banner43

Özel Analiz, 21. yüzyılda yeni Orta Doğu düzeninde neler oluyor, Koronavirüs ?

Koronavirüs salgınının tüm dünya ekonomilerini vurduğu şu günlerde, Orta Doğu’da manzara-i umumi fevkalade perişan ve dahi perakende; Birinci Dünya Savaşı öncesinin Balkanlarını andırmakta

DÜNYA 05.08.2020, 12:33
256
Özel Analiz, 21. yüzyılda yeni Orta Doğu düzeninde neler oluyor, Koronavirüs ?

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti’nin yıkılmasıyla, 20. yüzyılın başına kadar literatürde “maşrık” (doğu) olarak bilinen, (bölge haritalarını şekillendirenlerin verdiği isimle) Orta Doğu’da yeni bir düzen kuruldu. Bu düzen kabaca, 1950’lere kadar İngiliz ve Fransız yönetim ve himayesinde, parçalı Arap ulus devletlerinin kurulmasıyla sonuçlandı. Orta Doğu’da hegemonyanın daha ziyade ABD’ye geçtiği 1950’lerden itibaren Soğuk Savaş rüzgârlarının sert estiği yıllarda bölge ya ABD ya da Sovyet yanlısı askeri, seküler diktatörlerce yönetilmeye başladı. Sözde hepsi Arap milliyetçisi olan ve Arap uluslarını tek bir çatı altında toplamayı ve Filistin’i işgalden kurtarmayı kendilerine ülkü edinen bu totaliter yöneticiler, ironik bir biçimde Orta Doğu’yu parçalayan hegemon güçler tarafından iktidara getirilmişlerdi. Söz dinlemez olduklarında ise çeşitli saray darbeleriyle ortadan kaldırılıyor ve daha kullanışlı diktatörler, ABD Başkanı Donald Trump’ın deyimiyle “kendi en favori diktatörleri” iktidara getiriliyordu.

Soğuk Savaş’ın bittiği yıllardan bugüne kadar, kısaca 21. yüzyılın başlarında bölgemizde olup bitenlere kısaca bir göz atmak dahi, Orta Doğu’da yeni bir düzenin ya da düzensizliğin kurulmakta olduğu gösterecek ve bizleri nelerin beklediği hususunda çok açıklayıcı olacaktır.

Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte, Irak’a “demokrasi getirmek” amacıyla, bir milyon kişinin ölümüne yol açarak önce Saddam Hüseyin ortadan kaldırıldı; ardından resmen olmasa da Irak fiilen üçe bölünmüş oldu.

Soğuk Savaş’ın en acımasız ve kurt diktatörlerinden Hafız Esed’in doğal ölümünden sonra, göz hastalıkları ihtisasını Londra’da yapan doktor oğlu Beşşar ile yine Londra’da yetişen Kings College diplomalı ve Harvard MBA’li Sünni eşi Esma Esed’den Suriye’de liberalleşme adına çok şey beklenmekteydi. Ancak “taç giyen baş akıllanır” vecizesiyle namütenasip olarak, Londra’dan Şam’a gelince liberallikten eser kalmadı. Fransız dergilerine “moda ikonu” ve Orta Doğu’da “modernitenin sembolü” olarak tanıtılan çift, 2011 Arap Baharı isyanlarında özgürlük isteyen Suriye halkının yarım milyondan fazlasının ölümüne, yüz binlerce çocuğun öksüz ve yetim kalmasına, ülke nüfusunun yarısının evlerinden barklarından olmasına yol açtı. Ülke halihazırda üçe bölünmüş durumda.

Sudan güney ve kuzey ya da Müslüman ve Hıristiyan şeklinde ikiye bölündü. İran ile Suudi Arabistan-Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki mücadeleye kurban giden Yemen de Sudan’la aynı kaderi paylaşacak gibi; eskiden olduğu üzere kuzey ve güney Yemen olacak şekilde veya Zeydiler ve Sünniler arasında bölünme yolunda hızla ilerliyor.

Lübnan ise toplumsal olarak çoktan gettolara ayrılmış olmakla birlikte, toprak açısından bölünemeyecek kadar küçük olduğundan, bitkisel hayatta bir yaşam sürüyor. İsrail “Yüzyılın Planıyla” Filistin’in son partiküllerini de buharlaştırma peşinde epeyce yol almış görünüyor. Arap Baharının bir sonucu olarak kısa süreli bir demokrasi denemesi yaşayan ve halihazırda karşı devrimci bir askeri yönetimin iktidarda olduğu, Arap dünyasının en kalabalık ve monolitik ülkesi Mısır ise çeşitli ekonomik ve sosyal sıkıntılar içinde kıvranıyor. Buna bir de Sina’daki ayrılıkçı örgütleri ilave etmemiz gerekiyor. Kaddafi’nin öldürülmesinin ardından iç savaşa sürüklenen Libya elân fiili olarak en az ikiye bölünmüş vaziyette.

2016’da yaşadığımız darbe teşebbüsü de bölgedeki olayların Türkiye ayağıydı; fakat milletimiz buna izin vermedi. İran’ın durumu da ortada ve sürekli ABD-İsrail tehdidi altında. Bölgeye tekrar dönen Rusya hem Suriye hem de Libya’da önemli bir inisiyatif gücüne erişmiş durumda. Bütün bunlara ilave olarak DEAŞ ve el-Kaide türevi örgütler hâlâ hayatiyetlerini devam ettiriyorlar. ABD Suriye’de, Fırat’ın doğusunda bir PKK devleti kurmakla meşgul.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının tüm dünya ekonomilerini vurduğu şu günlerde, Orta Doğu’da manzara-i umumi fevkalade perişan ve dahi perakende; Birinci Dünya Savaşı öncesinin Balkanlarını andırmakta. Mamafih Orta Doğu’da dıştan tasarım çabalarına karşı direnen ve halk hareketlerini destekleyen Türkiye’yi ise Katar’ın dışında açıkça destekleyen başka bir bölge ülkesi mevcut değil. Türkiye Tunus, Cezayir ve Umman gibi bölge ülkeleriyle kendisine karşı kurulan cepheyi zayıflatmaya çalışıyor. Topun ağzında olan nevi şahsına münhasır İran, her şeye rağmen kendi ajandasına uygun fiiliyatına devam ederken içeride Kovid-19 salgını, ekonomik sıkıntılar ve arka arkaya gelen patlamalarla karşı karşıya.

Yetkililerinin açıklamalarına bakılırsa, İran tehdidiyle Türkiye’yi eş gören Suudi Arabistan, BAE ve Mısır Türkiye’ye Libya, Suriye ve Doğu Akdeniz gibi tüm cephelerin yanı sıra ekonomi, turizm, medya ve hatta dizi sektöründe dahi (basketbol tabiriyle) “tam saha pres” uygulamakta. Bu arada İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Fransa ve Rusya gibi her türlü dış güçle işbirliği yapmakta. Bu ülkelerin ABD ile müttefiklik ve bağımlılık ilişkilerini düşündüğümüzde durum daha da vahim bir hâl alıyor. Bütün bunlara ilaveten, Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarındaki son saldırıları (buna bigâne kalamayacağından) Türkiye’nin güneydeki dikkatini dağıtmaya yönelik bir hamle gibi duruyor.

Mısır, Suudi Arabistan ve BAE gibi Arap dünyasının üç Sünni ağırlıklı ülkesi Türkiye karşısında Yahudi, Ortodoks ve Katolik ayırt etmeksizin her türlü bölgesel ve dış güçle işbirliği yapmayı yeğliyor. Halbuki Orta Doğu’da yukarıda hâli pürmelalini bir parça izah ettiğimiz parçalanma ve partikülleşmenin tek çaresi bölge ülkelerinin işbirliği yaparak dış güçlerin müdahalelerine imkân tanımaması. Aksine bölge ülkeleri tıpkı Birinci Dünya Savaşı’nda yapılan isyanlar gibi emperyal dış güçlerin ekmeğine yağ süren ve kendi ayaklarına kurşun sıkan politikalara destek veriyorlar. Bölge ülkelerinin yönetimleri iktidarlarını korumak için dış güçler yerine kendi halklarına güvenseler ve halklarının istekleri doğrultusunda bir siyaset izleseler hem iktidarları daha uzun ömürlü hem de bütün ülkeleri tehdit eden bölünme ve parçalanma senaryoları engellenmiş olurdu. Zira Orta Doğu, tarihsel karakteristiğine uygun olarak, partikülleşmekten ziyade daha da fazla bütünleşmeye ihtiyaç duyuyor. Ancak bölgeyi daha da bölmeyi amaçlayan emperyal güçler bu yöneticileri destekleyerek “şimdilik” ayakta kalmalarını sağlıyorlar. Böyle giderse 21. yüzyılda Orta Doğu’da mevcut ulus devletlerin iki katı yeni ve küçük devletçikler göreceğiz. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın 7 Ağustos 2003’te yaptığı “Ortadoğu’da 23 ülkenin rejiminin ve sınırlarının değiştirileceği” açıklaması şu ya da bu şekilde işlemeye devam ediyor.

Orta Doğu’da 21. yüzyılın yeni düzeni kurulurken bu düzende söz sahibi olmak maksadıyla Türkiye pek çok cephede mücadele veriyor. Maalesef Türkiye’ye karşı “Güney Cephesi” adını verdiğimiz bazı Sünni Müslüman ülkelerin yönetimleri, bölgede Türkleri görmektense Latin külahı, Ortodoks kalimmavhisi ya da Yahudi kippasını tercih ettikleri müddetçe de bu bölünme ve rejim değişiklikleri devam edecek gibi görünüyor.

Yazımızı her zaman olduğu gibi bir son sözle bitirelim: “Kendi düşen ağlamaz”.

[Prof. Dr. Cengiz Tomar Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Rektör Vekili olarak görev yapmaktadır]

(İSTANBUL (AA) -CENGİZ TOMAR-)

Yorumlar (0)
10°
parçalı az bulutlu
banner28
Namaz Vakti 15 Nisan 2021
İmsak 04:48
Güneş 06:20
Öğle 13:09
İkindi 16:51
Akşam 19:49
Yatsı 21:14
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 32 70
2. Fenerbahçe 33 66
3. Galatasaray 32 62
4. Trabzonspor 33 58
5. Alanyaspor 33 52
6. Gaziantep FK 32 50
7. Hatayspor 32 49
8. Karagümrük 33 49
9. Sivasspor 32 47
10. Göztepe 33 46
11. Antalyaspor 33 42
12. Konyaspor 32 40
13. Ankaragücü 32 36
14. Rizespor 32 36
15. Kasımpaşa 33 36
16. Malatyaspor 32 34
17. Başakşehir 32 33
18. Kayserispor 32 33
19. Gençlerbirliği 32 31
20. Erzurumspor 33 28
21. Denizlispor 32 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 30 63
2. Adana Demirspor 30 58
3. Samsunspor 30 58
4. İstanbulspor 30 54
5. Altay 29 53
6. Altınordu 30 52
7. Ankara Keçiörengücü 30 49
8. Tuzlaspor 30 44
9. Ümraniye 29 41
10. Bursaspor 29 40
11. Bandırmaspor 29 39
12. Boluspor 29 35
13. Adanaspor 30 34
14. Balıkesirspor 30 32
15. Menemenspor 30 31
16. Akhisar Bld.Spor 30 25
17. Ankaraspor 29 22
18. Eskişehirspor 30 8
Takımlar O P
1. Man City 32 74
2. M. United 31 63
3. Leicester City 31 56
4. West Ham 31 55
5. Chelsea 31 54
6. Liverpool 31 52
7. Tottenham 31 49
8. Everton 30 48
9. Arsenal 31 45
10. Leeds United 31 45
11. Aston Villa 30 44
12. Wolverhampton 31 38
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 31 36
15. Brighton 31 33
16. Burnley 31 33
17. Newcastle 31 32
18. Fulham 32 26
19. West Bromwich 31 24
20. Sheffield United 31 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 30 67
2. Real Madrid 30 66
3. Barcelona 30 65
4. Sevilla 30 61
5. Real Sociedad 30 47
6. Real Betis 30 47
7. Villarreal 30 46
8. Granada 30 39
9. Levante 30 38
10. Celta de Vigo 30 37
11. Athletic Bilbao 30 37
12. Cádiz 30 35
13. Valencia 30 34
14. Osasuna 30 34
15. Getafe 30 30
16. Huesca 30 27
17. Real Valladolid 30 27
18. Elche 30 26
19. Deportivo Alaves 30 24
20. Eibar 30 23
banner27
Günün Karikatürü Tümü
banner35

Gelişmelerden Haberdar Olun

@