Umutcan ÖREN/ ANKARA, (DHA)- CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, 'Avrupa'nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa şunu bilsinler ki Türkiye sokakta bulunmamıştır. Sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir' dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından basın toplantısı gerçekleştirdi. Erdoğan, konuşmasının başında Zonguldak'ta meydana gelen patlamada hayatını kaybeden 3 madenciye ve Ankara'da askeri araç kazasında şehit olan askere Allah'tan rahmet diledi. Erdoğan, 'Toplantımızda iç siyasete, ekonomiye, güvenliğe ve dış politikaya dair güncel gelişmeleri istişare ettik. Bölgemizde istikrarsızlığın arttığı, yeni gerilim alanlarının baş gösterdiği bir dönemde hükümet olarak ülkemizi istikrar ve kalkınma yönünde tutmaya devam ediyoruz. Dünyanın gidişatı, ülkemizdeki huzur ve istikrar ortamının korunmasının Türkiye için önümüzdeki dönemde daha önemli hâle geleceğini gösteriyor. Hangi görüşe, kökene, mezhebe mensup olursa olsun vatandaşlarımızın bu huzur ve istikrar ortamının korunmasında en az bizim kadar titiz davrandığını biliyor, milletimize sağduyusu için teşekkür ediyorum. Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında tüm imkânlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek, akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz. Balkanlardan Türk cumhuriyetlerine, nerede bir kardeşimiz, soydaşımız, dostumuz varsa her platformda haklarını en güçlü şekilde savunuyoruz. Komşularımızdan başlayarak hemen her ülkeyle dostane ilişkiler, karşılıklı saygıya dayalı iyi ilişkiler tesis etmenin gayretindeyiz. Bununla kalmıyor, uzun yıllar farklı sebeplerle kısıtlı münasebetlerimizin olduğu ülkelerle yeni ortaklıklar kurmaya ağırlık veriyoruz. Son toplantımızdan bu yana uluslararası ilişkiler bağlamında Türkiye'nin etki alanını genişleten gelişmelere hep beraber şahitlik ettik' ifadelerini kullandı.
'CUMHURİYETİMİZİN 103'ÜNCÜ YILINI TÜRK DÜNYASINDAN KONUKLARIMIZLA KUTLAYACAĞIZ'
Erdoğan, çarşamba günü Kazakistan Cumhurbaşkanı Sayın Tokayev'i Ankara'da misafir edeceğini hatırlatarak, 'Cumhuriyetimizin 103'üncü yıl dönümünü ise Türk dünyasından seçkin konuklarımızla büyük bir coşkuyla kutlayacağız. Aynı gün Cumhurbaşkanlığı Külliyemizin incisi olan Beştepe Millet Ormanı'nı halkımızın kullanımına açacağız. 30 Ekim Cuma günü, aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatının 13'üncü zirvesine yine Ankara'da ev sahipliği yapacağız. Türk dünyası olarak sarsılmaz kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına, inanıyorum ki yine birlik ve beraberlikle dikileceğiz. Ardından nasipse Güney Kore ziyaretimiz olacak. Seul dönüşünde de çok sayıda devlet ve hükûmet başkanının katılımıyla COP31 Zirvesi'ni Antalya'da tertipleyeceğiz. İnşallah bu ziyaret ve zirveleri, Türkiye'nin bölgesel ve küresel rolünü daha da güçlendirmek için en verimli şekilde değerlendireceğiz' dedi.
'DOĞU AKDENİZ'DE BİRİLERİNE GOL ATMANIN DERDİNDE DEĞİLİZ'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, meselelere Türkiye devlet geleneğinin zaviyesinden baktıklarını belirterek, 'Günü kurtarmanın değil, istikbali inşa etmenin peşindeyiz. Bunun en somut örneği Libya politikamızdır. En zor zamanlarında kardeş Libya halkının yanında dimdik durduk. Kardeşlik hukukumuzun gereğini yerine getirmeye çalıştık. Biliyorsunuz, 27 Kasım 2019 tarihinde Libya Milli Mutabakat Hükümeti ile stratejik önemi haiz deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatı imzalamıştık. Bu mutabakat, Türkiye ve Libya'nın Doğu Akdeniz'deki meşru haklarını garanti altına alan büyük bir adım olmuştur. Geçen hafta güzel bir gelişme daha yaşandı. Mutabakat, Libya Temsilciler Meclisi tarafından oy birliğiyle onaylandı. Oy birliğinin yanı sıra şurası ayrıca takdire şayandır: Türkiye'nin ilk günden beri savunageldiği tek Libya, tek devlet ilkesinin mutabakat özelinde vücut bulması gerçekten çok kıymetlidir. Kararın bir diğer önemli yönü, Libyalı kardeşlerimizin siyasi farklılıklarına rağmen milli menfaatlerine dair hususlarda müşterek hareket etmesidir. Bu ruhun gelişmesini, Libya'nın müreffeh ve güvenli geleceği adına son derece umut verici buluyorum. Şunu burada tüm kalbimle ifade etmek istiyorum. Biz, huzura, refaha, güvenliğe giden yolun birlik ve beraberlikten geçtiğine inanıyoruz. Bunun için coğrafyamızın tamamında ihtilafları azaltmanın, ittifakları büyütmenin samimi çabası içindeyiz. Türkiye olarak ne Libya'da ne de bir başka İslam beldesinde ayrılık, gayrılık görmek istemiyoruz. İnşallah bu arzumuz Libya'da da kuvveden fiile geçecektir. Türkiye, bunun için tüm aktörlerle diyalog içinde olmaya devam edecektir. Mutabakatın onaylanması sonrasında Avrupa Birliği başta olmak üzere verilen tepkilerin hiçbir meşru gerekçesi yoktur. Bizim Doğu Akdeniz'le ilgili politikamız çok nettir. Biz Doğu Akdeniz'de, tabiri caizse, birilerine gol atmanın peşinde değiliz. Sadece deniz yetki alanı, hak ve menfaatlerimizi korumanın derdindeyiz. Anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle ele alınmasını ve bütün kıyıdaşlarla diyalog yoluyla çözülmesini savunuyoruz. Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm aktörlerin de aynı yapıcı iradeyi sergilemelerini bekliyoruz' diye konuştu.
'TÜRKİYE, KENDİSİNE OPERASYON ÇEKİLMESİNE MÜSAADE ETMEZ'
Gerçeklerden kopuk agresif söylemlerin hiç kimseye faydası olmayacağını ifade eden Erdoğan, 'Türkiye, bu tür söylemlere prim veren, onlara göre politika belirleyen bir ülke zaten değildir. Bizim siyasette de dış politikada da tek pusulamız Türkiye'nin çıkarlarıdır. Ucunda bedel ödemek dahi olsa Türkiye için, Türk milleti için doğru olanı, hayırlı olanı yapmakta asla tereddüt göstermeyiz. Türkiye'yi Doğu Akdeniz'den dışlamaya çalışanlara, ülkemiz ile Libya'nın ortak iradesine saygı gösterilmesini beklediğimizi tekrar hatırlatıyorum. Libya Temsilciler Meclisi'ndeki kardeşlerimize ve kardeş Libya halkına en kalbi selamlarımı yolluyorum. Rabbim dayanışmamızı daim eylesin, diyorum. Mutabakat dolayısıyla bizi kıyasıya eleştiren, 'Libya'da ne işimiz var' diyen siyasetçilerin bugün hakkımızı teslim eder noktaya gelmelerini Türk dış politikası, Türk siyasetinin geleceği adına kıymetli bulduğumu özellikle ifade ediyorum. Bakınız, daha önce de söyledim. Siyaseti demokratik zeminde, mutabakat içinde rekabetten çıkarıp adeta bir husumetliler kavgasına dönüştürmek, yanlış olduğu kadar tehlikeli bir yaklaşımdır. Son günlerde muhalefetin diline doladığı, kime ve neye hizmet ettiği belli olmayan ama Türkiye'ye hizmet etmediği çok aşikâr olan savaş jargonunu bu sorumsuzluğun en bariz örneklerinden biri olarak görüyorum. Türkiye, hamdolsun, her karışında sulhü sükunun hakim olduğu bir ülkedir. Türkiye, 86 milyonun birlik ve dirlik içinde kardeşçe yaşadığı, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir. Fakat Avrupa'nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa şunu bilsinler ki Türkiye sokakta bulunmamıştır. Sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir. Basın özgürlüğü bahanesiyle hükümetimize saldıranlar, nümayişle suç bastırmaya çalışmadan önce, eğer yapabiliyorlarsa, çıksınlar, sarf ettikleri kirli ilişkileri açıklasınlar. Kimse kusura bakmasın. Daha düne kadar meydanlarda basın kuruluşlarını, gazetecileri, televizyon kanallarını alenen tehdit edenler bize basın özgürlüğü dersi veremezler. Bizim ne basın özgürlüğüyle ne de eleştirel seslerle bir sorunumuz vardır. Türkiye, medya çeşitliliği açısından dünyanın en ileri ülkelerinden biridir. Avrupa'da televizyon kanalı sayısı itibarıyla ülkemiz ilk sıralarda yer alıyor. Her görüşten yüzlerce televizyon kanalı, binlerce radyo kanalı ülkemizde özgürce yayın yapıyor. Hakaret, yalan ve dezenformasyon içermediği sürece isteyen istediğini söylüyor, yazıyor, konuşuyor. Biz de bunu Türkiye'nin sosyolojik çeşitliliğinin bir sembolü olarak görüyor, farklı sesleri memnuniyetle karşılıyoruz. Ama dünyanın bütün demokratik ülkeleri gibi Türkiye de alengirli ilişkiler üzerinden kendisine operasyon çekilmesine müsaade etmez, edemez' dedi.
'HEPİMİZİN ÖNCELİĞİ TÜRKİYE OLMALIDIR'
Erdoğan, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
'Şu temel hakikati tekrar hatırlatmak isterim. Bizler ister iktidarda ister muhalefette olalım, hepimiz ülkeye ve millete hizmet etmekle mükellef insanlarız. Makamlarımız, unvanlarımız, bugün sahip olduğumuz payelerin tamamı milletimizin kendisine hizmet için bizlere verdiği vasıtalardan ibarettir. Hepimizin önceliği Türkiye olmalıdır. Ülkemizin huzuru ve istikrarı olmalıdır. Millet olarak uzun yıllar sonra çok zor yakaladığımız istikrar ve güven ortamını bozmak için ellerini ovuşturanlara fırsat vermemeliyiz.'
'KAMU KAYNAKLARINI DAHA ETKİN KULLANACAĞIZ'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Teklifi'ni geçen hafta TBMM'ye sunduklarını hatırlatarak, 'Gideri 27 trilyon 276 milyar lira geliri 23 trilyon 408 milyar lira olarak hesaplıyoruz. Refahı ve sosyal adaleti merkeze alarak hazırladığımız 2027 yılı bütçesiyle ülkemizin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini artıracak, ekonomimizi dış şoklara karşı inşallah daha dayanıklı hâle getireceğiz. Makroekonomik istikrarımızı koruyacak, dezenflasyon sürecini hızlandıracak ve kamu kaynaklarını daha etkin kullanacağız. Tüm bunları yaparken ekonomide kırmızı çizgimiz olan yatırım, istihdam, üretim ve ihracatımızı güçlendireceğiz. Şehirlerimizi deprem başta olmak üzere doğal afetlere karşı dirençli hâle getirmekte kararlıyız. Bunun için 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artırarak 276 milyar liraya çıkardık. Sosyal konut ödeneğini yüzde 150 artırarak 250 milyar liraya yükselttik. Deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dayanıklılığın artırılması amacıyla 2027 bütçesinde 769 milyar lira ayırdık. 2026 yılı sonu itibarıyla depremden etkilenen illerimiz için yaptığımız harcama, güncel fiyatlarla 5,4 trilyon liraya ulaştı' dedi.
'EMEKLİLER BAŞIMIZIN TACI'
Erdoğan, emeklilerle ilgili düzenleme yapılacağını belirterek, 'Emeklilerimizin yaşadığı zorlukların farkında olduğumuzu daha önce pek çok defa samimiyetle ifade ettik. Bu konuda her zaman yapıcı olmaya, şartları zorlama pahasına elimizden geleni yapmaya gayret ettik. İnşallah 2027 bütçesinde başımızın tacı olan emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkânları oluşturuyoruz. Bunun için ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeyi adalet ve hakkaniyet çerçevesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisimizin de takdiriyle, sene sonuna kadar hayata geçirmeyi ümit ediyoruz. Tarım, ülkemiz için stratejik önemi yüksek bir sektördür. Tarıma toplam 1 trilyon 305 milyar lira, reel sektör desteklerimize ise tarımsal krediler sübvansiyon desteği hariç 658 milyar lira ayırdık. 2 trilyon 206 milyar lirası savunma, 1 trilyon 248 milyar lirası iç güvenlik olmak üzere savunma ve güvenlik harcamalarımız için toplam 3 trilyon 454 milyar lira belirledik. Büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ise 2 trilyon 384 milyar liralık kaynak tahsis ettik. 2027 yılı bütçemizin yüzde 10,4'üne karşılık gelen 2 trilyon 849 milyar lirayı ise yatırımlara ayırdık' diye konuştu.
'BÖLGEMİZDE YENİ ÇATIŞMA ALANLARI GÖRMEK İSTEMİYORUZ'
Erdoğan, İran'a saldırı ihtimalinin akaryakıt fiyatlarının yükselmesine neden olduğunu vurgulayarak, 'Temennimiz bölgemizi yeni bir şiddet sarmalına sürükleyecek her türlü adımdan uzak durulmasıdır. Biz bölgemizde yeni gerilim ve çatışma alanları görmek istemiyoruz. Biz başkalarının çıkarttığı savaşın bedelini de ödemek istemiyoruz. Her ne kadar ekonomimiz, bölgemizi sürekli diken üstünde tutan bu büyük badireyi mümkün olan en az hasarla atlatacak kapasiteye sahip olsa da bölgemizin en büyük ihtiyacı artık istikrar ortamının egemen olmasıdır. Asırlardır medeniyetlere ev sahipliği yapmış, insanlık tarihine yön vermiş bu kadim coğrafya barışı, istikrarı, güvenliği fazlasıyla hak etmektedir. Bizim için burada önemli olan, istikrarı kaybetmeden, rotadan şaşmadan, tempomuzu düşürmeden bu yolda gayretlerimizi artırarak sürdürmektir. Bugün farklı sebeplerle yaşadığımız zorlukları elbette aşacağız. Birbirimize inanıp güvenerek inşallah aydınlık yarınlarımızı birlikte inşa edeceğiz' ifadelerini kullandı. (DHA)




