AK Parti Sözcüsü Çelik, canlı yayında

- AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: (3) - "İslam dünyasında İslamofobya'ya ve antisemitizme eşit oranda, aynı cümlede karşı çıkan bir tek Cumhurbaşkanımız. Bu ses bir tek Türkiye'den yükselebilir" - "Onlar açısından asıl Akdenizli kimliğimiz, Orta Doğulu kimliğimiz, Asyalı kimliğimiz önemli değil. Avrupalı kimliğimizle bir hesapları var" - "Ayasofya'nın açılması meselesi hakkında vatandaşlarımızın her talebi başımızın üzerindedir ve bu da saygıdeğer bir taleptir, uzun yıllardır da dile getiriliyor" - "Eğer Avrupalılar, Doğu Avrupa'daki değişikliğe destek verdiği gibi Arap Baharı'na da destek verseydi, şu anda yaşadığımız sorunların yüzde 90'ını geride bırakmış olurduk. O demokrasi, hukuk ve gelecek isteyen gençlerin önünü açmış olurduk" - "Avrupa'nın mahkemelerinde ortaya çıkan İslamofobik uygulamanın, El-Kaide ve DEAŞ için yeni cazibe alanları ortaya çıkardığını görmeniz lazım"

AK Parti Sözcüsü Çelik, canlı yayında

İSTANBUL (AA) - AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "İslam dünyasında İslamofobya'ya ve antisemitizme eşit oranda, aynı cümlede karşı çıkan bir tek Cumhurbaşkanımız. Bu ses bir tek Türkiye'den yükselebilir." dedi.

Çelik, Habertürk'te Veyis Ateş'in sunduğu "Büyük Sorular" adlı programda gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Ömer Çelik, "Bizi şuraya zorlamak isteyebilirler. O zihnin anlayabileceği şekilde söylüyorum; Müslüman, demokrasi ve Avrupa devleti olarak. Tabii ki biz Balkan devletiyiz, Orta Doğu devletiyiz, Akdeniz devletiyiz, güçlü de bir Avrupa devletiyiz. Onlar açısından asıl Akdenizli kimliğimiz, Orta Doğulu kimliğimiz, Asyalı kimliğimiz önemli değil. Avrupalı kimliğimizle bir hesapları var." ifadelerini kullandı.

Çelik, "İslam dünyasında İslamofobya'ya ve antisemitizme eşit oranda, aynı cümlede karşı çıkan bir tek Cumhurbaşkanımız. Bu ses bir tek Türkiye'den yükselebilir. Bizim kapasitemiz, memleketimizin DNA'sı bu. Her memleketin bir genetiği var, bizim de genetiğimiz bu." diye konuştu.

Türkiye'nin hem Doğu hem de Batı ile konuşabilme kapasite ve tecrübesine sahip olduğuna işaret eden Çelik, "Dolayısıyla bizim herhangi bir tercüman faaliyetine ihtiyaç duymadan, herhangi bir ikileme düşmeden, hem Doğu ile hem de Batı ile konuşabilme kapasitemiz ve tecrübemiz, bundan sonrası için daha kıymetli olacak. Çünkü bu dilin birbirinden giderek ayrışacağını ve bunun gönüllü yapıldığını görüyorum." değerlendirmesini yaptı.

Çelik, liberal olmayan demokrasiler çağının başladığını aktararak, bazı örnekler verdi.

- "Ayasofya'nın açılması talebi, saygıdeğer bir taleptir"

Bugünün teknoloji dünyasının ve popüler kültürün getirdiklerinden bahseden Çelik, "Sizi bir anda bir gündemle sarıyor, yaşatıyor, 1 hafta, 10 gününüzü çalıyor, sizi bununla ilgili tartıştırıyor ve yok ediyor. Süratin insanları sersemlettiği, düşüncenin enformasyon karşısında çaresizleştiği bir dönemdeyiz. Daha önce düşünce, enformasyon üzerinden yürürdü. Ne kadar çok bilgiye ulaşıyorsak, düşünceyi o kadar çok geliştirebiliyordu. Şimdi enformasyonun bir bakıma düşünceye silah olarak bunaldığı bir dünyada demokrasiyi korumak dediğimiz şey, bugün birçok mekanizmasını sayabiliriz." dedi.

Çelik, dünyada gerçekleşen terör saldırıları karşısında, yapılan değerlendirmelerden örnek vererek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kılıçdaroğlu çıktı, İslam dünyasını suçladı. Burada bir düşünce faaliyeti yok ki zaten sizi savurmak istedikleri yere savruluyorsunuz. Avustralyalı senatörle Kılıçdaroğlu aynı yere, o caniye o eylemi yaptıranların veya bu eylemden ideolojik, zihinsel, kültürel olarak hangi muradı talep ediyorsa aynısını yapıyor. Sorun ne? Avustralyalı senatör ne diyordu, 'Bunlar, bizi öldürmek istedikleri için bununla karşılaşınca şaşırmasınlar.' diyordu. Kılıçdaroğlu da çıkıyor, 'İslam dünyası kendisine baksın...' gibisinden konuşuyor. Burada bir düşünce, siyasal faaliyeti, farkındalık da yok. Sürüklenilmek istenen yere, son sürat sürüklenme konusunda bir yarış var. Halbuki siyaset en yüksek toplumsal faaliyettir yani siyasetin bugünün dünyasında daha kıymetli bir noktaya geldiğini düşünüyorum."

Yeni Zelanda'da camilere yönelik terör saldırısının ardından gündeme gelen Ayasofya'nın cami olarak ibadete açılması konusundaki talepleri değerlendiren Çelik, "Ayasofya'nın açılması meselesi hakkında vatandaşlarımızın her talebi, başımızın üzerindedir ve bu da saygıdeğer bir taleptir, uzun yıllardır da dile getiriliyor. Cumhurbaşkanımız bugün de bahsetti. Orada bir siyasal alan var, dolayısıyla o Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi karar mekanizmaları içinde olgunlaşacak, süreç isteyen, açılır-açılmaz kararının herhangi bir şekilde şu anda masaya gelmediği bir meseledir." dedi.

- "İslamofobi, yanlış bilgilenmeden kaynaklanan bir şey"

Çelik, İsrail konusunda Batı'nın net bir tavır ortaya koymadığını vurgulayarak, "Uluslararası vicdan bakımından baktığınızda sorunları Türkiye dışında dillendiren yok. İsrail bir saldırı yaptığında, 'İsrail'in kendi koruma hakkına saygı duymakla birlikte aşırı şiddet kullanımını kabul etmiyoruz.' deniyor. En fazla yaptıkları işgal altında üretilen ürünleri Avrupa'ya sokmamak. Bu açıdan hümanizm tabiri kadar şaibeli kullanılan bir tanım görmüyorum. Bugün antisemitizmi doğrudan yöntemler, sonuçlar neyse onu kullanmak bakımından dünyadaki en büyük antisemitik, Netanyahu'dur." diye konuştu.

İslam dünyasının politik istikamet tayin etme konusuna değinen Çelik, sözlerini şöyle tamamladı:

"Avrupa'da daha büyük bir birlikteliğin peşinde koşulurken, bu taraflarda ise bırakın ulus devleti şeklinde yapılanmalar, kabile yapılarının özendirildiği bir yapı var. Eğer Avrupalılar, Doğu Avrupa'daki değişikliğe destek verdiği gibi, Arap Baharı'na da destek verseydi, şu anda yaşadığımız sorunların yüzde 90'ını geride bırakmış olurduk. O demokrasi, hukuk ve gelecek isteyen gençlerin önünü açmış olurduk. Doğu Avrupa'daki rejime aylarca tahammül edip hala ayakta tutanlar, Mısır'daki demokrasiye iki sene vermediler. Bugün şunu düşünmek lazım, bu terör örgütleri niçin bu gençler için cazip hale geliyor? Bu, tek başına yoksullukla izah edilecek bir şey değil. Avrupa'nın mahkemelerinde ortaya çıkan İslamofobik uygulamanın, El-Kaide ve DEAŞ için yeni cazibe alanları ortaya çıkardığını görmeniz lazım. İslam korkusu dediğimiz şey, 11 Eylül'den sonra daha çok ortaya çıktı. İslamofobi, dediğimiz aslında yanlış bilgilenmeden kaynaklanan bir şey. Avrupa'daki medyanın ve politikacıların seferberliğiyle bir ötekine dönüştürdüğünüz zaman, o İslam düşmanlığı dediğimiz başka bir ideolojik düşmanlığa dönüşüyor. Psikolojik bir atmosferden çıkıyor, siyasi ve ideolojik bir atmosfere dönüyor."

(Bitti)


YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER