22. Avrasya Ekonomi Zirvesi

- Eski Lübnan Başbakanı Fuad Siniora: - "Suriye, Irak ve Türkiye'nin anlaşmaya varması, Mezopotamya Havzası inisiyatifini başlatması gerekir. Böylece suyla ilgili müzakerelere bir çerçeve hazırlayacaktır. Böylece entegre su yönetimini uygulayarak, bu bölgede suyun en iyi kullanımını, paylaşılmasını sağlayabiliriz" - "Su diplomasisi ve enerji politikasıyla çok daha iyi sürdürülebilir diplomasiye varabiliriz ve uzun vadeli barışı sağlayabiliriz. Bütün dünyadaki su yönetimi iyi sonuç vermiyor. Hiç bir ülke tek başına daha çok zenginleşemez" - "Arap dünyasında bir su krizi yaşanmaktadır. Bu, hiç bir önlem alınmazsa giderek artacak vahim bir durumdur. Su krizi çok ciddi ve çok yönlüdür ama yeni politikalarla, kurumsal reformlarla iyileştirilebilir. Suyun yönetimini iyileştirirsek düzelebilir"

22. Avrasya Ekonomi Zirvesi

İSTANBUL (AA) - Eski Lübnan Başbakanı Fuad Siniora, Suriye, Irak ve Türkiye'nin anlaşmaya varması, Mezopotamya Havzası inisiyatifini başlatması gerektiğini belirterek, "Böylece suyla ilgili müzakerelere bir çerçeve hazırlayacaktır. Böylece entegre su yönetimini uygulayarak bu bölgede suyun en iyi kullanımını, paylaşılmasını sağlayabiliriz." dedi.

Siniora, Marmara Grubu Vakfınca düzenlenen 22. Avrasya Ekonomi Zirvesi'nin "Su ve Göç - Su ve Din" başlıklı oturumunda yaptığı konuşmada, suyun eşit olmayan bir şekilde dünya üzerinde dağıtıldığını, demografik faktörlerin, kentleşmenin, sanayileşmenin ve iklim değişikliğinin suyun üstünde çok büyük etkisi olduğunu söyledi.

Dünyada 2000 yılında kişi başına düşen suyun 7 bin 800 metreküp olduğunu aktaran Siniora, 2025'te ise beklenen kişi başına su miktarının 5 bin 100 metreküp olacağını ifade etti.

Burada vahim bir durumun ortaya çıktığını, su ile ilgili felaketlerin arttığının görüldüğünü dile getiren Siniora, su azlığı, kuraklık risklerinin, sosyal ve ekonomik istikrarı etkilediğini, insanların göç etmesine, ekonomik dalgalanmalara, istikrarsızlığa ve siyasi çatışmalara neden olduğunu dile getirdi.

- "Su azlığı ülkemizde vahim durumda"

Arap dünyasında suyun durumuna değinen Siniora, sözlerine şöyle devam etti:

"Arap dünyası, bütün dünyanın en kuru bölgelerinden biridir. Arap dünyasının toplam alanından dünyadaki toprakların yüzde 10'unu görüyoruz. Arap dünyasındaki nüfus, dünya nüfusunun yüzde 6'sı. Arap ülkeleri, dünyadaki yenilenebilir su kaynaklarının sadece yüzde 1'ine sahiptir. Arap dünyasındaki mevcut su durumu, toplam taze su kaynağının yüzde 55'i Arap bölgesinin dışından gelmektedir. Şu an Arap bölgesindeki suyun tümü kullanılmaktadır. Arap dünyası kendini kişi başına düşen su miktarının çok altında su kullanma durumunda görüyor. Su azlığı ülkemizde vahim durumda."

Arap dünyasında bir su krizi yaşandığını, bunun hiçbir önlem alınmazsa giderek artacak vahim bir durum olduğunu ifade eden Siniora, "Su krizi çok ciddi ve çok yönlüdür ama yeni politikalarla, kurumsal reformlarla iyileştirilebilir. Suyun yönetimini iyileştirirsek düzelebilir. Kamu bilincinin arttırılması ve eğitim yolu ile bilgi artışı yapılmalıdır." diye konuştu.

Bol akan suyun ziyan olduğunu, verimliliğini kaybettiğini, çok kullanılmasının, kirliliğinin ve çevrenin bozulmasının suyu etkilediğini aktaran Siniora, "Fiyatlandırma politikasında ve Arap dünyasındaki su tüketimini kökten değiştirmezsek, durum çok daha kötüleşecek. Sosyal, ekonomik ve siyasi sonuçları çok ağır olacaktır. Ayrıca inanıyorum ki bugün konuştuğumuz hedefler doğru politikaları uygulayarak, komşu ülkelerle doğru anlaşmaları yaparak düzeltilebilir. Bu da bizi sınır ötesi su konusuna götürüyor." değerlendirmesinde bulundu.

- "Mezopotamya Havzası inisiyatifinin başlatılması gerekir"

Arap ülkeleri ve Arap olmayan ülkeler arasındaki çatışmalara değinen Siniora, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Fırat, Dicle ve Ürdün nehir yataklarına baktığımızda durumu görebiliyoruz. Fırat ve Dicle Türkiye'den başlıyor, ikisi de çok önemli nehir. Hem Suriye hem de Irak'ın su tedariki için çok önemli. Suriye, Irak ve Türkiye'nin anlaşmaya varması, Mezopotamya Havzası inisiyatifini başlatması gerekir. Böylece suyla ilgili müzakerelere bir çerçeve hazırlayacaktır. Böylece entegre su yönetimini uygulayarak, bu bölgede suyun en iyi kullanımını, paylaşılmasını sağlayabiliriz.

Bölgede su diplomasisine ihtiyaç var. Burada da mutlaka bütün eylemler adil olmalıdır. Burada adaletin, eşitliğin hakim olması gerekir. Burada söz konusu bütün ortakların ve bütün oyuncuların adil çözüme ulaşması gerekir. Uluslararası yasalarla bütün su tartışmaları barışçıl bir şekilde son bulmalıdır. Su diplomasisi ve enerji politikasıyla çok daha iyi sürdürülebilir diplomasiye varabiliriz ve uzun vadeli barışı sağlayabiliriz. Bütün dünyadaki su yönetimi iyi sonuç vermiyor. Hiçbir ülke tek başına daha çok zenginleşemez."


YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER