ANKARA, (DHA)- İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, 'Türkiye'nin hemen seçime ihtiyacı vardır. Bunu açıkça söylüyoruz. Bu iktidar artık yönetememektedir. Biz 'hemen seçim' diyoruz. Ama gösteri için değil. Gerçek bir ihtiyaç olduğu için diyoruz' ifadelerini kullandı.
İYİ Parti lideri Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Dervişoğlu, dün İstanbul'da meydana gelen çatışmaya ilişkin, 'İsrail Konsolosluğu önünde gerçekleşen terör saldırısında yaralanan iki polisimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Muhtemel bir istihbarat operasyonu olan bu menfur hadisenin, tekrarlanmaması adına, yetkililerin gerekli önlemleri alacağını umuyorum. Yaralanan polislerimize şifa dilerken, tüm emniyet teşkilatımızın 10 Nisan Polis Haftasını şimdiden kutluyorum' dedi.
'İRAN'DAKİ KRİZ, İÇ SAVAŞA DÖNÜŞEBİLİR'
İran'daki savaşın uzadığını, gerilimin yayıldığını ve belirsizliğin büyüdüğünü kaydeden Dervişoğlu, 'Dün gece açıklanan ateşkese rağmen, halen bu belirsizlik büyüyerek devam ediyor. Üstelik, artık biliyoruz ki; mesele, yalnızca iki devlet arasındaki askeri bir çatışma değildir. Bu savaşın, İran'ın iç yapısını sarsan, onu çözülmeye ve dağılmaya iten sonuçlar üretme ihtimali vardır. Biz en başından beri buna dikkat çektik. Dedik ki, İran'daki kriz, bir iç savaşa dönüşebilir. Ve böyle bir iç savaş, İran'da sadece rejim değişikliği yaratmaz; İran'ı dağıtabilir. Türkiye için asıl tehlike de burada başlamaktadır. Böylesi bir çözülme, yanı başımızda bir güç boşluğu doğurur. Ve o boşluğu kimin, hangi silahla, hangi dış destekle doldurabileceği sorusu, Türkiye açısından afaki bir soru değildir. Arkalarında ABD ve İsrail'in siyasi desteği bulunan, son sistem silahlarla donatılmış, paraya ve lojistiğe erişmiş bölücü yapılanmanın doğuracağı sonuçları görmek zorundayız' diye konuştu.
'TÜRKİYE BU SAPKIN DÜŞÜNCEDEN KURTULMALIDIR'
ABD Başkanı Donald Trump'ın İranlı muhaliflere Kürt gruplar üzerinden silah gönderdiğini söyleyen Dervişoğlu, 'Türkiye'nin kapısına dayanabilecek yeni bir jeopolitik kırılmadan söz ediyoruz. Böyle bir tabloda, gafletin bedeli ağır olur. Böyle bir tabloda, ezberle siyaset yapılamaz. Böyle bir tabloda, iyi niyet temennileriyle güvenlik tesis edilemez. O yüzden ilk çağrımız nettir; Öcalan üzerinden yürütülen tezgaha derhal son verilmelidir. Bugün bu hattı sürdürmek, siyasi saflığın ötesinde stratejik bir körlüktür. Türkiye bu sapkın düşünceden, bu cerahatten kurtulmalıdır. Suriye'de 15 sene boyunca olan bitenden ders alınmamış mıdır? Suriye'de sahayı İmralı meczubunun sözüm ona telkinleri değil, güç belirlemiştir. Suriye'de denklem sembollerle değil, örgütlü güçler ve onların arkasındaki dış destekle kurulmuştur. Şimdi, Amerika ve İsrail ile temas kurmuş, paraya ve silaha kavuşmuş İranlı bölücü grupların Öcalan'ı dinleyeceğini düşünmek, ihanet değilse bile ağır bir zihinsel yetersizliktir. Türkiye'nin bu konuda kaybedecek vakti yoktur. Türk ulusal kimliğini zayıflatacak, etnik hezeyanları kışkırtacak, devleti gevşetecek her türlü yaklaşımdan vazgeçilmelidir' ifadelerini kullandı.
'MİLLİ BİRLİK, ADALETİ TESİS EDEREK KURULUR'
Güvenliğin sloganla değil, net akıl, açık ilke ve sağlam devlet iradesiyle sağlanacağını vurgulayan Dervişoğlu, 'Milli birlik, yalnızca dış tehdidi işaret ederek kurulmaz. Milli birlik, içeride adaleti tesis ederek kurulur. Üstünlerin hukukuyla milli birlik olmaz. Keyfi uygulamalarla milli birlik olmaz. Bir vatandaşa başka, ötekine başka hukuk uygulayarak milli birlik olmaz. Eğer bu ülke, dışarıdan gelen fırtınalara karşı sağlam duracaksa, bu içeride hukukun üstünlüğüyle, yani Cumhuriyet mefhumuyla mümkündür. Siyasi görüşünden ve kimliğinden bağımsız bütün vatandaşlar kanuni güvence altında olduğunu hissetmek zorundadır. Yargıdaki keyfilik sona ermek zorundadır. Ve hepsinden önemlisi, bu ülkenin ortak aklı, yeniden parlamentoda işlemek zorundadır. Dışarıdaki savaş içeride yalnızca güvenlik baskısı üretmiyor. Ekonomiyi daha kırılgan hale getiriyor. Enerji, enflasyon baskısı üretiyor. Petrol fiyatları nakliyeyi çıkmaza itiyor. Ve bütün bu yük, dönüp dolaşıp vatandaşın sofrasına biniyor. Birçok ülke şimdiden tedbir paketleri açıklıyor. Enerji tüketimini sınırlandırmanın yollarını arıyor. Şokları yönetmeye çalışıyor. Peki Türkiye'de ne yapılıyor? Yine seyrediliyor. Yine gecikiliyor. Buradan iktidara bir kez daha çağrı yapıyorum. Derhal bir enerji tasarruf planı oluşturulmalıdır. Petrol ve doğal gaz hatlarının güvenliği artırılmalıdır. Nakliye şirketleri için vergi indirimleri devreye alınmalıdır. Mazot fiyatlarını dengeleyecek adımlar gecikmeden atılmalıdır' değerlendirmesinde bulundu.
'SEÇİME İHTİYAÇ DUYULDUĞU KANAATİNİ TAŞIYORUM'
Ardından erken seçim çağrısında bulunan Dervişoğlu, 'Türkiye'nin hemen seçime ihtiyacı vardır. Bunu açıkça söylüyoruz. Bu iktidar artık yönetememektedir. Ama siyaset ciddiyet işidir. Sonuç alınamayacak hamlelerle milletin umudunu kabartıp sonra o umutları boşa düşürmek, doğru iş değildir. Ayakları yere basmayan çıkışlar, muhalefetin ağırlığını azaltır. Sonuç üretmeyen iddialar, milletin siyasete olan güvenini zedeler. Biz 'hemen seçim' diyoruz. Ama gösteri için değil. Gerçek bir ihtiyaç olduğu için diyoruz. Bu ülke artık yönetilemediği için diyoruz. Türkiye'yi seçime götürecek yol, beyhude çıkışların değil, hakikatin yoludur' dedi.
Toplantı sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Dervişoğlu, bir basın mensubunun, 'AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, erken seçime yönelik olası tarihlere sıraladı. Ve 'Bu 2027 olabilir ama Mayıs 2028'te seçim olmak zorunda. Seçim için en uygun takvim haziran ve kasım arasında' dedi. Siz ne düşünüyorsunuz?' sorusuna, 'Ben Türkiye yönetilmediği için zaman kaybetmeden bir seçime ihtiyaç duyulduğu kanaatini taşıyorum. Hiç kimse süreçte yaşananları sulandıracak adımları atmasın, milleti de farklı farklı tartışmaların içine çekmesin. Ben gerekçelerimi söylüyorum, diyorum ki Türkiye yönetilemiyor. Demokrasilerde eğer ülkeyi yöneten iktidar yönetmeyi beceremiyorsa bunun çaresi seçimdir' yanıtını verdi.
Dervişoğlu, bir başka gazetecinin, 'DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan dün 'Siyasi iklimin normalleşmesi için bir araya gelelim' çağrısı yaptı. Siz bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz' sorusuna da 'Çağrısının bizi kapsadığı kanaatini taşımıyorum. Çünkü onların çerçevesini çizdiği ihanet komisyonuna oturmadık. Şimdi onların kuracağı masaya oturmayacağımızı herkesten iyi bilirler' diye yanıt verdi. (DHA)