman’ın İsrail iç siyasetinde aldığı siyasal pozisyonlar ve ortaklarına dönük zekice manevraları, kendisi hakkında düşünmemizi zorunlu kılıyor. Liberman’ın dindar Yahudilere yönelik bitmek bilmeyen dışlayıcı tavırları, İsrail’deki seküler ve dindarlar bloğunu kristalize ediyor. Aslında bu hem dindarlar hem de seküler siyasi elitler için çok sayıda fırsat barındıran siyasi bir oyun olarak da görülebilir. Çünkü son dönemde İsrail toplumundaki dindarların meslek ediniminde, askere gitme oranlarında ve teknoloji kullanımlarında gözle görülür bir artış gözlemleniyor. İsrail toplumunda melez sosyal alanlar yükselirken Liberman ve Haredimler arasındaki güncel gerginlikler ise bu süreci durduracağa benzemiyor. Haredim partilerin düşüş eğilimine girmeleri de bu sosyal eğilimin doğal bir yansıması. Bu konuda diğer bir gösterge ise Mizrahi Yahudilerin siyasal organizasyonu olan ve milliyetçilik, dindarlık ve sosyal yardımlaşmayı öne çıkaran Şas Partisi’nin Aşkenazi Haredimlerden destek görmesi.

İsrail’de herkesin bildiği fakat dış basında nedense önemli bir siyasal aktör olarak görülmeyen bir figürden bahsetmek gerekiyor: Rav (haham) Yaakov Arye Alter. Admo’r Rav Alter, Gur Hasidik ekolünün yaşayan lideri. Gur veya Ger Hasidikleri yaklaşık 13 bin ailelik takipçisi bulunan dini bir grup. Birleşik Tora Yahudiliği adlı partinin önemli bileşenlerinden olan Agudat Yisrael üzerinde nüfuz sahibiler. Koalisyon görüşmeleri sürerken Aşkenazi Haredimliğinin başat siyasal organizasyonu olan Birleşik Tora Yahudiliği’nin lideri Litzman’ın Rav Alter’le sürekli irtibat halinde olduğu basına yansıdı. Litzman her ne kadar otonom bir siyasal figür olarak görülse de aldığı önemli siyasal kararların arkasında Rav Alter’in olduğu biliniyor. 2017 yılında Sağlık Bakanı Rav Litzman’ın İsrail’de hükümet krizi tetikleyen istifası da Rav Alter’in isteğiyle gerçekleşmişti. Rav Alter sadece İsrail’de ve küresel Yahudilik için yaşayan en önemli dini otorite olmasının ötesinde 150 milyon dolara varan kişisel servetiyle de dikkate değer bir güce sahip. Rav Alter İsrail’de yaşayan önemli, elit bir kişilik olarak hem toplumsal hem de maddi kaynaklara sahip. Avigdor Liberman, Ultra-Ortodoks siyasetin Likud’la esaslı bir siyasi ortaklığa girişmesini ve bunun ülkeyi yönetmeye dönük bir koalisyona evrilmesine karşı çıkıyor. Liberman’a göre, Ultra-Ortodoks partilerin esas endişesi, sahip oldukları geniş okul ağını (Yeşiva) kamusal kaynaklar yardımıyla finanse etmek ve toplumsal tabanlarını bu yolla muhafaza etmek. Ultra-Ortodoks partilerin gündeminde dış politika, güvenlik ve ulusal siyasete dair programlarının olmayışı ise Liberman’ın eleştirdiği diğer bir konu. Liberman’ın verdiği son mülakatlarda vurguladığı temel parametre ise koalisyonun, sağ, liberal ve merkez siyasetin aktörlerini içerecek şekilde dizayn edilmesi gerektiği. Rav Alter ise Liberman gibi seküler siyasetçilerin bu sert karşı çıkışlarına merkez-sağ, dindar-siyonist, Haredim siyasetini daha da sıklaştırarak karşılık veriyor. İsrail’de sağ yerlileşiyor çünkü Yahudilik hem dini hem ulusal bir kimlik olarak İsrailli dini yerleşiklerin tekeli altına giriyor; parçalı hale geliyor çünkü toplumsal kimliğin siyasallaşmasının önünde seçim yasaları elverişli imkanlar sağlıyor; marjinalleşiyor çünkü merkez-siyasetle bir ittifakı acil bir ulusal ihtiyaç olarak görmüyor.

- İsrail’de sağın parçalı yapısı, marjinalliği ve yerliliği

İsrail’de ulusal kimlik, devlet öncesi gerçekleşen Siyonist göç dalgaları, 1948’de İsrail’de devlete ve vatandaşlığa formasyon kazandırılması ve son olarak 1967 Savaşları ile toplumsal-siyasal aşamanın açılmasıyla olgunlaşmaya çalışıyor. Bu üç aşamanın beraberinde İsrail’de var olan siyasal ayrışma hatlarını da belirginleştirdiğini unutmayalım. Özetle, Siyonist ve anti-Siyonist ayrışması, dindar ve seküler ayrışması, serbest piyasa yanlıları ve sosyalist dünya görüşüne sahipler arasındaki ayrışma ve son olarak etno-milliyetçiler ve inşacılar arasındaki ayrım hatlarını belirlemek de mümkün. İsrail’de ulusal kimlik kapsayıcı ve toplumsal tutkal niteliklerini taşısa da kurumsal ve toplumsal düzeyde mutabık kalınan elit bir konseptten söz etmek güç. Bibi’nin koalisyon görüşmelerindeki başarısızlığı da aslında tam da bu yukarıda bahsettiğimiz yapısal siyasal ve toplumsal faktörlerden kaynaklanıyor. Esasında temel problem, koalisyon kurulamamasından ziyade toplumsal sektörler arasındaki ayrışmanın siyasal süreçlerle çözüme kavuşturulamamasında yatıyor. İsrail siyaseti ise seçim barajı kaynaklı nedenlerden dolayı oldukça parçalı bir dokuya sahip. Seçim barajının İsrail’de yüzde 3,25 olduğunu düşündüğümüzde bu tablo daha net anlaşılabilir. Kısaca, bir yanda İsrail toplumundaki yapısal dinamikler öte yanda seçimlere hukuki formasyon sağlayan düzenlemeler İsrail siyasetini parçalı ve marjinal kılarken yerli aktörlere de fırsat kapılarını aralıyor.

Son yayınlanan anketlere bakılırsa, İsrail’de sağ ve sol arasındaki denge tam bir eşitliğe gelmiş durumda. İsrail siyaseti tam da Tora geleneğindeki özlü sözde kendini bulabilir: “Tam Lo Nişlam” (bitti ama tamamlanmadı).

[Kudüs İbrani Üniversitesi Truman Center’da ve Brandeis Üniversitesi Schusterman Modern İsrail Araştırmaları Merkezi’nde misafir araştırmacı olarak bulunan Gökhan Çınkara İsrail, Filistin siyaseti, Yahudi dünyası ve Ortadoğu toplumları ve siyaseti konularında akademik çalışmalar yürütüyor]

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER