Politika

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan Diyarbakır'da (2)

Abone Ol

'BARIŞ SÜRECİ HEDEFİNE ULAŞTIKTAN HEMEN SONRA SIRA ÇÖZÜM SÜRECİNE GELMELİDİR'

Bir dizi temaslarda bulunmak üzere Diyarbakır'a gelen Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin il başkanlığı tarafından Kayapınar ilçesinde bir düğün salonunda düzenlenen iftar programında partililerle bir araya geldi. Programa, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcıları Mehmet Emin Ekmen ve Sadullah ergin, Genel merkez kadın kolları başkan yardımcıları Melis Kandemir ile Meral kahraman, DEVA Partisi İl Başkanı Remzi Kaymak ve partililer katıldı. Burada konuşan Babacan, '1 Ekim 2024 tarihinde başlayan sürecin ilk gününden itibaren, 'Başarı ihtimali yüzde 5 bile olsa, biz bu yüzde 5 ihtimali bile destekleyeceğiz. Değil elimizi, bedenimizi dahi bu taşın altına koymaya hazırız, yeter ki barış olsun, yeter ki bu ülke huzura kavuşsun' dedik. Ülkenin Cumhurbaşkanından aylar önce sürece desteğimizi ilan ettik. Sözümüzün gereğini de yerine getirdik. Her aşamada tavsiyelerimizi sunduk, komisyon çalışmalarına kıymetli katkılar verdik. Önümüzdeki aylarda da yapılacak çalışmaların bizzat içinde olacağız ve inşallah kırk yıldır özlediğimiz kalıcı barışa hep beraber ulaşacağız. Şunu da özellikle vurgulamak isterim ki, barış süreci hedefine ulaştıktan hemen sonra, sıra çözüm sürecine gelmelidir. Demokratik haklarla ilgili çalışmalar gecikmeksizin başlamalıdır' dedi.

'İNANIYORUZ Kİ BU ÜLKE BİR OLACAK, BİRLİK OLACAK'

Terörsüz Türkiye sürecinde üzerlerine düşeni yapacaklarını belirten Babacan, 'Kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz. Kalıcı barış adaletle, hukuk devletiyle mümkündür, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıyla mümkündür. En önemlisiyse, kalıcı barış lafla değil, fiiliyatla, sözle değil, eylemle mümkündür. Bu millet, asırlardır, aynı ezanı dinleyerek, aynı kıbleye yönelerek, aynı duaya 'amin' diyerek bugünlere gelmiştir. Milletimizi ayıran, ayrıştıran, kutuplaştıran bir dönemin parantezini kapatmanın vakti gelmiştir. Bu süreçlerde, üzerimize düşeni yapacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın. İnanıyoruz ki bu ülke bir olacak, birlik olacak. Her türden sorunun üstesinden gelecek, hak ettiği huzura, refaha ve barışa kavuşacak inşallah' diye konuştu.

'SAVAŞLAR GERİYE ÖLÜM, YIKIM, GÖÇ VE İSTİKRARSIZLIK BIRAKIR'

ABD'nin dahil olduğu askeri operasyonun uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu belirten Babacan, şöyle konuştu:

'Yanı başımızda bir savaştır sürüp gidiyor. Soykırımcılar gözlerini Gazze'den çekti, kendilerine yeni hedefler belirlemeye başladı. Biz şunun farkındayız. Savaşlar geriye ölüm, yıkım, göç ve istikrarsızlık bırakır. Sorunlar, barışçıl yollarla, diplomasiyle çözülmeli, ülkelerin egemenliğine halel getirecek adımlardan uzak durulmalıdır. İsrail'in İran'a yönelik başlattığı, Amerika Birleşik Devletleri'nin de dahil olduğu askeri operasyon, uluslararası hukukun açık ihlalidir. Hukukun çiğnenmesi, haklı olanın değil, güçlü olanın sözünün geçmesi, her bir dünya vatandaşı için tehdittir. Tam da bu sebeple, saldırıların başladığı ilk günden itibaren tavrımızı açık şekilde ortaya koyduk. Bu askeri operasyonu güçlü bir şekilde kınadık. Ancak aynı açıklıkla şunu da söylüyoruz. İran'ın bölgedeki ülkeleri hedefleyen saldırıları da kabul edilemez. Gerilimi tırmandıran her adım, her yeni füze bu yangını daha da büyütür. Nitekim daha birkaç gün önce, Türkiye'ye yönelen üçüncü balistik füze yine havada imha edildi. Bu tablo bize çok açık bir gerçeği gösteriyor. Bu kriz artık bize uzak bir kriz değildir. Bölgedeki kontrolsüz tırmanış, ülkemizin güvenliğini de doğrudan ilgilendirmektedir. Tam da bu nedenle, Türkiye'nin soğukkanlı, güçlü ve ilkeli bir devlet duruşuna her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Maceralara değil, diplomasiye, sağduyuya ve uluslararası hukuka dayanan bir dış politikaya ihtiyaç vardır. Türkiye, hamasetle değil, aklı selimle hareket etmek zorundadır. Kısacası Türkiye, zorbalığın değil hukukun, silahların değil diyaloğun, savaşın değil barışın yanında yerini almalıdır. Çünkü savaş, bu coğrafyada yaşayan hiçbir halkın yararına değildir.' (DHA)

Gıyasettin TETİK- Selim KAYA- Seyfettin EKEN/ DİYARBAKIR, (DHA)