ANKARA, (DHA)- ONKOLOJİ Uzmanı Dr. Kaan Helvacı, 'Vücuttaki hücrelerin genetik hasar sonucu kontrolsüzce çoğalması ve normal dokuları istila etmesi ile oluşan kanser, günümüzde erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilen bir hastalık haline geldi. Kişiye özel tedaviler ve immünoterapi gibi yenilikçi yaklaşımlar sayesinde, kanser tedavisinde umut verici sonuçlar sağlanıyor ve hastaların yaşam kalitesi önemli ölçüde artıyor' dedi.
Memorial Ankara Hastanesi Onkoloji Uzmanı Dr. Kaan Helvacı, kanserle mücadelede erken tanı, multidisipliner yaklaşım ve bilimsel tedavilere erişimin hayati önem taşıdığını söyledi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve IARC (Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı) 2022-2024 verilerine göre, her 5 kişiden 1'i hayatı boyunca kansere yakalandığını ifade eden Dr. Helvacı, 'Her 9 erkekten 1'i ve her 12 kadından 1'i kanser nedeniyle hayatını kaybetmektedir. 2022 yılında dünya genelinde yaklaşık 20 milyon yeni vaka ve 9,7 milyon ölüm kaydedilmiştir. 2050 yılına kadar yeni vaka sayısının yüzde 77 artarak yıllık 35 milyona ulaşması beklenmektedir. 2022 yılı itibarıyla dünya genelinde en sık teşhis edilen kanser türleri ve toplam vakalar içindeki payları da şöyledir. Akciğer kanseri yüzde 12,4 (yaklaşık 2,5 milyon yeni vaka), meme kanseri yüzde 11,6 (yaklaşık 2,3 milyon yeni vaka), kolorektal (kalın bağırsak) kanseri yüzde 9,6, prostat kanseri yüzde 7,3, mide kanseri yüzde 4,9' diye konuştu.
Dr. Helvacı, kanserin normal hücrelerin çok aşamalı bir süreçte tümör hücrelerine dönüşmesiyle ortaya çıktığını ve genellikle kanser öncesi lezyondan kötü huylu tümöre doğru ilerlediğini belirterek, 'Bu değişiklikler, kişinin genetik faktörleri ile dış etkenler arasındaki etkileşimin sonucudur. Kanser gelişiminde rol oynayan temel değiştirilebilir risk faktörleri ise, tütün Kullanımı, obezite, alkol kullanımı, düşük meyve-sebze tüketimi, fiziksel inaktivite ve enfeksiyonlar. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre bu faktörlerin tüm kanser ölümlerinin yaklaşık yüzde 30'undan sorumlu olduğu ifade edildi. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerdeki kanser vakalarının yüzde 15-yüzde 20'si HPV ve Hepatit gibi enfeksiyonlardan kaynaklanmaktadır. Erken tanı, tedavinin seyrini kökten değiştirir. Örneğin, meme kanseri evre 1'de teşhis edildiğinde 5 yıllık hayatta kalma oranı yüzde 99 iken, metastatik (Evre 4) aşamada bu oran yüzde 30'lara düşer. Kolon kanseri, erken teşhisle hastaların yüzde 90'ından fazlası tam iyileşme sağlamaktadır. Serviks (rahim ağzı) kanseri taramaları ve HPV aşılaması sayesinde bu kanser türü bazı ülkelerde yüzde 85-90 oranında elimine edilmiştir' dedi.
'BU BELİRTİLERİ HAFİFE ALMAYIN'
Kanser alarmı veren belirtileri sıralayan Dr. Helvacı, 'Açıklanamayan yüzde 5-10 oranında ani kilo kaybı. Vücutta fark edilen, büyüme eğilimli, ağrısız sert kitleler. 3 haftadan uzun süren ses kısıklığı veya öksürük. Büyük abdestte kan veya dışkılama alışkanlığında (ishal/kabızlık) kalıcı değişiklik. Ciltteki bir benin (nevüs) asimetrik büyümesi veya renk değiştirmesi. Kanserlerin yüzde 50'si önlenebilir. Bilimsel veriler, kanserlerin yüzde 30 ile yüzde 50'sinin önlenebilir olduğunu göstermektedir. Sigarayı bırakmak, akciğer kanseri riskini yüzde 90 oranında azaltabilir. HPV aşısı, rahim ağzı kanserini yüzde 90 oranında önleme potansiyeline sahiptir. Ultraviyole koruması, deri kanseri vakalarının büyük çoğunluğunu engeller. Modern onkolojide 'standart tedavi' yerine 'kişiselleştirilmiş tedavi' dönemi. İmmünoterapi, bağışıklık hücrelerinin üzerindeki frenleri kaldırarak (check-point inhibitors) vücudun kanserle savaşmasını sağlar. Özellikle melanom ve akciğer kanserinde sağkalımı 3-4 kat artırmıştır. Akıllı ilaçlar, sadece tümördeki genetik mutasyonu (örneğin EGFR veya ALK) hedef alan ilaçlar, sağlıklı hücrelere nerdeyse hiç zarar vermez. Likit biyopsi, kan örneği üzerinden kanserin genetik profilini çıkarma ve tedaviye direnci takip etme teknolojisi. Kanser tedavisi bir ekip işidir. Çalışmalar, vakaları 'Tümör Konseyleri' (cerrah, tıbbi onkolog, radyolog, radyasyon onkologu, patolog toplantıları) tarafından yönetilen hastaların, tanı doğruluğunun arttığını ve yaşam süresinin tek bir doktorun yönettiği vakalara göre anlamlı derecede daha uzun olduğunu göstermektedir. Örneğin bir uzman cerrahiyi savunurken, diğeri önce ilaçla tümörü küçültmeyi (neoadjuvan tedavi) önererek operasyonun başarısını artırabilir' ifadelerini kullandı.




