banner43

Yeni bir Soğuk Savaş'a doğru ! ABD’nin Çin’i çevreleme çabası

The Atlantic Council Uzun telgraf, Yeni bir Amerikan Çin stratejisine doğru” başlıklı isimsiz bir yazı yayımladı

DÜNYA 04.02.2021, 11:00
30
Yeni bir Soğuk Savaş'a doğru ! ABD’nin Çin’i çevreleme çabası

ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’ın “grand stratejisi” ve Çin’e karşı nasıl bir yol haritası izleyeceğine dair spekülasyonlar yapılırken, ABD’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından The Atlantic Council “Uzun telgraf: Yeni bir Amerikan Çin stratejisine doğru” başlıklı isimsiz bir yazı yayımladı. [1] Yazı eski bir üst düzey görevliye ait olarak sunuluyor. Çin’in siyasal rejimi ve devlet başkanına dair detaylar da bu bilgiyi doğrular nitelikte. Çin’in ABD’ye yönelik tehditlerinin somut olarak belirlendiği yazı, buna karşı ABD yönetimine somut öneriler içeriyor. Yazının ana argümanı ABD’nin Çin’le mücadelede Şi Cinping’in yakın çevresine ve rejim yapısına odaklanması gerektiği teması üzerine kurulu. Bu argüman, eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun görevi devretmeden hemen önce “Çin rejiminin başlıca tehdit olduğu” yönündeki ifadelerini hatırlatıyor. Yazının sunuşunda, ABD’nin SSCB’ye yönelik çevreleme politikasının kaynağı olarak bilinen ünlü diplomat George Kennan’ın 1946’daki meşhur telgrafını hatırlatılıyor. Nitekim Kennan da komünist rejim yapılanması ve yayılmacılığını SSCB tehdidinin başlıca kaynağı olarak görmüştü.

Bununla birlikte, ABD’nin bölgedeki müttefiklerine (Tayvan, Güney Kore, Japonya) karşı Çin’in (ya da Kuzey Kore’nin) olası nükleer ve konvansiyonel müdahale ya da tehditleri ve Güney Çin denizinde askeri varlığını artırması, başlıca tehdit olarak kabul edilmekte. Yazı bu tehditlerin ABD tarafından çok net kırmızı çizgiler olarak belirlenmesi ve karşı askeri angajman içeren caydırıcı bir harekât planına sahip olunması gerektiğine işaret ediyor; bu tehditlere karşı kullanılacak Amerikan gücü de dört ana sütun üzerinde kurgulanmalı: Askeri güç, doların uluslararası piyasalardaki kredibilitesi ve uluslararası finans siteminin dayanak noktası olarak kalması, teknolojik liderlik ve son dönemdeki krize rağmen özgürlük, şeffaflık ve hukukun üstünlüğü gibi değerler.

Eğer Donald Trump iktidarda kalsaydı muhtemelen bu yazı Trump’ın ikinci döneminde Çin’e karşı izleyeceği ana çerçeve hakkında olacaktı. Fakat Trump artık iktidarda değil. Biden’ın yol haritasını tartışmak için de dış politika konusundaki kapsamlı açıklamasını ve daha önemlisi Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’ni yayımlamasını bekleyeceğiz. Bununla birlikte, isimsiz yazının önümüzdeki döneme yansımaları olacaktır. Bu metnin Biden’ın yol haritasına nasıl yansıyabileceği tartışmasını sonraya bırakarak Çin meselesinin ABD kamuoyunda nasıl ele alındığına bakalım. Amerikan akademisinin ve düşünce kuruluşlarının yaklaşımları da bu tartışmayı kolaylaştıran bir zemin sunuyor.

- Çin tartışmasına dair iki gelenek

Çin meselesi aslında 2000’li yılların başından beri Amerikan akademisi ve kamuoyunda bir tartışma konusu olageldi. Immanuel Wallerstein gibi dünya sistemi teorisyenleri güç kaymasının doğuya yöneldiğini, Amerikan elitinin de yatırımlarını kaydırdığını ve bunun bir gerginliğe yol açacağını o yıllarda dile getirdiler. Bu durum Çin’le nasıl baş edileceği sorusunu gündeme getirdi ve bu anlamda kabaca realist ve liberal yaklaşımlar olarak nitelendirilen iki gelenek birbirleriyle sürekli tartışma halinde olageldi. Realistler Çin’in ekonomik yayılmasının orta vadede jeopolitik bir tehdide dönüşeceğini ve ABD’nin buna karşı önlem alması gerektiğini savunurken liberaller ise Çin’in ABD hegemonyasındaki uluslararası sisteme katılarak kontrol edilebileceğini dile getirdiler. Liberaller ekonomi odaklı bir “angajman” politikasını savunurken realist kanadın önde gelen isimlerinden John Mearsheimer ABD’nin SSCB ile mücadele yöntemlerini Çin karşısında da uygulayacağını ifade etti.

Bu tartışma akademi çevrelerinde devam etmesine rağmen, 11 Eylül saldırılarının ABD güvenlik ve dış politika stratejisinde yarattığı kırılma, Çin’e dair tartışmaları geride bıraktı ve bu mesele uluslararası terörizmle mücadele, Afganistan ve Irak işgalleri gibi konuların gölgesinde kaldı. Obama’nın ikinci döneminden itibaren Çin ABD tarafından daha fazla dikkate alınmaya başladı. 2015 Güvenlik Belgesinde Çin’le işbirliğine vurgu yapılırken askeri modernizasyon ve anlaşmazlıkların silahla mücadele ile çözümüne dair endişeler dile getirildi. Uzun vadede ise Çin’in ekonomik yayılmasının yaratacağı riskler dile getirildi. Bu strateji pratik düzeyde ise Çin’le diplomatik bağlantı ve ekonomik düzeyde anlaşmalar şeklinde ortaya çıktı. Kısacası, Obama’nın Çin’e karşı liberal argümanların ağır bastığı angajman politikasını hayata geçirdiği söylenebilir.

Trump’ın iktidara gelişiyle birlikte ABD’nin Çin politikasında belirgin bir farklılaşma yaşanmaya başladı. Çin’e karşı kapsamlı ve entegre bir strateji ortaya koymasa da, Aralık 2017’de yayımlanan Ulusal Güvenlik ve Strateji Belgesinde “Çin tehdidi” vurgulu bir şekilde yer aldı ve Çin’e karşı alınabilecek önlemler ortaya konuldu. Özellikle ekonomik alanda uygulanan ambargo, demir ve çelik sektöründe gümrük tarifelerinin yükseltilmesi ve Çin’e kayan Amerikan menşeli üretimin geri getirilmesi için atılan adımlar, Trump’ın Çin’e karşı uyguladığı başlıca politikalar olarak ön plana çıktı. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) yayılımına bağlı olarak başlayan pandemiden dolayı da Trump Çin’i hedefe koydu, ancak iktidarının ömrü daha ağır yaptırımlara başvurmak için yeterli olmadı.

- Biden ne yapacak?

Biden’ın hangi “grand strateji” geleneğine yaslanırsa yaslansın, Çin’i eski dönemlere nazaran daha fazla ciddiye alacağı kesin görünüyor. En azından Amerikan kamuoyundaki tartışmalar buna işaret ediyor. Ayrıca Trump’ın Çin’e karşı tavrı, Pompeo’nun görevden ayrılmadan önce Çin rejimine dair söyledikleri, pandeminin yarattığı etki de aynı duruma işaret ediyor.

ABD ile Çin’in güç parametrelerine bakıldığında, aradaki farkın kapanma eğiliminde olmasına rağmen, özellikle askeri kapasite açısından ABD’nin hâlâ açık ara önde olduğunu söylemek mümkün. Dolayısıyla Çin’in kısa vadede askeri bir güç olarak ABD’nin karşısına dikilmesini beklememek gerekir. Buna rağmen, yukarıdaki tartışmalarla birlikte değerlendirildiğinde, ABD’nin Çin’i “yeni büyük tehdit” olarak addettiği açık. Bu durum tam da Kenneth Waltz’un “SSCB nükleer güce sahip olduğu için değil, ABD ona büyük güç gibi davrandığı için büyük güç oldu” sözlerini hatırlamak gerek. Anlaşılan o ki ABD’nin Çin algısı Obama, hatta Trump dönemindekinden çok farklı olacak. Burada asıl sorulması gereken ABD’nin Çin’e karşı hangi adımları atacağı sorusudur. Atlantic Council’daki isimsiz yazının önerdiği gibi, Biden askeri angajmanı da içeren bir yaklaşım sergileyecek mi, yoksa Obama dönemine geri dönerek anlaşmayı mı deneyecek?

Biden’ın seçim sürecindeki söylemleri, Obama tecrübesi, Trump’tan devraldığı miras ve yerleşik bürokrasinin reflekslerinden hareketle, ABD’nin nasıl bir grand strateji oluşturacağına ve olası Çin politikasına dair çıkarımlar yapmak mümkün. Söylemleri her ne kadar benzese de Biden’ın Obama dönemine geri dönmesi çok mümkün görünmüyor. Çünkü Çin fazlasıyla büyüdü ve yayıldı; Avrupa ile ilişkilerini fazlasıyla geliştirdi. Dolayısıyla Obama’nın yöntemleriyle Çin’i durdurmak artık imkânsız.

Bu durumda Biden’ın daha gerçekçi ve fakat müttefiklerine daha fazla sorumluluk yükleyecek yumuşak bir çevreleme doktrinine yönelmesi beklenebilir. SSCB’ye karşı uygulanan politika fazlasıyla Amerikan merkezli ve epey maliyetliydi. Mevcut koşullarda, ABD’nin benzer maliyetlerle Çin’e karşı hareket etmesi zor görünüyor. Bu yüzden eklektik bir yapıya sahip ikili bir strateji izlemesi daha muhtemel. Bu stratejinin bir tarafının Çin’in ekonomik büyümesini ve yayılmasını engellemeye dayanması beklenebilir. Buna karşın, Çin’in agresifleşerek Amerikan müttefiklerini tehdit etme ihtimaline karşı, “Uzun Telgraf”ta teklif edilen askeri angajmanı içeren bölge ittifakının hazır tutulması gerekecek.

- “Asya NATO’su” tartışmaları

“Asya NATO’su” adı altında dile getirilen tartışmalar yeni değil. Bu ifadeyi ilk olarak Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 2019 yazında dile getirdiğini hatırlatarak başlayalım. ABD ile Çin arasında suların ısındığı bir dönemde, Şi Cinping Asya ülkelerine ABD’ye karşı bir askeri ittifak çağrısı yapmış, fakat bu çağrı ciddi bir karşılık bulmamıştı. Son dönemde ise bu ifade, SSCB’nin Avrupa’ya yönelik tehdidine karşı ABD’nin öncülük ettiği NATO’nun Asya versiyonu için kullanılıyor. Buna göre ABD’nin, Çin’in Pasifik’teki yayılmasını ve bölgedeki müttefiklerine yönelik tehdidini engellemek üzere Japonya, Avusturalya ve Hindistan ile birlikte yeni bir askeri ittifak kurması öngörülüyor. İngiltere’nin de bu ittifaka katılmak için istekli olduğuna dair haberler yayılmaya başladı.

Bu ittifakın kurulması elbette kolay değil. Ancak bütün bu tartışmalar, ABD’nin Çin’i eskiye nazaran daha büyük bir tehdit olarak gördüğünü ve önümüzdeki yıllarda bu tehdit algısının büyüyeceğini gösteriyor. Dolayısıyla ABD’nin Çin’i sınırlandırmak için çeşitli adımlar atacağı kesin. Buna karşı Çin’in de sessiz ve derinden işleyen stratejisini değiştirerek agresifleşmesini bekleyebiliriz. Myanmar’daki darbe yeni dönemde gerginliğin ilk adımı olarak adlandırılırsa şaşırmamak gerekir. Bu agresif manevraların karşılıklı olarak devam etmesi ve ABD’nin Çin’e yönelik stratejisini “Uzun Telgraf”ta sunulan çerçeveye oturtması durumunda, dünya siyasetinde yeni bir Soğuk Savaş’ın başlayacağını öngörmek mümkün.

[Orta Doğu’da otoriteryenizm, demokratikleşme, asker-sivil ilişkileri alanlarında çalışan İstanbul Medeniyet Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Veysel Kurt aynı zamanda SETA Stratejik Araştırmalar Direktörlüğü’nde görev yapmaktadır]

[1] https://www.atlanticcouncil.org/content-series/atlantic-council-strategy-paper-series/the-longer-telegram/

İSTANBUL (AA) -VEYSEL KURT-

Yorumlar (0)
az bulutlu
banner28
Namaz Vakti 08 Mart 2021
İmsak 05:56
Güneş 07:21
Öğle 13:20
İkindi 16:33
Akşam 19:09
Yatsı 20:28
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 27 60
2. Galatasaray 28 58
3. Fenerbahçe 27 55
4. Trabzonspor 27 51
5. Hatayspor 28 46
6. Alanyaspor 27 43
7. Gaziantep FK 28 43
8. Karagümrük 28 41
9. Göztepe 27 36
10. Antalyaspor 27 35
11. Sivasspor 27 34
12. Konyaspor 26 32
13. Malatyaspor 28 31
14. Kayserispor 27 31
15. Kasımpaşa 27 29
16. Başakşehir 28 29
17. Rizespor 27 28
18. Ankaragücü 27 26
19. Erzurumspor 27 26
20. Denizlispor 27 24
21. Gençlerbirliği 27 21
Takımlar O P
1. Giresunspor 25 53
2. Samsunspor 25 50
3. İstanbulspor 25 47
4. Adana Demirspor 25 45
5. Altınordu 25 45
6. Altay 25 44
7. Tuzlaspor 25 41
8. Ankara Keçiörengücü 25 40
9. Bursaspor 25 34
10. Ümraniye 25 34
11. Bandırmaspor 25 32
12. Boluspor 25 29
13. Menemenspor 25 27
14. Adanaspor 24 26
15. Balıkesirspor 24 25
16. Akhisar Bld.Spor 25 22
17. Ankaraspor 25 16
18. Eskişehirspor 25 7
Takımlar O P
1. Man City 28 65
2. M. United 28 54
3. Leicester City 28 53
4. Chelsea 27 47
5. Everton 26 46
6. Tottenham 27 45
7. West Ham 26 45
8. Liverpool 28 43
9. Aston Villa 26 40
10. Arsenal 27 38
11. Leeds United 26 35
12. Wolverhampton 28 35
13. Crystal Palace 28 34
14. Southampton 27 33
15. Burnley 28 30
16. Newcastle 27 27
17. Brighton 27 26
18. Fulham 28 26
19. West Bromwich 28 18
20. Sheffield United 28 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 25 59
2. Barcelona 26 56
3. Real Madrid 26 54
4. Sevilla 25 48
5. Real Sociedad 26 45
6. Real Betis 25 39
7. Villarreal 26 37
8. Athletic Bilbao 25 33
9. Celta de Vigo 26 33
10. Granada 26 33
11. Levante 26 32
12. Valencia 26 30
13. Osasuna 26 28
14. Cádiz 26 28
15. Getafe 26 27
16. Real Valladolid 26 25
17. Elche 25 24
18. Eibar 26 22
19. Deportivo Alaves 25 22
20. Huesca 26 20
banner27
Günün Karikatürü Tümü
banner35

Gelişmelerden Haberdar Olun

@