DÖNÜŞEBİLİR VE BAŞARABİLİRİZ

Abone Ol

Her yazı sınırlıdır, her söz eksik. Kendimizce seçtiğimiz her önemli tarihin sonraki gün ise, yeni bir başlangıç. Kutlasak da kutlamasak da, çoğumuz yeni bir yıla inanır ve onun bir öncekinden farklı olmasını isteriz. O zaman, eksik de olsa bakalım; bugün neredeyiz, nereden geldik ve yarın ne olacak...

BUGÜN : RESİM KÖTÜ GİBİ...

Yönetenler, liderler... Belki iyiler belki kötü, bilemiyorum. Kendileri ve ülkeleri için belki bir şeyler ama gezegen için hiçbir şey yapmadıkları kesin. Küçük ve geleceğimiz için önemsiz sıradan varlıklarını korumak için anlamsız va saldırgan bir çaba içindeler.

İş insanları, patronlar... Kimi anladı, kimi hala anlamamakta ısrar ediyor. Tek başına kazanmak isteyenlerin bu büyüme tutkularının ne kendilerine, ne geleceklerine ne de ortak geleceğimize zerre kadar faydası yok.

Bilim insanları... Bizi bugüne taşıyanlar, değerlilerimiz. Elbette tek tek kabahatleri değil belki ama, felsefeden ve etikten kopmuş, bunları sırtında birer kambur gibi gören bir bilim dünyasında yaşıyor ve yaşatılıyorlar.

Sanatçılar... Zor durumdalar. Yaşamak ve hayatta kalmak için, ideallerinden ve hayallerinden kopartılmış yalnız insanlar olarak, “işte istenen bu” diyen ve sanatın geliştirici ve ilerletici değerinden hiç anlamayanlar ile mücadele ediyorlar.

Medya... Çok değişti, çok. Sadece teknolojik olarak değil. Neden var olduğunu, gerçek görevini ve ona neden ihtiyacımız olduğunu unuttu. Baktığımız her yerde bizim karşımıza çıkmayı başardı ama, asıl amacını yolda düşürdü, kaybetti. 

Kadınlar... Ölüyor ve öldürülüyorlar. Neyin değerli, neyin değersiz olduğuna erkeklerin karar verdiği bir dünyada, emek olduğunda sömürülüyor, evde olduğunda köleleştiriliyor. Bir büyük mücadelede, var olma savaşı veriyorlar.

Erkekler... Kandırılıyorlar. İşte kariyer hedefleri ve sahte başarı hikayeleri, sokakta onursuz bir hakimiyet ve evde kontrolsüz bir güç ile donatılıyor. Tek başına başarabilirsin yalanı ile aldatılıyor, bencilleştirilerek, ayrıştırılıyor.

Biz, kendimiz... Çaresizleştiriliyor ve kurtarılmayı bekliyoruz. Birilerinin ekonomiyi düzelteceğine, sosyal alanı düzenleyeceğine, gezegeni kurtaracağına inanıyoruz. Siyaset içi ve dışı liderler arıyor, niteliksiz zenginlerin başarı hikayelerini izliyor, okuyoruz.

DÜN : YOLDAYKEN KAYBETTİKLERİMİZ...

Yönetenler, liderler... Hep korktular. Korkularını bastırmak için korkuttular. Korkutabildiklerini sandılar. Ama o yönettikleri halklar, hiç korkmadı ve asıl korkanın onlarolduğu anlaşıldığı anda, sırça köşkleri yerle bir oldu. Hep kaybettiler.

İş insanları, patronlar... Kendi ekonomilerinin adaletini tesis etmek için yönetenleri yönettiler. Malı ve parayı insandan çok sevdiler. Kandisini korusun diye halkın içinden çıkan kolluk güçlerini kendi mallarının ve köşklerinin önüne siper ettiler.

Bilim insanları... İnsanlığın var olması için çalıştılar. İnsanı var ederken, gezegeni ve üzerindeki tüm canlıları unuttular. Düşünmeyi ve teoriyi değersizleştiren bir dünyada pratiğin kölesi edildiler. Mucitleri ihya, düşünenleri rüsva edildiler.

Sanatçılar... Her zaman toplumun bir adım önündeydiler. Onu geliştirdiler, dönüştürdüler ve ilerlettiler. Zamanla itibarsızlaştırıldılar. Karıncanın hikayesinde, ağustos böceği yapıldılar. Gerçek üretenler onlar iken, sadece eğlendiren konumuna indirgendiler.

Medya... Gerçeğin aynasıydılar. Yanlışları gördüler, bildirdiler ve doğruya hizmet ettiler. Dördüncü güç oldular. Gücü paylaşmak istemeyenlerce, sindirildiler. Sinmeyenler ise öldürüldüler, suikastlere kurban gittiler, hapislerde yattılar.

Kadınlar... İnsan olma yolumuzda, insani üretimde öncüydüler. Ekonominin ve değerin ne olduğu tanımlanır ve kuralları konulurken dışlandılar. Emeklerine paha biçen de, rollerine  karar veren de, güzelliklerini tanımlayan da erkek oldu.

Erkekler... Önce yaptıkları, sonra da kendileri parayla takas edilir oldu. Ekonomide ve sosyal alanda kendilerine yalandanhaklar verilirken, kadına neden verilmediğini sorgulamaz hale getirildiler. Üstün olduklarına ve öyle yaratıldıklarına inandırıldılar.

Biz, kendimiz... Yola çıkarken birlikteydik. Sonradan değil, ta en baştan sosyal bir canlıydık. Yanımızdakine önem veren, gözeten ve kollayandık. Sonra tek olduk, tek başına başaracak olan olduk. Birlikte yürüdüklerimiz rakip, biz onlara düşman edildik.

YARIN : VAR OLMAK İÇİN...

Yönetenler, liderler... Sözde değil ama gerçekten, hükümdar değil hizmetkar olduklarını anlayacaklar. Sadece kendileri için değil, hepimiz ve tüm gezegen için çalışacaklar. Yoksa, yok olacaklar.

İş insanları, patronlar... Değişmeyecek ama dönüşecekler. Paylaşmayı öğrenecekler. Yaşarken yaşatmayı, kazanırken kazandırmayı. Gerçek ütopyanın, şimdi kurdukları o çarpık hayal olduğunu anlayacaklar.

Bilim insanları... Özlerine dönecekler. Nasıldan önce neden diye soracaklar. Bugün itibar gören için değil, yarın ihtiyaç duyacağımız için düşünecekler. Felsefenin ve etiğin ışığında, sadece insan için değil, bütün bir gezegen için çalışacaklar. 

Sanatçılar... Yine öne geçecekler. Bizi insan yapanın kendileri olduğunu farkedecekler. Bize sunulması isteneni değil, bizim ihtiyacımız olanı üretecekler. Ürettikleri ile bizi geliştirecek, ilerletecek ve yüceltecekler.

Medya... Ellerindeki gücü onlara, yönetenlerin değil yönetilenlerin verdiğini hatırlayacaklar. Özgürleşecekler ve yanıtlayanın değil soranın sesi olacaklar. Onur ve itibarlarının tek zenginlikleri olduğunu anlayacak ve geri dönüp yolda düşen amaçlarını yeniden bulacaklar.

Kadınlar... Kazanacaklar. Topal ilerleyişimize son verecek, tek bacağıyla ayakta durmaya çalışan ekonomiyi ve sosyal alanı iki ayağının üzerinde, ayağa kaldıracaklar. Bize yeniden, neden ve nasıl insan olduğumuzu hatırlatacaklar.

Erkekler... Kutlayacaklar. Kendilerine sunulan sahte iktidarın yalanından kurtulacak ve özgürleşecekler. Yapmaya zorlandığı hırsızlık ve tetikçilik görevinden istifa edecek, kadına karşı savaştan, kadının yanında yaşamaya dönecekler.

Biz, kendimiz... Korkmayacağız ki zaten hiç korkmadık. Yılmayacağız ki zaten hiç yılmadık. Değişeceğiz ki hep değiştirdik. Şimdi bir de dönüşeceğiz. İnsan olarak var olduk, gezegen olarak da var olacağız.

Yeni yılınız yeni, barış içinde, sağlıklı ve huzurlu olsun...